Ateroskleroz ve Koroner Arter Hastalığı


Stajyer Dr. Merve Karaal - SANKO Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Ateroskleroz, kronik inflamatuvar süreçler sonucunda, damar duvarında biriken maddelerin sebep olduğu ve halk arasında “damar sertliği” olarak bilinen durumdur. Damarın kalınlaşması ve içinden geçen kan akımının azalmasıyla çeşitli klinik durumlar ortaya çıkar. Kardiyovasküler sistemde Koroner Arter hastalığı, aort anevrizması, serebrovasküler hastalıklar ve periferik damar hastalıklarına sebep olabilir.


Kan damarı duvarı; intima, medya ve adventisya olmak üzere üç kattan oluşmaktadır. Orta katmanı oluşturan medya tabakası çoğunlukla düz kaslardan meydana gelirken, damarın en iç yüzeyinde bulunan intima tabakası ise bazal membran ve bunun üzerinde tek katlı endotel tabakasından oluşur. Doku ile kan arasında bir bariyer olarak konumlanan endotel, daha alt katmanlarda bulunan düz kas hücrelerini bazı faktörler salgılayarak etkiler. Normal şartlarda (normal kan basıncı, laminar kan akımı ve sabit büyüme faktörleri) bazal durumda olan damar endotelinin üzerindeki negatif yükler, kendisi gibi negatif yükleri olan kan hücrelerini iterek pıhtı oluşumunu engeller ve antitrombotik etki gösterir. Endotelin bir diğer görevi de uygun vasküler düz kas tonusunu sağlamaktır.


NO (Nitrik Oksit), endotel kaynaklı gevşetici faktörlerdendir. Vasküler tonusun ve vazodilatasyonun ayarlanmasında önemli rol oynar. Aynı zamanda vasküler hasar, inflamasyon ve trombozise karşı koruyucudur. Lökositlerin endotele bağlanmasını inhibe eder. Endotelin ise, vasküler kasılmayı sağlayan faktörlerdendir.


Endotel, çeşitli mediyatörlere maruz kaldığında veya travmaya uğradığında, endotel aktivasyonu gerçekleşir. Bu aktivasyon bakteri ürünleri, hemodinamik stres, inflamatuvar sitokinler veya lipit ürünleri ile gerçekleşebilir. Endoteli aktive eden faktörlere uzun süreli maruziyet, endotel disfonksiyonuna sebep olabilir. Endotel disfonksiyonu, nitrik oksit üretiminde bozulma ve/veya endotelin-1 (ET-1), anjiyotensin ve oksidanlar gibi gevşeme ve kasılma faktörlerindeki dengesizliği ifade eder.[1]


Endotelin koruyucu fonksiyonunu bozan durumlara örnek olarak hiperkolestrolemi verilebilir. Yüksek kolesterol durumunda, kandaki okside-düşük dansiteli lipoprotein(ox-LDL), endotel aktivasyonunu sağlar. Bununla birlikte NO’in hücre içi konsantrasyonunu azaltır. Aktivasyonu uyaran bunun gibi durumlar, endotelyal değişikliklere sebep olabileceği gibi uzun vadede endotel disfonksiyonuna yol açar. Aynı zamanda damar duvarında inflamasyona yol açarak aterosklerotik lezyonların bağlama ve ilerlemesinde bir ilk basmak oluşturur.


Ateroskleroz temelini aterom plakları oluşturur. Aterom plakları; yumuşak, sarı, pıhtı gibi bir yağ yumağı, çekirdekler ve bunları saran fibröz şapka içeren, lümene doğru yükselti yapan lezyonlardır. Bu plaklar endotel disfonksiyonunu izleyen, damar duvarında lipoproteinlerin birikimi, trombosit adezyonu, monosit adezyonu, bunların intima tabakasına göçleri, makrofajlar ve köpüksü hücrelere dönüşmeleri, makrofajlarda lipit birikimi şeklinde devam eden süreçler ile oluşur. Aterom plağının damarlarda büyüyerek damarı daraltması veya tıkaması koroner arter hastalığı gibi birçok hastalık meydana gelir.


Koroner arter Hastalığı, kalbi besleyen damarlarda (koroner damar) meydana gelen daralma veya tıkanma ile seyreden ve kalbin en sık görülen hastalığıdır. İleri evrelerde kalp krizine ve ölüme sebep olabilmektedir. Tüm Avrupa’daki ölümlerin yarısı kardiyovasküler sebeplerden olurken ülkemizdeki ölümlerin üçte biri kardiyovasküler hastalıklardan kaynaklanmaktadır. Koroner arter hastalığının en sık şikayeti göğüs ağrısıdır. Bu ağrı efor ile gelen, istirahat ile geçen, bir iki dakika kadar süren baskı tarzında ağrı olarak tariflenir. Ağrının, sol kola, çeneye, omuza ve sırta yayılımı olabilir.


Koroner arter hastalıklarının ana oluşum mekanizmasında ateroskleroz yer alır. Bu sebeple koroner arter hastalığından korunma için aterosklerozun risk faktörlerini azaltmak hatta mümkünse ortadan kaldırmak gerekir. Aterosklerozun risk faktörleri değiştirilebilir ve değiştirilemez olmak üzere iki grupta toplanır. Değiştirilemez risk faktörleri; kadınlarda 55 yaş üstü olmak, erkeklerde 45 yaş üstünde olmak, birinci derece akrabalarda koroner arter hastası olması ve erkek cinsiyette olmaktır. Değiştirilebilir risk faktörleri ise diyabet, sigara kullanımı, kolesterol yüksekliği, hipertansiyon, obezite, pasif yaşam şekli ve strestir.


Ateroskleroz kökenli kalp hastalıklarından korunma, primer korunma ve sekonder korunma olmak üzere iki şekilde gerçekleşir. Primer korunma ile hastalığın belirti ve bulgularının olmadığı bireylerde yaşam tarzı değişiklikleri yapılarak risk faktörlerinin azaltılmasını amaçlanır. Sekonder korunma ise, kardiyovasküler hastalık geçirmiş kişilerde hastalığın tekrarının önlenmesi veya ilerlemesinin önlenmesi hedeftir.


Sigara önlenebilir ölümlerin yarısını oluşturur ve bu ölümlerin yarısı da kardiyovasküler olaylardan kaynaklanmaktadır.[2] Bu sebeple sigarayı bırakmak, kardiyovasküler olayların engellenmesinde önemli bir yer tutmaktadır. Türkçeye 5Ö olarak çevrilen 5A önerileri (Ask- Öğren, Advice-Öner, Assess-Ölç, Assist-Önderlik et, Arrange-Örgütle) sigarayı bırakma konusunda kılavuzlarda önerilen yöntemdir.

Kardiyovasküler riski en düşük düzeyde tutan fiziksel aktiviteler haftada 4-5 gün en az 30 dakika olarak yapılan ve kalp hızını maksimum kalp hızının %60’ına ulaştıran egzersizlerdir.


Doymuş yağların HDL, LDL ve total kolesterolü arttırması aterosklerotik hastalıklar açısından negatif etkiye sahiptir ancak doymamış yağ grupları HDL’yi arttırırken LDL ve total kolesterolü azalttıkları için olumlu etkileriyle tercih edilmelidir. Omega-3 alımı da kardiyovasküler hastalıklar açısından olumlu etkilere sahiptir.


Kan basıncı, kan şekeri ve dislipidemi kontrolü de en az diğer risk faktörleri kadar önemlidir. Primer korunmada öne çıkan tüm basamaklar sekonder korunmada da dikkat edilmesi gereken noktalardır. Halihazırda kardiyovasküler hastalığı olan kişilerde risk çok yüksek olduğu için yaşam tarzı değişikliklerinin yeterli gelmediği durumlarda çeşitli kardiyoprotektif ilaç rejimleri uygulanabilir.[3]






Referanslar

1. Tanrıverdi B, Savaş Tetik Ş. Aterosklerozun Patofizyolojisi ve Risk Faktörleri, Marmara Pharmaceutical Journal 21: 1-9, 2017

2. Demircan S. Atherosclerosis: Primary and secondary prevention,, J. Exp. Clin. Med., 2012; 29: S141-S146

3. V. Kumar, A. A. (2014). Kan Damarları. M. R. içinde, Robbins Temel Patoloji (s. 327-364). Elsevier.


50 görüntüleme

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

Bizi Takip Et
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi