Bitkisel Ürün İlaç Etkileşimleri


Mustafa Öksüz - Marmara Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi

Bitkisel ürünler birçok hastalığın önlenmesi ve tedavisinde MÖ 3000’lerden beri kullanılmaktadır. Bitkisel ürünler kanser, hipertansiyon, hiperlipidemi, diyabet ve immun sistem yetmezliği gibi kronik hastalıklarda, anksiyete ve depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklarda, üst solunum yolu enfeksiyonlarında, mide-barsak rahatsızlıklarında, fiziksel ve bilişsel performansı artırmak amacıyla sıklıkla kullanılmaktadır. Bitkisel ürün kullanan kişilerin aynı zamanda ilaç kullanmaya devam ettiği de bilinmektedir. Bitkisel ürün kullanımı ile ilgili önemli sorunlardan birisi bitkisel ürün-ilaç etkileşmeleridir. Birçok bitkinin etki mekanizması tam olarak tanımlanmadığı gibi bitkisel ürün ve ilaç etkileşmelerinin kesin mekanizması da tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Bu konuda yapılmış in-vitro, in-vivo araştırmalar, yayımlanmış klinik araştırmalar ve olgu raporlarından yola çıkılarak bitkisel ürün ve ilaç etkileşmelerinin mekanizmasında ilaç-ilaç etkileşmelerinde olduğu gibi farmakokinetik ve farmakodinamik etkileşmelerin rol oynadığı görülmektedir. Bu yazımızda sıklıkla karşılaşılan bitkisel ürün ilaç etkileşimleri üzerinde duracağız.


Sarı kantoron/St.John’s Wort (Hypericum perforatum)


Hypericum perferatum içerdiği hiperisin ve hiperforinden dolayı dahilen uygulamada hafif ve orta derecedeki depresyonun kısa süreli te­davisinde kullanılmaktadır. Sarı kantaronun kullanımında en önemli sorun ,birlikte kullanılan diğer ilaçların metaboliz­masını önemli ölçüde etkileme/değiştirme potansi­yeline sahip olmasıdır. Sarı kantaron nöronlarda se­rotonin, noradrenalin ve dopamin geri alımını bloke eder(1) ayrıca günümüzde kullanılan birçok ilacın metabolizmasını gerçekleştiren CYP3A4 mikrozo­mal enzimleri üzerinde indükleyici etki gösterir.(2) Bu yüzden klaritromisin, benzodiazepin, siklosporin, diltiazem, atorvastatin, estradiol, digoksin gibi metabolizması CYP3A4 enzimi üzerinden gerçekleşen ilaçların plazma düzeyini düşürür. CYP3A4 enziminin substratı olabilecek ilaçların (alfentanil, kalsiyum kanal blokörleri, serotonin reseptör antagonistlerinin) plazma konsantrasyonunu azaltır.


Sarı kantaronun bir başka aktivitesi olarak P-glikoproteinleri indüklediği; bunun sonu­cunda da ilaçların absorbsiyonunu engelleyerek etkilerini azalttığı gösterilmiştir. P-glikoproteinlerin inhibis­yonu ise ilaçların absorbsiyonunu arttırarak etki gösterdikleri yerlerde toksisitenin ortaya çıkmasına neden olur. Vinblastin, ketokonazol, ranitidin, ki­nidin, eritromisin, P-glikoprotein transport sisteminin fonksiyonundan etkilenen ilaçlara örnek olarak verilebilir. (3)


Sarı kantoron varfarinin metabolizması için önemli olan ve varfarinin antikoagülan etkisini azalan Sitokrom P4502C9 enzimini indükler.(1,4)

Selektif Serotonin Gerialım İnhibitörü (SSRI) ve monoamin oksidaz (MAO) inhibitörü ilaçlar ile birlikte sarı kan­taron etkileşimi sonucu “Serotonin Sendromu” olu­şabilir. 5HT1A reseptör aşırı uyarılması ile beyinde serotonin birikir (2) ve yaşlı bireylerde sarı kantaron ve sertralin ile nefazodone birlikte kullanıldığında santral serotonerjik sendroma neden olmaktadır.(5)


Kava-Kava (Piper methysticum)


Kava bitkisi içerdiği kavalakton ve kavapironlar sayesinde dahilen anksiyete, stres, huzursuzluk, baş ağrısı, epilepsi, solunum yolu infeksiyonu ve üriner yol infeksiyonları tedavisinde kullanılmaktadır. Kava bitkisi birçok mikrozomal enzimin inhibisyonuna yol açarak bu enzimler üzerinden metabolize olan ilaçların plazma düzeylerinin yükselmesine neden olur.(2) Vücutta çeşitli serebral fonksiyonlar üzerine etki eder. GABA reseptörünü bağlar, noradrenalin ve dopamin inhibisyonunu arttırıcı, MAO-B inhibisyonu, sodyum iyon kanal reseptörünü bağlayıcı etki gösterir.(6)


Kava ve kavalakton CYP3A4 ve CYP2C9 enzimlerini inhibe etmektedir. Hexobarbital gibi barbitüratlar CYP2C9 enzimi ile metabolize olmaktadır. BU nedenle kava ve barbitürat alımı bütirat emilimini engellemektedir. (7) Ayrıca kava bitkisi levodopa ile kullanıldığında levodopanın etkinliğini azaltmaktadır. (2) 


Devedikeni (Silybum marianum)


Deve dikeni içeriğinde yer alan silimarin ve silibin sayesinde karaciğer hastalıklarına karşı koruyucu olarak ve prostat kanseri tedavisinde kullanılmaktadır. Devedikeni, MAO, CYP3A4 ve CYP2C9 enzimlerine geri dönüşümsüz olarak bağlanarak bu enzimlerin aktivitesini inhibe edebilir.(8) Losartan ve devedikeni kullanı­mı sonucu CYP2C9 - bağımlı metabolit oranı dü­şürmektedir.(9)


Japon eriği/Gingko (Gingko Biloba)


Japon eriği içerdiği terpenoitler ve flavonotiler sayesinden nörodejeneratif hastalıklar, tinnitus, vertigo, glo­kom, periferik vasküler hastalıklar, kognitif hastalık­ların ve Alzheimer’in tedavisinde kullanılmaktadır.(7,10) Japon eriğin’nin içinde bulunan terpenoidlerin biyoya­rarlanımının yüksek olup, trombosit aktive edici faktörü inhibe ederek kanamalara neden olmakta­dır.Japon eriği, ayrıca CYP4A3 enzim aktivasyonunu inhibe etmektedir. Ayrıca gama-aminobütirik asit (GABA) antagonisti olarak da hareket edebilmektedir.(11)


Ginseng (Panax ginseng)


Ginseng, Asya Ginseng ve Amerikan ginseng olarak ikiye ayrılmaktadır. Taksonomik açıdan benzerdirler fakat yapılarında bulunan ginsenoidler ve biyolojik aktiviteleri açısından birbirlerinden farklıdırlar.(12) Farmakolojik etkilerin çoğunu yapısında bulunan ginsenoidler aracılığı ile yapar. Ginsenoidler ilaç me­tabolizmasından sorumlu sitokrom P450 enzim sis­teminde CYP1A1, CYP1A2, CYP2C19, CYP2D6 ve CYP3A4 enzimlerini baskılamaktadır.(2)


Amerikan Ginseng ve varfarin birlikte kullanıl­dığında varfarinin etkinliğini azaltmakta (12), an­tidiyabetik ilaçlarla birlikte kullanıldığında ise hi­poglisemi riskini artırmaktadır.(13) Tip 2 diyabetli hastalarda 8 haftadan uzun süre kullanıldığında açlık kan şekerini ve HbA1c seviyesini düşürücü etkiye sahip olduğu fakat tokluk kan şekerini hızlı şekilde düşürdüğü için hipoglisemi ataklarına neden olabildiği saptanmıştır.


Meyan Kökü (Glycyrrhiza Glabra)


Solunum ve sindirim sorunlarında, karaciğer hasta­lıkları ile diyabette kullanılmaktadır. Farmakolojik etkisi glisirhizin aracılığı ile olmaktadır. Sitokrom enzimlerinden olan CYP3A4 ve CYP2D6 enzimini inhibe etmekte, Tiazid ve loop diüretikler ile kul­lanıldığında da hipopotasemiye ve kalp durmasına neden olabilmektedir. Elektrolit değişikliklerine neden olabileceğinden licorice kullanımı sırasında EKG değişiklikleri görülebilmektedir.(14)


Kedi Otu (Valeriana officinalis)


İçerdiği seskuiterpenler (valerinik asit) sayesinde uykusuzluğa karşı yaygın olarak kullanılmaktadır.Sinir hastalıkları, antispazmodik, gaz giderici ve hafif analjezik özellik göstermektedir.. Kedi otu, gama aminobü­tirik asit (GABA) ile etkileşime girmekte, GABA reseptörlerine bağlanarak enzim sistemini inhibe etmektedir. GABA nörotransaminasyonunu arttırarak uyku ve sedasyona neden olmaktadır.(15) Sitokrom P450 sisteminde CYP3A4 ve CYP2D6 enzimleri üzerine indükleyici etki göstermekte ve ilacın me­tabolitlerine yıkılımını arttırarak karaciğerde toksi­siteye neden olmaktadır.(16) Bunun sonucunda, ilaç metabolizması üzerine sitokrom enzim aktivitesini değiştirebilmektedir.(17)


Ekinezya/Kirpi otu (Echinacea purpurea)


Ekinezya ve ilaç etkileşimi ile ilgili bildirilen eki­nezyaya özgü bir etkileşim bulunmamaktadır. An­cak, ekinezyanın doğal potansiyel bir immunos­timulatör olması nedeni ile immunosupresifler ile eşzamanlı kullanımının kontraendike olduğu bazı çalışmalarda bildirilmektedir. Günümüze dek bu kontraendikasyona dair veriler yetersizdir.(18)


Yapılan bazı in vitro ve in vivo çalışmalarda, eki­nezyanın CYP3A4 veya CYP1A2’nin substratı ile potansiyel bir etkileşimin mevcut olduğu saptan­mıştır, fakat bu potansiyel etkileşim yapılan klinik çalışmalarda desteklenememiştir.(19)


Sarımsak (Allium sativum L.)


Sarımsak içerdiği allin ve alisin sayesinde antihipertansif, antikoagülan, antimikrobiyal, immun sistem modulatörü, antilipidemik, hipoglisemik ve fibrinolitik olarak kullanılmaktadır.(20,21,22) Sarımsağın trombosit aktivite edici faktör (PAF), adenozin, prostaglandin ve tromboksan sentez ve salınımını inhibe ettiği bildirilmektedir. Aspirin, varfarin, düşük molekül ağırlıklı heparin gibi ilaçların etkilerini artırabilir. İn-vitro çalışmalarda CYP450 enzimlerinden CYP2C9, CYP2C19, CYP3A4 ve CYP2E1 inhibe ettiği rapor edilmiştir.(23,24) Sarımsak yağının CYP2E1 enzimini inhibe ederek klorzoksazon metabolizmasını inhibe ettiği bildirilmektedir.(25) Bir çalışmada ise sarımsağın karaciğer ve barsaktaki CYP3A4 enzimlerini etkilemeden, intestinal P-glikoprotein’lerin ekspresyonunu artırdığı ve proteaz inhibitörlerinden sakinavir plazma konsantrasyonunu azalttığı gösterilmiştir.(26)


Sonuç olarak unutulmamalıdır ki bitkilerin farmakolojik aktiviteleri üzerine pek çok bilimsel çalışma yapılmış ve yapılmakta olsa da, etki mekanizmaları, yan etkileri, ilaçlarla olan etkileşmeleri deneysel ve klinik çalışmalarla gösterilmemiştir. Bitkilerin içeriğinde bulunan etkin maddeler saf halde ne kadar etkiliyse, heterojen eldeler ya da diğer ilaçlarla birlikte kullanımlarında bir o kadar da tehlikeli olabilmektedir. Hastalılardan kurtulmanın yolu doğru teşhis ve doğru tedaviden geçmektedir. Bu yüzden bitkisel ürünleri konu komşudan duyma yoluyla değil de hastalığın ve tedavinin uzmanı doktorlara, bitkinin ve ilacın uzmanı eczacılara danışarak kullanmakta fayda vardır. Unutulmamalıdır ki yüzyıllardır sağlıklı kalmamıza yardımcı olan bitkilerin doğru kullanılmaması durumunda faydası sağlanamayabileceği gibi, zararlı etkileri ortaya çıkartarak sağlığımızdan etme potansiyelleri de vardır.


Sağlıkla kalmanız dileklerimle…






Kaynakçalar

1) Görün MS, Süzer Ö. Bitkisel İlaçlar. Süzer Farmakoloji, Klinisyen Tıp Kitapevleri (3. Baskı), İstanbul; 2004;533-539.

2) Aydos R. Hoşgörüyle Gelen Felaket: Bitkisel Ürün-İlaç Et­kileşmeleri. Tür