Asperger Sendromu


Edanur TEKİN - Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, Fen ve Edebiyat Fakültesi,

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi

Asperger Sendromu

İlk olarak 1944’te Hans Asperger tarafından tanımlanan Asperger sendromu, Otizm spektrum bozukluğunun bir alt tipi olarak belirlenmiştir. Öğrenim hayatında zorlanan, çevresinden edindiği bilgileri hafızasında değerlendirme ve akılda tutma konusunda güçlük çeken aspergerli bireylerin otizmli bireylerden daha yaygın görüldüğü tespit edilmiştir[1].


Yaygın Gelişimsel Bozukluk olarak da bilinen Asperger sendromlu bireylerde ayrıca empati kurmada zorlanma, arkadaş edinmede ve sosyal çevreyi genişletmede güçlük çekme, bazı motor hareketlerin düzenli tekrarlaması durumuna da rastlanmaktadır. Asperger ve otizm hastalığına sahip bireylerde beynin duygusal hafızası olarak bilinen ve duygusal tepkilerin verilmesinden sorumlu olan amigdala bölgesinde lezyonlar tespit edilmiştir. Bundan dolayı Otizm ve Asperger sendromu çalışılırken beynin temporal lobu ve frontal lobu incelenmiştir[2].


Asperger Sendromunun Tanısı

Asperger sendromuna Otizm sendromundan daha yaygın olarak rastlanılmaktadır ve Asperger sendromunun geç fark edilmesi durumunda tedavide güçlükler yaşanabilmektedir. Asperger sendromunun tanı kriterleri: Motor becerilerinde azalma, bencilliğin ağır basması, konuşma becerisinde, iletişim kurma düzeyinde ve merak duygusunda azalma, bazı jest, mimik veya hareketlerde tekrara düşme, yaşıtlarına kıyasla daha az gelişmiş vücut yapısı, iletişim sürecinde göz temasından kaçınma, empati yoksunluğu gibi durumlar görülebilmektedir. Bu özellikleriyle şizofreni, otizm, depresyon, obsesif kompulsif bozukluğu, yetişkinlerde dikkat eksikliğine bağlı hiperaktivite bozukluğu ile büyük ölçüde benzerlik taşıyan bir hastalıktır[3].


Asperger Sendromu Tanısı Geç Konulan Bireylerde Karşılaşılan Durumlar

Otizm spektrum bozukluğu teşhisi geç konulmuş bireylerin %90’ının Asperger sendromu geliştirdiği anlaşılmıştır. Otizm ile Aspergerden muzdarip bireylerin %70 kadarının anksiyete ile depresyon geliştirdiği de fark edilmiştir. Görülen tıbbi tedavi, eğitim hayatında ilerleme, meslek hayatına geçme, sosyal hayatın artması gibi etkilerin Asperger sendromu ve Otizm sendromu belirtileri ile davranışlarını gölgede bıraktığı belirlenmiştir[4].


Ortalama yaşları 27 olan; 28’i kadın, 26’sı erkek bireylerden oluşan toplam 54 kişi ile yapılan bir çalışmada Asperger sendromunun ortalama 19 yaşında ortaya çıktığı, 28 kişinin 11-18, 19 kişinin ise 10 yaş ve altında Asperger sendromu geliştirdiği ortaya çıkmıştır. 54 kişinin %70’inin bir kez majör depresyon geçirdiği, yine 54 kişinin %50’sinin de tekrarlayan majör depresyona maruz kaldığı, otuz kişinin yani %56’sının da anksiyete geçirdiği saptanmıştır[5].

Asperger Sendromunun Tedavisi

Kesin bir tedavisi bulunmayan Asperger sendromunun erken teşhis edilmesi durumunda etkilerinin geriye döndürülebilir olduğu bilinmektedir. Bazı beyin ve damar hastalıklarına sahip Asperger sendromlu bireylerin saldırganlaşabildiği, kendisine veya çevresindeki bireylere fiziksel zarar verebildiği tespit edilmiştir. Depresyon, anksiyete, saldırganlık davranışı gibi durumların bu hastalığın temelinde yatmasından dolayı psikotropik ilaçların tedavide kullanılabileceği düşünülmektedir fakat düzenli bir ilaç kullanımı uygun görülmemektedir[6].


Asperger Sendromunun Yaygınlığı

2009 yılında, Otizm ve Asperger sendromunun yaygınlığı hakkında bilgi sahibi olunabilmesi için birden fazla farklı ülkede yaygın olarak çalışmalar yürütülmüştür. 2002 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 20 yaş altı 486.000-567.000 bireyin Asperger sendromuna sahip olduğu, bununla birlikte dünya genelinde en az her 150 çocuktan birinin Otizmli olduğu belirlenmiştir. ABD ve Kaliforniya’da Otizmli çocukların ilerleyen yaşlarda Asperger sendromuna maruz kaldığı ve Asperger sendromunun görülme sıklığının çocuklarda yetişkin bireylere kıyasla fazla olduğu görülmüştür. Birbirine yakın yaşlardaki bireylerin dahil edildiği ve aynı yıl içerisinde birçok ülkede gerçekleştirilen bir çalışmanın verileri incelendiğinde ABD’de 14, Birleşik Krallık’ta ise 6 kat fazla varyasyon olduğu görülmektedir. Asperger sendromuna ait yaygınlık ülkeye, bölgeye ve nüfusa göre farklılık göstermekle birlikte ortalama her 10.000 kişiden 60-70 civarında bu hastalığın tespit edildiğini söylemek mümkündür[7].





Referanslar

  1. Klin, A. (1994). Asperger syndrome. Child and Adolescent Psychiatric Clinics. 3(1), 131-148.

  2. Schultz, R. T., Romanski, L. M., & Tsatsanis, K. D. (2000). Neurofunctional models of autistic disorder and Asperger syndrome: clues from neuroimaging. Section of Neurobiology, Yale University School of Medicine, New Haven, CT. 1-12

  3. Fitzgerald, M., & Corvin, A. (2001). Diagnosis and differential diagnosis of Asperger syndrome. Advances in Psychiatric Treatment. 7(4), 310-318.

  4. Lehnhardt, F. G., Gawronski, A., Pfeiffer, K., Kockler, H., Schilbach, L., & Vogeley, K. (2013). The investigation and differential diagnosis of Asperger syndrome in adults. Deutsches Ärzteblatt International. 110(45), 755.

  5. Lugnegård, T., Hallerbäck, M. U., & Gillberg, C. (2011). Psychiatric comorbidity in young adults with a clinical diagnosis of Asperger syndrome. Research in developmental disabilities. 32(5), 1910-1917.

  6. Tantam, D., & Girgis, S. (2009). Recognition and treatment of Asperger syndrome in the community. British Medical Bulletin. 89(1), 41-62.

  7. Fombonne, E. (2009). Epidemiology of pervasive developmental disorders. Pediatric Research. 65(6), 591-598.

35 görüntüleme0 yorum