Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik

© 2019 by Bezelye Dergi

Değişimin Bir Parçası Olmaya Hazır Mısınız?


Serap ÖCAL- Sağlık İletişimi Danışmanı, İnovatif Tıp ve Fütürizm Meraklısı

Günümüz teknolojik ve sosyal gelişmelerinin ışığında geleceğin tıp eğitimi hakkında sizlerle hem güncel gelişmeleri hem de öngörüleri paylaşmak istiyorum.


Yakın geleceğin gerektirdiği öğrenme ortamı ve koşulları konusunda değişimin gerekliliği fark edilmiş durumda. Yeni kuşağın öğrenme tarzına uygun olarak eğitim süreçlerinde yenilik yapmanın kaçınılmazlığı gerçeği ile yüzleşmiş olmamız üniversitelerin, hastanelerin ve hatta akademisyenlerin kendilerini reformize etmelerine imkân sağlamaktadır.


Akışlar Çağı ve buna bağlı olarak gelişen Ağ Toplumu kavramları hızlı, esnek, akışkan formlarda hayatlarımızda yer bulmakta. Yeni “zihin”, yeni “yaşam tarzı” ve yeni “sosyal yapılar” teknolojik akış süreçlerinde bizleri bekliyor. Çünkü; tüm bu gelişmeler yeni neslin yaşam ve öğrenme şeklinde değişikliklerin olmasına neden olmakta. Akış çağı gençliği; bilgisayar ve internet ortamında, bilgisayar oyunlarıyla sanal ortamda büyüyor, o nedenle metinden okumak ya da anlatılanı dinleyerek öğrenmek yerine görsel örnekler, daha az metin, daha az dinleme istiyor. 7/24 iletişim içinde (iletişim araçları ile) etkileşim halinde olmayı istiyorlar. Sıralayacak olursak;


•Daha fazla bilgi kaynağına ulaşabiliyorlar

•Daha hızlı karar alıyorlar

•Birden fazla işi aynı anda yapabiliyorlar

•Metinden çok grafikten anlıyorlar

•Gerçek yerine sanalı tercih ediyorlar

•Oyun aracılığı ile öğrenmeyi seviyorlar

•Dikkat süreleri çok kısa

•Kısa zamanda sıkılıyor gecikmeye tahammülleri yok

•İstedikleri her şey hemen şimdi olsun istiyorlar, engeli tolere edemiyorlar

•Aşırı korunarak, kollanarak, değer verilerek, iyilikleri ön planda tutularak büyüdüler

• “Özel” olduklarına inanıyorlar

•Özgüvenleri yüksek

•Başarıya odaklılar


Dijital akış çağında tüm bu farklılaşmalara paralel olarak eğitim modellerinin de değişmesi gerekmekte. UNESCO’nun 21. yüzyıl eğitim hedefinde;


•Bilmeyi öğrenme

•Yapmayı öğrenme

•Olmayı öğrenme

•Birlikte yaşamayı öğrenme yer almakta ve aşağıda paylaşacağım becerileri geliştirme çalışmaları önerilmekte. Bunlar;


  1. Bilgi ve medya okuryazarlığı

  2. İletişim becerileri

  3. Eleştirel düşünme ve sistem düşüncesi

  4. Problem belirleme, formülleştirme ve çözme

  5. Yaratıcılık ve entelektüel merak


Kişisel gelişim anlamında mutlaka geliştirilmesi gereken bazı beceriler olduğunu düşünüyorum. Bunları;


•Kişiler arası ve iş birliği becerisi

•Kendi kendini yönetme

•Sorumluluk ve uyum becerisi

•Sosyal sorumluluk olarak sıralayabiliriz.


Bilgi çağında yaşayanların bilgiye erişme yollarını bilmeleri ve bu bilgileri kullanabilmeleri gereklidir. Bilgi hızla artmakta olduğu için eğitimde bilginin aktarılmasından çok, gerekli ve uygun bilgiye ulaşma, sorun çözme, yaratıcı, rasyonel ve eleştirel düşünmeyi geliştirerek öğrenmeyi öğretmek günümüz eğitiminin temel ilkesi haline gelmelidir. Aynı şekilde yüksek öğretimde de;


•Bilimi ve fakültelerin rollerini yeniden tanımlamak,

•Müfredat reformu,

•Toplumla iş birliği yapmak,

• Kampüsü yeniden düzenlemek,

• Zaman ve mekânı genişletmek/aşmak gerekmektedir.


Bezelye Dergisi'nin de tıp ve bilim teması doğrultusunda tıp eğitimine kısaca değinmek istiyorum.


•Tıp eğitimi dinamik bir süreçtir

•Küçük grup eğitimlerine ağırlık verme

•Ayaktan hastalarla daha çok zaman geçirme

•Standardize ve simüle hastalarla eğitim

•Sanal hastalar ve bilgisayarlı maketler

•Toplumun ihtiyaçlarını takip etme

•Kanıta dayalı tıp uygulamalarına önem verilmelidir.


Simülasyon, 3 boyutlu anatomi ve sanal acil servis gibi teknolojik donanıma da her tıp fakültesinin sahip olması gerekmektedir.


Değişim kaçınılmaz, değişimi uygun bir şekilde “yönetmek” önem taşıyor. Ya değişim karşısında proaktif davranacağız ya da değişimin bizi yıkıma uğratmasını bekleyeceğiz. Sosyal ve ekonomik değişimin “insanca” koşullarda gerçekleşmesi için değerlere ve etiğe bağlı kalacağız.


Son olarak “Eğer geleceğin bir parçası olmazsanız, tarih olursunuz” diyen Abbott’un sözleriyle tamamlamak istiyorum.

4 görüntüleme