Multiple Skleroz Tanı ve Tedavisinde Nanoteknoloji


Ayyüce GÜLER, Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Lisans Öğrencisi

Multipl skleroz (MS) da yayılmış skleroz ve ensefalomyelit olarak bilinir. Vücudun bağışıklık hücrelerinin sinir sistemine saldırması sonucunda MSS' de miyelinli aksonları tahrip olur ve bu durum sinir sinyalinin yavaşlayıp bozulmasına neden olur. Hasarlanmış ve sinir zarını kaybetmiş sinir hücreleri, elektrik sinyallerini uygun şekilde iletemezler, bu da bacaklarda uyuşma, felç, körlük ve diğer nörolojik bozukluklarla sonuçlanır. Bu hastalık otoimmün ve enflamatuar bir durumdur. Hastalığın teşhisi, beynin manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ve beyin omurilik sıvısı muayenesinden (BOS) elde edilen kanıtları destekleyen klinik bulgulara dayanmaktadır. Kısaltılmış MS'teki "skleroz" terimleri, beynin ve omuriliğin beyin omurilik bölgelerinin beyaz maddesinde "çoklu" (bu da multipledan gelir) yamalar gibi görünen izler, plaklar veya lezyonlardır. Hastalık sürecine dahil olan mekanizma ve nedenler hala bilinmemektedir ancak teoriler, metabolizmanın, virüs gibi bağışıklık enfeksiyonlarına neden olan, genetik olarak veya çevresel faktörlerin birlikte MSS 'de (merkezi sinir sistemi) miyelin kılıfı üzerine tekrarlayan bağışıklık saldırılarına neden olup MS in oluşumuna yol açtığı belirtilmiştir. Ayrıca doğal sistem, T ve B hücrelerinin efektör fonksiyonunu etkiler ve hastalığın başlatılmasında ve ilerlemesinde rol oynar. MS hastalarından T hücreleri, çeşitli miyelin protein hedeflerini tanıyabilir. T lenfositlerin edinsel immün yanıtlarının, MS'in ilerlemesi sırasında MSS içindeki miyelin kılıfının ve sinirlerin yaralanmasına aracılık ediyor olabilir. Başka bir teoriye göre ise; MS'teki aksonal hasar, inflamatuar MSS yaralanması ile ilişkilendirilmiştir. Amiloidal prekürsör proteinin nöronlarımızda bulunmaktadır ve antikorlarımzın buraya yönlenmesi sonucu MS lezyonlarının aktif bölgelerinde hasarlı aksonlar göstermektedir. CD8 + T lenfositleri, sitotoksik granüllerin salınması, yüzey reseptörlerinin aktivasyonu yoluyla apoptozun indüklenmesi, sitokinlerin salınması veya aksonların doğrudan işlenmesi yoluyla aksonal hasara neden olabilir. Genel olarak, MS'teki aksonal yaralanma ve nöronal kayıp şiddetli olabilir ve beyinde meydana gelir ve çoklu mekanizmalara aracılık eder.


MS'li hastalarda hastalık modifiye edici ajanlarla tedavinin amaçları arasında semptomatik rahatlama yer alır. Güncel olarak FDA tarafından onaylanmış MS tedavisi tam iyileşme sağlamasa da mevcuttur. Semptomatik tedaviler fonksiyonu sürdürmeyi ve yaşam kalitesini arttırmayı amaçlamaktadır. İmmunomodülatör ve birtakım ilaçlar ile MS'in tekrarlayan formları olan hastalarda, hastalığın ilerlemesini azaltabilir. Pek çok yeni ilaç terapisi, ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından 2010 yılı başından bu yana MS için onaylanmıştır, Sonuç olarak, hastalığın tekrarlayan evresindeki hastalar için etkili antienflamatuar ve immün modülatör tedaviler artık mevcuttur.


Diğer MSS hastalıklarında başarılı bir şekilde uygulanmış ve MS tedavisinde, tansında ve hastalık sürecinde hastaların yaşam kalitesini artıracak nano düzeyde yaklaşımların önemli bir potansiyel taşıdığı araştırmacılar tarafından görülmüştür. Gelişmiş ve hedefli ilaç dağıtımı, nörodejeneratif bozuklukların hastalık seyrinde önemli bir iyileşme sağlayacaktır. Moleküler tespit, ilaç taşıyıcı sistemleriyle ilacı hedefleme, implant üretimi ve terapötik izleme, çeşitli nörodejeneratif hastalıklarda hastalık teşhisinde kullanılabilecek çeşitli kolloidal nano formlar vardır. Nanopartiküller, laboratuvarda kolayca sentezlenip standardize edilebilecekleri gibi birçok avantaja sahiptir. Nanoteknoloji, ilaç taşıma, ilaç salımı ve ilaç etkinliği ve hedef dokularla etkileşimleri daha iyi göstermiştir. Nanoteknoloji tabanlı dağıtım sistemleri, nano ilaçları aktif bileşenlerin bozulmasından koruyabilir ve fizikokimyasal özelliklerini iyileştirebilir ve ardından biyoyararlanımlarını artırabilir. Potansiyel olarak daha ucuz terapi ile genel bir popülasyon için daha erişilebilir olacaktır. Nanoteknoloji, hedeflenen ilaç taşıyıcı sistemleri ile kan beyin bariyerinin varlığından dolayı ortaya çıkan sorununu azaltabilecektir. Nano emülsiyonların ve mikro emülsiyonların, MSS için hedeflenen bir ilaç / gen dağıtımını başardığı araştırmacılar tarafından kanıtlanmıştır. Mikroemülsiyonun yumuşak ve viskoelastik özellikleri, hücreler ve doku membranları ile daha iyi bir etkileşim kurmaya yardımcı olur. MS tedavisi oldukça zordur. Ayrıca kan beyin bariyeri beyin dokusundaki ilaçları hedeflemede ana engeldir. Bu problemle başedebilmek için “otokatalitik” yaklaşımlar önerilmiştir. Birkaç nanoparçacık, kan beyin bariyerinde mevcut olan boşluklar yoluyla beyine nüfuz edebilir.

Örneğin, bir hayvan çalışmasında nar çekirdeği yağı nano damlacığı formunda tatbik edilerek otoimmün ensefalitin yanı sıra multipl sklerozda da başarılı bir sonuç göstermiştir. Karbon nanotüpler şu anda nöral onarım ve rejenerasyon sürecinde kullanılmaktadır. Beyin tümörlerinden sonra serebrovasküler disfonksiyonun gelişmesinde, beyin hastalıklarının tanı ve tedavisinde ve beyin dokularındaki nöronal hücre fonksiyonunun arttırılmasında iyi sonuçlar verdiğini gösteren hücresel sinyal iletimi üzerinde etkilidir.


Katı lipid nanoparçacıklar, vücut sıcaklığında katı olan biyolojik olarak parçalanabilen veya biyolojik olarak uyumlu lipit matrisinden oluşan küçük kolloidal taşıyıcılardır. İlacın kan beyin bariyerine nüfuz etme kabiliyeti katı lipit nanopartiküler taşıyıcıları ile geliştirilmesi MSS hastalıkları için potansiyel bir ilaç verme sistemidir. İlaçların beyne oldukça etkin ve güvenli bir şekilde verilmesi için, katı lipit nanoparçacıkları (SLN'ler), kan beyin bariyerini geçebilen ve terapötik biyomolekülleri beyne iletebilen taşıyıcılar olarak ümit verici potansiyeller olduğunu göstermiştir. Katı lipid nanopartikülleri; polimerik nanopratiküller, yağ emülsiyonları ve lipozomlardan üstündür.


Nano teknoloji kullanılarak nöroproteksiyon da sağlanabilir. MSS yaralanmalarına sıklıkla artan seviyelerde reaktif oksijen türü eşlik eder. Bu durum vücutta oksidatif strese yol açar ve buna bağlı olarak MSS’de nöronlar hasar görebilir. Nöroprotektif ajanlara örnek olarak seryum oksit nanoparçacıkları gösterilebilir ve nanoceria denir. Omurilik nöronları üzerinde yapılan in vitro deneylerde nanoceria’nın hücreleri oksidatif strese bağlı ölümden koruduğunu gösterilmiş. Sinir defektlerinin onarımı her zaman cerrahlar için zor olması ve sinir hücresi yaralanmalarından eksik bir şekilde iyileşme, duyusal veya motor fonksiyonların bozulması, uyuşma, yıkıcı kalıcı sakatlık ve kronik ağrının gelişmesi gibi çeşitli olumsuz sonuçlara neden olabilmesi nanoteknoloji tabanlı ilaç taşıyıcı sistemleri yukarıda belirtilen sorunları azaltmada yardımcı olabilir. Hücre dışı yapı iskelelerinin, nöronal bağlanmayı kolaylaştırmak ve aksonal büyümeyi desteklemek için kullanılması, hasarlı nöronal dokuların onarımı için bir strateji olarak önerilmiştir. Ayrıca nanoteknolojinin hücre biyolojisi ve fizyolojisinde uygulanması, moleküler düzeyde hedefli etkileşimleri mümkün kılar.


Hastalığın tedavisinde daha az yan etkisi olan ve maliyeti az kolloidal ilaç taşıyıcı sistemleri büyük avantajlara sahip olacaktır. Hastalığın tanısında nanoteknoloji kullanılarak yapılan nöro görüntülemedeki ilerlemeler hücresel ve moleküler düzeyde hastalığın ilerleyişini takip edebilme yeteneği, hastalığın ilerlemesinin izlenmesinde önemli bir fayda sağlar. Nanoteknolojinin en büyük dezavantajı, bu yeni terapötik yaklaşımın kapsamlı kullanımı için üstesinden gelinmesi gereken uzun vadeli toksisitesi ve müstahzarın heterojenliğidir. Şuna da dikkat edilmelidir ki, nano malzemelerin güvenlik ve biyouyumluluklarını araştırarak potansiyel tehlikeleri anlamak ve önlemek için uygun çalışmalar yapılmalıdır.






Kaynakçalar

1) Smriti Ojhaa, Babita Kumarba (14 December 2017) A review on nanotechnology based innovations in diagnosis and treatment ofmultiple sclerosis

DOI: https://doi.org/10.1016/j.jocit.2017.12.001

2)https://tr.pinterest.com/pin/516858494718036760/visualsearch/?x=0&y=0&w=286&h=300&cropSource=6

112 görüntüleme

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

Bizi Takip Et
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi