21. Yüzyılda Sağlık İletişimi

Nagehan Uzuner - İstanbul Bilgi Üniversitesi, İletişim Bilimleri Doktora Programı

Sağlık iletişiminin tanımını yapmadan önce, bu disiplini diğer alanlardan ayıran özellikleri belirlemek gerekmektedir. Sağlık kurumlarının halkla ilişkiler faaliyetleri ile sağlık hizmetleri satış ve pazarlaması birbirine karıştırılabilmektedir.[1] Sağlık hizmetleri, sağlık ihtiyaçlarının belirlenmesinin ardından, bu ihtiyaçlara uygun sağlık hizmetlerinin üretilmesiyle hastaları bu hizmetleri almaya teşvik etmek olarak tanımlanmaktadır. Sağlık hizmetlerinin satış ve pazarlaması ise sağlık kuruluşunun oluşturduğu stratejik pazarlama planıyla hastaların sağlık tüketicisi yani müşteri olarak görüldükleri bir iş modelidir. Sağlık konusu diğer tüm alanlardan ayrılmaktadır. Sağlığı diğer alanlardan ayıran en temel özellik, sağlığın kendine has özellikleri olan bir hizmet alanı olmasından kaynaklanmaktadır. Sağlık hizmetlerinin ikamesi bulunmaz. İhtiyaç duyulan sağlık hizmetlerine erişilemediği zaman yerine benzer ya da başka hizmetler sunulamaz. Bu sağlık hizmetleri ihtiyaç sahibine özel ve ertelenemez hizmetleri kapsamaktadır. Öyle ki Castello da; sağlık ve hastalıkla ilgili kurulan iletişimin insan deneyiminin en yaşamsal deneyimini oluşturduğunu, başka hiçbir insani olgunun sağlık ve hastalık kadar asal ve elzem olmadığını, insan yaşamıyla ilgili tüm bu tecrübelerin doğrudan bedeni, ruhu ve toplumu etkilediğini dile getirerek sağlık alanındaki iletişimin önemini vurgulamaktadır.[2] Sağlık iletişimi de bu bağlamda ele alındığında, sağlık alanın, akademik araştırma sahaları arasında bireye ve topluma en faydalı ve uygulaması son derece karmaşık dinamiklere sahip olan akademik dallardan biri olduğu ileri sürülebilir.

M.Ö. 460-370 yılları arasında Hipokrat’ın kaleme aldığı tıbbi metinler ve tıp eğitiminin etik kurallarının temeli olan Hipokrat Yemini (Hippocratic Oath), akabinde Galen’in M.Ö. 131-201, Hunayn İbn Ishaq al-‘Ibadi’nin M.Ö. 809-873 ve İbni Sina’nın M.Ö. 980-1037 yıllarındaki yazılı kaynakları sağlık iletişiminin ilk örnekleri olarak değerlendirilmektedir.[3] Yakın tarihimizde ise İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra sosyal bilimler ve beşeri bilimlerin sağlık alanında daha fazla kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Günümüzde postmodernizmin de etkisiyle sağlık bilimleri ve sosyal bilimler arasındaki ilişki daha yakın hale gelir ve bu iki alan arasındaki ilişkinin zaman zaman da iç içe geçer özellikte olduğuna rastlanır. Medya ve iletişim perspektifinden konuya bakıldığında ise bilim insanlarının ve alanda söz sahibi olan uzmanların son yıllarda daha fazla diyalog kurdukları görülmektedir. Modern tıbbın son yüzyılın kardiyovasküler hastalıklar, kanser ve enfeksiyon hastalıkları gibi yaygın görülen hastalıklarla bir başına mücadele etmesini beklemek pek de yerinde olmayacaktır.[4] Sağlık iletişiminin disiplinler ötesi bir alan haline gelmesi 1971’de Amerika Birleşik Devletleri’nde Ulusal Kanser Enstitüsü (National Cancer Institute) tarafından çıkartılan Ulusal Kanser Yasası’nın (National Cancer Act) hizmet sağlayıcısı olarak kurulan Kanser Enformasyon Hizmetleri (CIS-Cancer Information Service) birimidir.[5] Kurulan bu birim Amerika’nın da dünyanın da kanserin nedenlerinin ortaya konulması, önlenmesi ve tedavisi gibi konularda hizmet veren en uzun süreli sağlık iletişimi programıdır.

Sağlık Enformasyonu

Sağlık iletişimi çalışmaları sağlığın geliştirilmesi amacıyla yürütülmektedir. Bu süreçte sağlık enformasyonunun yeri oldukça önemlidir. Sağlık enformasyonu ve medya ilişkisinde özellikle kitle iletişim araçlarının birincil kaynak olarak değerlendirildiği gözlemlenmektedir. Medyanın diğer her konuda olduğu gibi toplumu olumlu sağlık davranışına yönlendirebilen mesajlara ilaveten halk sağlığını olumsuz bir şekilde etkileyebilecek mesajların da platformu olması kendi içinde başlı başına bir paradoks yaratmaktadır. Bunun yanı sıra sağlık enformasyonuna sahip olanlar ve olmayanlar arasında sağlık okur yazarlığı ve medya okur yazarlığının da önemi ortadadır. Çevremizden bize iletilen, bizim bilgi ve inançlarımızı doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen tüm uyarıcılar enformasyon olarak tanımlanmaktadır. Doğru, bilimsel, tarafsız tüm olgu ve kavramların yorum ve iletişim kurmak için elverişli hali de veri olarak tanımlanmaktadır. Verilerin belirli bir işlemden geçirilmesiyle enformasyon üretilmektedir.[6] Bu bağlamda medya kanallarının bize bilgiden daha çok enformasyon ilettiğini göz önünde bulundurmakta fayda vardır. Sağlık hem kamusal hem de özel olan tüm otoritelerin en önemli eylem alanı ve 1960’larda televizyonun da etkisiyle sıradanlaşan bir müdahale alanıdır.[7]

Medyada Sağlık

Konvansiyonel medya özellikle düşük sosyoekonomik statüdeki kişilere ulaşmada hala öncelikli kaynaktır. Özellikle gündüz kuşağı yayınlarında, televizyonun en çok izlendiği saatlerde (prime time) tıp ve sağlık konusu sıklıkla gündeme gelmektedir. Sağlık profesyonelleri bu programlara konuk edilmekte ve koruyucu, önleyici yaklaşımlar hatta modern cerrahi yaklaşımlar tartışılmaktadır. 1986 yılından 2011 yılına dek Amerika Birleşik Devletleri’nin en çok seyredilen söyleşi programı (talk show) The Oprah Winfrey Show da yayın akışında Dr. Mehmet Öz ile sağlık konusuna yer vermiştir. Sağlıklı yaşam hakkında yazdığı pek çok kitabı da bulunan Columbia Üniversitesi Bütünleştirici Tıp Merkezi Direktörü Dr. Öz yaptığı televizyon programlarıyla (bilgilendirici) en iyi gündüz kuşağı televizyon programı ve en iyi gündüz kuşağı televizyon programı konuğu dallarında Emmy Ödülleri almıştır.[8] Bu ve benzeri programlara konuk edilen sağlık profesyonellerinin bahsi geçen olası bir hastalık konusunda hastayı bizzat görmeden, telefon ve internet bağlantısı aracılığıyla herhangi bir yönlendirme yapmasının hukuki ve etik bakımdan pek çok sakıncası olabileceği ortadadır. Ancak medyanın söylemler aracılığıyla ideolojileri sürdürmesi de sağlık konulu programlar ile mümkün kılınmaktadır.[9] Medya ilettiği enformasyonu içinde bulunduğu ideolojik sistemlerden tamamen bağımsız kılmakta zorlanmaktadır. Medya ürettiği dramatik, bilgilendirici, önleyici ya da tehditkar içeriklerle hazırlanmış kamu spotları, dizi ve filmler ve söyleşi programlarıyla (talk Show larla) toplumun sağlık ve hastalık hakkındaki görüşlerini biçimlendirmektedir.

Yazılı basın da okur yazar hedef kitle ve sağlık okur yazarlığı bakımından önemli enformasyon kaynaklarındandır. The Independent gazetesinin kağıt olarak basılmayacağı kararının ardından benzer kararlar alan yayın kuruluşları ile yazılı basın yeni bir iş modeline; internet gazeteciliğine doğru hızla meyletmektedir. Bir yandan internet aracılığıyla iletilen enformasyonun sağlık endüstrinin koruyucu tıp kısmını yeterince vurgulamadığı ve ağırlıklı olarak güzellik endüstrisini taçlandırdığı görülmektedir. Diğer bir yandan ise magazin basının sıklıkla moda endüstrisinin dayattığı zayıflığın güzellik ve sağlıklı olma ideolojisini desteklediği ortadadır.

Son yıllarda konvansiyonelden dijitale doğru ağırlık kazanan medya aracılığıyla pek çok sağlık kuruluşu tarafından e-sağlık uygulamaları geliştirilmektedir. Bu uygulamalar ile sağlık hizmetlerinden faydalanacak olan kişilere enformasyon aktarımı, onam alımı, önleyici sağlık davranışları geliştirme, psikososyal destek, özbakımı teşvik etmek gibi konularda hizmetler verilmektedir. Dijital medya aracılığıyla yüz yüze iletişimde çekince duyulan pek çok konu da rahatlıkla gündeme gelebilmektedir. Arama motorları üzerinden sunulan enformasyona anonim erişim imkanıyla merak edilen tüm sağlık soru ve sorunlarına yanıt aranmaktadır. Hasta ve hasta yakınlarının arama motorlarında Latince ve İngilizce olan tıbbi jargonun tercümesi, beslenme ve diyetetik konusunda destek, reçetesiz ilaç ya da gıda takviyeleri hakkında bilgi, ilaç prospektüslerine erişim, bir sağlık kurumuna ya da doktora erişim için irtibat bilgileri, alternatif tedavi biçimleri, benzer hastalıkları yaşamış ya da yaşamakta olanların öyküleri gibi konularda aramalar yaptıkları bilinmektedir. 2020 yılına gelindiğinde tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını sebebiyle pek çok sağlık kuruluşu sağlık kuruluşlarına gerekmedikçe fiziksel olarak hasta kabul etmemek adına hastaları bilgilendirmek ve yönlendirmek için dijital platformlar üzerinden anamnez alınması için olanaklar sağlamaktadırlar.





Referanslar

1. Çınarlı, İ. (2019). 21. Yüzyıl İçin Sağlık İletişimi. Ankara: Nobel Akademik Basım Yayın

2. Babrow, A. S., & Mattson, M. (2003). Theorizing about health communication. Handbook of health communication, 35-61.

3. Thompson, T. L. (Ed.). (2014). Encyclopedia of health communication. Sage Publications.

4. Gürsoy, A. (2001). Sağlık ve Sosyal Antropoloji: Çocuk Sağlığının Kültürel Boyutları. Toplumbilim. 13

5. Mukherjee, S. (2012). Tüm Hastalıkların Şahı: Kanserin Biyografisi, Domingo

6. Uğur, A. (2003). Kültür Kıtası Atlası, Yapı Kredi Yayınları.

7. Çınarlı, İ. (2019). 21. Yüzyıl İçin Sağlık İletişimi. Ankara: Nobel Akademik Basım Yayın

8. Mehmet C. Oz, MD, FACS, Physician’s Profile. 24 Eylül 2020 tarihinde https://columbiasurgery.org/mehmet-c-oz-md-facs adresinden erişildi.

9. Ümit, G., Atabek, D., & Atabek, B. (2014). Televizyon Sağlık Programlarında İdeolojik Söylemler. Galatasaray Üniversitesi İleti-ş-im Dergisi, 11-30.

63 görüntüleme

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

Bizi Takip Et
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi