beyaz logo.png

COVID-19 Aşıları: Tipleri, İçerikleri ve Etkileri


 

Meriç Öztürk - Yüksek Lisans Öğrencisi/Moleküler Biyoloji ve Genetik, Fen Bilimleri Enstitüsü, Orta Doğu Teknik Üniversitesi

 

2003 yılında Çin’de görülen SARS salgının, devam eden yılın yaz aylarında aniden kesilmesiyle aşı ve ilaç geliştirme denemeleri yavaşlamıştı. Devamında MERS salgının görülmesi koronavirüse olan ilgiyi tekrar canlandırmış olsa da iki salgın da COVID-19 kadar sükse yaratmadı. Aslında 2015 yılında yayınlanan bir makalede bilim insanları tüm dünyayı yarasalarda bulunan çok çeşitli koronavirüslerin varlığı hakkında uyarmıştı [1]. Ne var ki Dünya Sağlık Örgütü’nün bir dizi talihsiz açıklamaları sonucu yeni koronavirüs, SARS-CoV-2, dünyayı işgal etti ve tüm gündemimizi ele geçirdi.


COVID-19’un pandemi olarak tanınmasından önce başlayan çalışmalar, tanınmasının ardından hız kazandı ve 2 Aralık 2020 yılında İngiltere tarafından Pfizer/BioNTech’in ürettiği aşı, acil kullanım için uygulanan ilk aşı oldu. O zamandan 19 Haziran’a kadar dünya üzerinde yaklaşık 750 milyon insan aşılandı. Ülkemizde ise aşılama Sinovac’ın geliştirdiği aşı ile başladı ve şu sıralar hem Pfizer/BioNTech hem de Sinovac seçenekleri var. Fakat diğer ülkelerde daha farklı seçenekler de mevcut.


Birçoğumuz aşıyı “zayıflatılmış virüs” olarak biliyoruz. Bu bir aşı çeşidi fakat bunun dışında başka aşı çeşitleri de mevcut. Bunlardan bir tanesi de BioNTech’in geliştirdiği ve ilk defa uygulanan mRNA aşısı. Bu çeşitliliğin hem avantajları hem de dezavantajları var ancak ortada buluştukları nokta, virüs ile savaşta en etkili silah olmaları.


Protein Altbirimi Bazlı Aşılar


SARS-CoV-2 hücrelere, virüs zarının üzerindeki protein yapılar sayesinde giriyor ve enfeksiyona sebep oluyor. Bu girişi sağlayan proteinlere S-Proteini deniyor. COVID-19’a karşı geliştirilen protein altbirim bazlı aşılar da işte bu proteini içeriyor ve virüse bağışıklık geliştirmemizi sağlıyor.


NVX-CoV2373 (Novavax, Inc.| Emergent BioSolutions)


Novavax tarafından geliştirilen nano parçacık bazlı bu aşı, Bacola virüs sistemi ile üretilen SARS-CoV-2 S-Proteinin içeriyor. Şirket bu sayede virüse karşı yüksek seviyede bağışıklık sağlamayı planlıyor. Hayvan deneylerinin sonuçlarına göre hedeflerine ulaşmışlar. Ayrıca üçüncü faz çalışmaları da devam eden aşının %90 koruma sağladığı şirket tarafından dile getiriliyor. Ancak bu aşı henüz kullanıma sunulmuş değil [2].


PittCoVacc (Pittsburgh Üniversitesi)


Mikro iğne sistemine dayanan bu aşı, S-Proteininin iki altbirimi olan S1 ve S2’yi içeriyor. Mikro iğne sisteminin kullanılma amacı aşının etkisini arttırmak. Parmak ucu kadar büyüklüğe sahip olan bu sistem 400 kadar mikro iğne içeriyor. Şirket bu sistemi kullanarak S-Proteininin altbirimlerini doğrudan deriye vermeyi planlıyor çünkü en güçlü bağışıklık tepkisi burada gerçekleşiyor. Hayvan deneylerinde başarılı sonuca ulaşılan bu aşı henüz klinik deneylere başlamadı [2].


Viral Vektör Bazlı Aşılar


Bu aşı türleri vücuttaki hedef hücrelere, aşının geliştirileceği enfeksiyon sebebinin bazı genetik bilgilerini taşıyor ve bu sayede hedef patojene karşı bağışıklık geliştiriliyor. Bu tip aşılar yüksek ve uzun süreli etki sağlama potansiyeli sayesinde öne çıkıyor.


Ad5-nCoV (CanSino Biologics Inc | Beijing Institute of Biotechnology)


CanSino şirketinin geliştirdiği ve Çin’de kullanımı, bazı ülkelerde ise acil kullanımı onaylanan aşı, bir adenovirüs vektör tipi olan Ad5’i kullanarak insan vücudunda S-Proteinini üretilmesi ile işlevini sağlıyor. Tek doz şeklinde uygulanan aşı 14 gün içinde etkisini gösteriyor ve elde edilen sonuçlara göre %65 kadar koruma sağlıyor [2].


Coroflu (Wisconsin-Madison Üniversites | FluGen | Bharat Biotech)


Geniş bir iş birliği ile geliştirilen Coroflu aşısı, COVID-19 salgınının yanı sıra grip salgınını da hedef alıyor. Hem SARS-CoV-2’nin S-Proteinini hem de enflüanza virüsünün hemaglutinin proteinini üreten vektör bir seferde iki virüse de bağışıklık sağlanmasına yardımcı oluyor. Nazal yolla verilmesi hedeflenen aşı böylece virüsün vücuda doğal girişini taklit etmiş olacak hem de diğer çoğu yoldan daha iyi bağışıklık tepkisi oluşturacak. Klinik çalışmaları geçtiğimiz aylarda başlayan bu girişim için henüz sonuç bildirimi yapılmadı [2].


Vaxzevria (Oxford Üniversitesi | AstraZeneca)


S-Proteinini kullanan vektör içeren bir diğer aşı ise Oxford Üniversitesi ve AstraZeneca’nın ortaklığında geliştirilen, başarısız denemelerinin ardından da ismi değişen Vaxzevria. Her ne kadar COVID-19’a karşı ilk geliştirilen aşılardan olsa da yan etkileri ve çok da yüksek olmayan etki seviyesiyle ülkemizde kullanılmıyor. Kullanımı defalarca durdurulan bu aşı geçtiğimiz aylarda gözden geçirilip geliştirilerek ABD Gıda ve İlaç Dairesi’ne kullanım onayı için sunuldu. Şu sıralar bazı ülkelerde acil kullanım onayı bulunuyor, etki seviyesi ise %75 dolaylarında [3].


mRNA Aşıları


Son zamanlarda adını sıkça duyduğumu bu gelişmekte olan teknoloji virüsün vücuda girip kendisini üretmeye başladığı sistemin bir kısmını taklit ediyor. Ayrıca kolaylıkla istenilen hedefe göre şekil verilebildiği için aşı teknolojilerinin geleceği olma potansiyeline sahip. Ne var ki bu teknik kullanılarak geliştirilmiş bir aşı pandemiye kadar mevcut değil. Fakat şu sıralarda etkisini kanıtlamış durumda.


BNT162b1 (BioNTech| FosunPharma| Pfizer)


BioNTech aşısına hepimiz aşinayız. Hatta şu sıralar ülkemizdeki aşılamalarda önerilen iki seçenekten birisi de o. Bu aşı içerdiği genetik bilginin işlenmesi sonucu vücutta S-proteinini hücreye bağlandığı bölgesinin üretilmesini sağlıyor ki bu bölge aynı zamanda bağışıklık sisteminin en iyi tanıdığı bölge. Bu genetik kod, mRNA, bir yağ küresinin içinde vücuda salınıyor ve bu yöntem kodun iletimini daha başarılı kılıyor. Çok şiddetli yan etkisinin olmaması ve etkisinin yüksek olması dünya çapında bu aşının güvenle uygulanmasını sağlıyor [2].


mRNA-1273 (Moderna TX, Inc)


Kullanımı onaylaymış bir diğer aşı da Moderna’nın geliştirdiği mRNA-1273 isimli aşı. Bu aşı, BioNTech’in aşısının aksine tüm S-Proteinini sentezleyecek mRNA kodunu yağ küreciklerinin içinde hedef hücrelere iletiyor. Bu aşının da çok şiddetli yan etkisi bulunmuyor. 4 hafta arayla iki doz şeklinde uygulanan bu aşının etki oranı ise %90 [2].


İnaktif Virüs Bazlı Aşılar


Aktivitesi engellenen virüs kullanılan bu aşılar en eski aşı yöntemlerinden bir tanesi. Aşının içinde bulunan virüs parçaları yapı olarak doğadaki virüs ile birebir aynıyken, normal virüslerin aksine hücre içine girse de kendisini üretemiyor ve böylece enfeksiyona. Fakat bağışıklık sistemi hücreleri yapısı korunmuş virüslere tepki gösteriyor ve böylece bağışıklık sağlanmış oluyor.


CoronaVac (Sinovac)


Ülkemizde kullanılan ilk aşı olan ve bizlerin Sinovac aşısı olarak bildiği CoronaVac, zayıflatılmış virüs içeriyor. Önceki aşıların aksine hücre içinde herhangi bir protein üretimi gerçekleştirilmiyor. Bağışıklık sistemimiz virüsün dış yapısındaki proteinleri tanıyarak onlara karşı direnç geliştiriyor. Eski bir yöntem olmasından dolayı son derece hızlı bir şekilde geliştirilip klinik deneylere geçilmişti. Şiddetli yan etkileri olmasa da etkisinin son derece düşük olması (Brezilya’daki denemelere göre %50 civarı) çok tercih edilmemesini devamında getirdi. Yine de ülkemizde hala mevcut ve isteyen bu aşıyı olabiliyor [2].


Literatüre baktığınızda bunlara ek olarak daha birçok COVID-19 aşısının ve çalışmaların mevcut olduğunu görebiliriz. Sputnik V, Johnson & Johnson, BBIBP-CorV, EpiVacCorona onay alanlardan bazıları[3]. Klinik sonuçlar ve dünya çapındaki aşılamalar göz önüne alındığında BioNTech ve Moderna’nın aşıları öne çıkıyor. Bunlar da dahil olmak üzere mevcut aşıların ileriye dönük etkileri konusunda bilimsel bir bulgu yok. Bilimsel tahminler ise birçoğunun etkisinin olmayacağı yönünde. Ancak emin olduğumuz ve bilim insanlarının ortada buluştuğu nokta COVID-19’un aşılardan çok ama çok daha tehlikeli olduğu.


Yukarıda bahsettiklerimizin birçoğu başarı hikayesi. Bir de başarısızlıkla sonuçlanan girişimler var. Örneğin Merck şirketinin iki aşı girişimi de başarısızlıkla sonuçlandı. İki aşı da bağışıklık sistemini tetiklemede yetersiz kalmaktaydı. Başarısızlıkla sonuçlanan bir diğer aşı ise Queensland Üniversitesi tarafından geliştirilen aşıydı. İlk testlerde aşının son derece etkili olduğu görüldü fakat ilerleyen süreçlerde aşılanan katılımcıların HIV pozitif sonuç verdiği gözlemlendi. Katılımcıların hiçbirisi gerçekten AIDS değildi, fakat aşı için kullanılan vektör yanlış sonuca yol açıyordu [4].


Sonuçlar ne olursa olsun, bilimi ileriye taşıyan yegâne şey eleştiridir. O yüzden tüm aşılara karşı eleştirel yaklaşmak onların daha da geliştirilmesine ve eksiklerinin giderilmesine yardımcı olacaktır. Ne var ki, bu eleştiri bilimsel gerçekler üzerinden yapıldığında işlevini gösterecektir. Yani, eleştiri yapmaya çalışırken topluma korku salmak, bilim çerçevesinin dışında yorumlar yapmak sadece virüsün güçlenmesine ve daha ısrarla yayılmasına katkıda bulunacaktır. COVID-19 salgını sosyal medya çağında gerçekleşen ilk salgın. Bunun bilincinde olmak, aşılara eleştirel yaklaşmamız gerektiği kadar sosyal medyada karşılaştığımız bilgilere de öyle yaklaşmak elimizdeki en önemli kozlardan birisi. En önemlisi ise aşılar. O yüzden bilime güvenelim ve aşılanalım!





Referanslar

1. Menachery, V. D., Yount, B. L., Debbink, K., Agnihothram, S., Gralinski, L. E., Plante, J. A., Graham, R. L., Scobey, T., Ge, X. Y., Donaldson, E. F., Randell, S. H., Lanzavecchia, A., Marasco, W. A., Shi, Z. L., & Baric, R. S. (2015). A SARS-like cluster of circulating bat coronaviruses shows potential for human emergence. Nature Medicine, 21(12), 1508–1513. https://doi.org/10.1038/nm.3985

2. Kaur, S. P., & Gupta, V. (2020). COVID-19 Vaccine: A comprehensive status report. Virus Research (C. 288, s. 198114). Elsevier B.V. https://doi.org/10.1016/j.virusres.2020.198114

3. Heinz, F. X., & Stiasny, K. (2021). Profiles of current COVID-19 vaccines. Wiener Klinische Wochenschrift (C. 133, Sayılar 7–8, ss. 271–283). Springer. https://doi.org/10.1007/s00508-021-01835-w

4. Wijesundara, Danushka K., Michael S. Avumegah, Julia Lackenby, Naphak Modhiran, Ariel Isaacs, Paul R. Young, Daniel Watterson, and Keith J. Chappell. (2020). ‘Rapid Response Subunit Vaccine Design in the Absence of Structural Information’. Frontiers in Immunology, 11 (Kasım). https://doi.org/10.3389/FIMMU.2020.592370.


498 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör