Epilepsi


Kemal YILMAZ - İzmir Bakırçay Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Hemşirelik Esasları Bilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi, Ege Üniversitesi Hastanesi Acil Tıp Hemşiresi

Epilepsi yaşamın her döneminde karşımıza çıkabilen, hastalık sürecinde uzun soluklu takip ve tedavi ihtiyacı duyulan nörolojik bir hastalıktır. Epilepsinin inflamatuvar bir sürecin yanıtı mı yoksa patolojik başka nedenlerden gelişip gelişmediği henüz açıklık kazanmamıştır. Epilepsi de infalamasyon veya otoimmüniye bağlı fizyopatolojik mekanizmaları kan beyin bariyerlerinde bulunan yapılar, siklooksijenaz sistemi, sikotinler ve prostoglandinler üzerinden incelenmektedir. Yapılan çalışmalarda nöbetin gelişmesinde immün mediyatörlerin aktif rolü olduğu görülmüştür. IL-1 ß’nın ise, febril nöbetlerde aktif olduğu, bireyin nöbet eşik değerini düşürdüğü ve statusu belirgin ölçüde tetiklediği düşünülür. Nöbet sonrası yapılan kan tetkiklerinde IL-1 ß’nın 48 saat süreye kadar yüksek olduğu görülmüştür. Nöbet öncesinde oluşan hasarla, merkezi sinir sisteminde gelişen enfeksiyon, travma, serebra vasküler olaylar glia ve nöronları etkileyerek sitokinlerin salınımını tetiklemektedir. Oluşan inflamasyonla kan beyin bariyeri yıkılarak astrositler ortaya çıkmaktadır. Artmış eksitabilitenin ise nöbete neden olduğu düşünülmektedir[1-3]

Epilepsi hastalığında en temel amaç oluşabilecek olan nöbetleri kontrol altında tutarak, sağlık profesyonelleri tarafından belirlenen hedef bir yaşam kalitesi düzeyinde davranışsal ve psikososyal düzenlenmelerle kronik hastalık sürecini en az hasarla yaşamaktır. Epilepsi de nöbetlerin tekrar zamanlarının azaltılmasında sadece tıbbi süreçlere odaklanmak yanlıştır. Nöbetleri tetikleyebilecek ruhsal durumlarında kontrolü tıbbi adımlar kadar önem arz etmektedir. Epilepsi hastasının bireysel nöbet yönetimi kişinin kendi öz yönetim kapasitesini geliştirerek refah düzeyinin artmasına ve sağlıklı davranışlar sergilemesine destek olur. Sağlık profesyoneli tarafından planlanan nöbet öz yönetim programları ile kişinin kendi kendine yetebilmeyi öğrenmesine, duygu durum yönetimini kontrol edebilmesine, kendi bakımı ve günlük yaşam aktivitesi için gerekli öz planlama için güven duygusunun gelişmesine ve çevresel desteğin artmasına katkıda bulunur. Uzman hemşireler epilepsi hastalarını hasta eğitim programlarına katarak kişilerin hastalıkla yaşamayı öğrenmelerini sağlar. Bu eğitimler kişinin öz yeterliliğinin arttırılmasına odaklanan bireysel içerik bazlı hasta eğitim programlarıdır[4]. Epilepsi, emosyonel olarak hastaların etkilemesi kadar yakınlarının da psikososyal olarak etkilendiği kronik bir hastalıktır. Nöbetlerle birlikte hastaların benlik saygısının azalmasıyla ümitsizlik, saldırganlık, anksiyete, depresyon, cinsel yaşamda azalma ve iş kaybetme korkusuyla hastaların yaşam kaliteleri düşebilmektedir. Epilepsi tanısı alan bireylerde yakınları tarafından kişinin üzerine daha çok ilgi göstermeleriyle oluşan baskı hastalarda yoğun strese neden olabilmektedir. Bundan dolayı epilepsi hastalarında emosyonel ve psikososyal destek uzman hemşireler tarafından profesyonel şekilde sistemli kontrol altında tutulmalıdır[5].

Epilepsi hastalığı toplumumuz tarafından tehlikeli ve ürkütücü olarak görülmektedir. Epilepsiye olan ön yargılar toplumda hastaların damgalanmasına yol açmaktadır. Bu stigmayı etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. En başta gelen etkenler yaş, cinsiyet, eşlik eden psikiyatrik bozukluklar, eğitim seviyesi ve tedavi sürecinin uzunluğudur. Hastaların damgalanmaya maruz kalmalarıyla günlük yaşamlarında yaşam aktivitelerini kısıtladıkları, tedavi uyum sürecini aksattıkları ve mesleki iş kayıplarını arttırdıkları görülmüştür. Damgalanmış hastaların toplumda ve iş yaşamında statü kayıplarına yol açtığı yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Damgalamanın önüne geçmek için başta sağlık profesyonelleri olmak üzere işverenler ve yüksek öğrenim gören kişilerde kitle iletişim araçlarını kullanarak doğru eğitim programlarıyla kamu bilinçlendirilmesi yapılması gerekmektedir. Epilepsi tanılı hastalarda sosyal yaşamındaki olumsuz etkilerden dolayı uyku bozuklukları yaşadığı görülmüştür. Hastalığın yol açtığı kaygıların getirdiği stres ve anksiyete kişilerde duygu durum bozukluklarına ve takibinde uyku düzeninin kalitesinin bozulmasına yol açmaktadır. Epilepsi hastalarında rem uykusunda kısalmalar, uykuya geçmede uzamalar, etkin uyku süresinde azalmalar ve sık sık uyanma görülmektedir. Uyku düzenini bozan temel etmenlerin toplumdaki yanlış inanışların hastaya yüklediği duygusal yük ve medikal tedaviye olan uyumsuzluklar gelmektedir. Bundan dolayı hastalarda uyku düzeni bozan etmenler doğru şekilde araştırılıp uygun medikal ve psikiyatrik tedavilerle desteklenmelidir[6,7].




Referanslar

  1. Aykut Bingöl C. Epilepsi Rehberi (Türk Nöroloji Derneği Epilepsi Çalışma Grubu). Epilepsi 2012;18(1):26-38

  2. Vanlı Yavuz E.N., Tüzün E. Epilepsy and Autoimmunity: Basic Physiopathological Mechanisms. Journal of the Turkish Epilepsi Society 2016;22(Suppl. 1):1-6

  3. Güleryüz N., Şahin S., İnandıklıoğlu N. The Role of IL-1β and IL-6 in Epilepsy Disease. Bozok Med J 2020;10(2):224-29

  4. Adadıoğlu Ö., Oğuz S. Epilepsy and Self-Management. Epilepsi 2016;22(1):1-4

  5. Görgülü Ü., Fesci H. Epilepsi İle Yaşam: Epilepsinin Psikososyal Etkileri. Göztepe Tıp Dergisi 26(1):27-32, 2011

  6. Ay R. Epilepsy And Stigmatization: A Review. Klinik Psikiyatri 2017;20:129-136

  7. Eren F., Öztürk Ş. Evaluation of Epilepsy Knowledge, Epileptic Concern and Sleep Quality in Patients with Epilepsy. Van Tıp Derg 26(1): 46-52, 2019



129 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör