Glokom’a Genel Bir Bakış


Aylin Baytöre - İstanbul Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi

Ana risk faktörünün göz içi basıncının artması olan bu durum, göz sinirlerinde fonksiyon bozukluğu olarak tanımlanır. Glokom, dünya çapında geri dönüşü olmayan körlüğün önde gelen nedenidir. Retinal ganglion hücrelerinin kaybı ile karakterizedir. [1,7]


Glokomun biyolojik temeli ve ilerlemesine katkıda bulunan faktörler tam olarak karakterize edilmemiştir. Birincil hasarın meydana geldiği yerin ganglionun hücre gövdesi mi yoksa aksonları mı olduğu tartışması devam etmektedir. [1,5]


Farklı sınıflandırma çeşitleri mevcuttur. Temelde açık açılı, sekonder açık açılı, açı kapanması ve konjenital glokom olarak sınıflandırabiliriz. En sık görülen form primer açık açılı glokomdur (açık açılı glokomun alt başlıklarından biri). Görme alanı kaybının ilerlemesi normal tansiyonlu glokomda daha yavaştır. Açık açılı glokom daha hızlı görme kaybına yol açar. Optik sinir hasarı oluştuğunda tamir edilemez. [1,7]


Genel Risk Faktörleri


1- Glokom için en önemli risk faktörü yüksek göz içi basıncıdır (GİB). Ortalama GİB 16±3 mmHg dır. Ancak GİB artışı olan tüm hastalarda glokom gelişmeyeceği gibi tüm glokomlu hastaların da GİB değerinin yüksek olmadığını söylememiz gerekir. Her bireyin basınç seviyelerine olan hassasiyeti farklıdır. Bu değerin 21’den daha yukarda olduğu bireylerde risk, 21’den küçük olanlara göre 3-4 kat daha fazladır. [3]

2- Glokom her yaşta görülebilen bir hastalıktır ancak yaşın artışı riski beraberinde getirir. [4]

3- Uzağı net görememe olan miyop risk faktörleri arasında yer alır. Miyop derecesi arttıkça glokom gelişme ve ilerleme riski de artmaktadır. [4]

4- Aile öyküsü olası risk faktörlerindendir. Tüm birincil açık açılı glokomlu hastaların yaklaşık yarısının aile öyküsü pozitiftir. Bununla beraber birinci derece akrabaları yaklaşık 9 kat artmış glokom riskine sahiptir. [4]

5- Irk faktörü; siyah ırkta daha fazla rastlanmaktadır ve kontrol edilmesi daha zordur. [5,7]

6- Diyabetes Mellitus yani şeker hastalığı olan bireylerde riskin daha fazla olduğu düşünülmektedir. Ancak bu konuda farklı görüşler bulunmaktadır. [4]

7- İlaç kullanımı, özellikle sistemik ve topikal kortikosteroid kullanımı burada dikkat çekmektedir. [5]

8- Vasküler faktörler glokomatöz hasara 2 şekilde katkıda bulunabilir. Laminar yapılarda azalmış kan akışı hasarın birinci bölgesine, retina kan akışının azalması ise retinal ganglion hücrelerinin kaybına katkıda bulunabilir. Hipertansiyon, vazospazm ve hipotansiyon gibi çeşitli dolaşım bozuklukları risk faktörlerindendir. [3,4,6]


Tanı Yöntemleri


Göziçi Basıncın Ölçümü: En pratik GİB ölçüm yöntemidir. Ancak ölçüm gonyoskopi ve pupil dilatasyonundan önce yapılmalıdır. Birkaç kez GİB ölçümü yapılmalıdır çünkü korna kalınlığı gibi birçok faktör bu değeri etkileyebilir.


Kornea kalınlığı glokom tanısında büyük önem taşır. GİB kalın kornealarda daha yüksek değerde çıkacaktır. Bu sebeple glokom şüphesi olan her hastada santral kornea kalınlığı ölçülmelidir. [3]


Optik disk muayenesi: Oftalmoskopik muayene ve optik sinir başı fotografisi gibi yöntemleri vardır.


Gonyosopi: Bu incelemede özel mercekler kullanılır. Bu yöntemle ön kamera açısı muayene edilir. Tanıdan ziyade glokom tipini ayırt etmede yardımcıdır. [3,8]


Görme Alanı Muayenesi: Diğer bir adıyla perimetri, pek çok göz ve sistemik hastalık tanısında kullanılır. Temelde, sabit olarak aydınlatılmış zeminde bir uyaranın görülebilmesi için gerekli olan en az ışık miktarı ölçülür. Beyaz zeminde beyaz uyaran kullanılarak yapılır. [3,8]


Tedavi


Temel amaç hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve yaşam kalitesini korumaktır. Göz içi basıncın düşürülmesi glokom tedavisinde kanıtlanmış tek yöntemdir. İlk hedef basınçta %20 ila %50 azalma sağlamaktır. Ancak hedef basıncın hastalığın gelişimine bağlı olarak yeniden değerlendirilmesi gerekebilir. [5]


Hedeflenen göz içi basıncına en az ilaç ve minimum yan etkilerle ulaşılmak istenir. Bunun için birkaç ilaç sınıfı mevcuttur. Genel olarak prostaglandin analogları tedavide ilk basamaktır. Bu grup ilaç dışarı akış direncini azaltarak basıncı düşürür. Sistemik yan etkilerinin az olduğu bilinir ancak konjunktival hiperemi, kirpiklerin uzaması ve göz renginde koyulaşma, perioküler cilt pigmentasyonu gibi lokal yan etkilere neden olabilir. [5]


Diğer grup ilaçlar göz içi basıncı düşürmede daha az etkilidir. İkinci basamak ajan olarak bilinirler. Prostaglandin analoglarının kullanılamadığı durumlarda önem taşırlar. Prostaglandin analogları hem gece hem de gündüz göz içi basıncını düşürürler. B-adrenerjik blokerler ve a-adrenerjik agonistler gibi diğer ilaçlar sadece gündüz etkilidir. B-adrenerjik blokerlerin çeşitli sistemik yan etkileri olabilir astım, bradikardi veya KOAH hastalarında kullanılması uygun değildir. [5]


Topikal ilaçların sistemik absorpsiyonunu azaltmak için hastalara ilaç damlatıldıktan sonra 2 dakika boyunca göz kapağını kapatamsı önerilir.


Sonuç


Glokomda GİB düşürülerek ganglion hücrelerindeki hasar önlenmeye çalışıldığını daha önceden söylemiştik. Bunun için ilaç, lazer ya da cerrahi gibi tedavi seçenekleri vardır. Tercih hastanın durumuna ve yarar zarar oranına bakılarak karar verilir. Kabul edilebilir yan etkiler dahilinde yeterli göz içi basıncı düşüşü ilaçla sağlanamadığı durumlarda lazer veya kesi ameliyatları endikedir. Bazı hastalarda ameliyat birinci tedavi olabilir. Her hasta için emniyetli basınç seviyesi farklı olduğu için tedavi bireyselleştirilmiş olmalıdır. [2,5]


Açık açılı glokom erken dönemlerde asemptomatik olduğundan tanı çoğunlukla görme hasarı oluştuktan sonra konmaktadır. Görme bozukluklarının ortaya çıkması aylar bazen yıllar sürebilir. Kişinin dayanıklılığına bağlı olarak değişiklik gösterecektir. Semptomlar ortaya çıktığında yaşam kalitesi ve araba kullanma gibi günlük aktiviteleri gerçekleştirme becerisinde azalma ile görme kaybına neden olur. Hastalık ilerledikçe glokomlu insanlar aydınlık bir odadan daha karanlık bir odaya geçmekte, basamakları ve kaldırımları algılamakta zorluk çekerler. Özellikle 40 yaş üzerinde oluşan glokom yıllar içinde sinsi ilerler. Belirli aralıklarla yapılacak göz muayeneleri hastalığın erken tanısı ve tedavisinde büyük önem taşır. [3,5,8]





Referanslar

1-Agarwal, R., Gupta, S., Agarwal, P., Saxena, R., & Agrawal, S. (2009). Current concepts in the pathophysiology of glaucoma. Indian Journal of Ophthalmology, 257-266.

2-GESOĞLU, D., DÜRÜK, D., & ÖZYOL, D. (2007). Schlemm Kanalı Cerrahisi. Turkiye Klinikleri J Ophthalmol, 257-263.

3-İZGİ, B. (2012; 25). Glokom. Klinik Gelişim, 7-11.

4-McMonnies, C. W. (2016). Glaucoma history and risk factors. Journal of Optometry.

5-RoWeinreb, R., Aung, T., & Medeiros, F. (2014). The Pathophysiology and Treatment of Glaucoma. JAMA, 1901-1911.

6-Schmidl, D., Schmetterer, L., Garhöfer, G., & Cherecheanu, A. (2015). Pharmacotherapy of Glaucoma. Journal of Ocular Pharmacology and Therapeutics, 63-77.

7-Shah, D., & Wormald, R. (Jun9, 2011). Glaucoma. PMC.

8-Şimşek, D., Elgin, D., & Ocakoğlu, D. (tarih yok). Primer Açık Açılı Glokom. Türk Oftalmoloji Derneği.

55 görüntüleme

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

Bizi Takip Et
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi