Posthümanizm ve İnsan


Nagehan Uzuner - İstanbul Bilgi Üniversitesi, İletişim Bilimleri Doktora Programı

İnsanoğlu çağlar boyunca mükemmellik ve ölümsüz yaşamın yollarını arar. Hümanizm de bu doğrultuda insanın mükemmelliği, üstünlüğü ve dünyaya hükmetme isteği ile nöro-teknoloji ve biyo-teknolojilerdeki gelişmelere öncülük eder. Beynimizi ve benliğimizi ellerimizle yarattığımız makinelere aktardığımızda neler olur? Makinelere aktardığımız dijital kimliklerimizle biz hala kendimiz olarak kalabilir miyiz? Hangi noktada kendimizi bu dijital kimliklerin yaratabileceği risklerden koruyabiliriz? Öte yandan yarattığımız bu dijital kimliklerin sosyolojik açıdan etkileri neler olabilir? Yapay zeka ile donatılmış bu makineler insanca duygular yaratabilecekler mi? Makineler de endüstri devriminden sonra tıpkı arabalarla değiştirilen atlar gibi mi olacaklar? Dünyanın dramatik bir şekilde değişeceği ve Kurzweil'in de dediği gibi, hümanizm sonrası dönemin mevcut anlayışımızın ötesinde olacağını öne sürebiliriz. Makinelerin bir çeşit insan yaratıp yaratmadığı ve o günün gelip gelmediği, ne zaman geleceği, ve insanların geleceğine ne olacağı konuları epistemolojik olarak tartışılması gereken konular olmayı sürdürecek gibi gözüküyor.

Hümanizm ve Ötesi

İçine doğduğumuz bu hümanizm çağında, her şeyin merkezinde, dünyada eşsiz bir statüye sahip olduğumuza, hayvanlar ve makineler gibi insan dışındaki diğer şeylerden daha üstün olduğumuza inanırız. Biz insanlar, anlamın kaynağı ve tarihin tek yazarıyız. Descartes'ın dediği gibi, “yargılama yeteneğimiz” ile diğer her şeyden ayrışırız. “Zihnimiz” bedenimizle birleşmiş gibi görünse de vücudumuzun bir kısmı ampute olsa dahi kendi başına var olabilir. Pek çok düşünüre göre her ne pahasına olursa olsun insan üstün, teknolojinin hizmetkarı değil, efendisi olmalıdır. [1]

Geliştirilen teknolojilerle insanların sadece sağlık problemlerini veya bedenin kayıp fonksiyonlarını düzeltmesi yeterli değildir. Mükemmelliğe ve ölümsüzlüğe ulaşma arzusu, biyo-teknolojilerdeki gelişmeleri hızlandırarak insanın fizyolojik gelişimini de etkiler. Ölümsüzlüğe ulaşmak için bedenlerimizi aşma hayallerimizle insanın geleceği ve insan ötesi hakkında yeni tartışmalar da gündeme gelir. Hassan'ın belirttiği gibi, beş yüz yıllık hümanizm sona ermiş olabilir, çünkü hümanizm kendisini çaresizlik sonrası hümanizm olarak adlandırmamız gereken bir şeye dönüştürmüştür. [2] Hümanizmin asi çocuğu sayılan hümanizm ötesi (posthümanizm) şimdi hümanizmin üstünlüğüne meydan okuyor denilebilir bir bakıma. [3] Ruh, duygular ve insanların özgür iradesi gibi kavramlar bu yeni yaklaşım tarafından yeniden sorgulanır. Hümanizm insanı ve rasyonelliği kasıtlı olarak müzakerelerin göbeğine koyarken, hümanizm ötesinde ise insan bir özne olarak ayrıştırılır ve yerinden çıkartılır. Böylece, insancıl olan, insancıl olmayan, öznellik, diğerleri, kadın, erkek, çevre ve merkez gibi hümanist dünyanın ikili anlayışı yerine, dünya daha karmaşık, daha heterogonik bir hale gelir. [4]

Geliştirilen biyo-teknolojilerle her şeyin daha bulanık ve karmaşık olduğuna, insan ile makine arasındaki egemenliğin değiştiğine inanırız. Günbegün insanlar makineleşirken makinelerin de insansılaşmasıyla insan bedeni, zihni ve makineler arasındaki keskin sınırlar ortadan kalkmaya başlar. [5]

Biyo-teknolojiler

İnsanlık ölümsüz bir yaşam ve bitmeyen bir mükemmellik arayışı içindedir. Bu rüya da insanları biyo-teknolojileri geliştirmeye, trans insanlara ve insan ötesi zamanlara iter. Biyo-teknolojiler zekayı ileriye taşıyan tıbbi müdahale ya da insan bedenine uygulanabilecek bilgisayar destekli sistemler değildir. Bu teknolojik gelişmeler; insanın yaşam ömrünün uzamasını da içeren -genellikle normal insanların algılayamadığı dalga boylarını görme ve duyma becerisi gibi- teknolojik cihazları bedenlerimize entegre ederek elde edilen fiziksel iyileştirmelerdir. Genetik değişikliklerle, saniyeler içinde çok hızlı bir şekilde kitap okuma ya da çok karmaşık matematiksel problemleri çözme gibi kompleks durumları insan bedenine yerleştirilen cihazlar aracılığıyla erişilen bilişsel güçlendirmeleri de kapsar. [6] Bu amaçla dünyanın dört bir yanında insanı her bakımdan olduğundan daha güçlü bir canlı haline getirmek için gen terapileri üzerine çeşitli laboratuvar çalışmaları yapılmaktadır. Erken dönem insan ötesi canlının bilim insanları tarafından yapay ortamlarda -in vitro döllenme yoluyla- laboratuvarlarda üretildiğini söyleyebiliriz. Hatta bu yeni yapıyı mevcut bir doğal yapıya eklemek için gerekli genlerle yapay bir kromozom oluşturulması bile mümkün hale gelir. [7,8]

2013 yılında Johnson & Johnson, kolonoskopi ve endoskopi gibi tıbbi müdahaleler sırasında intravenöz propofol uygulayan bilgisayar destekli, kişiselleştirilebilen bir sedasyon sistemini; “Sedasys” adlı yenilikçi cihazını tanıtır. Cihaz, hastanın sedasyon seviyesini gösteren fiziksel işaretlerini izlerken ilaç iletim hızını otomatik olarak ayarlayabilmektedir. Anestezi sonrası uyanmayı kolaylaştırmak, iyileşme süresini kısaltmak, maliyeti düşürmek, verimliliği artırmak, ve doz hatalarını önlemek için alarmlar ve güvenlik kilitleri bulunan bu sistem bir teknikerin ya da uzmanın vereceği profesyonel sağlık hizmetini insan gücü olmadan sunmaktadır. [9,10] İleri teknolojiler ile profesyonellik olduğundan daha iyi bir şekilde gerçekleştirilebilir. Tıbbi müdahalelerde kullanılan robotik cerrahi, çeşitli sonuç ölçütlerine dayanarak yaygın olarak tüm dünyada kabul görmektedir. [11,12] Biyo-teknolojilerdeki ve yapay zekadaki ilerlemeler, bir gün bazı teknik performansların sınırlarını insan kapasitesinin çok daha ötesine itebilir. Bir robot gelecekte pek çok bakımdan ölçümlenebilen profesyonel bir tıbbi hizmet sağlayıcı olabilir, ancak yüksek seviyede teknik yeterliliğe sahip olsa dahi tek başına bir tıp uzmanı olmadığı da su götürmez bir gerçektir. Temelde bir hastalığı iyileştirmeyi veya bir engeli ortadan kaldırmayı amaçlayan bu gelişmeler insan varlığının doğal bir varyasyonda işleyişini iyileştirmeye yönelik olumlu müdahalelerdir. Bu noktada en büyük arzu insanı, bir insan organizmasının normal işleyişinin ötesine götürmeye odaklanan müdahalelerin arttırılmasıdır. Bu teknolojiler gelecekte sağlık profesyonellerinin görevlerinin yerine geçecek bu ve diğer teknolojilerin daha karmaşık yetenekler de sunması muhtemeldir. Geçmişteki birçok teknolojik yenilikte olduğu gibi enerji verimliliğini artırabilir ve sürdürülebilir sağlık hizmeti sunmanın olası yeni ve daha iyi yolları olabilirler.

Teknolojinin yardımıyla insanlar ihtiyaçları için daha tatmin edici çözümler elde ediyorlar. Bir sağlık uzmanı yerine bilgisayar destekli bir sistem, daha önce sağlık uzmanları tarafından oluşturulan algoritmaları kullanarak testleri ve görevleri yerine getirecekse, yakın gelecekte insan vücudunun yeterince geliştirilmemesi için bir neden yok gibi görünmektedir. Ancak bir yandan da insan hakları savunucuları için, insanla iç içe geçen bu teknolojilerin insanların ahlaki değerlerine de yönlendirilip yönlendirilemeyeceği ve böylece daha sevgi dolu, sempatik, merhametli, adil veya daha motive edici yaratıklar üretmek için kullanılıp kullanılmayacağı şüphelidir. [13,14]


Makineler İnsanların Yerini Mi Alıyor?

Katherine Hayles kitabına, Hans Moravec'in “Mind Children” tarafından nasıl şoklandığını ve aydınlandığını açıklayarak başlar. Burada yakın gelecekte insanların zihinlerini bir bilgisayara yükleyeceğini iddia eder. Biyolojik bedenlerimizin manipüle edilebileceği ve insanların akıllı cihazlarla ifade edilebileceğine inanırlar. [15] Google'ın Mühendislik Direktörü ve tanınmış bir fütürist ve mucit olan Kurzweil, bilgi teknolojilerinin gelişiminin yatay büyüme ile değil, dikey bir büyüme ile olduğunu ve 2045 olarak ilan ettiği “tekillik” olarak bilinen gelecekten de çok uzak olmadığımızı açıklayarak bu fikri daha da ileri götürür. [16] Kurzweil, tekilliği, yapay zekanın makine öğrenmesi yoluyla zekayı aştığı nokta olarak açıklar. Bu dönemde, tıbbi nano-teknolojideki gelişmeler zihnimizi bulut bilgisayarlara yüklememize, onları insanüstü makinelere indirmemize ve bedenlerimizi geride bırakmamıza izin verecektir. [17] Bedenimizden kurtulma ve zihnimizi makinelere yükleme yolunda, post hümanizmi savunanlar önce teknolojiyi kucaklar ve akabinde bedensel gelişimleri için kollarını sıvarlar. Trans hümanizm, yaşamın evriminin bir sonraki aşaması olarak düşünülebilir; burada insanlar, hayatın kendisini kontrol eder ve kendi kaderlerini yönlendirirler. [18] Tüm bu argümanlar doğal evrimin bitmekte olduğunu ve insan türünün geleceğinin tamamen teknolojik ve bilimsel gelişmelere bağlı olduğunu ileri sürmektedir.

Ferrando'nun açıkladığı gibi trans hümanizm ve post hümanizm, teknolojiyi insan kıyafetinin bir özelliği olarak gören iki harekettir. Bazı trans hümanistler için, insanlar sonunda “insan-ötesinin de ötesi” olmak için kendilerini oldukça radikal bir şekilde dönüştürebilirler. [19] Trans hümanistler, bu teknolojilerinin çok önemli insani yararları olması sebebiyle yaygınlaşması yani erişilebilir hale getirilmesi gerektiğine ve “insan ötesi”nin de sağlık alanında yepyeni hassasiyetler getireceğine inanırlar. [20] Bolonkin'e göre, ölümü ancak biyolojik substratımızdan hareketle çözebiliriz. Ölümsüz insanı “e-insan” olarak tanımlayarak, bir e-insanın diğer insanlara göre inanılmaz avantajlara sahip olacağı, zihinsel yetenekleri ve kapasitesinin milyon kat artacağı iddialar arasındadır.

Modernitenin hiyerarşik ve geleneksel ikiliklerine meydan okuyan “cyborg” idolojisi, ilk olarak 1960 yılında iki mühendis tarafından bedensel işlevleri değiştiren donanım tabanlı “makine-insan” sistemi olarak kullanılarak ortaya çıkmıştır. İnsan ve makine karışımı olan bu sibernetik organizma sadece organik yani doğal olanla suni yani teknolojik olanın ayrımı değil, aynı zamanda insan-hayvan, doğru-yanlış, akıl-duygu, kamusal-özel vb. modernitenin tüm ikilik anlayışına meydan okur. [21] Bu fikrin aynı zamanda cinsiyetçi yaklaşımları da yıktığı söylenebilir. Kervin Warwick'in 1998 yılında Cyborg 1.0 Projesi ile Guiness Book robot internet deneyiyle kayıtlara geçen bu teknoloji sadece kayıp insan işlevlerini geri kazandırmak için değil, aynı zamanda insanların daha evvel deneyimlemedikleri çeşitli deneyimlerin de yaşanmasını mümkün kılar. Örneğin kendisi ABD'deyken İngiltere’de bulunan robot kolunu kontrol edebilmesi heyecan vericidir.

Doğuştan renk körü olan Neil Harbisson’un öyküsü de oldukça dikkat çekicidir. Kendisini başına çipler yerleştirerek beynine yolladığı müzik notaları aracılığıyla duyduğu sesleri görme eylemine dönüştüren bir “eyeborg” olarak adlandırır. Böylece renkleri görmese bile seslerini duyabilmektedir. [22] Bir süre sonra, insan gözüyle algılanamayan daha başka birçok renk olması sebebiyle görüş kapasitesinin yeterli olmadığını düşünerek geliştirdiği bu sisteme kızıl ötesi ve ultraviyole görüş sensörleri de ekler. Bedenine eklediği bu protez ile yeni bir teknoloji veya yeni bir ürün geliştirmiş olmaz, bunun yerine geliştirdiği şey mevcut duyularını genişletmesine olanak tanıyan beyninin bir uzantısı haline gelir. Hatta biyo-metrik bir fotoğrafını İngiliz Hükümeti’nin verdiği pasaportuna konmasını sağlayarak hukuksal anlamda da yeni kimliğini tüm dünyaya kabul ettirir. [23]

Trans hümanizmde bile, insanların bedenlerinin radikal bir şekilde değişmekte olduğunu görüyoruz. E-insanın beslenmeye, konaklamaya, dinlenmeye vb. insani ihtiyaçlara ekolojik açıdan ihtiyacı olmasa da onun da enerji kaynaklarıyla beslenmeye ve internet sunucuları tarafından misafir edilmeye ihtiyacı olduğu aşikar. Zihnimizi naklettiğimiz bir yazılım yemek yemeden, uyumadan, fiziksel herhangi bir temasta bulunmadan benliklerimizi koruyabilir mi? Benliklerimizin tüm bu değişikliklerden etkilenmediğini söylemek mümkün değil, bilakis benliklerimizin tüm bu gelişmelerden dramatik olarak etkilendiği söylenebilir. Bilim insanlarının bir insanı, insandan daha fazlasına dönüştürmeye çalışması oldukça cesur bir çaba. Sonuç olarak sıradan insanların yeteneklerinin geliştirilmesinde önemli rol oynayan tüm teknolojilerin türlü türlü engelleri ortadan kaldırarak yeteneklerimizi daha da parlatacağını yakın gelecekte daha fazla göreceğimize inanıyorum.


Referanslar

1) Badmington, N. (2003). Theorizing posthumanism. Cultural Critique, (53), 10-27.

2) Hassan, I. (1977). Prometheus as performer: Toward a posthumanist culture?. The Georgia Review, 31(4), 830-850.

3) Miah, A. (2007). Posthumanism: a critical history. Medical Enhancements and Posthumanity, 1, 28.

4) Murdoch, J. (2004). Humanising posthumanism. Environment and Planning A, 36(8), 1356-1359.

5) Guerrero, O. F. (2011). Posthuman bodies? not so fast. Dilemata, (5), 181-193.

6) de Melo-Martín, I. (2010). Defending human enhancement technologies: Unveiling normativity. Journal of medical ethics, 36(8), 483-487.

7) Stock, G. (2002). Redesigning humans: Our inevitable genetic future. Houghton Mifflin Harcourt.

8) Agar, N. (2010). Humanity's end: why we should reject radical enhancement. Mit Press.

9) Frankel, T. C. (2015). New machine could one day replace anesthesiologists. Washington Post.

10) Rockoff, J. D. (2013). Robots vs. anesthesiologists. Wall Street Journal.

11) Jeong, W., Kumar, R., & Menon, M. (2016). Past, present and future of urological robotic surgery. Investigative and clinical urology, 57(2), 75-83.

12) Foote, J. R., & Valea, F. A. (2016). Robotic surgical training: Where are we? Gynecologic oncology, 143(1), 179-183.

13) Savulescu, J. (2006). Justice, fairness, and enhancement. Annals of the New York Academy of Sciences, 1093(1), 321-338.

14) Douglas, T. (2008). Moral enhancement. Journal of applied philosophy, 25(3), 228-245.

15) Hayles, K. (1999). How we became posthumans. Chicago: University of Chicago.

16) Kurzweil R. (2016) İnsalık 2.0, Alfa Bilim.

17) Allen, P. (2011), Singularity isn’t near , MIT Technology Review, https://www.technologyreview.com/s/425733/paul-allen-the-singularity-isnt-near/

18) Simon, B (2003) Introduction: Toward a Critique of Posthuman Futures, Cultural Critique, No.53, Posthumanism.

19) Ferrando F (2014). Is the post-human a post-human?Cyborgs, robots, artificial intelligence and the futures of gender:a case study, Eur J futures 2:43.

20) Bostrom, N. (2005). In defense of posthuman dignity. Bioethics, 19(3), 202-214.

21) Cook, P. S. (2004). The Modernistic Posthuman Prophecy of Donna Haraway.

22) Williams A. (2014), Colour blind artist becomes world's first 'eyeborg' by having antenna implanted inside his skull so he can 'hear' colours. http://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-2582019/Colour-blind- artist-worlds-eyeborg-having-antenna-implanted-inside-skull-hear-colours.html

23) Harbisson, N. (2012), Neil Harbisson: Renkleri dinliyorum. https://www.ted.com/talks/neil_harbisson_i_listen_to_color?language=tr

99 görüntüleme

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

Bizi Takip Et
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi