Bedene Yapılan Fantastik Yolculuk

En son güncellendiği tarih: Oca 20


Nagehan Uzuner - İletişim Bilimleri Doktora Programı, İstanbul Bilgi Üniversitesi

Biyolojide canlıların sınıflandırılması bilimi olan taksonomi; tüm dünyada farklı diller konuşan bilim insanlarının ortak bir dilde konuşabilmelerini sağlaması bakımından çok önemlidir. Taksonomi, canlıların birbirlerine olan benzerlikleri doğrultusunda tasnif edilip adlandırılmalarını sağlayarak biyoloji dilini evrensel boyutta standardize eder.[1]


Geçmişten günümüze insan bedeninin içini keşfetmek için bedenin içine gönderilen minyatür insanların yolculuğu birçok film ve dizi tarafından eğitim ve eğlence amacıyla kullanılmıştır. Böylesi filmlerde olay örgüsünün gelişimine dair olasılıklara üstünkörü yer verilirken, bunları tarif etmek için üretilen metaforlara bütün kapılar ardına kadar açılır. Bu yazıda da insan bedeninin taksonomisi ve metaforların kullanımları üzerinde durulmaktadır. Bedenimiz ve organlarımızın çalışma biçimi bilim-kurgu hikaye üretimine hem gerçekçi hem de fantastik bir şekilde eşsiz fırsat sunar. Bedenimizin içiyle buluşmamızı sinematografik tekniklerle mümkün kılan Target TB (Hedef TB) ve Fantastic Voyage’a (Fantastik Yolculuk’a) göz atalım.


Target TB


Target TB, National Tuberculosis Association’ın (Ulusal Tüberküloz Derneği’nin) insan vücuduna yolculuğu izleyicilere sunan 1950 yapımı bir halk sağlığı filmidir. Target TB’nin amacı Amerikalıların ücretsiz tüberküloz tarama kampanyasına katılmalarını teşvik etmektir. Anlatıcı öncelikle, ağırlıklı olarak 15-45 yaş aralığındaki insanların akciğerlerinde meydana gelen tüberkülozu tarif eder. Anlatıcının sözleri bir çizgi karakter olarak kurgulanan mikrop görüntüleriyle desteklenir. Mikrop, minyatür bir asker kılığında akciğerlere paraşütle iner ve tüfeğinin namlusunun ucunda bulunan süngü ile akciğerleri parçalamaya, deşmeye başlar. Bahsi geçen hastalık doğrudan bir savaş metaforu yardımıyla anlatılmaktadır. Anlatıcı daha sonra tubercle bacillus (TB)’un her 9 dakikada bir Amerikalıyı öldürdüğünü, bunun da savaştaki asker ölümlerinden daha fazla can kaybına yol açtığını ve aslında bu hastalığın önlenebilir bir hastalık olduğunu aktarır. Filmde birçok insanın hastalık ilerleyene dek tüberküloz olduklarını fark etmediklerini, ancak çekilecek akciğer grafisi (röntgeni) ile, sağlıklı hissetmelerine rağmen asemptomatik olanların dahi saptanabileceği dile getirilir. Dahası röntgen aracılığıyla ülkenin hastalığı tamamen ortadan kaldırabileceği vurgulanır. Film ilerleyen dakikalarda Eileen Brown adında bir kadının iki arkadaşını çay davetinde ağırladığı sahneyle devam eder. Burada kadınların röntgen filmleri ve TB bakterisi hakkındaki diyaloglarına yer verilir. Brown’un arkadaşları röntgen çektirmeye değip değmeyeceğini ve bunun insana herhangi bir zarar verip vermeyeceğini merak ederler. Brown da gazeteden okuduğu bilgilere istinaden röntgen çekiminin son derece basit ve ağrısız bir süreç olduğunu ve bunun da sağlıklı olup olunmadığının bilinmesine değeceğini savunur. Film, akabinde Brown'ın bilgi almak amacıyla sağlık görevlileriyle keyifle sohbet ettikten sonra akciğer röntgeninin kolayca çekildiğini gösterir. Anlatıcı, az sayıda Amerikalının tüberkülozu olmasına rağmen, erken teşhis yoluyla bunun tamamen ortadan kaldırılabileceğini iddia eder. Keza röntgen çektiren ve tüberkülozu olmayan bazı kişilerin de röntgen aracılığıyla varsa başka rahatsızlıklarından da haberdar olabildiklerini, bu nedenle röntgen çektirmenin birden fazla konuda fayda sağladığını ileri sürer.[2] Film, ilk başlarda hastalığı tarif edebilmek için bir fantazyaya başvurur ancak hızla gerçek kesitlere geçiş yapar. Anlatıcı kotasyonlara bağlı kalarak izleyicileri ikna etmek adına çeşitli veriler paylaşır. 1950 yapımı bu film tüberkülozun önlenmesi ve teşhisi bakımından farkındalık yaratma amacıyla üretilmiş ve yayınlanmış önemli bir halk sağlığı filmidir.


Fantastic Voyage


Bedenin içini keşfetmek için gönderilen minyatür insanların fantastik yolculuğunu konu alan Fantastic Voyage, ilerleyen süreçlerde pek çok film, dizi ve animasyon dizisinin benimsediği bir mecaz olarak kullanılır. Fantastic Voyage’da bedenimizin içi için kullanılan metaforlar minyatür insanların yardımıyla izleyiciye aktarılır. 1966'da izleyiciyle buluşan bu film, sinemada 1950’lerde gelişmeye başlayan bilim-kurgu filmlerine çarpıcı bir şekilde örnek olarak gösterilmektedir.[3] Aynı dönemde Stanley Kubrick’in Strangelove’ı, Jean Luc Godard’ın Alphaville’i ve François Truffaut’un Fahrenheit 451’i gibi felsefi ve sosyo-politik açıdan değerlendirilebilecek pek çok bilim-kurgu film de sinema salonlarında gişe yapar.[4] Bu filmlerden farklı olarak Fantastic Voyage’da olay örgüsü çok daha basittir. Yönetmeni Richard Fleischer’ın da iddia ettiği gibi canlı bir bedenin içindeki maceraları anlatan bir film için paradoks yaratabilecek şekilde film aslında bilim-kurgu olması bakımından cansızdır. [5, 6]


Film, Amerika'da trafik kazası geçiren bir bilim insanının yaralanması ve tedavisini konu edinir. Sonuçta onu kurtarmanın tek yolunun bizzat bedeninin içine girmek olduğu ortaya atılır. Proteus adındaki mekik, bedene içeriden müdahalede bulunmak amacıyla minyatürleştirerek hastanın bedeninin içine girilmek istenir. Zaten bu minyatürleştirme formülünü bulan kişi de kaza geçiren bu bilim insanının bizzat kendisidir. Sağlık ekibi, içlerinde bir pilotla beraber birinin sonradan hain olduğu ortaya çıkacak dört erkek ve bir asistan kadından oluşur. Bu ekip tüm olumsuzlukların üstesinden geldikten sonra serebrumun (merkezi sinir sistemi bölümünün) içine girerek beyin hasarını ortadan kaldırabilecektir. Gerekli tıbbi müdahalenin ardından da bir gözyaşı damlasının içinden geçerek çıkış yolunu bulacaklardır. Filmde fantastik yolculuk mecazına örnek olan birçok bağlantı bulunmaktadır. Bilim insanının bedenine damar yoluyla giren minyatür insanlar, bir kontrol odasına sahip kapsamlı bir laboratuvar, yüksek teknolojili tıbbi bir yatakta yatan hasta, minyatürleştirme süreci, sürece liderlik eden bir başkan, üst düzey bilim insanlarının varlığı gibi detaylarla bedenin iç kısmının keşfi ve animasyon arasında kuvvetli bir bağ kurarlar. Cerrah ve doktor arasındaki geçen diyalogda; doktorun bedenin içine yapılan bu yolculuğa mucize denmeyeceğini ileri sürerken cerrah şaşkınlıkla tüm bunların tesadüfi olduğuna inanamıyor musun? diye sorar ve ekler, yaratıcı bir zeka olmadığını mı düşünüyorsun? Doktor pek de inandırıcı olmayan bir cevap verecekken diyalogları bir acil durum sireni tarafından kesilir.[4]


Cerrah ve doktorun aralarındaki bu diyalogdan yola çıkarak doktorun ateist ve sonradan da bir hain olduğundan şüphe duyulur. Bir süre sonra ise doktorun bir beyaz kan hücresi tarafından yutularak kötülüğün cezalandırıldığı görülür. Konunun teknik ve sanatsal detaylarında yönetmenin temel amacının bir merak duygusu yaratmak olduğu ortadadır. Merak duygusu, yalnızca şaşırtıcı sahnelerin görsel olarak sergilenmesiyle değil, işitsel olarak müzik notalarıyla da izleyiciye aktarılır. Filmdeki fantazya da tam olarak işte bu müzik notalarının ortasında başlar. Filmin asıl amacı, insan bedeninin+ kompleks ve kusursuz çalışma mekanizmasına şapka çıkarmaktır. Gerçekte insanların minyatür hale gelerek gerçekleştirmeleri imkansız olan bu yolculuğun sinematografinin sihriyle mümkün kılındığı ve o döneme dek hiçbir filmde vaat edilmeyen bu sürrealizmin bu film ile vaat edildiği görülür. Bu vaat, bedenin iç kısmının keşfidir. Buradaki en önemli yenilik ise gündelik yaşamda çıplak gözle görülmesi mümkün olmayan şeylerin çekiciliğidir. Elbette filmde başvurulan imgeler ile gerçeklik, kurgu ile bilimsel öğeler, anlatı ile uygulamalar ve fantezi ile laboratuvar gibi zıtlıklar arasındaki etkileşim de karşılıklıdır. Film, başlı başına insan bedeninin iç sınırlarını keşfetme, patolojik olanı onarma ve kaydı tutulabilecek her şeyi kaydetme arzusu gibi tıbbi görüntüleme teknolojilerinin de geliştirilmesinin temelinde yatan bir mecazdan türetilmiştir.


Sonuç olarak Target TB ve Fantastic Voyage’a bakıldığında bedenin sinemada görsel ve işitsel olarak temsil edilme şekli hakkında bazı genellemeler yapılabilir. Bedenin içini görmek için minyatürleştirmenin araçsallaştırıldığı görülür. Görsel ve işitsel üretimlerin temel amacı bir anlatı oluşturmak olduğu için bilim-kurguya başvurulması da kaçınılmazdır. İnsan bedeninin içindeki virüsleri, hücreleri, mikropları bilim-kurguya başvurmadan anlatmanın yolu olsa olsa belgesellerle mümkün olabilecekken belgesellerin ise bu filmlerin fantazyasının yanında kuru ve didaktik kalabileciği iddia edilebilir. Fantastic Voyage filmindeki beden temsilinden yola çıkarak odağın erkek bedeninde olduğu görülmektedir. Filmde vurgulanan bir diğer unsur ise bedene beyin tarafından hakim olunmasıdır. Kalp ve ruh hakimiyet alanı dışında bırakılmaktadır. Burada beynin merkeziliği, iyileştirilmesi gereken bir vücut parçası olması koşuluyla vurgulanır. Tasvir edilen beden, belirli bir patolojisi olan bir bedendir ki iyileştirmek için dışarıdan bir müdahale gerekmektedir. Böylece bedenin içine yapılan fantastik bir yolculuk ile heyecanlı bir kurtarma hikayesi yaratılır. Bedenin içine girilerek bir hayat kurtarılır. Olan biteni içeriden izleme fırsatı doktorlara hastayı hızla tedavi etme şansı sunar. Bilimsel yaklaşımdan büyülü bir bağlama geçişin mümkün kılındığı sinemada, görme eyleminin iştahını kabartmak için çeşitli sinematografik teknikler kullanılır. Bu teknikler aracılığıyla beden içinde minyatür insanlar ve gereçlerle yapılan en radikal müdahaleler dahi bedenin dış yüzeyinden yapılacak en yumuşak cerrahi müdahalelerin yanında çok daha naif görünebilmektedir.





Referanslar

1. Dubois, A. (2003). The relationships between taxonomy and conservation biology in the century of extinctions. Comptes rendus biologies, 326, 9-21.

2. Willard Pictures (Firm), General Electric X-Ray Corporation. National Tuberculosis Association. United States. Public Health Service. (1950). Target TB [Film]. Milwaukee: The Corporation

3. Saul, D. (Yapımcı), Fleischer, R. (Yönetmen). Fantastic Voyage [Film]. ABD: 20th Century Fox

4. Brodesco, A. (2011). I've Got you under my Skin: Narratives of the Inner Body in Cinema and Television. Nuncius, 26(1), 201-221.

5. Dowdy, A. (1975). The films of the fifties: the American state of mind. William Morrow &Company.

6. Bourgoin, S. (1986). Richard Fleischer. Edilig.

119 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi