Kanser Metaforları


Nagehan Uzuner - İstanbul Bilgi Üniversitesi, İletişim Bilimleri Doktora Programı

Burada bahsi geçen hastalık kavramı fiziksel olarak hastalığın kendisi olmayıp, ağırlıklı olarak hastalıklara atfettiğimiz metaforların kendisidir. Metaforlar dili süsleyen, onu kuru yapısından daha nemli ve ıslak bir hale getiren, yapışkan ve bütünleşik kavramlardır. Kansere, diğer hastalıklardan ziyade başa gelen en kötü ve karanlık şey olarak bakılmasında üretilen metaforların rolü büyüktür. Tam olarak bu sebeplerden dolayı pek çok kanser hastası kanser tanısını öğrendikten sonra duygusal olarak çeşitli sıkıntılar yaşamaktadır. Tüberküloz, frengi, AIDS ve kanser gibi insanlığın mücadele ettiği yaygın hastalıkların metaforları edebiyat, tiyatro ve diğer görsel sanatlar aracılığıyla yeniden üretilir. Kalp hastalıkları gibi bazı hastalıklar hakkında kamusal alanda çekincesiz bir şekilde konuşulurken, AIDS ve kanser gibi hastalıklar hakkında daha dikkatli ve bazen de sessizce konuşulduğu olur. Çünkü kalp krizi geçirmiş olmanın utanılacak hiçbir yanı yokken AIDS ya da kanser tanısı almanın neredeyse ölümün kendisiymiş gibi görülmesi bu hastalıkların utanç ve azap verici olduklarına dair söylemler üretilmesine sebep olur. [1]

Kanser Tarihçesi

Ölümcül bir hastalık olan tifo, kirli su kaynaklarının temizlenmesiyle bir süre sonra ortadan kalkar. Dış etkenlerin düzenlenmesiyle yok edilen tifonun yanı sıra kanser ise sahip olduğu dinamikler bakımından kendine has bir hastalıktır. İnsan hastalıklarının arasındaki en acımasız ve düşmanca olanı olarak betimlenen kanser, medyada kimi zaman boş umut, amansız derde bulunan çare ve sıklıkla bilim insanları tarafından iyileştirilebilir bir hastalık olarak anılır. Modern tıbbın doğuşunun ardından bilgi iletişim teknolojilerinin de gelişimiyle kanserin görünürlüğü artmaya başlar. İnsanlık, kanserle ilgili metaforların da yeni olması sebebiyle kanseri modern bir hastalık olarak görmeye başlar. Peki kanserin tarihçesine bakacak olursak bu hastalık tam olarak kaç yaşında olabilir? Tıp literatüründeki ilk kanser sözcüğü; Yunanca’da yengeç anlamına gelen karkinos (kanser) olarak Hipokrat tarafından MÖ 400’lü yıllarda ortaya atılır. Hipokrat’ın karkinosu daha çok çıplak gözle görülebilen meme, deri ya da boyundaki yüzeysel tümörleri betimler. Bu döneminde henüz mikroskop keşfedilmediği için kanserin; hücrelerin kontrolsüz çoğalması gibi bir tanımı yoktur. Ancak ressamlarla işbirliği yapan Ortaçağ anatomistleri damar yollarının, sinirlerin ve lenflerin ayrıntılı bir şekilde çizimlerini hazırlayarak bunları kitaplar halinde yayımlarlar. Tümörleri açıklamak için kullanılan onkos sözcüğü ise soyut anlamıyla kütle ya da yük anlamına gelir. Bu sözcüğün sıklıkla kullanımının ardından kanser de vücudun taşımak zorunda olduğu bir yük anlamına gelmeye başlar. Bilinen en eski yazılı kaynaklardan biri tahminlere göre MÖ 17. yüzyıla ait ve bu aslında MÖ 2500 tarihli orijinal bir elyazmasının kopyasıdır. Mısır’daki bir sokak satıcısı tarafından ortaya çıkartılan bu kaynak bir papirüstür ve memedeki kabarık ve sert kitle tanımıyla kabaca kanseri tanımlar. Kanserin antik tarihine Peru’da bir mezarlıkta yapılan araştırmayla ortaya çıkan bin yıllık bir osteosarkom vakası da ışık tutar. MS 160’larda Roma’da hekimlik yapan Galen ise Hipokrat’ın hastalıkları bazı sıvıların fazlalığı temelinde sınıflandırdığı “dört sıvı kuramı”nı yüzyıllar boyunca tıpta etkisi sürecek şekilde ileriye taşır. [2] Yüzyıllar boyunca yapılan otopsi çalışmaları, radikal cerrahilerde çığır açan anestezi kullanımının ve mikroskobun keşfi, patoloji ve ilaç endüstrisi alanındaki çalışmalarla kanser konusundaki gelişmeler hız kesmeden günümüzde de devam eder.

Kanserin kendisi tamamen patolojik bir sorundur ve yalnızca tek bir hastalığın adı değildir. Kanser pek çok hastalığa verilen ortak bir addır. Bu hastalıkların hepsine birden kanser dememizin en önemli sebebi ise paylaştıkları ortak özelliktir. Kanser, anormal hücre çoğalması, yani hücrelerin bölünmek üzere özerk irade kazandığı patolojik hiperplazi hastalığıdır. [2,3] Kanserlerin hepsinin muzdarip oldukları yegane şey; kontrol edilemeyen patolojik hücre bölünmesi ve hücrelerin hızla çoğalmasıdır. Kanserler organlardan organlara göç ederek metastaza meylederler. Tüm diğer hastalıklardan farklı olarak bu göç edebilme özellikleriyle de temel işleme ilkelerini kendi yararlarına kullanmada son derece başarılıdırlar. Tıptaki birçok gelişmeye rağmen, kanser günümüzde hala en yaygın ölüm nedenlerinden biridir. Dolayısıyla kanser söyleminde, genellikle kanserin evrelerinin sonunda varılacak yerin ölüm olduğu vurgulanır. Sontag’ın Bir Metafor Olarak Hastalık kitabında da kanserin kemirgen, yok edici ve ölümcül olduğunun altı çizilir. [1,4]

Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre kanser, dünya çapında bilinen ikinci önde gelen ölüm nedenidir. 2018'de her 6 ölümden birinin sebebi olarak yaklaşık 9,6 milyon ölüme yol açmıştır. Akciğer, prostat, kolorektal, mide ve karaciğer kanseri erkeklerde en sık görülen kanser türleriyken; meme, kolorektal, akciğer, rahim ağzı ve tiroid kanseri de kadınlarda en yaygın görülen kanserlerdir. [5] Kayıt altına alınan kanserlerde her ne kadar matematiksel kavramlardan yararlansak da kanseri tanımlarken bolca askeri terim kullanılır. Kanserli hücreler bedeni istila eder, bozguna uğratır ve bedenimize savaş açarlar. Bilim insanları da kanserle savaşmak için çeşitli silahlar ve ajanlar geliştirirler. Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi vücutta hızla büyüyen kanser hücrelerini zehirleyip, öldürerek kişiyi iyileştiren sitotoksik bir tedavidir ve radyoterapi ise kanser hücrelerini öldürmek için radyoaktif ışın ve atom partiküllerinin yaydıkları enerjiyi kullanarak kanser hücrelerini yakıp, kavurmak, yok etmek için kullanılır. [6]

Kanser Söylemi

Antik Yunan’da hastalık, doğaüstü bir ceza, şeytansı bir güç, doğal sebeplerin sonucu olarak başa gelen bir illet olarak tanımlanır. Tek tanrılı dinlerle beraber hastalık ve kurban arasında yakın bir bağ gelişir. Kanserin etrafında örülmüş olan mit günümüzde -örneğin sigara içme ile akciğer kanseri ilişkisi bağlamında- insanın hastalığından bizzat kendisinin sorumlu olması önermesini destekler niteliktedir. [1,4,7] Bu bakış açısıyla hayatları boyunca içgüdülerine karşı direnerek yaşayanların başına gelmesi muhtemel görülen kanser hastalığında, hastalar kanserin kurbanı ilan edilirler. Kanser bedeni katleden bir katil olarak görülür. Enfeksiyon ve benzeri dış etkenlerin etkileri tam olarak bilimsel olarak anlaşılmadan önce mutluluk ve refah seviyeleri yüksek biçimde yaşayanların hastalıkları düşünce gücüyle def edebilecekleri inancı hastalıkların fiziksel kaynaklarının yeterince anlaşılmadığını göstermektedir. Bir kanser hastası tıbbi olarak yapılacak bir incelemenin en önemli aktarıcısıdır. Kanseri iyileştirebilmenin yolu öncelikle kanserin vuku bulduğu kişinin derdini doğru bir şekilde anlatmasına uygun bir ortam sunmaktır. Kanser hakkındaki diyalogların ve monologların yanı sıra medyada da benzer bir şekilde bu askeri ve olumsuz dilin kullanıldığı görülür. Kanada Queens Üniversitesi’nden psikolog David Hauser ve Güney Kaliforniya Üniversitesi psikoloji profesörü Norbert Schwarz'ın 2019 yılında yayınladıkları araştırma, savaş metaforlarının insanların kanser hakkındaki düşüncelerini ve tutumlarını olumsuz etkilediğini göstermektedir. Health Communication dergisinde yayınlanan bu makalede paylaşılan deney sonuçlarına göre araştırmacılar kanser tedavisinin zor olarak algılanmasının hastalarda korkuya neden olabildiğini ortaya koymaktadırlar. [8] Kanser hakkında olumsuz kavramların kullanımı, insanların sağlıklı davranışlar sergileme niyetini zayıflatması muhtemeldir. Keza konu hakkında yapılan önceki araştırmalar medyanın insanların sağlık ve kanser konusundaki tutum ve söylemleri üzerinde büyük etkisi olduğunu göstermektedir. [9] Michel Foucault, söylemi kontrol etmemizi sağlayan iki temel unsur olan bilgi ve iktidar aracılığıyla kurulan iletişim sistemlerini savunur. Bu nedenle Foucault, otoritenin koyduğu kriterlerin mutlak olmadığını ve zamanla otoritenin yetkili kişileri tarafından tanımlandığını ileri sürer. Bu süreç, deneysel ve rasyonel sonuçlara ek olarak değerleri ve politikaları da içerdiğinde özellikle önemlidir. Foucault'nun söylemi, hepsi söylemsel olmayan, ancak söylemi etkileyen şeylerdir; dilde ve dil dışında olup bitenlerin, zamanın, coğrafyanın vb. tüm etkenlerin kesişimi olarak tanımlanır. [10]

Kötülük metaforları olarak en sık başvurulan hastalık kanser olabilir. Türkçe’de mecazen çok sinir olmak anlamında kullanılan “kanser etmek” söylemine, çocuğunun yaramazlığından yakınan bir annenin, trafik sıkışıklığından bıkmış taksi şoförünün ya da gürültücü komşusundan rahatsızlık duyan birinin kolayca başvurduğu görülebilir. Nasıl tüberküloz dünyaya romantik bir yerden bakmaya pencere açıyorsa ve ona kırılganlık, duyarlılık, incelik gibi kavramlar atfedilmişse kansere de sömürgeci, merhametsiz, amansız gibi metaforlar atfedilmiştir. Zorlu kanser tedavilerinin ardından yapılan paylaşımlarında kanser hastalarının hastalığın kendisinden değil de daha çok tedavilerinin zorluğundan yakındıklarına rastlanır. Öyle ki tedavilerden bahsederken kullanılan radyasyonla bombardımana tutmak, kemoterapi ile kimyasal savaş başlatmak söylemleri de kanser metaforlarının sert örnekleridir. Geleneksel bir bakış açıcıyla bu metaforların ağırlıklı olarak öfkeyi dile getirmek için üretildiği düşünülebilir. Zorlu ancak iyileştirilebilir olanlar ve ölümcül olanlar gibi dikotomik ve bazen de homojenik olarak tanımlanan kanser metaforları da neredeyse küfür yerine geçecek niteliktedir. Kanser dilinin, dünyadaki kanser rakamları göz önünde bulundurulduğunda ilerleyen yıllarda da etkisini sürdürmesi olasıdır. Kanser hakkında üretilen metaforlar kanser kültüründeki eksikliklerimizi, kaygılarımızı ve ölüme karşı çaresizliğimizi göstermek için bir araç haline gelmektedir.



Referanslar

1) Sontag, S. (2001). Illness as metaphor and AIDS and its metaphors. Macmillan

2) Mukherjee, S. (2012). Tüm Hastalıkların Şahı: Kanserin Biyografisi, Domingo

3) Mukherjee, S. (2012). Tüm Hastalıkların Şahı: Kanserin Biyografisi, Domingo

4) Sontag, S. (2001). Illness as metaphor and AIDS and its metaphors. Macmillan

5) Dünya Sağlık Örgütü, Erişim tarihi: 21 Ağustos 2020, https://www.who.int/health-topics/cancer#tab=tab_1

6) AKTÜRK, Ü., & ERCİ, B. KEMOTERAPİ ALAN HASTALARA WATSON İNSAN BAKIM MODELİNE GÖRE VERİLEN BAKIMIN YAŞAMIN ANLAMI VE SEMPTOM YÖNETİMİNE ETKİSİ.

7) Sontag, S. (2001). Illness as metaphor and AIDS and its metaphors. Macmillan

8) Hauser, D. J., & Schwarz, N. (2019). The war on prevention II: Battle metaphors undermine

9) Dowling, D. (2016). Narratives of Women's Breast Cancer Experience and how this Impacts on Their Working Lives (Doctoral dissertation, London Metropolitan University).

10) Foucault, M. (1984). Space, knowledge and power. The foucault reader, 239(256).

84 görüntüleme

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

Bizi Takip Et
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi