beyaz logo.png

Ağız Mikrobiyotası ve Kanser Arasındaki İlişki


 

Tuğba Cici-Leoxygen Biyoteknoloji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirket-Kurucu

 

Ağız mikrobiyotası, insan vücudundaki en fazla çeşitlilik gösteren bölgelerden biridir. Ağızda 700'den fazla tür tanımlanmıştır ve yeni dizileme yöntemleri daha da fazla tür keşfedilmesine olanak sağlamaktadır. Ağız boşluğunun anatomisi diğer vücut bölgelerinden farklıdır. Ağız boşluğu mukozal yüzeylere (dil, yanak mukozası, diş eti ve damak), sert dokulara (dişler) ve ekzokrin bez dokusuna (majör ve minör tükürük bezleri) sahiptir. Bunların tümü mikrobiyota kompozisyonu için oldukça önemli özellikler sunar. Ağız mikrobiyotası ve insan vücudundaki hastalıklar arasındaki bağlantı, özellikle geçtiğimiz yıllarda çok sayıda araştırmaya konu olmuştur. Bu araştırmalar ayrıca ağız mikrobiyotası ile kanser gelişimini ilişkilendirilmiştir.


Ağız ve gastrointestinal kanserlerin etiyolojisinde oral bakterilerin rol oynadığını gösteren artan sayıda kanıt bulunmaktadır. Epidemiyolojik çalışmalar, oral bakterilerin neden olduğu periodontal hastalıkların ya da diş kaybı olan kadın ve erkeklerde bu kanserlerin görülme risklerinin arttığını rapor etmektedir. Bakteriyel disbiyozun neden olduğu yaygın bir dişeti hastalığı olan periodontitis'ten muzdarip hastalarda, sağlıklı bireylere kıyasla 2-5 kat daha fazla kansere yakalanma riski oluştuğu bildirilmiştir. Bazı oral taksaların, özellikle Porphyromonas gingivalis ve Fusobacterium nucleatum'un birkaç farklı mekanizma ile kanserojen potansiyele sahip olduğu görülmüştür. Bu oral taksalar apoptozu inhibe edebilir, hücre proliferasyonunu aktive edebilir, hücresel invazyonu teşvik edebilir, kronik inflamasyonu indükleyebilir ve doğrudan kanserojen üretebilmektedir. Bu mikrobiyota değişiklikleri, ağız boşluğunun potansiyel olarak malign lezyonlarında görülebilmektedir. Bunların dışında mikrobiyota ve kanser arasındaki nedensel ilişkinin karmaşık olduğu bilinmektedir. Ağız mikrobiyomunun kanser riski ile ilişkisinin kurulması, kanser etiyolojisinin anlaşılmasında ve hastalığın tedavisinde önemli ilerlemelere yol açabilir[1, 2].





Ağız bakterilerinin periodontal hastalık ve diş kaybının gelişimi için kritik role sahip olduğu iyi bilinmektedir. Bu ağız hastalıkları bir dizi araştırmada ağız ve mide-bağırsak kanserleri riski ile ilişkilendirilmiştir. Ağız ve özofagus kanserleriyle ilgili araştırmaların ardından pankreas ve mide kanserine ilişkin kanıtlar bildirilmiştir. Ağız sağlığının durumu ile bu kanserler arasındaki ilişkilerin altında yatan mekanizma tam olarak anlaşılmamıştır fakat kanserlerin ağız hastalıklarıyla olan bu ilişkilerinin, henüz incelenmemiş oral mikrobiyom profillerinin aydınlatılması ile güçlü bir kanser ilişkisini yansıtmasının mümkün olacağı düşünülmektedir.


Ağız mikrobiyotası, ağız ve belirli gastrointestinal kanser türleri için iyi bilinen iki risk faktörü olan alkol ve sigarayla ilişkili karsinojenlerin lokal aktivasyonu yoluyla oral ve gastrointestinal kanser riskini etkileyebilmektedir. Etanolün (alkol) kendisi güçlü bir kanserojen olmasa da, oral bakteriler etanolü in vitro ve in vivo genotoksin olan ve insan kanserojeni olarak kabul edilen asetaldehite dönüştürme kapasitesine sahiptir ve böylece doğrudan kansere yol açabilmektedir.


Etanol alımından sonra tükürükte mutajenik miktarlarda asetaldehit tespit edilebilirken, etanol maruziyetinden önce ağzın antibakteriyel klorheksidin ile çalkalanması, mikrop sayısında belirgin bir azalmaya paralel olarak tükürük asetaldehit seviyelerini %50 azalttığı bildirilmiştir. Ek olarak oral bakterilerin, tütün içiminden kaynaklanan kanserojen nitrozaminlerin artan aktivasyonunda rol oynayadığı görülmüştür[2].


Ağız bakterilerinin kanserojen metabolizmasındaki rolü, oral antiseptik gargara tedavisinin (klorheksidin) tükürükte (lokal olarak) ve idrarda (sistemik olarak; her biri yaklaşık %30) nitrozoamino asit oluşumunu ve atılımını önemli ölçüde azalttığı bildirilmiştir. Sigara içmek ayrıca oral bakteriler tarafından alkole bağlı asetaldehit üretimini güçlendirmektedir. Böylece potansiyel olarak kanserojenezde alkol-tütün etkileşimlerine katkıda bulunmaktadır. Birlikte ele alındığında, bu veriler alkol ve sigarayla ilişkili karsinojenlerin lokal metabolizması için oral mikrobiyal potansiyel sunmaktadır. Dolayısı ile de ağız ve gastrointestinal karsinojenezde potansiyel bir rolü olduğu bilinmektedir[2].


Mide ve pankreas kanseri de dahil olmak üzere uzak bölgelerdeki kanserlerle periodontal hastalık ve diş kaybı arasındaki ilişkiler, oral mikrobiyomla ilişkili karsinojenezde sistemik mekanizmaların da rol oynayabileceğini düşündürmektedir. Periodontal hastalıkların kardiyovasküler hastalık ve diyabet hastalığı da dahil olmak üzere birçok sistemik etkilerle sahip olduğu bildirilmiştir. Yapılan araştırmalarda aterosklerotik plakta oral bakteriler tespit edilmiştir. Daha da önemlisi periodontal hastalıkların başarı ile tedavi edilmesi, bu hastalıklarda endotelyal fonksiyonu iyileştiridği, inflamatuar belirteçlerde azalttığı ve diyabetiklerde glisemik kontrolün iyileşmesi dahil olmak üzere sistemik belirteçlerin tersine çevrilmesine yol açmıştır. Kanıtlar, bakterilere ve onların toksinlerine kronik maruz kalmanın ağız ve gastrointestinal karsinojenezde önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir[2].


Sonuç olarak son kanser araştırmaları, belirli bakteri türlerinin varlığı ile insan vücudunda kanserin gelişimi arasındaki ilişkinin olduğunu bildirmiştir. Araştırmalar ağız boşluğundaki yıkıcı süreçlerden rol oynayan Porphyromonas gingivalis (P. gingivalis) bakterisinin ağız karsinomunun gelişiminde önemli bir rol oynayabileceğini göstermiştir[3]. Ağız mikrobiyomunun kanserle ilişkisinin kurulması, kanser etiyolojisinin anlaşılmasında önemli ilerlemelere ve potansiyel olarak bu hastalıklar için yeni tanı ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine yol açabilir. Bunun dışında periodontitisin erken teşhisi ve tedavisi sadece hastaların ağız sağlığı için değil, kanser gelişiminin önlenmesi için de çok önemlidir.




Referanslar

  1. Tuominen, H., & Rautava, J. (2021). Oral Microbiota and Cancer Development. Pathobiology : journal of immunopathology, molecular and cellular biology, 88(2), 116–126.

  2. Ahn, J., Chen, C. Y., & Hayes, R. B. (2012). Oral microbiome and oral and gastrointestinal cancer risk. Cancer causes & control : CCC, 23(3), 399–404.

  3. Kakabadze, M. Z., Paresishvili, T., Karalashvili, L., Chakhunashvili, D., & Kakabadze, Z. (2020). Oral microbiota and oral cancer: Review. Oncology reviews, 14(2), 476.

220 görüntüleme0 yorum