Duygularımızın Tersi Yüzü



Nagehan Uzuner - İletişim Doktora Adayı, İstanbul Bilgi Üniversitesi, İletişim Bilimleri Doktora Programı

Antik Yunan’da Platon’a göre duygular rasyonel düşüncenin önünde bir engel olarak görülürken, duyguların bilişle olan etkileşimi yıllar içinde yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda çeşitli cetvellere oturtulabilmiştir. Yıllar boyunca öznel nitelikleri, sebepleri, hedefleri, süreleri ve yoğunlukları gibi faktörler sebebiyle duyguları kavramsallaştırmada çeşitli zorluklar yaşanmıştır. Bilimsel çalışmalarda kullanılan, duyguların daha nesnel ve niceliksel olarak ölçülebilmesine olanak sağlayan bu cetvellerin rolü büyüktür.[1] Türk Dil Kurumu’na göre duygu; “belirli nesne, olay, veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim” olarak tanımlanırken Oxford çevrimiçi sözlüğüne göre ise; “aşk, korku veya öfke gibi bir kişinin karakterinin duygulardan oluşan güçlü kısmı” olarak tanımlanmaktadır.[2,3]


19. yüzyıl sonlarında bedensel değişikliklerin, heyecan verici bir gerçeğin algılanması sonucunda ortaya çıktığı ve bedenimizde değişiklikler olurken, bu değişiklikleri hissettiğimizde de duygularımızın oluştuğu ileri sürülmüş ancak 1920’lerde insanların herhangi bir bedensel değişiklik algılamadan da duygu yaşayabilecekleri ortaya atılmıştır. Felç geçiren ve boynundan altı tutmayan kişileri de bu iddiaya kanıt olarak sunmuşlardır. Bu kişiler bedenlerindeki felç nedeniyle fiziksel uyarıların çok az farkında olsalar bile duygu yaşayabilmektedirler. 1960’larda ise duyguların oluşumunda bilişsel süreçlerin de rol oynadığı iddia edilmiştir. Antik Yunan’dan günümüze tüm duyguları sadece birkaç temel duyguya indirebilmek için pozitif ve negatif olmak üzere temel duygu bileşenleriyle çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Plutchik 1980’de faktör analizi ile 8 temel duyguya ulaşmıştır. Power ve Dalgleish’in 1997’deki çalışmalarına göre araştırmacıların arasında farklılıklar olmasına rağmen the big five (büyük beşli) denen 5 temel duygudan söz edilmektedir.[1] Büyük beşliyi oluşturan bu duygular; öfke, korku, üzüntü, tiksinti ve mutluluktur.


Bazı insanlar agresif, bazıları uyumludur. Kimilerinin madde bağımlılığı, kimilerininse olumsuz duygulara bağımlılığı vardır. Aile ve çevre, duygu, düşünce ve davranışlarımızı etkiler.[4] Duygular ve duyguların birbirleriyle ilişkilerine daha yakından ve ve daha eğlenceli bir açıdan bakmak için -sinemanın kapsayıcı türlerinden biri olan bir animasyon filmine- Inside Out (Ters yüz) isimli filme göz atalım.[5]

Şekil 1. Inside Out Film Karakterleri.[5]

Ters Yüz Animasyon Film İncelemesi

Disney ve Pixar’ın komedi-drama türündeki bu ortak yapım, ülkemizde Ters Yüz adıyla izleyiciye sunulmuştur. Film, sinemanın çekici bulduğu konulardan biri olan büyüme öyküsünü işler. Filmin yönetmenliğini paylaşan ikili Pete Docter ve Ronnie del Carmen aynı zamanda filmin öyküsünü de kaleme alan isimlerdir. 2015 yılında vizyona giren Ters Yüz’ün gerek konusu gerekse derdini anlatma biçimindeki mahareti sebebiyle en çok hasılat yapan filmlerden biri olması pek de şaşırtıcı değildir.


Tüm diğer canlılar için olduğu gibi büyümek insanlar için de inişli çıkışlı bir yolculuktur. Babası Amerika Birleşik Devletleri’nde, San Francisco'da yeni bir işe başladığında mevcut hayatından kopan Riley için de bu durum bir istisna değildir. Hepimiz gibi Riley de gündelik yaşamında öfke, korku, üzüntü, tiksinti ve mutluluğun oluşturduğu büyük beşli tarafından davranışlara yönlendirilir. Büyük beşliyi oluşturan bu duygular, Riley’nin zihnindeki kontrol merkezinde; günlük yaşamda ona tavsiyelerde bulunmasına yardımcı oldukları bir karargahta yaşarlar. Riley, babasının yeni işi sebebiyle taşındıkları bu yeni şehirde yeni hayatına alışmaya zorlanırken, duygularının yaşadığı bu karargahta da büyük bir kargaşa başlar. Her ne kadar Riley'nin en önemli duygusu Joy (Mutluluk) her şeyi olumlu tarafından ele almaya çalışsa da, duyguları birbirleriyle çelişir ve kendi aralarında bolca çatışma yaşanır.


Film boyunca bir yıldız gibi parlayan Joy, yüzündeki megawatt gülümsemesiyle filmdeki en hareketli karakterdir. Joy’un etrafından yayılan kesintisiz ışıltılarla izleyiciye yaşam enerjisini aktarabilmek için daha evvel böylesi hiç yapılmamış olan teknik bir çalışma yapılması gerekmiştir. Bu sebeple yapımcılar bu konuda işin uzmanı olan Efekt Süpervizörü Gary Bruins ve ekibinden sıkı bir destek almışlardır.


Joy’un hedefi her zaman Riley'nin mutlu olmasını ve mutlu kalmasını sağlamaktır. Yumuşak kalpli, iyimser ve her ne yaşanırsa yaşansın her durumda eğlenceyi ve neşeyi bulmaya kararlıdır. Joy, Riley’nin hayatındaki zorlukları fırsatlar, daha az mutlu olduğu anları ise harika bir şeye dönüşürken yaşanan bazı aksaklıklar olarak görmektedir. Riley mutlu olduğu sürece Joy da olması gerektiği gibi her zaman mutludur. Diğer duyguların hiçbiri Sadness (Üzüntü)’ın rolünün ne olduğunu gerçekten anlayamazlar. Sadness, Riley'yi mutlu etmek için daha iyimser ve yardımcı olmayı çok istese bile pozitif olmayı çok zor bulması sebebiyle bunu hiç başaramaz. Sadness’a göre bazı durumlarda yapılacak en iyi şey yere yatıp rahatlayana kadar iyice ağlamak gibi görünmektedir. Anger (Öfke) ise olayların Riley için adil olmasını sağlama konusunda aşırı tutkuludur. Ateşli bir ruhu vardır ve işler planlandığı gibi gitmediğinde kelimenin tam anlamıyla patlamaya meyillidir. Çok hızlı tepki verir ve hayatın kusurlarına karşı pek de sabrı yoktur. Disgust (Tiksinti), son derece düşünceli, dürüst ve Riley'nin hem fiziksel hem de sosyal olarak toksik etkileşimler yaşamasını, zehirlenmesini önler. İster Riley’nin yemeyi pek sevmediği brokoli olsun ya da geçen yılın popüler konuları olsun, Riley'nin temas kurduğu bütün kişileri, yerleri ve her şeyi dikkatlice izler. Disgust her zaman iyi niyetlidir ve kendi belirlediği yüksek standartlarını düşürmeyi katiyetle reddeder. Gelelim Fear (Korku)’a. Fear’ın asıl görevi Riley'yi her daim korumak ve onu her zaman güvende tutmaktır. Fear devamlı olası afetlerin peşindedir ve zamanını Riley’nin günlük faaliyetlerindeki olası tehlikeleri, tuzakları ve riskleri değerlendirmek için harcar. Fear’ın değerlendirmeleri sonucunda tehlikeli ve ölümcül bulmadığı çok az etkinlik ve durum vardır. Fear’a göre yaşamın her anı tehditlerle ve risklerle doludur ve Riley’nin bu risklerden zarar görmesini engellemek için korkuya teslim olmasından başka çaresi yoktur.


Riley Andersen, on bir yaşına gelene dek, babası bambaşka bir eyalette yeni bir iş bularak aileyi San Francisco'ya taşıyana dek aslında mutlu bir çocuktur. Riley, yeni bir evde yaşamakta ve okula gitmekte zorlanırken, pek de alışıldık olmayan bir duygu karışımı yaşamaya başlar. Geride bıraktığı arkadaşlarını, okulunu ve daha ardında bıraktığı pek çok şeye karşı şiddetli bir özlem, mevcut durumuna karşı ise bolca öfke duymaktan bir türlü kendini alıkoyamaz. Bir filin gövdesi, bir kedinin kuyruğu ve pamuk şekerden oluşan gövdesiyle Bing Bong, Riley'nin ezeli hayali arkadaşıdır. Ancak Riley dört yaşını doldurduktan sonra neredeyse tamamen aylak kalan Bing Bong, Riley büyüdükçe her ne kadar geride kalmamak istese bile artık biçare durumdadır. Riley'nin anne ve babası yeni bir iş ve yepyeni bir şehirde kurdukları yeni yaşamlarıyla beraber kendilerini birdenbire bir zamanlar oldukça mutlu olan kızlarının sürekli değişen duygularıyla baş ederken bulurlar.


Beyin, fizyolojik ve biyolojik bir organın adıyken; zihin sözcüğünün, tamamen mecazi bir anlam taşıması sebebiyle film beyinde değil, zihinde geçmektedir. Zihin, düşünce süreçlerine, hayallere, anılara ve duyguların tümüne mesken olur. Ekip her ne kadar filmde beyin terimini kullanmasa da, filmi yaratırken konuyu zihnin bağlamında ele alabilmek için fizyolojiyi referans almıştır. Filmde hipotalamus, hipofiz bezi ve mikroskop altındaki bazı hücrelerin şekilleri gibi şekillerden ilham alındığı görülmektedir. Her ne kadar her şey tamamen karikatürize edilerek üretilse de somut ve mantıklı bir referans noktasından başlanması son derece isabetlidir. Filmde bahsi geçen genel merkez, Riley’nin zihnindeki büyük beşlinin yaşadıkları, çalıştıkları, aynı zamanda Riley’in günlük deneyimlerini izledikleri ve her an ona rehberlik ettikleri kontrol merkezidir. Tam teşekküllü bir film stüdyosu gibi inşa edilen ve görevlendirilen Dream Productions (Rüya Üretimi), Riley'nin hayallerinin ve kabuslarının yaratıldığı yerdir. Buradaki yazarlar risk almaktan korkmazlar ve Riley'nin rüyaları söz konusu olduğunda genellikle mantık sınırlarında dans ederler. Imagination Land (Hayal Arazisi), Riley’nin tüm fantezi ve hayallere dalışlarının tam boyutlu olarak inşa edildiği ve hayat bulduğu yerdir. Riley’in her fırsatta kendi zihninin içinde özgürce oynamak için gittiği yer tam olarak burasıdır. Islands of Personality (Kişilik Adaları) ise Riley’nin hayatındaki son derece önemli anların anıları olan temel anılar tarafından desteklenmektedir. Filmin en hareketli sahnelerinde karşımıza çıkan Train of Thought (Düşünce Treni), gündüzleri tüm düşünceleri merkeze ulaştıran her türlü arazide gidebilen bir araçtır. Ayrıca hatıraları Riley'nin zihninin farklı bölgelerine aktarmak için de bu araç kullanılmaktadır. Ancak Riley uyuduğunda operatörlerin de uyuduğunu göz ardı etmemek gerekir. Filmde devasa bir veri merkezi (data center) gibi karşımıza çıkan Long Term Memory (Uzun Süreli Bellek), Riley'nin milyonlarca anısını depolayan, yerden çok yükseğe ta tavana kadar uzanan, oldukça geniş bir depolama tesisidir. Uzun Süreli Bellek, tüm anıların tek tek yararlı olup olmadığını değerlendirerek artık alakalı ve gerekli olmayanları Forgetters (Unutucular) aracılığıyla ortadan kaldırır.


Riley’nin doğumuyla başlayan film, bizi zaman zaman Riley’nin zihninin içine misafir ederek Joy, Sadness, Disgust, Fear ve Anger isimli karakterlerle aksiyona dönüşür. Yeni taşındıkları ev tam bir hayal kırıklığıdır ve Riley okula adapte olmakta zorluk yaşar. Joy ve Sadness arasında başlayan mücadelede bu ikili zaman zaman işbirliği yaparak Riley’nin mutluluğunu sağlamaya çalışırlar. Film birbiriyle son derece ilişkili olan Riley’nin dışardaki hayatında olanlarla iç dünyasında yaşananların iki farklı anlatısıyla izleyiciye aktarılır. Riley’nin iç dünyasında yani zihninin içinde olanlarda Joy’un büyük beşli arasındaki dengeyi kurabilmek ve Riley’i mutlu hissettirmek için katalizör görevi üstlendiği ortadadır. Joy, tüm olumsuzlukları olumlu bir bakış açısına çekmeye çalışır. Filmde hafızanın çalışma biçiminde son derece yaratıcı yaklaşımlar ortaya atılır. Bellekte depolanan aile ve arkadaşlık ilişkileri düzenlenirken Riley’i en çok etkileyenler çekirdek anı olarak kaydedilir. Çekirdek anıların artırılması Kişilik Adaları’nı güçlendireceği için son derece önemlidir. Riley’nin iç dünyasına girdikçe Rüya Üretimi, Hayal Arazisi, Düşünce Treni, hayali arkadaş Bing Bong, silinen anılar çöplüğü gibi kavramlarla karşılaşılır. Tüm bu yaratıcı kavramlar filmin hayal gücünde sınırların olmadığının altını çizmektedir. Teknik olarak benzerlerinde pek de karşımıza çıkmayan bir renk kullanımıyla film, sekanslar boyunca Riley’nin duygu değişimlerine göre flulaşan ve netleşen karelerle değişiklik göstermektedir. Ters Yüz’ün en önemli noktalarından biri de animasyon filmlerde görülmesi pek de kolay olmayan renk gerçekliğidir. Riley’nin en önemli duygusu olan Joy, diğer duygularla birlikteyken gücünü ve önemini bir kez daha vurgular.


Sonuç niyetine

Filmde ana karakter Riley’nin yaşamındaki değişiklikler ve duyguları etraflıca ele alınmış, kişilik adalarının yıkımı ve benzeri metafor kullanımları ise aktarılmak istenen mesajları vurgulamak için harika fırsatlar yaratmıştır. Film, izleyicileri Riley’nin yaşadığı travmalar, duygu dünyası ve bellek arşiviyle buluştururken kafamızın içine mercek tutarak büyük beşliyle anıların ve kişiliğin nasıl şekillendiğini simüle eder. Büyük beşliyi oluşturan tüm duygular, insan bütünlüğünün ayrılmaz parçalardır. Bu parçalar filmin detay plan ve sahneleriyle görsel bir şölen olarak sunulmaktadır. Filmde de vurgulandığı gibi insanın dünyaya gözlerini mutlulukla açar ve yaşadıklarıyla ihtiyaç duyduğu güveni bulamayan insan korku duygusuna kapılmaya başlar. Üzüntü, öfke ve tiksinme duyguları da insanı evvelki tecrübelerine de dayanarak kriz anlarını başarılı bir şekilde yürütmeye iter. Tüm bu duyguları koordine eden de mutluluktur. Cüceloğlu’nun da tanımladığı gibi duygular değerlere ayna tutarak, onları dışarıya yansıtmaya yarar, olayların ne manaya geldiklerini özetlerler.[4] Deneyimler, duygulardan ayrı değerlendirilemez. Patolojik olarak tanımlanan her neyse duygulardan bağımsız değildir. Fonksiyonel bir başarısızlık olarak tanımlanan patoloji, fizyoloji ile birlikte değerlendirilir. Vücut, iç ve dış organların bütünsel işlevi ile sistemli bir şekilde çalışır da her şey olması gerektiği gibi çalıştıkça -yani işlev bütünlüğü düzenli oldukça- herhangi bir patoloji de meydana gelmez. Platon'un ileri sürdüğü gibi ruhun hapsolduğu beden, psikolojik ve sosyolojik iyilik halinin fizyolojik sağlığı tamamlamasıyla bütünlüğünü koruyabilmektedir.[6] Böylece pathos, duygu ve deneyimlerimizle ilgili tüm konularda hayatımızda varlığını sürdürür. Pathos karar vermek, bir mesaj oluşturmak, bir ürünü konumlandırmak gibi tüm ihtiyaçlar için her zaman vazgeçilmez bir mayadır. Aristoteles, dünyanın rasyonel nedenlerle çözülebilen bir dizi mantıksal bulmaca olduğunu ve rasyonel argümanların bilgi ve anlayışı ifade ettiğini ileri sürer. Ancak insan beyninin çalışma şeklini basit ve eğlenceli bir şekilde anlatan bu filmde de görüldüğü üzere Aristoteles'in mantığı ve mantıksal karar verme ilkesi post-modern yaşamda tutarlı bir yerde değildir.[7] Yapımda kullanılan canlı ve zıt renklerle kullanılan tüm ses efektleri pathosu yani duyguları pekiştirmeye aracılık ederken bizi içinde kaybolmak isteyeceğimiz türden bir karnavala sürüklemektedir.

Video 1: Inside Out Tanıtım Video’su.[8]




Referanslar

  1. Er, N. (2006). DUYGU DURUM SIFAT ÇİFTLERİ LİSTESİ. Psikoloji Çalışmaları, 26, 21-44.

  2. Duygu., Türk Dil Kurumu Sözlüğü. Erişim Tarihi: 22.02.2021 https://sozluk.gov.tr/

  3. Emotion., Oxford Learner’s Dictionary. Erişim Tarihi: 22.02.2021 https://www.oxfordlearnersdictionaries.com/definition/american_english/emotion

  4. Cüceloğlu., D. (1992). İçimizdeki Çocuk, Remzi Kitabevi

  5. Inside Out. Pixar. Erişim Tarihi: 22.02.2021, https://www.pixar.com/feature-films/inside-out

  6. Demir., Ö. B., Yıldırım., A. (2018). Beden, Tıp ve Felsefe., NotaBene Yayınları.

  7. Aristotle, J. B. (1992). The complete works of Aristotle. InteLex Corporation.

  8. Inside Out Official Trailer. Pixar. Erişim Tarihi: 24.02.2021, https://youtu.be/yRUAzGQ3nSY

103 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör