Dokunmanın Gücü: Akupres


Kemal YILMAZ - İzmir Bakırçay Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Hemşirelik Esasları Bilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi, Ege Üniversitesi Hastanesi Acil Tıp Hemşiresi

Uluslararası Ağrı Araştırmaları Derneği (International Association for the Study of Pain) ağrıyı, mevcut olan ya da olması öngörülen doku hasarına eşlik eden veya bu hasar ile tanımlanan kişinin duyusal ve emosyonel olarak daha önceden deneyimlenmiş hoşuna gitmeyen durum ya da sensoryal hisler olarak tanımlamaktadır. Bilim insanlarının tanımlamalarına göre ağrı, kişiyi panik ve kaçış mekanizmasına iten, bireyin bedeninin saklı kalmış bir köşesinden beslenen, emosyonel olarak tecrübe edilmiş kompleks ve hoş olmayan hisler bütünü olarak nitelendirilir.[1,2] Ağrı vücudumuzdaki sistemleri koruyan bir kalkan gibi görülmelidir. Her ne kadar ağrıyı hisseden birey üzerinde karmaşık ve anlaşılması güç bir durum olsa da, insan doğasının koruma mekanizması olduğu unutulmamalıdır. Ağrı evrensel bir deneyimler bütünüdür. Ancak bu deneyimleri dışa vuruş şekli her insanda farklı olarak görülmektedir. Sözlü ya da sözsüz birey ağrısını çeşitli şekillerde karşısındaki anlatabilir. Bunun içindir ki ağrı duyduğunu ifade eden her insana güvenilmeli ve inanılmalıdır. Ağrı kişide hareket kabiliyetinde kısıtlamalara, bir takım saldırgan davranışlara, ajitasyon, psikoz ve deliryum belirtileri göstermesine neden olabilir. Ağrının azaltılması ve ortadan kaldırılması sağlık profesyonelleri için ciddi bir sorumluluktur.[2-4]


Ağrı, nosiseptif ve nöropatik olarak iki ana mekanizmadan oluşurken viseral, somatik, sempatik ve periferik olarak dört ana kaynak altında incelenebilmektedir. Vücudumuzda nosiseptörlerin uyarılması ile başlayıp uygun tedavi ile sonlandırılabilen ağrıya nosiseptif ağrı denir. Nöropatik ağrı ise sinir uçlarında meydana gelen travma veya komorbid hastalığa bağlı metabolik nedenlerden ağrı algılayıcılarının etkilenmesi sonucunda ortaya çıkan ağrıdır. Nöropatik ağrının nosiseptif ağrıdan ayrılan en belirgin özelliği duyusal bozukluğun yer aldığı bölgeden algılanmasıdır. Batıcı, saplanıcı, kısa zamanda gelip geçen ya da ara ara hissedilen ağrı olarakta tanımlanabilmektedir. Ağrı reseptörleri mevcut sinyalleri periferal duyu sinir ağlarıyla spinal korda iletirler. Vücudumuzdaki sinir lifleri miyelinli alfa beta lifleri ve miyelinsiz c lifleri olarak ayrım gösterirler. Miyelinli olan liflerimiz hızlı ve zararsız olan uyarıları iletmekle görevlidirler. Miyelinsiz olan lifler ise, yavaş iletimi olan zararlı uyarıları iletirler. Mekanik ve kimyasal uyarılara karşı hassas olan bu lifler ağrı uyarılarının santral sinir sistemi merkezine iletiminden sorumludurlar. C liflerinin görevi şiddetli, dayanılmaz ve lokalize olarak belirlenemeyen uyarıları iletmektir.[1-3]


Ağrı bireylerin günlük yaşamını ciddi oranda etkileyebilecek fiziksel ve ruhsal etkilere sahiptir. Uyku düzeninin bozulması sosyal yaşamını ve iş verimliliğini olumsuz etkilerken günlük yaşam kalitesinin düşmesine sebep olabilir. Ağrının kontrol altına alınması sadece bireyin ağrısını azaltmak değil nitelikli ve aktif bir yaşam sürmesini sağlamak amaçlanır. Bunun içindir ki ağrı kontrolünde farmakolojik yöntemlerin yanında alternatif yöntemler denenmelidir. Akupres (shiatsu) bu yöntemlerden bir tanesidir.[4,5]


Akupresür Çin tıbbında dokunmanın insan vücudundaki enerjisi ile akım oluşturarak denge ve uyum çerçevesinde vücudun doğal iyileşme sürecini harekete geçiren nonfarmakolojik bir yöntemdir. Kelime olarak shi:parmak, atsu:basınç anlamına gelmektedir. Akupres yöntemi vücutta bulunan belirli noktalara akupunktur yönteminin aksine iğnesiz parmak ve avuç içi kullanılarak basınç uygulama temeline dayanır. Akupres yöntemi ile vücuda yapılan masaj terapotik masajın alt bir kolu olarak sınıflandırılabilir. İnsan bedeninde ruh ve doğa enerjisi bir arada denge kurduğu zaman kişi hastalıklardan arınabilmektedir. Akupres Çin felsefesinde meridyenlerin oluşturduğu enerji akımının canlı bedeninde tüm organlar ve sinir ağları boyunca yayıldığına inanır. Hastalıklar enerji akımının kesilip dengenin bozulduğu anda ortaya çıktığına inanılır. Akupres ile bedenimizdeki meridyen çizgileri boyunca akupunktur alanlarına basınç uygulanarak mevcut kas gerginliği azaltılarak kan dolaşımına daha fazla oksijen giderek rahatlaması ve bedenin ihtiyaç duyduğu enerjisi tekrar kazanması sağlanır. Akupres küçük ve hafif dokunuşlardan ziyade basınca yakın bir dokunma eylemidir. Yapılan basınçlar uygulanan bölgeye göre 2 ile 5 dakika arasında değişir. Bası bölgelerine uygulanan basınç bölgeye göre değişiklik gösterir. Akupres kişinin bedeninde farmakolojik bir etkiye sahipken, ruhunda da psikolojik rahatlama sağlamaktadır. Ağrının azaltılması basınç uygulanan bölgede endorfin salınımının artmasıyla gerçekleşir. Akupres farmakolojik olarak analjezik kullanımını azalttığı gibi kişinin tekrar yaşam enerjisini kazanmasını sağlayan bütünleşik bir tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Ağrı yönetiminde akupres gibi felsefi olarak yaşamı olumlu etkileyen birçok nanfarmakolojik yöntem bilim insanları tarafından önerilmektedir.[5-7]





Referanslar

1. Yağcı Ü., Saygın M. Pain Physiopathology. Med J SDU 2019; 26(2): 209-220.

2. Aydın O.N. Ağrı ve Ağrı Mekanizmalarına Güncel Bakış. ADÜ Tıp Fakültesi Dergisi 2002; 3(2) : 37 – 48.

3. Özkan T. K., Balcı S. Acupressure in Children with Pain Control. Gümüşhane University Journal Of Health Sciences 2018; 7(1): 234-239.

4. Çevik B., Taşcı S. Akupres Uygulamasının Ağrı Yönetimine Etkisi. Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 2017; 26: 257-261.

5. Surya D.O., Destina R. Efektifitas Akupresur Terhadap Derajat Restless Leg Syndrome Pada Pasien Yang Menjalani Hemodialisis. Jurnal Kesehatan Perintis (Perintis’s Health Journal) 6 (2) 2019:104-109

6. Yeşildağ B., Gölbaşı Z. Doğum Ağrısının Yönetiminde Nonfarmakolojik Yöntemlerin Etkinliğini Değerlendiren Lisansüstü Tez Çalışmalarının İncelenmesi. Düzce Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi 2018; 8(3): 104-111

7. İskender M.D., Eren H. Türkiye’de Ağrıya Yönelik Akupresur Uygulaması ile İlgili

Yapılmış Hemşirelik Tezlerinin İncelenmesi. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Dergisi

2020;3(1):40-6

113 görüntüleme0 yorum

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi