Dünyayı Tehdit Eden Salgın: Corona Virüsler ve SARS


Başak YERLİ - Sakaya Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Corona Virüsler


Corona virüsler Coronaviridae ailesi içinde yer alırlar. Tek zincirli, zarflı, pozitif Rna virüsleri olup geniş bir aile oluştururlar. RNA’ya bağımlı RNA polimeraz enzimi içermezler, ancak genomlarında bu enzimi kodlarlar. Sınıflandırmada alfa beta gama ve delta olmak üzere 4 cinse ayrılmışlardır, her bir cins de üç alt gruba ayrılır. İnsan, yarasa, domuz, kedi, köpek, kemirgen ve kanatlılarda bulunabilmektedirler.


İnsanlarda genellikle üst solunum yollarını tutarlar. Corona virüs’ün neden olduğu hastalıklar basit soğuk algınlığından ciddi akut solunum sendromuna (Severe Acute Respiratory Syndrome, SARS) pnömoni ve bronşiolit gibi ciddi alt solunum enfeksiyonlarına kadar değişkenlik gösterebilir, çeşitli derecelerde respiratuar, enterik, hepatik, nefrotik ve nörolojik tutulumlarla seyreden klinik tablolara neden olabilmektedir.


İnsanlarda enfeksiyona sebep olan iki türü 229E ve OC43 1960’larda tanımlanmış olup, 2003’de pandemik ağır akut solunum yetmezliği sendromu (SARS) vakalarında da yeni bir türü izole edilmiştir. 2004 ve 2005’de insanlarda yaygın bir şekilde solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olan iki yeni corona virüs türü NL63 ve HKU1 tanımlanmıştır. Bununla birlikte 229E, OC43, NL63 ve HKU1 türleri SARS’dan farklı olarak genellikle hafif orta şiddette enfeksiyonlara sebep olur. (1- 3)


Sars (Severe Acute Respiratory Sendrome) Corona Virüsü


Sars-Corona Virüsü (SARS-CoV), 2003 yılının Şubat ayında ilk kez Çin’de görülen ve şiddetli akut solunum yetmezliğine neden olan bir korona virüstür. (4,5)


Tabloda 1: CDC tarafından bildirilen (11 Haziran 2003) olguların ülkelere göre dağılımı.

Solunum yetmezliği ve buna bağlı ölümlerin görülmesi enfeksiyonun gribal enfeksiyonlardan farklı olduğunu göstermiştir. Etken Coronaviridae Familyasında yer alan Coronavirus Tor 2 suşudur. Zarflı (sarmal nükleokapsid), 100-130 nm çapında, doğrusal, pozitif duyarlı ve tek sarmallı RNA’ya sahip olup genom büyüklüğü 29,727 nükleotid uzunluğundadır (4).


Corona virüsler dar konakçı aralığına sahiptirler ve hayvanlarda ciddi hastalıklara neden olabilirler; bulaşıcı bronşit virüsü, kedi enfeksiyöz peritonit virüsü ve bulaşıcı gastroenterit virüsü bunlar içerisinde en önemli virüslerdir. Virüsler hayvanlardan insanlara da bulaşmakta ve ciddi hastalıklara yol açmaktadır (5).


Korona virüsler farklı gruplar içerisinde sınıflandırılmakta ve bu grupların ayırımında virüsün genomik organizasyon farklıkları ve konak hücre ile olan antijenik ilişkileri önem arz etmektedir. Grup 1 ve grup 2 korona virüsler memeli virüslerini içermektedir. İnsanlarda üst solunum yolu hastalıklarının %30’undan sorumlu olan korona virüsler, grup 1 (HCoV-229E) ve grup 2 (HCoV-OC43) içerisinde yer almaktadır (5,6).


2012 Eylül ayında ölümle sonuçlanan bir vakada yeni bir korona virüs tespit edilmiş olup üzerinde araştırmalar hala devam etmektedir. İnsan popülasyonlarında yaygın olarak görülen ve bilinen korona virüsler HCoV-229E, HCoV-OC43, HCoV-NL63 ve HKU1’dir (7)


Sars-Cov’un Epidemiyolojisi Ve Patogenezi


İnsan corona virüsünün neden olduğu SARS vakası ilk olarak 2002 yılının ikinci yarısında Uzak Doğu Asya’da görülmüş ve gribal bir enfeksiyon olarak kayıt altına alınmıştır. Ancak, sonraları hastalarda solunum yetmezliği nedeniyle ölüm vakaları görülmeye başlanmış ve bu nedenle hastalık sert akut solunum sendromu anlamına gelen “Acute Respiratory Sendrome” olarak isimlendirilmiştir (8).


SARS virüsünün, ilk olarak tespit edildiği 2002 yılında hızla 29 ülkeye, 4 ay içinde de dünyaya yayıldığı ve dünya çapında 37 ülkede görüldüğü bilinmektedir (5,9).


SARS-CoV’un 8500 vakada %10’a yaklaşan mortalite oranıyla 800’den fazla ölüme yol açtığı, 65 yaşın üzerindeki kişilerde de %50’ye yaklaşan mortalite oranı ile önemli bir insan patojeni olduğu rapor edilmektedir (10).


SARS-CoV çoğunlukla hayvanlarda hastalık oluşturmaktadır. İnsanlarda görülen SARS-CoV’un büyük ihtimalle yarasalardan kaynaklandığı ve tesadüfen insanları enfekte ettiği tahmin edilmektedir. Çoğu nezle virüsü gibi SARS- CoV’da nispeten dayanıklı ve oldukça bulaşıcı bir RNA virüsüdür. Kişiden kişiye solunum yoluyla, vücut sıvıları ya da dışkı ile temas sonucunda yayılmaktadır. Enfeksiyonların yaklaşık %20’sinin sağlık çalışanlarındadır. Özellikle bulaşmada yakın temas (hasta bakımı, hasta ile birlikte yaşama, şüpheli olgunun sekresyonları ve/veya vücut sıvılarıyla direkt temas) önem arz etmektedir.(8).


SARS-CoV insan ve hayvanlarda epitel hücreler, lökositler ve tümör hücreleri gibi çeşitli dokularda bulunan ve hücre yüzeyinde sergilenen bir adhezyon molekülü olarak bilinen CEACAM1 reseptörlerine bağlanarak virüse ait genom, konak hücre içine giriş yapmaktadır. (11).


Viral hücre yüzeyinde glikoprotein yapıda olan S proteini, virüsün tutunması ve konak hücreye girişinde önemli bir protein olup aynı zamanda konak seçiminde de rol almaktadır. S proteinlerinin genetik varyasyonunun, korona virüslerin virülanslığı üzerine de etkisi olduğu bilinmektedir. (12).

Konak hücrede yapısal proteinler olarak bilinen S, M ve N proteinleri bir araya gelerek endoplazmik retikulum (ER) aracılığı ile golgi ara bölmesine yerleştirilmekte ve golgi aygıtından geçen kompleks genetik materyal olan RNA ve yardımcı diğer proteinler ile birleştirilerek yeni SARS-CoV’u oluşturmaktadır. Virionun birleştirilmesinde yapısal proteinler ile Orf7a ve Orf7b yardımcı proteinlerinin beraber görev yaptığı bilinmektedir. Böylelikle konak hücrede oluşan

virüs, ekzositoz yoluyla konakçıdan dışarı salınarak enfeksiyonlara neden olmaktadır (6,12,13).


SARS-CoV’un, tip 2 pnömositlerdeki IFN-β / α'nın doğal immün yanıtı ve IFN ile uyarılan genleri aktive etmeden bastırması ve dolayısıyla hücrelerde kontrolsüz bir viral replikasyon gerçekleştirmesi durumunda da proinflamatuvar kemokinler ve sitokinlerin eş zamanlı aktivasyonu ile akciğerlerde SARS'ın ölümcül olabildiği bildirilmiştir (12).


Yine yapılan başka bir çalışmada da, IP-10 ve IL-2'nin erken indüksiyonunun yanı sıra IL-6'nın aşırı üretimi ve IL-10 üretiminin eksikliğinin, SARS'taki akciğer hasarına bağlı immüno patolojik süreçlere katkıda bulunduğu tespit edilmiştir (14).


Sars-Cov'un Semptomları Ve Teşhisi


Hastalıkta ilk belirti genellikle yüksek ateş olmaktadır (5). Bunun yanında huzursuzluk hissi, titreme, boğazda yanma, öksürük, kas ağrısı, pnömoni, ishal (% 10-20), solunum derinliğinin kısalması veya zor nefes alma en fazla gözlenen belirtiler arasındadır.(15)


SARS tüm yaş gruplarını tutabilen ve kadınlarda biraz daha fazla görülen bir hastalıktır. Çin, Hong-Kong, Kanada ve Singapur verilerine göre hastalığın semptom ve bulguları aşağıda izlenildiği gibidir: