top of page
beyaz logo.png

Antidepresan Meselesi

Tuğçe Gül Yeşilyayla - Moleküler Biyoloji ve Genetik, Fen-Edebiyat Fakültesi, Uludağ Üniversitesi


Geçen yıl Türkiye’de 561 milyon 870 bin 998 kutu antidepresan satılmış, ülkemizin stres seviyesi hızla artarken Dünya Mutluluk Sıralamasında hızla gerilemekteyiz. İntihar eden polisler, öğrenciler, işçiler, atanamayan öğretmenler, sağlıkta şiddete uğrayanlar, travmatik anıları her geçen gün artanlar, kadınlar, çocuklar, hayvanlar… Bir felaket senaryosunu kaleme almak istemesem de tüm bu distopik hayatların sonucu olarak birçoğumuz çareyi ve mucizeyi bulmak için antidepresanlara koşmaktadır. Reçetesiz olarak satılan antidepresanların oranı doktor kontrolünde kullanımına göre kat ve kat daha fazla. Hatta genç arkadaşlarımız arasında da kullanımı popüler ve havalı (!) olarak görülmektedir. Herkes depresyonda mı, herkes aynı tip depresyona mı sahip? Birçok kişinin fütursuzca kullanılan antidepresanlar nedir, ne değildir, bize mutluluk ve huzur getirir mi gelin beraber inceleyelim.


Antidepresan Nedir?

Dünya çapında 350 milyondan fazla insan mental sorunlarla mücadele etmekte, Depresyon, anksiyete, obsesif-kompulsif bozukluk, bipolar bozukluk, psikosiz, demans ve şizofreni gibi rahatsızlıkları kapsayan bu mental rahatsızlıkların tedavisinde antidepresan ve türevlerine başvurulmaktadır. Antidepresanın her ne kadar nasıl çalıştığı tam anlaşılmasa da duygu-durum bozukluklarının tedavisinde kilit rol aldığı bilinmektedir. İlk klinik kullanımı bundan 60 yıl önce tesadüf olarak keşfedildi ve bugün bazı nörotransmitter maddelerin sinapslardaki konsantrasyonunu arttırmaya yönelik onlarca antidepresanı ilaç olarak kullanmaktayız[1,2].


Antidepresanları beyindeki sinir hücreleri arasında sinyal geçişini sağlayan kimyasalların aktivitesini ve seviyesini değiştirebilen moleküller olarak adlandırabiliriz. 3 ana nörotransmitteri hedeflemektedirler ve bunlar serotonin, dopamin ve nöroepinefrindir. Antidepresanlar beyni nasıl etkilediğine göre beş ana sınıfa ayrılmaktadır. Bunlar ise:

  • Selektif Serotonin Geri-Alım İnhibitörleri (Selective serotonin Reuptake Inhibitors (SSRIs))

  • Serotonin ve Norepinefrin Geri-Alım İnhibitörleri (Serotonin and Norepinephrine Reuptake Inhibitors (SNRIs))

  • Trisiklik Antidepresanlar (Tricyclic Antidepressants (TCAs))

  • Monoamin Oksidaz İnhibitörleri (Monoamine Oxidase Inhibitors (MAOIs))

  • Atipikal Antidepresanlar (Atypical antidepressants)

Her birinin kendi içinde yararları, yan etkileri ve riskleri mevcuttur. İlaç seçimi uzman doktorun yönlendirmesiyle tedavi edilmek istenilen rahatsızlığın semptomlarına ve tedavi tarihine göre belirlenmektedir. Hepsini tek tek incelemeden önce antidepresanların temel çalışma hedefi üzerine konuşalım.


Antidepresanlar Nasıl Çalışırlar?


Yukarıda da bahsettiğim gibi antidepresanların çalışma mekanizması karmaşık olup tam olarak açıklanamamıştır. Ancak duygu-durum kontrolünü sağlayan 3 temel kimyasal molekülün hedeflenmesi ile çalıştıklarını bugün biliyoruz. 3 temel nörotransmitterlerden dopamin karar verme, motivasyon, haz ve ödül mekanizmalarının çalışmasında çalışan kimyasaldır. Son zamanlarda adını dopamin detoksu veya dopamin hastalıkları (Parkinson Hastalığı vb.) gibi konularda sıklıkla duymaktayız. Nöroepinefrin ise uyarılma, uyanıklık, heyecan, Savaş-ya da-Kaç olaylarında hayati görev üstlenen bir diğer nörotransmitter maddemizdir. Son olarak serotonin ise mutluluk hormonu olarak bilinen, duygu, iştah, uyku, hafıza, sosyal ilişkiler ve cinsel arzu gibi olayları düzenleyen en önemli temel nörotransmitter maddelerimizden bir diğeridir.

Özellikle depresyon gibi rahatsızlıklarda bu nörotransmitterlerin seviyeleri çok düşük olduğu görülmüş. Antidepresanların ise birkaç farklı yolla bu düşüklüğü giderdiği kanıtlanmış.


Selektif Serotonin Geri-Alım İnhibitörleri (SSRI’s)

Yan etkisi biraz daha az olduğundan diğer antidepresanlara göre daha güvenilir diyebiliriz. Bu antidepresan sınıfı serotoninin sinaptik boşluklardan yeniden absorbe olmasını yani geri alım mekanizmasını inhibe etmektedir. Etkisinin daha az olmasını onu daha güvenilir kılmaz diğerlerine benzer şekilde kusma, mide bulantısı, uyuşukluk, sinirlilik, cinsel performansta azalma, tremor ve uykusuzluk gibi yan etkileri de bulunmaktadır. Genel olarak depresyon tedavisinde kullanılırken obsesif- kompulsif bozukluklarda, genel anksiyete bozukluklarında, yeme bozukluklarında ve erken boşalmada da tedavi edici bir yöntem olarak kullanılmaktadır. SSRI’leri genel olarak citalopram, escitalopram, fluvoxamine, paroxetine, fluoxetine, vilazodone, sertraline moleküllerini kapsamaktadır[3].


Serotonin ve Nöroepinefrin Geri-Alım İnhibitörleri (SNRI)

Bu tipteki antidepresanlar da SSRI’lara benzer şekilde çalışmakta ancak bir farkı bulunmaktadır. SNRI sınıfındaki antidepresanlar hem serotonin hem de nöroepinefrin geri alımını engellemektedir. Nöroepinefrinin serotonin ile birlikte tandem olarak artması psikomotor geriliği olan insanlarda bir kolaylık sağlayabilir. Benzer yan etkilerinin yanında uyuşukluk, yorgunluk, kabızlık ve ağız kuruluğu da görülebilmektedir. Fibromyalgiada, sinir ağrılarında, panik bozukluklarda, posttravmatik stres bozukluğunda, sosyal anksiyete bozukluklarında kullanılmaktadır. Genel olarak duloxetine, venlafaxine, desvenlafaxine, milnacipran ilaçları sayılabilir[4].


Trisiklik Antidepresanlar (TCAs)

Belki de antidepresanlar arasında babası sayılabilecek eskilikte olan trisiklik antidepresanlar kimyasal yapıları gereği bu şekilde anılmaktadır. 3 halkalı yapıda olan bu kimyasallar geri-alım inhibitörlerine benzer bir prensipte çalışırlar. Sinir hücrelerinden diğer bir ismiyle asetilkolin olarak bilinen nörotransmitterlerden norepinefrin ve serotonin geri alımını inhibe ederler. Yaygın semptomlar burada da görülmekte, ağız kuruluğu, bulanık görme, kabızlık, baş dönmesi ve kilo alımı gibi yan etkileri bulunmaktadır. Bazı vakalarda düzensiz kalp atışı, düşük kan basıncı ve inme gibi olaylarda meydana gelmiştir. Üç halkalı antidepresanlar kronik ağrıda, çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda kullanılmaktadır. Ancak günümüzde daha güçlü ve daha az yan etkili antidepresanlara yerini bırakmıştır. Clomipramine, amoxapine, amitriptyline, desipramine, nortriptyline, trimipramine, imipramine ve protriptyline bunlardan bazılarıdır [5].


Monoamin Oksidaz İnhibitörleri (MAOI’s)

Geçmişi trisiklik antidepresanlara kadar dayanabilen ve eski sınıf üyelerden olan monoamin oksidaz inhibitörleri merkezi sinir sistemimizde doğal bir enzim olan monoamin oksidaz enziminin aktivasyonunu engellemektedir. Bu enzimin görevi monoaminleri yıkmaktır ve bu MAOI’lar bu etkiyi yıkarak duygu düzenlemesi için uygun nörotransmitter seviyesinin ortamını hazırlamış olmaktadır. MAOI tedavisi genellikle beraberinde diyet kısıtlamalarını da yanında getirmektedir. Huzursuzluk, insomnia, mide bulantısı ve baş dönmesi gibi benzer yan etkileri de bulunmaktadır. Risklerine rağmen Agorafobi, sosyal fobi, Bulimia, PTSD, borderline kişilik bozukluğu ve bipolar depresyon gibi rahatsızlıklarda ciddi fayda sağladığı kanıtlanmıştır [6].

Atipikal Antidepresanlar

Oldukça yeni tip antidepresan olan atipikal antidepresanlar serotonin, dopamin ve norepinefrin geri-alımlarını benzersiz yollarla engellemektedir. Trazodone ve vortioxetine majör depresyonda kullanılan serotonin antagonistleridir. Adrenerjik reseptörleri engeller, serotonin geri-alımını inhibe eder. Mirtazapine, beyinde stres epinefrin hormonunun reseptörlerini bloke eder. Bupropion ise dopamin geri-alım inhibitörü olarak çalışmakta ve piyasa ismi Wellbutrin olarak bilinmektedir [7].


Uzun Süreli Antidepresan Kullanımı ve Yan etkileri


Az miktarda arseniğin bile fayda sağladığı bir dünyada antidepresanların bilgisizce kullanılması da çok tehlikeli sonuçları beraberinde getirir. 2016 yılında yapılan çalışmada uzun süreli antidepresan kullanımının cinsel problemlere, kilo alımına, duygusal uyuşukluğa, pozitif duygularda azalmaya, kişinin başkasına ve kendisine olan öneminin azalmasına, intihar düşüncelerine ve bağımlıymış gibi hissetmesine neden olduğu raporlanmıştır. Ayrıca kan şeker kontrolünü olumsuz etkileyerek diyabete veya hipoglisemiye neden olduğu da bilinmektedir. Tüm bunların yanında bilişsel uyuşukluk, ağız kuruluğu, yorgunluk, kabızlık, uykusuzluk, kilo alımı, baş dönmesi, sinirlilik, bulanık görme ve baş ağrısı gibi yan etkilerin olduğu zaten bilinmektedir [8]. Bu nedenle bir antidepresana başlamadan önce uzmana danışmalı, yan etkilerine karşı güçlü değilseniz reçetesiz olarak kullanımını reddedin.





Referanslar

1. Rubinsztein, D.C. Leggo, J. Coles, R. Almqvist, E. Biancalana, V. Cassiman, J.J. et al. (1996). "Phenotypic Characterization of Individuals with 30-40 CAG Repeats in the Huntington Disease (HD) Gene Reveals HD Cases with 36 Repeats and Apparently Normal Elderly Individuals with 36-39 Repeats". Vol. 59, Am. J. Hum. Genet.

2. Kuhn, R. Roland, K. (2006). " Obituary" Neuropsychopharmacology. 096. doi:10.1038/sj.npp.1301026

3. Patricia, A. Marken, P.D.Stuart, M. (2014). "Selecting a Selective Serotonin Reuptake Inhibitor: Clinically Important Distinguishing Features" Primary Care Companion J Clin Psychiatry 2:6,

4. Comparison, A.P.(2014). "The Interface". 11(3):37–42.

5. "Tricyclic Antidepressants: List, Uses & Side Effects”. Drugs.com adresinden 24.04.2023 tarihinde ulaşıldı.

6. Laban, T.S. (2023) "Monoamine Oxidase Inhibitors (MAOI)". National Center for Biotechnology Information, U.S. National Library of Medicine.

7.Alonso-Pedrero, L. Bes-Rastrollo, M. Marti, A. (2019). "Effects of antidepressant and antipsychotic use on weight gain: A systematic review". Obes Rev. 20(12):1680–90.

8.. Cartwright, C. Gibson, K. Read, J. Cowan, O. Dehar, T. (2016). "Long-term antidepressant use: Patient perspectives of benefits and adverse effects". Patient Prefer Adherence. 10:1401–7.


































83 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page