beyaz logo.png

Columna Vertebral (Omurga) Kırıkları

Şevval Özkaya - Moleküler Biyoloji ve Genetik, Fen Bilimleri Enstitüsü, Necmettin Erbakan Üniversitesi


Columna vertebral (omurga), insan vücudunun karmaşık ve işlevsel yapıları arasındadır. Omurga, insanda gövdenin temel taşıyıcısıdır ve ayrıca dışarıdan gelen etkilere fazlasıyla hassas olan omuriliğin korunmasına ek olarak alt ve üst ekstremiteler arasındaki bağlantıyı sağlamaktadır. Kafatasının altından başlayıp kuyruk sokumuna kadar devam eden omurga, 7 servikal vertebra (boyun omuru), 12 torasik vertebra (göğüs omuru), 5 lomber vertebra (bel omuru), 5 sakrum vertebra (sakrum kemiğini oluşturan omur) ve 4 koksiks vertebra (kuyruk sokumu omuru) olmak üzere toplam 33 omur ve beş bölgeden meydana gelmektedir [1].

Torakal omurganın sertliği ve lomber (bel) omurgasının hareketli yapısı arasında geçiş bölgesi olduğu için T10-L2 omurları arasında kalan torakolomber omurga bölgesi, omurganın diğer bölgelerine göre daha fazla strese maruz kalmaktadır. Travma ardından meydana gelen kırıklar Kompresyon kırıkları, Burst (patlama) kırıkları, Fleksiyon-distraksiyon yaralanmaları (Chance Kırıkları), Kırıklar ve Dislokasyonlar (Çıkıklar) olmak üzere oluşum mekanizmalarına göre dört başlıkta incelenmektedir [2]. Torakolomber, en çok rastlanan omurga kırığı bölgesidir. Bu bölgede görülen omurga kırıkları ciddi sorunlara (omurilik yaralanması, felç, ölüm) neden olmaktadır. Ateşli silah ile yaralanma, yüksek bir yerden sırt üstü düşmek ve trafik kazaları gibi nedenler torakolomber kırıklarına yol açabilmektedir. Omurga kırıklarının uzun süre teşhis edilmemesi omurilik yaralanmalarına veya mevcut nörolojik durumun daha da ağırlaşmasına sebep olmaktadır. Torakolomber omurga kırığı teşhisi konulan bir hastanın nörolojik durumu, omurga instabilitesi, kemiklerde meydana gelen eğilme ve şekil bozukluğunun derecesi durumları dikkate alınarak tedavi akışı planlanmalıdır [3]. Torakolomber omurga kırıkları genellikle gençlerde yüksekten düşme, motor kazaları gibi yüksek enerjili travmalar sonucu gerçekleşirken, yaşlılarda osteoporoza ve yaşlanmaya bağlı olarak gelişmektedir [4].

T10 ile L2 bölgelerini kapsayan torakolomber kırıkları, tüm omurga kırıklarının %10-20'sini oluşturmaktadır [5]. Torakolomber omurga anatomisi ve biyomekanik özelliklerinden dolayı kırıkların büyük çoğunluğu bu bölgede yer alır [6]. Torakolomber omurga kırıklarının ilk sınıflandırılması 1930 yılında Boehler tarafından anatomik olarak sınıflandırılmıştır ve bundan sekiz yıl sonra Watson-Jones, bu sınıflandırmaya stabiliteyi dahil ederek Boehler’in sınıflandırmasını modifiye etmiştir. Bunlara ek olarak 1953 yılında Sir Frank Holdsworth tarafından torakal tanımlaması yapılmış ve ayrıca 1970 yılında sınıflamalara kolon terimi dahil edilmiştir [7]. Denis’in anterior (öne yakın) kolon (omur gövdesinin 2/3 ön kısmı), orta kolon (omur gövdesinin arka 1/3’ü) ve posterior (arkaya yakın) kolon (pedikül, lamina ve spinöz çıkıntı) olarak adlandırdığı üçlü kolon teorisi 1983’de tanımlanmıştır (Şekil 1). Bu kolonlar arasında anterior ve pasterior kolonda kırık varsa stabil, bu kırıklara ek olarak bir diğer kolon olan orta kolonda da kırık varsa instabil olarak kabul edilmektedir [8].


Şekil 1: Denis sınıflaması [8].


Torakolomber kırıklarında Denis sınıflamasına ek olarak Böhler sınıflaması (Anatomik-Mekanik Temelli), Watson-Jones sınıflaması (Morfolojik Temelli), Nicoll sınıflaması (Anatomik-Morfolojik Temelli), Holdsworth sınıflaması (İki Kolon Temelli), Kelly ve Whitesides sınıflaması (İki Kolon Temelli), Mc Afee sınıflaması (Üç Kolon Temelli), Ferguson-Allen sınıflaması (Mekanik Temelli), Mc Cormack sınıflaması (Yük Paylaşımı Temelli), Aospine Torakolomber kırıkların sınıflaması ve Vaccaro sınıflaması (torakolomber yaralanma sınıflaması ve skorlaması- TLICS) dahil olmak üzere birçok torakolomber kırığı sınıflandırması vardır [2]. Hastaya en uygun tedavi şeklini belirleyebilmek için bugüne kadar birçok sınıflama ve puanlama sistemi oluşturulmuştur. Bunlar arasında sıklıkla kullanılanları Denis, McAfee, Torakolomber yaralanma ve Ciddiyet skoru (TLICS) ve AOSpine torakolomber sınıflama sistemleri yer almaktadır. Aneljezik antiinflamatuar, kas gevşetici ve ortezler ile yapılan konservatif tedavi, posterior, anterior ve anterioposterior olarak üç grupta incelenen cerrahi tedavi torakolomber kırıklarının tedavisinde önemli bir yere sahiptir [9]. Torakal kırıkların tedavisinde cerrahi yöntemlerdeki gelişmelerden önceki zamanlarda yatak istirahatleri, alçı ve korse tedavisi içeren konservatif yöntemler ön planda bulunmaktaydı. Ancak yıllar içerisinde alet ve edavatlardaki gelişmeler ile cerrahi tedavi yöntemleri gelişmiştir ve uzayan yatak istirahatlerinden dolayı gelişen yaraları, kalpten akciğerlere kan götüren atar damarlardan birinde kan pıhtısı bulunması (pulmoner emboli), toplardamarda pıhtı oluşması (derin ven trombozu) ve akciğer dokusunun iltihaplanması (zatürre-pnömoni) gibi komplikasyonlar dikkate alındığında konservatif tedavi yöntemlerinin yerini cerrahi tedaviler almıştır [2].

Torasik ve lomber omurga yaralanmaları en sık 9 yaşından büyük çocuklarda görülmektedir. Torasik, lomber ve sakral omurga yaralanmalarına sahip hastaların çoğu korseli veya korsesiz konservatif olarak tedavi edilebilmektedir. Bu tür yaralanmalarla ilişkili ölüm oranı düşük görünmektedir. Nörolojik iyileşmenin prognozu (öngörü), nörolojik yaralanmaların başlangıçtaki ciddiyeti ile ilişkilidir. Bazı yıkıcı omurilik yaralanmaları olan pediatrik hastalar önemli nörolojik işlevlerini yeniden kazanabilirler [10].





Referanslar:

  1. Ö., Ünlütürk, M.Y., İşcan, Tanınabilir vertebralarden cinsiyet tayini, Adli Tıp Bülteni. 18 (2013) 4–13.

  2. M.O., Özbakır, H., Çelik, Torakolomber Omurga Travmalarına Giriş: Epidemiyoloji, Yaralanma Mekanizmaları,Sınıflamalar ve İnstabilitenin Değerlendirilmesi, Türk Nöroşir Derg. 30 (2020) 403–409.

  3. M. Çiftdemir, Torakolomber omurga kırıkları, The Journal of Turkish Spinal Surgery. 19 (2008) 55–64.

  4. I.S. Liem, C. Kammerlander, C. Raas, M. Gosch, M. Blauth, Is there a difference in timing and cause of death after fractures in the elderly?, in: Clinical Orthopaedics and Related Research, Springer New York LLC, 2013: pp. 2846–2851.

  5. W.Z. Ray, K.M. Krisht, A.T. Dailey, M.H. Schmidt, Clinical outcomes of unstable thoracolumbar junction burst fractures: Combined posterior short-segment correction followed by thoracoscopic corpectomy and fusion, Acta Neurochirurgica. 155 (2013) 1179–1186.

  6. H., Berk, Sırt-Bel Omur Kırıkları, Türk Ortopedi ve Travmatoloji Birliği Derneği. 7 (2008) 20–34.

  7. S. Erkan, Torakolomber omurga kırıklarında güncel sınıflandırmalar, Türk Ortopedi ve Travmatoloji Birliği Derneği. 17 (2018).

  8. F., Denis, The three column spine and its significance in the classification of acute thoracolumbar spinal injuries, Spine. 8 (1983) 817–831.

  9. M., Kiraz, A., Aslan, İ., Solmaz, Alt Lomber Omurga Kırıklarında (L4-L5) Tedavi Yaklaşımları: Konservatif Tedavi / Cerrahi Tedavi-Hasta Seçimi ve Yöntemler, Türk Nöroşir Derg. 30 (2020) 432–437.

  10. S., Dogan, S., Safavi-Abbasi, N., Theodore, S.W., Chang, E.M., Horn, N.R., Mariwalla, Rekate H.L., V.K. Sonntag, Thoracolumbar and sacral spinal injuries in children and adolescents: a review of 89 cases, J Neurosurg. 106 (2007) 426–433.

20 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör