beyaz logo.png

Deliryum ve Love & Anarchy Dizi İncelemesi

Nagehan Uzuner - İletişim Bilimleri Doktora Adayı, İletişim Bilimleri Doktora Programı, İstanbul Bilgi Üniversitesi


Deliryum

Deliryum, dikkat, farkındalık ve bilişsel seviyede akut değişiklikler ile karakterize bir sendromdur. 16. yüzyıldan Latince'den, günümüze dek gelen delirare "sapma, dengesiz olma" (kelimenin tam anlamıyla "karıktan sapma") anlamını taşımaktadır. Sözcük, "uzak" anlamındaki “de-“ ile "oluklar arasındaki sırt" anlamına gelen “-lira”nın birleşimiyle türetilmiştir [1]. Bir şekilde daha evvelden var olan bir nörobilişsel bozuklukla açıklanamayan tıbbi bir durumdan kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Önceden var olan bilişsel bozukluklar gibi predispozan faktörler ve idrar yolu enfeksiyonu gibi hızlandırıcı faktörler deliryumda tanımlı faktörlerdendir. Genellikle deliryum sendromunun gözlemlendiği kişilerde her iki tipe de rastlanmaktadır. Deliryumun etiyolojisinde pek çok faktör bulunmaktadır. Nöroinflamasyon, beyin vasküler disfonksiyonu, değişmiş beyin metabolizması, nörotransmiter dengesizliği ve bozulmuş nöronal ağ bağlantısı gibi nörobiyolojik süreçler deliryum patogenezini etkilemektedir. Referans standart tanı için kullanılan en yaygın tanı sistemi Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı, 5. baskı (DSM-5)dır. Deliryum sendromundaki kişilerde uygulanan antipsikotik ve benzeri farmakolojik tedaviler pek etkili olmazken, farmakolojik tedavilerin sınırlı katkısıyla deliryumun patofizyolojisinin oldukça karmaşık olduğu söylenebilir. Deliryumda uygulanan mevcut yönetim stratejileri; hızlandırıcı koşulların tedavisine, ilaç incelemesine, şikayetleri ve komplikasyonları hafifletmeye ve çevresel konulara katılımı sürdürmeye odaklanan çok alanlı müdahalelerdir. Deliryum tespiti, tedavisi ve önleme stratejilerinin etkin bir şekilde uygulanması, küresel olarak sağlık kuruluşları için büyük bir zorluk olmaya devam etmektedir [2].

Deliryum, en sık görülen mental durum bozukluğu olmasına rağmen, klinisyenlerce gözden kaçırılabilmektedir. Yaşlı hastalarda teşhis edilemeyen deliryum oranının %70 gibi yüksek değerlere ulaşabildiği kaydedilmiştir. Bu durum yanlış tanıdan çok, kliniğin tanınmamasından kaynaklanmaktadır. Deliryum tanısındaki güçlük sadece tanının ihmalinden kaynaklanmazken, deliryumun fizik ve psikiyatrik belirti ve bulguları birçok diğer medikal ve psikiyatrik hastalığı taklit edebilmektedir.Pek çok sistemik hastalık, santral sinir sistemi hastalıkları, metabolizma bozukluğu, ilaç ya da maddelerin toksik etkisi ve çevresel etkenlerin deliryuma neden olduğu bilinmektedir [3].

Deliryum sendromunun görüldüğü kişilerde algı, düşünce ve yargılama bozukluklarına rastlanmaktadır. Özellikl şeker, tansiyon, kolesterol, guatr, böbrek, mide-barsak, kan hastalıkları, osteoporoz gibi dahili hastalıkları sebebiyle geriatri kliniklerine başvuran kişilerin takibinde izlenmesi gereken durumlardan biri de deliryum sendromudur. Birden fazla hastalığı bulunan ve çok sayıda ilaç tedavisi uygulanan bu kişilerin unutkanlık, uyku, beslenme ve koordinasyon bozuklukları, idrar kaçırma durumlarının yanı sıra deliryumda bellek, bilinç, algı ve davranış bozukluklarıyla ortaya çıkan duygusal dalgalanmalar gözlenmektedir. Halüsinasyon görme, kafa karışıklıkları, konuşma ve refleks bozuklukları, dış uyaranlara karşı gösterilen aşırı hassasiyet, çabuk sinirlenme ve aşırı duygusal tepkiler verme deliryumun tipik belirtilerindendir. Deliryum aniden ortaya çıkmakta ve etkileri geçici olabilmektedir. Genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan deliryum, genç yaştaki bireyleri de etkileyebilmekte, acil servislerdeki, terminal dönemdeki ve yoğun bakım servislerindeki hastalarda da ortaya çıkmaktadır [4].

Aşk

Aşk teriminin birbirine bağlı pek çok anlamı vardır. Bu anlamlar, insanların bu kelimeyle neyi tanımladıkları ve neyi kastettiklerinden oluşmaktadır. Aşk asla tek bir duygu olmamakla beraber karmaşık bir duygu, dahası bir hırs, ahlaki bir taahhüt, öznel dinamik bir mücadele, bir anlaşma ve psikolojik bir sorgulama için bir dur işareti olabilmektedir.

Fisher’a göre aşk, yaşamın birçok alanında olumlu etkisi olabilen çok güçlü bir duygudur [5]. Aron, Paris ve Aron (1995) ise aşık olmanın daha yüksek benlik saygısı ve öz yeterliğe yol açtığını bildirmektedir [6]. Bundan başka, bir eş seçmek için karşılıklı sevgi de hayati bir ön koşuldur [7]. Aşk kompleks bir duygudur ve pek farklı biçimlerde bulunur. Aşkın oldukça yoğun yaşandığı tutkulu biçiminde bu duygunun hiç bitmeyeceği düşüncesiyle başka bir birey erotik olarak idealize edilmesine neden olur [8]. Bu tür tutkulu aşk, potansiyel uzun süreli eşlerin belirlenmesini kolaylaştırır. Aşkın bu biçiminde bu tür sevginin evrensel olması beklenmedik değildir. Aşkın bir diğer biçimi ise arkadaşlık, anlayış ve başka birinin iyiliği için endişe duyma duygularını içeren romantik aşktır. Romantik aşk biçimi de evrenseldir [7]. Jankowiak ve Paladino yaptıkları bir çalışmada incelenen 166 farklı kültürden 151'inin hepsinin sevgi kanıtı gösterdiğini ortaya koymuşlardır [9].


Bartels ve Zeki’nin ortaya koydukları gibi aşkın bu biçimlerinin evrenselliklerinin yanı sıra, tutkulu ve romantik aşk aynı zamanda ortak bir sinirsel mekanizmayı paylaşmaktadır [10]. Daha evvel kaydedilen bulgulara göre nörolojik olarak aşık olmaya yönelik olduğumuz iddia edilmektedir. Evlenme teklifi etmek, duygularını paylaşmak, dürüst olmaktan korkmamak, aldatmamak, birbirlerini desteklemek, birlikte yaşamaya başlamak gibi aşk eylemlerinin listelendiği çalışmada, bir partnere onu sevdiğini göstermenin en etkili yolu olarak kaydedilmiş ve bu eylemler örnek/prototipik sevgi eylemleri olarak kabul edilmiştir. Bir duyguyu en çok ve en iyi şekilde örnekleyen bir aşk eyleminde bulunmak, partnere karşı kendisi hakkında ne hissettiğini göstermenin en ideal yolu olmaktadır[7]. Fisher’a göre bağlanma ve bağlılık, ilişkilerin sürekliliği ve hayatta kalma için çok önemlidir ve sevginin önemli bir yönü olan bağlanma kişinin hayatta kalmasını artırabilmektedir [8]. Dahası bireylerin kendilerine bağlı olan eşleri elde tutma olasılıklarının daha yüksek olduğunu bildirilmektedir [7]. Bu nedenle, bu tür aşk eylemleri, bir partnere sevildiğini göstermenin en etkili yollarındandır.

Anarşi

Türk Dil Kurumu sözlüğünde anarşi; kışkırtma ve karışıklık yoluyla toplumda ortaya çıkan düzen bozukluğu yani kargaşa olarak tanımlanırken, kargaşa ise kalabalık, düzensizlik ve benzeri şeylerin yol açtığı karışıklık ve kaos olarak tanımlanmaktadır [11]. Anarşi ise, kaostan farklı olarak bireylerin herhangi bir iktidar tarafından bir düzenleme yapılmaksızın kaynakları ele geçirip savunabilecekleri kendiliğinden oluşan bir düzen ve bir sistem olarak tanımlanır. Kırılgan yapıdaki anarşi bir biçimsizliğe ya da hiyerarşi gibi daha organize bir sisteme de dönüşebilir. Bireyler anarşi altında mevcut kaynak tabanının verimli bir şekilde kullanılması ile kaynakları elde etmek veya savunmak için mücadele arasında kendine has bir denge kurarlar. Anarşi, kararlılık parametresi yeterince düşük olduğunda ve viyabilite (yaşama kabiliyeti) minimum seviyeyi aştığında sürdürülebilir olabilmektedir [12]. Kısa bir biçimde anlatılacak olursa anarşi bir düzen bozukluğu, normalden sapma durumudur.

Yukarıda değinilen kavramların ardından 21. yüzyılda İsveç’te toplumsal normlara baş kaldıran bir aşk ve anarşi mücadelesine; Netflix yapımı Love & Anarchy isimli diziye birlikte göz atalım.


Love & Anarchy Dizi İncelemesi

Popüler kültürün önemli bir parçası olan dijital video platformlarından Netflix’te yayınlanan, 2020 yılı İsveç yapımı “Love & Anarchy”, İsveççe orijinal adıyla “Kärlek och Anarki” yani “Aşk ve Anarşi” başlıklı dizi hem oyunculukları hem de eğlenceli temposuyla izleyenleri ekrana bağlamış durumda. Romantik drama ve komedi türündeki dizide aşkın aynı sıra heyecanlı ve kışkırtıcı oyunlar da vardır. Ida Engvoll tarafından canlandırılan dizinin ana karakteri Sofie, yayınevine danışmanlık hizmeti veren bir iş insanıdır. Björn Mosten’in canlandırdığı Max ise aynı yayınevinde çalışan genç ve cesur bir Bilgi İşlem Teknisyenidir. Sofie ve Max’ın arasında heyecanlı ve kışkırtıcı bir oyun başlar. Evli ve iki çocuk annesi Sofie ile bekar ve hala ev arkadaşlarıyla yaşayan Max’in uydurduğu kışkırtıcı oyunlar zamanla aralarında heyecanlı bir yakınlaşma doğurur. Dizinin mizahi yönleri ilerleyen bölümler boyunca da etkilerini sürdürür. Dizi klasik bir ofis komedisinden beklenecek; komedi dozuna ilaveten romantik ve drama dozunu da serpiştirmek gibi tüm gereklilikleri yerine getirirken yalnızca bunlardan ibaret olmadığını da enteresan bir şekilde ortaya koymaktadır. Komedinin baskın bir unsur olarak konumlandırıldığı Love & Anarchy, toplumu aynalamak için olabildiğince kapsayıcı bir şekilde tasarlanmıştır. Stockholm’deki Lund & Lagerstedt adlı yayınevinde geçen olaylar boyunca Sofie ve Max cüretkar bir flörtleşmeye itilirler. Hem Sofie hem de Max içinde yaşadıkları toplumun ürettiği sosyal normlarla çelişen meydan okumalardan oluşan bu oyunu oynamaktan kendilerini bir türlü alıkoyamazlar. Zamanla oynadıkları küçük oyunların sonuçlarının ve etkilerinin büyümesi ve kontrolden çıkmasıyla ilk başta zararsız görünen kışkırtıcı oyunları ciddi sıkıntılara sebep olur.

Max, işyerinde çalışırken Sofie’nin gürültü yapmaması konusunda defalarca kendisini uyarması sebebiyle ofis saatleri dışında işini bitirebilmek için gece geç saatte ofise döner. Max kendini bir anda istemeden de olsa Sofie’yi masasında mastürbasyon yaparken ve kendini bunun fotoğrafını çekerken bulur. Bir sonraki gün Max, Sofie’ye telefonundaki resmi gösterir ve bir türlü tamamlayamadığı gürültülü işini çekincesizce yaparak Sofie’e baş kaldırır. Sofie Max’a telefonundaki resmi silmesi için para teklif eder ancak Max bunun yerine kendisine öğle yemeğinde kendisine hamburger ısmarlamasını isteyerek Sofie’yi şaşırtır. Birlikte öğle yemeği yerlerken Sofie resmini silmek için Max’ın telefonuna el koyar ve Max’ın işyerinde saçma bir şey yapması karşılığında telefonunu geri vereceğini söyler. Yayınevi bir yandan yazarlardan birinin başka bir yazar tarafından cinsel tacize uğradığını kamuoyuna duyurmasıyla sarsılırken, Max basının Instagram sayfalarından birini manipüle ederek sansasyon yaratacak bir klitoris postu paylaşır. Yayınevinden nefret edenler tarafından saldırıya uğradıkları iddiasıyla durumu yatıştırmayı başarır. Böylece Sofie, Max’ın telefonu geri verdikten sonra Max’e en sevdiği kırmızı rujunu verip, onu Max’tan geri alabilmesi için ne yapması gerektiğini söylemesini bekler. Max, ofiste Sofie'ye kendisi dışındaki birine bağırması için meydan okur.


Sofie, reklam yönetmeni olan kocasıyla bir etkinliğe katılır. Kocası Sofie'yi arkadaşlarının önünde, Sofie’nin yıllar önce yazdığı Aşk ve Anarşi adlı romanı da dahil olmak üzere Sofie’yi uzun zaman önce terk eden yazma tutkusunu gündeme getirerek onunla alay eder. Sofie kendini rahatlatmak için, ertesi sabahki toplantıları sırasında Max'a biraz anarşi yaratması için meydan okur.


Yayınevi, StreamUs'da yayınlanmak üzere filme dönüştürülen ödüllü romanları The Train'in detaylarıyla ilgilenmeye başlar. Filmin ardışık versiyonlarını izlemekten bıkan Friedrich, filmin son versiyonunu görmeden sözleşmeyi imzalar. Ancak filmin prömiyerinden evvel sonunun çok büyük ölçüde değiştirildiğini üzüntüyle keşfeder. Bunu değiştirmenin imkansız olduğunu farketse de yazara gerçeği bir türlü söyleyemez. Prömiyerde fenalaşarak hastaneye kaldırıldığında Sofie ve kitabın yazarı Friedrich’e anlayışla ve şefkatle yaklaşırlar.

Sofie, Ronny'nin ofiste olmamasından yola çıkarak Max'a CEO gibi davranması konusunda meydan okur. Max bu meydan okumayı cesaretle ve hakkıyla yerine getirip görevini tamamladığında, Sofie'ye en sevdiği şarkıcı Cyndi Lauper gibi giyinmesi için meydan okur.

Ronny'nin şirketini StreamUs'a sattığını ve işe alımını dondurmayı planladığını öğrendikten sonra Sofie, Ronny’e Max'ın şirketin daimi çalışanlarından biri olmasını önerir. Ronny tarafından bu önerisi reddedildikten sonra Max, Ronny'nin fikrini değiştirmesini sağlamak için zekice bir plan kullanarak Ronny’i ikna etmeyi başarır ve tam zamanlı bir çalışan olarak kadroya alınır. Max başarılı olduğunda, Sofie'yi öper ve sonra onu günün geri kalanında geri geri yürümesi konusunda meydan okur. Sofie bunu ofiste çalıştıkları süre boyunca yapar ve bu durumu evinde de sürdürür. Geri geri yürümesi kocasının hoşnutsuzluğuna neden olur.

Önemli bir kitap fuarında Sofie ve Max, giderek daha riskli faaliyetlerde bulunmaktan kendilerini alamazlar. Sofie, Max'a sıkıcı bir öğle yemeğini keyiflendirmesini salık verdiğinde, Max tatlıya gizlice kenevir karıştırır. Bu durum da Friedrich ve Denise'in uyuşturucunun etkisiyle kendilerine hakim olamayarak Lund & Lagerstedt ile StreamUs arasındaki birleşmeyle ilgili sunumları berbat etmelerine yol açar.

Sofie, kitap fuarında Max ile seviştikten sonra Max'tan kaçınmaya çalışır. Max, Sofie’nin evine geldiğinde kocası tarafından baskına uğrarlar. Kocası, Max’in bozuk olan bulaşık makinelerini tamire gelen bir teknisyen olduğuna inanır ve Max’a hizmetinden dolayı ısrarla ödeme yapar. Sofie daha sonra Max’tan özür diler ve ikili nihayet uzlaşırlar. Sonunda Max'ın kalabalık dairesindeki odasında sevişirler. Sofie evinde iyi bir eş ve anne olmaya çalışır. Ancak kızının doğum günü, Sofie’nin babasının sosyalist söylemleri tarafından kesintiye uğrar ve tüm aile için bir felakete neden olur. Bu duruma kocası fazlaca öfkelenir.


Babasının psikiyatri kliniğine yatırılmasıyla sarsılan Sofie, kızı Isabell'i korumaya odaklanır. Kocası, Isabell'i rahatlatmak için terk edilmiş romanındaki bir metaforu kullandığı için Sofie ile dalga geçince, Sofie buna çok bozulur. Kocasının, kızları Isabell’in sosyalist dedesini ziyaret etme isteğine rıza göstermemesine rağmen Sofie, Isabell'in dedesini ziyaret etmesi için elinden geleni yapar ve kızıyla beraber psikiyatri kliniğine gider. Bu ziyaret için hastanedeki yetkilileri ikna ederek, kızını mutlu etmeyi başarır.


Max, üvey babasının doğum günü etkinliğine gitmek istemediğini dile getirince Sofie, Max’ın baskıcı ve kontrolcü annesine karşı kararlı ve başı dik durması için Max’a meydan okur. Böylece Max üvey babasının doğum günü için evlerine gider. Ancak Max bu sefer annesinin onu aşağılamasına boyun eğmez ve misafirlerinin de önündeki toplu fotoğraf çekimine çırılçıplak bir şekilde iştirak eder ve onları kutlayarak ve herkesi hayretler içinde bırakarak büyük bir özgüvenle ailesinin evinden ayrılır.


Kocası, Sofie'nin kızını psikiyatri kliniğine babasını ziyarete götürdüğünü öğrendikten sonra, Sofie’nin ruh sağlığı hakkında belirsiz tehditler savurmasıyla Sofie'nin apar topar işini bırakmasına ve bir yıllığına Londra'ya taşınmaları önerisini kabul etmesine neden olur. Sofie Max'tan aniden ayrılır ve Max’a aralarında yaşananların sadece bir oyundan ibaret olduğunu söyler. Kocası, arkadaşlarıyla beraber gittikleri bir spa merkezinde herkesin önünde Sofie’ye ilaç vereceğini ima ettiğinde, Sofie bornozuyla spa merkezinden dışarı kaçar. Bir anda kendini bornozuyla ofiste bulan Sofie, StreamUs için onu eleştirerek kendisine bakan gözlere aldırmaksızın zamanında sunum yapmaya yetişir.


Sofie bir yandan babasının sokaktaki aktivist eylemleri sebebiyle kolluk güçleri tarafından karakola ya da psikiyatri kliniğine yatırılmasıyla bocalarken diğer bir yandan ise sosyal normların dışında davranışlar sergileyen babasını Max ile giriştikleri meydan okuma oyunlarıyla aynalamaktadır. Dizi, aşk ve anarşiyi enstrümanlaştırarak sosyal normların eleştirisini yapmaktadır. Sofie kocasıyla pek de mutlu gitmeyen evliliklerini sonlandırarak, kendi ayaklarının üzerine basmaya karar verir. Küçük bir daireye taşınır ve eski eşinin çocuklarının kendilerine ait ayrı odaları olabilmesi için onlara daha büyük bir ev alma teklifini reddeder. Sofie, danışmanlık verdiği yayınevine yatırımcı bulur ve yayınevinde CEO olarak çalışmaya başlar. Ancak kısa bir süre sonra intihar eden babasının ölüm haberiyle derinden sarsılır. Eski eşiyle babasının intihar ettiği bilgisini çocuklarından ve diğer herkesten gizlemeye karar verirler. Sofie babasının ölümünün matemiyle sanrılar görmeye başlar. Max da dahil herkesten duygularını bastırarak, neler yaşadığını herkesten gizlemeye çalışır ancak bocalamaya başlar. Tıpkı deliryum sendromundaki gibi uyku ve duygu durum bozuklukları yaşamaya ve halüsinasyonlar görmeye başlar. Sonunda kendini daha iyi hissetmek ve rahatlamak için şaman bir şifacının terapi grubuna katılır. Bu terapi grubunda ilhamını kaybetmiş bir reklam yazarı Sofie’nin yıllar evvel yazdığı Aşk ve Anarşi adlı kitaptaki metafor söylemini çalar ve bir reklam kampanyasında kullanınca işler çığırından çıkar. Sofie duygusal bir patlama yaşar. Öfkesini dizginleyemez ve reklam yazarının evini basar, kadının eşyalarını camdan aşağıya fırlatmaya başlar. Bir süre sonra olay yerine gelen polis tarafından durdurulur.



Video 1. Love & Anarchy Trailer [English SUB][13].

Sofie’nin babası, Sofie ve Max sosyal normlardan sapan anarşist karakterler olarak toplumsal baskılara başkaldırma cesaretini gösterirler. Çevresindekilerin acımasız eleştirilerine rağmen -mış gibi yapmadan- içlerinden geldikleri gibi yani oldukları gibi davranma özgürlüğünü çırılçıplak bir şekilde yaşama fırsatını bulurlar. Elbette bu sosyal normlara uymamalarının bedelleri vardır ancak aşk ve anarşi bu bedelleri ta en baştan göze almaya gerektirir.





Referanslar:

  1. Oxford Learner’s Dictionaries, (2022). Delirium 24 Mayıs tarihinde https://www.oxfordlearnersdictionaries.com/definition/english/delirium?q=delirium adresinden erişildi.

  2. Wilson, J.E., Mart, M.F., Cunningham, C. et al. Delirium. Nat Rev Dis Primers 6, 90 (2020). https://doi.org/10.1038/s41572-020-00223-4

  3. Dönmez, M. C., Gündoğar, D., & Demirci, S. (2007). Deliryum: nedenleri ve klinik yaklaşım. Turkiye Klinikleri J Med Sci, 27, 718-24.

  4. Ökdem, F. Ş. (2005). Deliryum.

  5. Fisher, H. E. (1992). Anatomy of love: The natural history of monogamy, adultery, and divorce. New York: Norton and Company.

  6. Aron, A., Paris, M., & Aron, E. (1995). Falling in love: Studies of self-concept change. Journal of personality and Social Psychology, 69(6), 1102-1112.

  7. Wade, T. J., Auer, G., & Roth, T. M. (2009). What is love: Further investigation of love acts. Journal of Social, Evolutionary, and Cultural Psychology, 3(4), 290.

  8. Fisher, H. E. (2004). Why we love: The nature and chemistry of romantic love. New York: Henry Holt.

  9. Jankowiak, W., & Paladino, T. (2008). Desiring sex, longing for love: A tripartite conundrum. In Jankowiak, W. (Ed.). Intimacies: Love and sex across cultures. (pp. 1–36). New York: Columbia University Press.

  10. Bartels, A., & Zeki, S. (2004). The neural correlates of maternal and passionate love. Neuroimage, 21, 1155-1166.

  11. Türk Dil Kurumu Sözlüğü, (2022). Anarşi 24 Mayıs tarihinde https://sozluk.gov.tr/ adresinden erişildi.

  12. Hirshleifer, J. (1995). Anarchy and its breakdown. Journal of Political Economy, 103(1), 26-52.

  13. Netflix (2020). Trailer [English SUB]: Love & Anarchy 22 Haziran tarihinde https://www.imdb.com/video/vi3302801689/?ref_=vp_rv_ap_0 adresinden erişildi.


43 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör