Silybum marianum (Devedikeni)

En son güncellendiği tarih: Haz 12


Aylin Baytöre - İstanbul Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi

Devedikeni olarak bilinen Silybum marianum binlerce yıldır nutrasötik (hastalıkların tedavisinde veya önlenmesinde yararları bilimsel olarak kanıtlanmış kimyasal bileşenler) amaçlı kullanılan tıbbi bir bitkidir. Karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında ve korunmasında kullanılan, Ateraceae diğer bir adıyla Compositae familyasına ait tıbbi bir bitkdir. 1-2 yıllık otsu bir bitkidir. Temmuz-Ağustos aylarında kırmızı mor karışımı renkte çiçekler açar (nadiren beyaz). Yapraklar büyük pennatifit, paralk yeşil renkli ve beyaz damarlıdır. Çiçek durumu ise kapitulumdur. Sıcak atmosfer ve kuru toprakları sever. Doğal yaşam alanları arasında Güney Avrupa, Güney Rusya, Küçük Asya ve Kuzey Afrika bulunmaktadır. Ülkemizde Ege ve Marmara bölgelerinde yaygın olarak bulunur.[1]


Kimyasal Yapı


Tohumlarında bir flavonolignan olan Silimarin bulunur. Silimarin kompleksinde en aktif bileşik silibindir. Silibinin kimyasal yapısı ilk olarak 1968 yılında Pelter ve Hansel tarafından NMR ve MS spektrumları ile ortaya konmuştur. C25H22O10 moleküler formülüne sahiptir. Yapı genel olarak iki kısımdan oluşur. Birincisi, flavononol grubu olan taksifolindir ikincisi ise fenilpropanoid birimidir. Bu iki ünite bir halka yapısı ile bağlanmıştır. Genel olarak bitki yaklaşık %70-80 silimarin ve geri kalan kısmı tam olarak tanımlanmamış bir fraksiyondan oluşur. Karışımda major bileşiğin yaklaşık 1:1 oranında iki diastreomer (A ve B) karışımı olan silibin olduğunu söylemiştik bitkinin yararı bu bileşikten kaynaklıdır. Tıbbi olan Silybum marianum meyveleri en az % 1 silimarin içermelidir.[1,2]


Silimarin suda çözünmez genellikle kapsüllenmiş formda kullanılır. Oral emilimi genel olarak düşük olduğu için doğal olarak biyoyararlanımı da düşüktür. Bu sorun çeşitli formülasyonların geliştirlmesine yol açmıştır. Örneğin silimarin ve fosfatidilkolin kompleksinin çözünürlüğü ve hepatoprotektif etkisi daha fazladır.[2]

Şekil 1: Silibin'in kimyasal yapısı

Metabolizma


Oral alım ardından silibin enterohepatik siklusa geçiş yapar. Eliminasyon yarı ömrü yaklaşık olarak 6-8 saattir. Oral yoldan alınan silibinin %3-8’i değişmeden idrarla atılır. Büyük kısmı safra ile glukuronid ve sülfat konjugatları olarak atılır. Karaciğerde biyotransformasyonun hem fazI hem de fazII reaksiyonlarını geçirir. Son yıllarda yapılan çalışmalar silibinin sınırlı sayıda sitokrom ile etkileştiği gösterilmiştir. Çeşitli çalışmalar CYP450 2D6, CYP450 2E1 enzimlerini inhibe ettiği gösteriyor. İn vitro çalışmalarda CYP450 2C8 tarafından ana ve minör metabolitlere dönüştüğü görülmüş.[1]


Biyolojik Etkiler


Ksenobiyotik zehirlenmelerinde ve mantar zehirlenmelerinde silimarinin hepatoprotektif etkisini göstermek için karaciğer hasarına neden olan bileşiklerin kullanıldığı çeşitli deneyler yapılmıştır. Bu deneylerin sonucunda; karbon tetraklorür kaynaklı gerçekleşen lipit peroksidasyonunu ve hepatotoksisiteyi önlediği görülmüş. Fenilhidrazinin neden olduğu hemolizi ve lipit peroksidasyonu inhibe ettiği görülmüş. Bunların haricinde tyoasetamid, etanol zehirlenmeleri, karaciğer nekrozu ve sirozu ve hepatit üzerinde etkilidir.[2]


Bitkinin toprak üstü kısmı; idrar arttırıcı, ateş düşürücü, romatizma ağrılarını azaltıcı ve iştah açıcı olarak kullanılır. Burada infüzyonu kullanılır. Meyveleri “devedikeni tohumu” olarak bilinir. Karaciğer hastalıklarında kullanılır ayrıca kolagog (safra arttırıcı) etkilidir. Meyveler dekoksiyon yöntemi ile hazırlanır. Son yıllarda ise silimarin taşıyan ilaçların fazla alkol alımı ile görülen karaciğer hastalıklarında kullanıldığını görmekteyiz.[3]

Silimarinin hepatoprotektif etkilerinin birkaç mekanizma ile gerçekleştiği iddia edilmektedir. Bu mekanizmalardan bazıları: antioksidayon, lipid peroksidasyon inhibisyonu, ribozomal RNA polimerazın uyarılması, FazI detoksifikasyonun inhibisyonu yoluyla karaciğer detoksifikasyonun artması.


Çalışmalar silimarinin hem akut hem de kronik hepatit tedavisinde de etkili olduğunu gösterir. Akut viral hepatitte tedavi süresini kısaltmıştır. Serum bilirubin, AST ve ALT’ı (karaciğer fonksiyon testlerinde kullanılan enzimler) düşürür. Altı ay boyunca kullanım karaciğer enzim düzeylerinde iyileşme sağlamıştır.


Silimarinin in vitro deneylerde lipooksijenaz ve siklooksijenaz enzimlerini inhibe edebildiği de bildirilmiş . 5-lipoksijenaz inhibisyonu yoluyla silimarinin anti-enflamatuar ve anti-artritik aktivitesini göstermiştir.


Amanita Phalloides Zehirlenmesi


Ölümcül mantar olarak adlandırılır.Türkiye’deki ölümcül zehirlenmelerin büyük kısmından sorumludur. Oldukça zehirli ve tehlikelidir. Alındıktan 5-12 saat içinde bulantı, kusma ve sulu ishal görülür. Yaklaşık 4 gün içinde de karaciğer ve böbrek metabolizmasını yok eder. 20-25 gram tüketilmesi ölümcül etki için yeterlidir. Hipovolemi ve hipoglisemi minor belirtilerin en sık sebepleridir. Bitkinin en dikkat çekici kullanımı Amanita zehirlenmeleridir. Silimarin mantardaki toksinlerin hepatositlere bağlanmasını engeller dolayısıyla toksinlerin enterohepatik dolaşımı kesintiye uğrar.[4]


Olumsuz Etkiler


Silimarin çok düşük toksisiteye sahiptir. İyi bir güvenlik profiline sahiptir. Yüksek dozlarda safra salgısının artması ile müshil etki görülebilir. Bildirilen en yaygın şikayetler gastrointestinal rahatsızlıklardır. Ama bunların insidansı plasebodan farklı değildir. Nadiren alerjik reaksiyonlar, kaşıntı ve egzama görülür. İlaç etkileşimlerinde de belirgin derecede sorun yaratmamaktadır.[2,4]


Çoğu klinik çalışmada doz olarak günlük 420-480 mg kullanılmıştır. İki veya üç doza bölünebilir. Tıbbi çay formu da mevcuttur. 2 çay kaşığı (5g) drog üzerine 1 çay fincanı kaynar su dökülerek 10-15 dk bekletilir ve ardından süzülür. Fakat sudaki çözünürlüğün az olmasından dolayı çay kullanımı sınırlıdır.






Referanlar

1. Bijak, M. (Nov 2017). Silybin, a Major Bioactive Component of Milk Thistle (Silybum marianum L. Gaernt.)—Chemistry, Bioavailability, and Metabolism. molecules.

2. Dixit, N., Babaoota, S., & Kohli , K. (2007). Silymarin: A review of pharmacological aspects and bioavailability enhancement approaches. Indian Journal of Pharmacology, 172-179.

3. Baytop, T. (1984). Türkiye'de Bitkiler ve Tedavi (Geçmişte ve Bugün) (s. 221-222).

4. Rainone, F. (2005). Milk Thistle. American Family Physician, 1284-1287.


109 görüntüleme

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

Bizi Takip Et
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi