Gözümüzün Kırma Kusurları (Miyopi, Hipermetropi ve Astigmatizma) ve Tedavi Seçenekleri

En son güncellendiği tarih: 5 gün önce


Dr. Uğur Tunç - Sağlık Bilimleri Üniversitesi Beyoğlu Göz SUAM, Göz Hastalıkları

Görme Duyusu ve Kırma Kusurları


Görme duyusunun nasıl gerçekleştiği; tüm insanlık tarihi boyunca önemli bir soru olarak önümüze gelmektedir. Antik Grek dünyasında; Eukleides ve Ptolemaios’ un savunuculuğunu yaptığı; gözden çıkan ışınların cisimlerden yansıması sonucu tekrar göze gelmesi ile görmenin sağlandığını (göz-ışın teorisi) fikri hakim idi. Fakat bu teori; çok fazla zıt gözlem olması ve teorinin geometrik olarak tatmin edici şekilde izah edilememesinden dolayı zaman içerisinde terk edilmiştir. Daha sonrasında 965-1039 tarihlerinde yaşamış bir İslam düşünürü ve fizikçi olan İbn el-Heysem; cisimlerin dışardan gelen ışınların (Güneş, ateş vb.) göze yansıması ile görmenin sağlandığı fikrini ortaya atmıştır ve Kitâb el-Menâzır adlı 6 ciltlik kitabında teorisini geometrik temellere oturtarak açıklamıştır [1]. 16. yüzyıl sonrasında bilim ve gözlemin ilerlemesi ile bu fikrin doğruluğu kanıtlanmıştır [2]. (Bu konu ile ilgili ayrıntılı bilgi edinmek isteyenlere Hüseyin Gazi Özdemir’ in ‘Işığın Öyküsü’ adlı kitabını tavsiye ediyorum.)


Göze gelen ışınların görme merkezine (sarı nokta) düşürülmesi ile tam ve net bir görme sağlanabilmektedir. Bu durum tıbbi literatürde emetropi olarak tanımlanmaktadır. Aksi durumlarda göze gelen ışınlar görme merkezinin önüne (myopi) arkasına (hipermetropi) veya hem ön hem de arkasına (astigmatizma) odaklanabilmektedir [3]. Bu durumların tümü ise tıbbi literatürde ametropi (kırma kusuru) olarak tanımlanmaktadır. Göze gelen ışınların kırılmaya uğradığı ilk ortam gözümüzün ön kısmındaki saydam doku olan korneadır. Kornea, gözün toplam kırıcılık gücünün yaklaşık 2/3’ ünden sorumludur. Kalan 1/3’ lük kısım ise göz bebeğimizin arkasında konumlanmış olan lens tarafından gerçekleştirilir. Fakat lensimizin yapısı ve dinamik değişimleri sayesinde bu kırıcılık ortalama %15-20 kat arttırılabilir ve bu yakın odaklamada önemli bir özellik olarak karşımıza çıkmaktadır (Şekil 1) [3].

Şekil 1: Kırma kusuru olmayan bir gözde sonsuzdan gelen ışınlar görme merkezinde odaklanır.

Bu koşullar dahilinde; düzeltilebilir kırma kusurlarını myopi, hipermetropi ve astigmatizma olarak üç başlık altında incelenebilir;


Miyopi: Göze sonsuzdan gelen ışınların (Göze 6 metre ve ilerisinden gelen ışınlar paralel kabul edilir ve sonsuzdan gelen ışın olarak tanımlanır.) görme merkezimizin önünde odaklanmasıdır (Şekil 2). Miyopinin oluşmasında iki temel mekanizma vardır. Birincisi kornea kırıcılığın fazla olması; ikincisi ise göz uzunluğunun normal insanlara göre daha uzun olmasıdır. Bu iki durumdan birine veya ikisine de sahip olan insanlar uzağı görememekten şikayet ederler. Problemin çözümü ise önde odaklanan ışınları daha arkada odaklanmasının sağlayarak görme merkezine düşürmektedir. Bu nedenle düzeltme ıraksak (konkav) mercekler ile yapılır. Gözün kırma kusuruna göre negatif (-) odak merkezi olan mercekler hastaya reçete edilir.

Şekil 2: Miyopide sonsuzdan gelen ışınlar retinanın önünde odaklanır.

Günümüzde bilgisayar tablet ve telefon gibi elektronik cihazların yoğun kullanımı miyopiyi tetiklemektedir [4]. Ve myopi prevalansının ilerleyen zamanlarda artacağı fikri mevcuttur.


Hipermetropi: miyopinin tam tersi olarak göze sonsuzdan gelen ışınların görme merkezinin arkasında odaklanmasından kaynaklanır (Şekil 3). Hipermetropinin oluşmasında benzer iki mekanizma söz konusudur. Birincisi kornea kırıcılığın az olması; ikincisi ise gözün normal insanlara göre kısa olmasıdır. Hipermetropi bilinenin aksine hem uzak hem de yakın görmeyi bozabilmektedir. Fakat fizyolojik bir kompansasyon olarak lensin kırıcılığının artması sayesinde uzaktaki cisimler daha net seçilebilir. Bu nedenle bu kişiler yakın görmesinin kötü olduğunu ifade ederler. Görme merkezinin arkasına düşen ışınların öne doğru çekilmesi için yakınsak (konveks) mercekler kullanılır. Hastalığın derecesine göre pozitif (+) odak merkezli mercekler hastaya reçete edilir.

Şekil 3: Hipermetropide sonsuzdan gelen ışınlar retinanın arkasında odaklanır.

Astigmatizma: Kelime anlamı olarak noktasızlık anlamı taşımaktadır. Myopi ve hipermetropide ışın kümesi gözün önünde ve arkasında bir noktada odaklanır; fakat astigmatizmada bu noktadan bahsedemeyiz. Astigmatizma; myopi ve hipermetropinin aksine gözün uzunluğundan bağımsız olarak korneanın kırıcılık farkından kaynaklanır (Şekil 4). İnsan korneası aynı dünyamız gibi üstten basık ve ekvatordan hafifçe şişkindir. Bu nedenle korneaya dikey düzlemden gelen ışınlar önde odaklanırken; yatay düzlemden gelen ışınlar arkada odaklanır. Bu durum tüm insanlar için geçerlidir ve aslında genel popülasyonda gözümüzün tolere edebileceği miktarda astigmatizma mevcuttur. Bunun fizyolojik sınırlarının dışına çıktığı durumlarda gözümüzün görme netliği bozulur. Daha önce belirttiğim gibi astigmatizma myopi ve hipermetropiden bağımsız olarak meydana gelebilmektedir. Başka bir deyişle; bir insanda myopi ve hipermeropi aynı anda görülemez iken; asitgmatizma her iki duruma da eşlik edebilir. Astigmatizmanın düzeltilmesi silindirik merceklerden yararlanılır. Bu merceklerin özelliği; tek bir düzlemden gelen ışınları kırmalarıdır. Bu sayede yatay ve düzlemden gelen ışınlara silindirik mercek kullanarak bu optik düzlemlere müdahale edilebilir.

Şekil 4: Kornea yüzeyinde farklı kırıcılık eksenleri nedeniyle astigmatizma (noktasızlık) ortaya çıkmaktadır.

Gözlük Dışındaki Kırma Kusuru Çözümleri

Günümüzde kırma kusurlarının düzeltilmesinde gözlükten farklı seçenekler de mevcuttur. Bunları kontakt lens ve göz lazer cerrahileri olarak sıralayabiliriz.


Kontakt lens: Göz yüzeyine direk uygulanarak kullanılır (Şekil 5). Bu sayede; gözlük kullanımına bağlı buğulanma, kazara kırılmaya bağlı yaralanma gibi durumlar ekarte edilmiş olur. Bunun yanında; kozmetik veya mesleği gereği gözlük kullanmak istemeyen kişiler için iyi bir alternatif seçenektir. Kontakt lensler gözlüklere benzer optik prensiplere göre dizayn edilmiştir. Fakat direk göze uygulanması nedeniyle kişinin göz yapısına uygun olarak tasarlanması gerekir. Korneanın eğrilik derecesi ve çapı uygun kontakt lens seçiminde en önemli kriterlerdir.

Şekil 5: Kontakt lens uygulaması şekilde görüldüğü gibi direk göz üzerine kullanılır.

Bunun yanında kontakt lensler günlük kullanımdan 3 aylık kullanıma kadar kullanım süreleri olsa da;


  • Kontakt lensler her gün uyumadan çıkarılmalı ve solüsyona konulmalıdır,

  • Lens solüsyonu mutlaka haftada 1 değiştirilmelidir herhangi şüpheli durumda (lens solüsyonunda yabancı cisim vb.) bu süre beklenmeden değiştirilmelidir,

  • Kontakt lens ile havuza, denize veya duşa kesinlikle girilmemelidir,

  • Gözde geçmeyen kızarıklık, görmede azalma ve ağrı var ise mutlaka bir göz hekimine başvurulmalıdır.


Göz lazer cerrahileri: Günümüzde kırma kusurlarının (miyopi, hipermetropi ve astigmatizma) lazer teknolojisi kullanılarak düzeltilmesi giderek artan bir tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Lazer uygulamasının temel mantığı; kişinin mevcut kırma derecesini korneaya uygun şekil vererek düzeltilmesidir. Miyoplarda kornea düzleştirilerek, hipermetroplarda kornea dikleştirilerek, astigmatizma varlığında ise yatay ve ona dik düzlemde farklı derecede kornea ablasyonu (kornea dokusunun uzaklaştırılması) yapılarak düzeltme sağlanır.


Birçok lazer teknolojisi olmakla beraber günümüzde en sık kullanılan teknolojiler excimer lazer ve femtosaniye lazer teknolojileridir. Excimer lazer kornea ablasyonu sağlarken; femtosaniye lazer çok hassas şekilde kornea kesilerinin yapılmasını sağlamaktadır. Cerrahi teknik olarak en çok uygulananları; Fotorefraktif Keratektomi (PRK) (toplumda bilinen adı: No Touch lazer), F-LASIK ve SMILE tekniği şeklinde sıralayabiliriz. Cerrahi tekniğin seçimi hastanın yaşı, kırma kusurunun derecesi, kornea yapısı, ek hastalıkları, gözyaşı kalitesi ve mesleği gözetilerek yapılır. Ve mutlaka kaliteli bir hekim-hasta ilişkisi gerektirir.


PRK tekniği göz yüzeyine herhangi bir kesi işlemi yapılmadan direk excimer lazer uygulaması şeklindedir (Şekil 10). Hastalara işlem sonrasında koruyucu olarak kontakt lens takılır ve genellikle 2-3 gün içerisinde korneanın iyileşmesini takiben kontakt lens çıkarılır. Kornea yoğun derecede serbest sinir uçları içerir. Bu nedenle işlem sonrası açığa çıkan sinir uçlarının uyarılmasına bağlı olarak ciddi derecede ağrı hissedilebilmektedir. Bu ağrı kontakt lens sayesinde bir miktar engellenebilir fakat hastalara ağrı kesici tedavi verilmesi genellikle tercih edilir. Kornea iyileşmesini takiben ağrı duyusu da giderek azalarak sonlanır. Herşey yolunda giderse; hastalar 1 hafta ila 1 ay içerisinde hedeflenen netlikte bir görme kalitesine ulaşırlar [5].

Şekil 6: Şekilde görüldüğü PRK işleminde lazer ışınları kornea yüzeyine direk uygulanır.

F-LASIK tekniği flepli lazer cerrahisi olarak tanımlanmaktadır. Bu teknikte femtosaniye lazer yardımı ile korneadan ince bir kapak (flep) kaldırılır ve sonrasında kalan kornea yüzeyine excimer lazer uygulaması yapılır (Şekil 7). Sonrasında fleb kapatılır ve kontakt lens takılır. F-LASIK işlemi sonrasında kornea serbest sinir uçları açıkta olmadığı için genellikle işlem sonrası herhangi bir ağrı duyulmaz. Fakat bu teknikte önemli olan nokta kornea iyileşme süreci tamamlanana kadar kaldıran flebin yerinden oynamamasıdır. Bu yüzden hastalara özellikle ilk 3 gün gözünü kaşımamaları önerilir. Herşey yolunda giderse; görme kalitesindeki artış PRK yönteminden çok daha erken olabilmektedir [5].

Şekil 7: Şekilde basamaklar ile F-LASIK lazer işlemi görülmektedir.

SMILE tekniği kısaca korneadan kırma kusurunu düzeltecek şekilde doku çıkarılması olarak tanımlanabilir (Şekil 12). Yine femtosaniye lazer yardımı ile kornea içerisinden uygun doku çok hassas şekilde kesilir ve kesilen doku cerrah tarafında minimal manipülasyonlarla çıkarılır. Sonrasında herhangi bir kontakt lens uygulaması yapılmasına gerek yoktur. Kısa süre içerisinde kornea yeni formuna kazanır. İşlem sonrasında serbest sinir uçları dışarı ile teması olmadığı için ağrı hissedilmesi beklenmez. Herşey yolunda giderse; görme kalitesi F-LASIK tekniğinde beklendiği gibi kısa süre içerisinde gerçekleşir [5].

Şekil 8: Şekilde SMILE işlemi basamakları görülmektedir.

Lazer cerrahileri ile ilgili unutulmaması gereken nokta şudur; uygulanacak lazer tekniğinin seçimi kişilerin talebinden ziyade daha önce de belirttiğim gibi birçok faktörün bir arada değerlendirilmesi ve kaliteli bir hekim-hasta diyaloğu gerektirir.


Tüm bunların dışında göz içi lens cerrahi seçenekleri de mevcuttur. Fakat bu konunun geniş ve detaylı olmasından dolayı başka bir yazıda tek başlık altında incelemeyi planlıyorum. Sağlıklı günler:)





Referanslar

  1. İbn el-Heysem . (1989). Kitâb el-Menâzır , The Optics of Ibn al-Haytham adıyla İngilizceye Çeviren: A. I. Sabra , London .

  2. Topdemir, Hüseyin Gazi. (2007). Işığın Öyküsü, TÜBİTAK, Ankara.

  3. Clinical Optics. Basic and Clinical Science Course. Section 3. American Academy of Ophthalmology; 2014-2015.

  4. Liang, X., Wei, S., Li, SM. et al. Effect of reading with a mobile phone and text on accommodation in young adults. Graefes Arch Clin Exp Ophthalmol (2021).

  5. Yanoff M, Duker JS (editörler), Ophthalmology, Refractive Surgery. 4. Baskı, Elsevier; 2014.p.81-161e1.












72 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi