Bağışıklık Sistemi


Stajyer Dr. Merve Karaal, SANKO Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Bağışıklık sistemi (immün sistem), vücudumuza zarar verebilecek organizmalara karşı bizleri koruyan bir kalkan ve saldırı sistemi olarak görev yapar. Çok benzer özellikteki hücreleri bile ayırt ederek, kanser hücrelerinin ortadan kaldırılmasında dahi rol oynar. Enfeksiyonlara karşı bir savaş mekanizması olmasının yanında doku yenilenmesi, metabolizma, termoregülasyon, uyku ve zihin sağlığı gibi birçok fizyolojik sistemi de barındırır.


İmmün sistem, “doğal” veya “edinilmiş” olmak üzere iki başlık altında sınıflandırılabilir. Nonspesifik olarak da isimlendirilebilen Doğal İmmün Sistem, savunmanın birinci ve ikinci hattını oluşturur, kalıtsaldır. Birinci savunma hattında amaç zararlı mikroorganizmanın vücuda girişinin engellenmesidir. Derinin salgıladığı ter ve yağ ile pH’ın düşürülerek mikroorganizmaların vücuda girişinin engellenmesi, midedeki HCl ve çeşitli enzimlerle mikroorganizmaların yok edilmesi, solunum yollarındaki mukus ile mikroorganizmaların vücut dışına atılması, göz yaşı gibi çeşitli vücut sıvılarında bulunan lizozim enzimleriyle mikroorganizmanın parçalanması birincil savunmaya örnek olarak verilebilir. Savunmanın ikinci hattında ise, fagositler (nötrofil, monosit ve doku makrofajları), doğal katil hücreler, interferonlar ve inflamasyon yer alır. Doğal katil hücreler salgıladıkları lizozim enzimiyle birlikte virüs bulaşmış hücreleri veya kanser hücrelerini parçalarken interferonlar ise virüsle enfekte olmuş hücrelerden salgılanan protein yapıdaki maddelerdir ve komşu hücrelere yayılarak virüsün yayılmasını engeller. İnterferonlar aynı zamanda fagositik hücreleri de uyararak savunmaya yardımcı olurlar. İnflamasyon, dokuda meydana gelen önemli savunmalardan biridir. İnflamasyonun komponentleri; şişlik, kızarıklık, ısı artışı ve ağrıdır. Hasarlanan dokudaki bazofil ve mast hücrelerinden salgılanan histamin kan akımını hızlandırır ve kılcal damarlardan dokuya madde geçişini arttırır. Bunların sonucu olarak dokuda kızarıklık ve ödem meydana gelir. Salgılanan kimyasal faktörler (histamin, bradikinin, serotonin ve lökotrienler) ağrı reseptörlerini uyarır ve fagositleri dokuya çeker.


Kazanılmış immün sistem doğal immün sistem tarafından aktive edilir. Genel savunmanın üçüncü hattını oluşturur. Humoral ve hücresel olmak üzere 2 gruptan oluşur.


Humoral bağışıklık, vücut sıvılarında yer alan bazı sistemler tarafından oluşturulan bağışıklıktır. Ana çalışma mekanizması antikorlar aracılığıyladır. Antikorlar, bir tür beyaz kan hücresi olan B lenfositlerinden köken almış plazma hücreleri tarafından üretilen, mikroorganizmaların etkisiz hale gelmesinden rol oynayan protein yapılı maddelerdir. Her antikor, antijen olarak adlandırılan yabancı mikroorganizmanın, spesifik bölgesini tanıma özelliğine sahiptir. Bu sebeple edinsel immün sistem, özgül immün sistem olarak da adlandırılabilir.


Antikorlar temel olarak toksin nötralizasyonu, virüs nötralizasyonu ve bakteriyel adhezyon nötralizasyonunda görev alırlar. Toksinlerin etkilerini gösterebilmesi için tutunmaları gereken konak yerine, birleşim yerlerine özgül olan antikorlar ile birleşmesi, toksinin konak üzerinde etki göstermesini engeller. Bu şekilde çalışan antikorlara nötralizan antikor adı verilir. Konak hücreye spesifik molekülleri ile tutunan virüslerin tutunma yerlerini kaplayan antikorlar da aynı şekilde nötralizasyon yaptığında virüslerin hücreye girmesi engellenmiş olur. Hücreye girmesi engellenen virüs çoğalamaz ve bu şekilde bir enfeksiyona yol açamaz.


Immunglobulinler (Ig), plazma hücrelerinden salınan ve antikor olarak görev yapan glikoprotein yapılı moleküllerdir. Çoğunlukla kan plazmasında, daha az sıklıkta ise dokularda ve hücreler arası sıvıda bulunurlar. IgG, IgE, IgD, IgM ve IgA olmak üzere 5 çeşit immünglobulin vardır.


Temel olarak 2 ağır zincir ve 2 hafif zincirden meydana gelirler, Zincirler arasında ve zincir içlerinde disülfit bağları vardır. Bu zincirler sabit ve değişken kısımlardan oluşurlar. Basit olarak “Y” şeklinde yerleşmiştir. Katlanma bölgesi (menteşe bölgesi), zincir içi disülfüt bağlarını içerir, sistein ve prolin (aminoasitler) açısından zengindir. Bu sayede antikor esneklik kazanır. Fonksiyonel olarak antijen bağlanma bölgesi (Fab), Hücreye bağlanma bölgesi (Fc) ve kompleman bağlanma bölgesi içerirler. IgG ve IgM kompleman bağlama özelliğine sahiptir.


Kompleman sistemi, doğal ve edinilmiş bağışıklık sistemi içinde yer alır. C1q, C1r, C1s , C2, C3 ,C4, C5, C6, C7, C8 ve C9 olmak üzere 11 komponentten oluşur. Görevi, antikorlara veya fagositlere patojenleri organizmadan temizleyemeye yardım etmektir. Sistem 3 farklı yoldan aktive edilebilir; klasik yol, alternatif yol ve lektin bağımlı yol. Sistem aktive olduğunda; sitoliz (hücre içine geçen su ve kalsiyum gibi maddeler sebebi ile hücrenin şişip patlaması), kemotaksis (fagosit göçü), opsonizasyon (fagositozun güçlendirilmesi) ve inflamasyon meydana gelir. Bunların sonucunda patojen etkisiz hale getirilir.


Hücresel bağışıklık, T lenfositleri tarafından oluşturulur. Antikorlar komplekslerini içermez. T lenfositler antijenleri makrofajlar yardımızyla tanır ve doğrudan temas ederek yok eder. Kanserli hücreler, parazitler, mantarlar, bakteri ve virüs ile enfekte olmuş hücreler üzerine etkilidir. T hücreler yardımcı (helper), sitotoksik ve supresör olmak üzere 3 çeşittir. Helper hücreler regülatör olarak görev alır. Salgıladıkları maddeler ile makrofaj, B lenfositler, Sitotoksik T hücreler, Supresör T Hücreler ve Doğal Öldürücü Hücrelerin etkinliğini arttırır. Sitotoksik T hücreler, direkt cevapta görev alır, enfekte olmuş hücreleri yok eder. Supresör hücreler ise immün cevabın kapatıcılarıdır; B hücrelerin, Sitotoksik T Hücrelerin ve Helper Hücrelerin aktivitesini baskılar.


Kemik iliğinde üretilip, timüs bezinde olgunlaşan T lenfositler, üzerlerinde T hücre reseptörleri (TCR) ve antijen bağlanma bölgeleri içerir. Bir antijen T hücresine yalnızca TCR üzerinden bağlanabilir ve bu bağlantının kurulabilmesi için antijenin MHC molekülüne bağlı olması gerekir. MHC molekülleri, Majör Histocompatability Complex olarak adlandırılır. Özgül proteinler içerir ve glikoprotein yapıdadır. MHC1 ve MHC2 olmak üzere 2 çeşittir. MHC1, hücre yüzeyinde bulunur ve yalnızca Sitotoksik T Hücreler tarafından tanınabilir. Bir hücre bir patojen tarafından enfekte edildiğinde, hücre içinde çoğalan patojenler MHC1 tarafından tutulur ve sitotoksik t hücreye sunulur. MHC1 ve Sitotoksik T Hücre bağlandığında, enfekte olmuş hücre yok edilir. MHC2 ise; B hücre, Sitotoksik T Hücre ve Dendritik Hücre gibi bazı immün hücrelerde bulunur ve yalnızca Helper T Hücreler tarafından tanınır. Örneğin antijen yutmuş bir makrofajda bulunan MHC2 glikoproteini, antijeni T Helper Hücreye sunar ancak hücre T Helper tarafından yok edilmez. T helper hücreler direkt olarak hücre yok edilmesinde yer almaz, salgıladıkları maddeler ile immün cevapları arttırırlar. Salgılanan sitokinlere örnek olarak B Hücre Büyüme Faktörü, nötrofil ve makrofajları çeken kimyasallar, eozinofil ve IgE artışı ve Interlökin2 (IL2) verilebilir. IL2; plazma hücreleri, T Helper Hücre, T Sitotoksik Hücre ve B hücresi artışına sebep olan bir çeşit sitokindir.






Kaynakçalar

1. Rajat K. De and Namrata Tomar (eds.), Immunoinformatics, Methods in Molecular Biology, vol. 1184, DOI 10.1007/978-1-4939-1115-8_1,

2. İmmünoloji- Bölüm Dört, İmmünglobulinler- Yapı Ve Fonksiyonları, Gene Mayer, PhD , Emertius Professor of Pathology, Microbiology and Immunology, University of South Carolina, https://www.microbiologybook.org/

3. Peake JM, Neubauer O,Walsh NP, Simps RJ, Recovery of the immune system after exercise, Appl Physiol 122: 1077–1087, 2017. First published December 1, 2016; doi:10.1152/japplphysiol.00622.2016.

72 görüntüleme

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

Bizi Takip Et
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi