Parkinson ve Tedavisinde Kullanılan Fitoterapötikler

En son güncellendiği tarih: Nis 20


Mustafa Öksüz-Marmara Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi


Parkinson, beynin kas gerginliği ve hareketlerini kontrol eden bölgelerdeki sinir hücrelerinin kaybı ile seyreden, ilerleyici, geri dönüşümsüz bir beyin hastalığıdır. Sinsi ilerleyen müzmin bir hastalıktır. İleri yaşlarda ve erkeklerde, kadınlara göre daha sık görülmektedir.


Orta beyinde bulunan substania nigra isimli beyin yapısından dopamin hormonu salgılanır. Dopamin, vücut hareketkerini düzenlenmesinde görev alır. Buradaki sinir hücreleri hastalığa bağlı azalınca, dopamin hormonu üretimi de azalmaktadır. Böylece hastalarda hareket ile ilgili olgularda ortaya çıkmaktadır. Basit olarak Parkinson dopamin eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkan bir durumdur.


Parkinson hastalığının nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik yatkınlık, söz konusu olabilmektedir. Ailede Parkinson hastası olanlarda Parkinson hastlığı görülme oranı yüksektir. Bazı hastalıklarda menenjit, beyin iltihapları, kimyasal zehirli maddeler, beyin damarlarında tıkanma, beyin tümörleri gibi durumlarda Parkinson ortaya çıkabilmektedir.


Titreme, en sık görülen belirtidir. Bazı hastalarda titreme olmadan Parkinson hastalığı görülebilir. Titremeye, tremor ismi verilir. Parkinson hastalığında titremeler kaba tremor şeklinde, yani daha büyük ve göze çarpar şekildedir. Hasta dinlenme halindeyken el parmakları sanki para sayıyormuş gibi hareket eder. Uyurken titreme görülmez. Kişi heyecanlandığında titremeler artar. Nesneleri tutamaz hale gelir. Titremeler diğer yerlerde de oluşur. Yürümekte zorluk yaşarlar. Ayaklarını yerde sürüyerek yürürler. Yürürken kollar sabit durur, sallanmaz. Küçük adımlarla öne eğik olarak yürürler. Donuk ve tepkisiz bir yüz ifadesine sahiptirler .Ayakta sahip durularken denge problemleri görülebilir. Vücüt hareketlerinde yavaşlama mevcuttur. Yutma zorluğu konuşma bozuklukları, el yazısı bozukluğu, terleme ,kabızlık, uyku bozuklukları, depresyon, ağızda salya birikmesi gibi başka belirtilerde mevcuttur. El yazısına büyük başlayıp giderek küçük yazmaya başlarlar. Adalelerde sertleşme mevcut olduğundan dolayı adale ağrılarından oldukça şikayet ederler. Muayenede kas sertliği ve eklem hareketlerine direnç saptanır. Daha ileri dönemlerde akıl fonksiyonlarında azalma tespit edilir.


Dopamin hormonu yerine koyma tedavisi uygulanır. Ancak dopamin direkt beyne ulaşmadığı için, beyne ulaşıp orada dopamine dönüşen veya dopamine benzer etki yaratan ilaçlar kullanılır. L-dopa beyne ulaşarak orada dopamine dönüşmektedir. Ancak uzun süre kullanımı sonucu etkisini yitirmektedir. Bu nedenle L-dopadan önce MAO inhibitörleri, amantadin, selegilin, gibi ilaçlar kullanılması önerilmektedir. Ancak bu ilaçlarında unutkanlık, kalp ritminde yavaşlama, idrar yapamama ,psikolojik rahatsızlıklar gibi yan etkileri mevcuttur. Unutmamalıdır ki Parkinson hastalığı ömür ömür boyu olup kullanılan ilaçların amacı hastalık belirtileri yavaşlatmaktır.


Sabah ve öğlen yemeklerinde düşük proteinli gıdalar tüketilmeli, günlük protein ihtiyaçlarından tamamına yakını akşam yemeğinde tüketilmelidir. Proteinlerin akşam yemeklerinde tüketilmesi, tedavi ilacı olan L-dopa’nın yararını artırmaktadır. Bol miktarda fava ya da bakla tüketilmesi, tedavi ilacı olan L-dopa’nın etkisini artırır ve buna bağlı olarak yan etkiler ortaya çıkabilir.


Bazı araştırmalar yoğun kahve tüketenlerde Parkinson hastalığının daha az görüldüğünü göstermektedir. Fakat kahvenin yoğun tüketilmesi ileri yaşlarda kemik erimesini hızlandırıp kırık riskini artırdığı da bilinmektedir. Eğer Parkinson belirtileri varsa günde 3-4 bardak tüketimi olabilir ve yakınmalar azaltılabilir. E vitamini bol olan gıda alan kişilerde Parkinson hastalığı daha az görülür. Fasulye ve bezelye gibi gıdalarda E vitamini bolca bulunur ve düzenli olarak tüketilmesi önerilir.


Parkinson hastalarında dışarıdan güneş yeterince alınmaması ve ileri yaş nedeni ile D vitamini eksikliği sık görülür. Egzersiz çok yararlıdır. Haftada 2 gün 14 hafta sürecinde egzersiz yapılması kemik erimesini yavaşlatır. Daha önce, 1970 yıllarda dünyada yoğun olarak kullan organoklorin veya dieldrin içeren zirai ilaçlara maruz kalan kişilerde Parkinson hastalığından ölüm riski %40 daha yüksek bulunmuştur. Zirai ilaç ve kalıntılarını bulunduran maddelerle temas edilmemesi, Parkinson hastalığından korunmada yararlıdır. Hazır gıdalarda ve cipslerde kullanılan ve kalorisi düşük olan sentetik olestra yağı zirai ilaçların emilimini azaltmaktadır. Fakat 8 gram oleastra ( 16 adet patates cipsine karşılık gelir) alındığında sıklıkla karın ağrısı, dışkıda yumuşama, daha fazla alındığında da ishale neden olabilmektedir; daha da önemlisi, gıdalardaki yararlı antioksidanların (yağda çözünen vitaminler ve karetenoidler) emilimini, vücuttaki düzeylerini belirgin olarak azaltmaktadır. Bu nedenle tüketilmemelidir.


Parkinson hastalığı tedavisi sırasında bir çok destekleyici besin önerilir. Bunlardan bazıları;


CDP-kolin: Vücutta doğal olarak üretilen bir maddedir. Beyindeki dopamin miktarını artırır. L-dopanın etkinliğini artırır. Hekim kontrolünde günde 3 kez 400 mg kullanılması önerilir.


Koenzim Q10 (CO Q10): Parkinson hastalarında genelde enerji üretiminde rol alan ve güçlü antioksidan olan CoQ10 düzeyinin düşük olduğu gözlenir. Günde 1200 mg dozunda alınması önerilir. 16 ay gibi uzun bir süre kullanılmasının yeni başlayan Parkinson hastalığı bulgularının ilerlemesini belirgin bir şekilde yavaşlattığı daha düşük dozların belirgin yararının olmadığı belirlenmiştir.


B2 Vitamini (Riboflavin): B2 vitamin eksikliği saptanan Parkinson hastalarına günde 3 defa 30 mg desteğin yapılmasıyla yakınmaların azaldığı bildirilmiştir.


Nikotinamit adenin dinükleotid hidrojen (NADH): Parkinson hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlar kanda B3 vitamininin eksilmesine neden olur. B3 vitamini doğrudan Parkinson hastalığıda yarar sağlamaz iken, vücuttaki aktif formu olan NADH desteği, dopamin seviyelerini artırır. Yüksek NADH düzeyleri, Parkinson hastalarındaki yakınmaları azaltmayı ve beyin fonksiyonlarını artırmayı destekler. Günde 2 kez 5 mg önerilir.


Aminoasitler: L-tirozin, metiyonin ve asetil L-karnitin, hücrelerin dopamin üretimini sağlar. Örneğin günde 5 mg metiyonin Parkinson semptomlarını iyileştirmede etkili bulunmuştur. L-tirozin, vücutta L-dopa’ya dünüşerek etki eder. L-tirozin ,L-dopa ile beraber kullanılmamalıdır. Kilogram başına 22 mg L-tirozin desteğinin 3 yıl kullanılmasıyla, L-dopa’dan daha iyi yarar gösterdiği ve yan etkilerinin daha az olduğu gösterilmiştir. Fakat bu çalışma yeteri kadar desteklenmediğinden kullanımı pek tercih edilmemelidir.


B6 Vitamini: Günde 50-100 mg dozda alınması önerilir. B6 vitamini Parkinson hastalığıdaki yakınmaların azaltmada yararlıdır. Tek başına L-dopa verilen hastalarda, L-dopa’nın beyin dışında dopamine dönmesine neden olup beyindeki hedefin dopamin düzeyini azaltması nedeniyle kullanılmamalıdır.


C ve E Vitamini: Günde 4 kez 750 mg C vitamini (3000 mg/gün) ve 800 IU (3200 IU/gün) E vitamini önerilir. Yüksek dozda C ve E vitamini 10 yıl süreyle kullananlarda, antioksidan vitamin almayanlara göre ilaca başlama süresinin ortalama 2.5 yıl daha uzun olduğu tespit edilmiştir. Antioksidan etkili olan vitaminler, beyni ve dopamin salgılayan hücreleri serbest radikallerin hasarına karşı korur. Yüksek dozlarda antioksidan desteğinin beyne geçip yara sağladığı düşünülmektedir. Fakat bu konuda tartışmalı sonuçlar da bulunmaktadır.


Metiyonin: Günde 5 mg metiyonin desteğinin Parkinson hastalığındaki yakınmaları azalttığı tespit edilmiştir ancak daha kapsamlı çalışmalarla da desteklenmelidir.


5-Hidroksitriptofan (5-HTP): 5-HTP beyinde seratonine dönerek depresif yakınmaları azaltır. İlk çalışmalar tıbbi tedavi ile beraber 5-HTP desteği verilmesinin Parkinson hastalığında görülen depresyona yararlı olduğunu gösterilmiştir. Fakat 5-HTP, Parkinson hastalığında tek başına kullanılmamalıdır. Çünkü beyinde dopamin artışı olmadan seratonin artışının olması Parkinson hastalığı yakınmalarını artırır. L-dopa içeren tedavilerle beraber sadece doktor gözetiminde kullanılır.


Fosfotidil serin: L-dopa ile tedavi edilen Parkinson hastalarında sinir hücrelerinde iletimi sağlayan fosfotidil serin maddesi azalır. Günde 3 defa 100 mg fosfotidil serin verilmesi ile duygu ve zihinsel işlemlerde düzelme sağlamaktadır, kas kontrolünde ise herhangi bir yararı yoktur.


Parkinson hastalığı tedavisi sırasında besin takviyelerinin yanında bitkisel içerikli ürünler de önerilmektedir. Bunlardan bazıları aşağıdaki bitki ve preperatları örnek verilebilir.


Camellia sinensis (L.) Kuntze (Çay): Epidomiyolojik araştırmalar, siyah çay tüketiminin Parkinson hastalığı gelişimine karşı koruyucu rol alabileceğini göstermiştir. Uzakdoğu ülkelerinden Singapur’da,45-75 yaşları arasında 63.257 kişide yüz yüze anket yöntemiyle yapılan bir çalışmada siyah çay içilmesiyle Parkinson hastalığı riskinin azaldığı sonucuna varılmıştır. Çalışmaya katılan kişilerin tükettikleri gıdalar ve gıdalar ayrı ayrı kaydedilmiş, bilgisayar programlarında yapılan değerlendirmelerde, siyah çay haricinde hiçbir gıdanın Parkinson hastalığında olumlu bir yararı tespit edilmemiştir. Çayın kafein içeriğinin başlıca etkenlerden biri olduğu, alınan kafein miktarı arttıkça Parkinson hastalığı riskinin azaldığı sonucuna varılmıştır. Tabii bu durumda sadece siyah çay değil, kafein içeren kahvenin de bu bakımdan yararlı olduğu görülüyor ancak daha ilginç bir bulgu da, yüksek kafein tüketiminin yanı sıra siyah çay da birlikte tüketiliyorsa etki önemli ölçüde artıyor.


Araştırıcılar bu koruyucu etkinin çatın östrojene bağlı yolak ile ilişkili olduğunu düşünüyorlar.

Çünkü siyah çay içenlerde kan östrojen seviyelerinin yeşil çay içenlere göre daha yüksek oranda bulunmuş. Bu durumu destekleyen bulgulardan bir başkası da östrojen hormonu daha yüksek seviyede olan kadınların erkeklere oranla daha seyrek olarak Parkinson hastalığına yakalanması.

Polifenolik bileşikler bakımından zengin olan çay, oksidatif hasarı önleme ve tedavi etmede etkindir. Hayvan deneylerinde ve hücre kültürü çalışmalarında, çayda bulunan polifenollerin sinir hücrelerini koruyucu etkileri bulunmuştur. Özelikle (-)-epigallokateşin-3-gallatin, beyinde yaşlanmaya karşı da aktif olduğu bildirilmiştir. Günde 3 çay bardağı çay tüketimi önerilir. Ayrıca %80 total polifenol veya %55 epigallokateşin içeren standart ekstresi içeren preperetlardan günde 300-400 mg alınması önerilir.


Ginkgo biloba (Mabet Ağacı): Yapraklarından hazırlanan standart ekstresinin (GBE) Alzheimer hastalığında yararlı etkileri bilinmektedir. GBE, güçlü antioksidan etkili olup hem in vivo hem de in vitro çalışmalarda Parkinson hastalığı modellerinde sinir hücrelerini koruyucu etkili olduğu görülmüştür.


Mucuna puriens (Kadife Fasulye): Ayurvedik tıpta, tohumları Parkinson tedavisinde kullanılan bir bitkidir. Zengin L-dopa kaynağıdır. Günde 3-6 defa 7.5 gramlık toz ekstraktı suya karıştırılarak tüketilir.


Nigella sativa (Çörekotu): Tohumlarından hazırlanmış olan etanollü ekstraktın deney hayvanlarında oluşturulan Parkinson modellerinde etkili olduğu görülmüştür. Ancak daha ileri araştırmalar yapılmalıdır.


Curcuma longa L. (Zerdeçal): Kurkumin kaynağı zerdeçal, güçlü antioksidan ve antikanser özelliklere sahiptir. Kan beyin bariyerini geçen kurkumin ayrıca nörolojik bozukluklara nöroprotektif etkilidir. Kurkumin bileşiğinin Parkinson hastalığı tedavisinde klinik uygulamalarda da yararlı olabileceği bildirilmiştir. Ağız yoluyla kullanımlarda, emilim yetersiz olduğu için karabiber ekstraktı ile birlikte kullanımı ya da nano teknoloji ile hazırlanmış preperatları tercih edilmektedir. Ayrıca karabiber ekstraktı, zerdeçal ekstrakrının beyin üzerine olan yararını da artırmaktadır.






Kaynakçalar

1)Karstaedt PJ, Arch Neurol 1992,49:149-51.

2) Ross GW,JAMA 2000;283:2674-9.

3)Reuter I, Med Sci Sports Exerc 1999;31:1544-9.

4)Geasau A, Lancet 1999;354:1266-7.

5)http://www.cspinet.org/olestra/index.html

6)Torkos S, The Canadian Encyclopedia of Natural Medicine, John Wiley&Sons Canada Ltd.

7)Shult CW, Arch Neurol, 2002, 59:1541-1550.

8)Coimbra CG, Braz J Med Biol Res 2003;36:1409-17

9)Birkmayer W, Ann Clin Lab Sci, 1989,19:38-43.

10)Kuhn W, J Neurol Transm 1996,103:1187-1193.

11)Smythies JR, South Med J, 1984,77:1577.

12)LemoineP, C R R Acad Sci III, 1989;309:43-7

13) Pizzorno JE & Murray MT, Textbook of Natural Medicine, 4th ed.,Churchill Livingstone, 2013,1962

14)Scheider WL, Mov Dişsord 1997, 1219-196;Molina JA, J Neural Transm, 1997,104:1287-1293

15)Evatt ML, Arch Neurol, 2008,65(10):1348-1352

16)Mayeux R, Mov Disord 1988:3:237-44

17)Reikkinen P, Arch Neurol 1975;32:25-7

18)Kim JS, J Clin Neurosci. 2010, 17(9):1165-8

19)Pan T, Drugs Aging, 2003,20:711-721

20)Levites Y, Neurochem, 2001,78:1073-1082

21)Weinreb O, J Nutr Biochem,2004,15:506-516

22)Rojasp, Nurition. 2012,28(11-12):1081-8

23)Yang Sf, Acta Pharmacol Sin,2001,22:1089-1093

24)Katzenschlager R, J Neurol Neurosurg Psychiatry, 2004,75(12)1672-1677

25) Lieu CA, Parkinsonizm Relat Disord,2010, 16(7):458-465

26)Kasture S, Neurotox Res, 2009,15(2):111-122

27)Kuldeep S Sandhu, Int J Pharmacy and Pharmaceutical Science, 2013,5,3:884-888.

28)Mythri RB, Curr Pharm Des,2012 ,18(1):91-99.

29)Singh S, Neurochem Res.2015 Aug;40(8):1758-66.

30) Yeşilada (2012): İyileştiren Bitkiler. HAYY Yayıncılık, İstanbul pp.384 pp [ISBN: 978-605-4325-98-6].

152 görüntüleme

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

Bizi Takip Et
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi