Hypericum perforatum (Sarı Kantaron)

En son güncellendiği tarih: 3 Eki 2020


Aylin Baytöre - İstanbul Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi

Bitkisel Özellikler


Şifalı bitki olarak yüzyıllardır bilinmektedir. Antik Yunan döneminde kutsal bitki kabul edilip kötü ruhları uzaklaştırmak amacıyla dekorasyonda kullanılıyordu. Dünya çapında “St. Jon’s wort” olarak bilinen bu bitki ülkemizde “sarı kantaron, kan otu, kılıç otu, binbirdelik otu” gibi isimlerle tanımlanır. Yapraklar ışığa tutulduğunda belirgin olarak küçük saydam gözenekler görülür. Türkçe karşılığı gözenekli olan “perforatum” ismi buradan kaynaklanır.[1]


H. perforatum, Hypericum türünün en yaygın olanıdır. Bu bitki Avrupa, Asya ve kuzey Amerika’da yetişir, kurak bölgelerden köken alır. Tipik olarak yüksekliği 40-80 cm arasında değişir. Saçak kök sistemi görülür ve yapraklar tam yaprak formundadır. Çiçekler altın sarısı renktedir. Ezilmiş çiçekler kan kırmızısı likit üretir.[1]


Halk arasında kullanım


Bitkinin, çeşitli iç ve dış rahatsızlıkları tedavi etmek için bitkisel ilaç olarak kullanılması yüz yıllar öncesine dayanır. Birçok farklı amaçla kullanılıyor olmakla olmakla beraber, en yaygın kullanımı haricen tentür ve yağ halindeki formuyla yara ve yanık tedavisinde; dahilen ise depresyon tedavisinde karşımıza çıkar. Uzun yıllar anksiyete, depresyon, ve çeşitli cilt hastalıkları için popüler bir tedavi olmuştur. Son çalışmalar bitkinin kanser, bakteriyel ve viral hastalıklar gibi hastalıkların tedavisinde antioksidan ajan ve nöroprotektif ajan olarak etkili olduğunu göstermiştir. Bu bitkiden yapılan ürünlerin dünya çapında yıllık satışları milyar dolarları bulmaktadır.[2]


Kimyasal Bileşim


İçerik olarak, birbirinden farklı ve kompleks yapıda önemli farmakolojik etki gösteren birçok kimyasal bileşik bulunur. Bu durum bitkinin tıbbi açıdan değerini arttırmıştır. Biyolojik aktiviteden sorumlu olan yaklaşık dokuz farklı bileşik grubu mevcuttur.[2]


Naftodiantron: En çok araştırma yapılan sınıftır. En yaygın bileşikler arasında hiperisin, psödohiperisin, izohiperisin, protohiperisin bulunur. Kimyasal yapısı nedeniyle hiperisin yüksek derecede fotoreaktiftir.[2]

Flavonoidler: Flavonoller (kemferol), rutin, kersetin, kersitrin, izokersitrin bileşikleri bulunur.[2]


Lipofilik bileşikler: Bitkide floroglusinol türevleri ve yağlar dahil olmak üzere kanıtlanmış terapötik değere sahip çeşitli lipofilik bileşikler bulunmaktadır. Hiperforin, floroglusinol türevi olan önemli bir bileşiktir. Işık ve oksijen varlığında kararsızdır.[2]


Ek Bileşikler: Yukarıdaki ana sınıfların dışında başka bileşikler de tanımlanmıştır. Bunlar arasında tanenler, fenolik asitler, steroller bulunur.[2]


Şekil 1: Hiperforin bileşiğinin kimyasal yapısı.[3]


Antidepresan Aktivite


Duygu durum bozuklukları, bireyleri doktorlar ve diğer sağlık hizmeti sağlayıcıları tarafından yardım almaya zorlayan yaygın bir hastalıktır. Bu durum, güçlü üzüntü ve suçluluk duyguları, ilgi veya zevk kaybı, düzensiz uyku periyotları, iştah artması veya azalması gibi birçok semptomu beraberinde getirir. Depresyonun özellikle asetilkolin, dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterlerin eksikliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Antidepresan ilaçlar bu nörotransmitterlerin seviyesini yükseltir.[2-4-5]


İlk olarak hiperisinin bitkideki ana antidepresan bileşik olduğu ve kılcal kan akışını uyardığı ileri sürülmüştü. Ancak yapılan çalışmalarla hiperforine odaklanılmış ve depresyona karşı en büyük rolü oynayan bileşiğin hiperforin olduğu belirlenmiştir. Bitkinin hafif ve orta dereceli depresyon tedavisindeki etkileri kanıtlanmıştır. Hiperforin ve hiperisin bu etkiden sorumlu major bileşiklerdir. Ayrıca flavonoidler, bioflavonoid, fenolik asit diğer sorumlu bileşikler arasındadır. Antidepresan etki mekanizması tam olarak anlaşılamamıştır. Çeşitli teoriler öne sürülmüştür. Olası mekanizmalar; dopamin, norepinefrin ve serotonin geri alım inhibisyonudur.[2-4-5]


Antibakteriyel ve Antiviral Aktivite


Önceden de belirttiğimiz gibi bitki kesik, sıyrık ve diğer yaraları tedavi etmek için kullanılmaktadır. Bölgedeki enflamasyonu azaltmadaki faydası iyi bilinmektedir. Ana antibakteriyel bileşiğin hiperforin olduğu belirlenmiştir. T-tipi kalsiyum kanal aktivitesini inhibe ederk bu etkinin gösterildiği düşünülmektedir. Belirli mikroorganizmaların büyümesini engellediği gösterilmiştir, bu durum özellikle gram pozitif bakteriler için geçerlidir. Son araştırmalar virüslerle mücadelede de yararlı olduğunu göstermektedir. Flavonoid ve kateşin içeren fraksiyonların influenza virüsüne karşı, hiperisinin ise zarflı virüslere karşı etkili olduğu açıklanmıştır.[2]


Antikanserojenik Aktivite


Kanser vücudun çeşitli bölgelerindeki hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile karakterizedir. Tedavi seçenekleri arasında radyasyon, kemoterapi ve çeşitli ameliyatlar vardır. Yıllar içinde fitoterapinin bu konuda sunabileceği çok şey olduğu gösterilmiştir.[2,4]


Hiperforin tümör hücre büyümesini inhibe eder. Mekanizma; kaspazların (programlanmış hücre ölümünde rol oynayan proteaz enzimler ailesi) aktivasyonu ile apoptozun indüklenmesidir. Ayrıca sitokrom c’nin izole edilmiş mitokondrilerden salınmasına neden olur. Mitokondriyal aktivasyon hiperforin aracılı apoptozda erken bir olaydır, in vivo tümör büyümesini inhibe eder.[2,4]


Hiperisinin aktivitesi ise fotodinamik özeliklere atfedilir. Işık ve oksijen varlığında, süperoksit radikalleri üreten güçlü bir doğal fotosensitizör görevindedir. İlk başta sadece deri lezyonları için kullanılıyordu ancak giderek artan bir şekilde birçok tümör tipi için tedavi olarak kabul edilmektedir. Bu bitki antikanser ajan olarak umut vaat etse de etkinliği ve olumsuz etkileşimlerinin değerlendirilmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.[2,4]


Antioksidan ve Nöroprotektif Özellikler


H. perforatum oksidatif stresi azaltarak nörotoksisite, inflamasyon ve gastrointestinal problemleri önler. Hidrojen peroksit aktivitesinin bir sonucu olarak DNA parçalanması ve hücrelerin küçülmesini önleyebilir. Bu sebeple Parkinson ve Alzheimer hastalıkları gibi oksidatif stresle ilişkili nörodejeneratif bozuklukları etkili bir şekilde tedavi edebilir. Bitki ekstresi Alzheimer hastalığında beyinde plak oluşturan amiloid P peptidlerinin neden olduğu hücre ölümüne karşı koruma sağlar.[2]


İlaç Etkileşimleri


-En önemli ilaç etkileşimlerinde biri siklosporin ile olan etkileşimidir. Bir zamanlar böbrek nakli hastalarına operasyon sürecinin sonrasında depresif ruh halinin önüne geçmek için bu bitki tavsiye edilmiş. Ancak plazma siklosporin seviyelerinde ciddi bir düşüş görülmüştür.[4]


-Bir antikoagülan olan varfarin, terapötik indeksi dar bir ilaçtır. 12 sağlıklı erkek denekte gerçekleştirilen bir klinik çalışmada, varfarinin klirensini önemli ölçüde indüklediğini ve böylece farmakolojik etkinliğinde azalmaya yol açtığı gösterilmiştir. Klirensi artan bir diğer ilaç ise antikanser ajan olan imatinib’dir. Beraber kullanımda dikkat edilmesi gerekilmektedir.[6]


-Antihiperlipidemik ilaç grubunda yer alan statinler, CYP34 tarafından metabolize edilir ve aynı zamanda P-glikoprotein için substratlardır. Bu nedenle ilaç etkileşimine açıktır.İlaç plazma değerinin düştüğü görülmüştür. İlaç takibi düzenli olarak yapılmalıdır. Aynı durum Digitalis (yüksükotu) bitkisinden elde edilen bir glikozit olan digoksin için de geçerlidir. Digoksin kalp yetmezliği tedavisinde kullanılır.[6]


Sonuç olarak, Türkiye dahil olmak üzere birçok ülkede halk arasında yaygın olarak bilinir, genellikle toprak üstü kısımları gıda takviyesi olarak satılmaktadır. Kısa süreli ve hafif depresyon için etkili olduğu gösterilmiştir ancak uzun vadeli tedavide etkinliği araştırılmalıdır. Bu bitkinin yan etki profili güvenlidir ancak birçok ilaçla etkileşimi bulunduğu için bilinçsizce kullanımı ciddi problemler yaratabilir. Mutlaka gerekli durumlarda hekim ve eczacı kontrolünde kullanılmalıdır.[5-7-8]





Referanslar

1. Çırak, C., & Kurt, D. (2014). Önemli Tıbbi Bitkiler Olarak Hypericum Türleri ve Kullanım Alanları. Anadolu Journal of AARI, 38-52.

2. Medical Attributes of St. John’s Wort (Hypericum perforatum). (2011). K. Klemow, A. Bartlow, J. Crawford, N. Kocher, & J. Shah içinde, Herbal Medicine: Biomolecular and Clinical Aspects. 2nd edition (s. Chapter 11).

3. Vollmer, J., & Rosenson, J. (2004). Chemistry of St. John’s Wort: Hypericin and Hyperforin. Journal of Chemical Education, 1450-1456.

4. Belwal, T., Devkota, H., Sharma, R., Upadhyay, S., Joshi, C., Bisht, K., . . . Rawal, R. (January 2018). St. John’s Wort (Hypericum perforatum). Nonvitamin and Nonmineral Nutritional Supplements (s. 415-432). içinde Elsevier.

5. Ersoy, E., & Eroğlu Özkan, E. (2019). Geçmişten Günümüze Hypericum perforatum (Sarı Kantaron) ve Depresyon Tedavisi-Neler Biliyoruz? Journal of Literature Pharmacy Sciences.

6. Borrelli, F., & Izzo, A. (2009). Herb–Drug Interactions with St John’s Wort (Hypericum perforatum): an Update on Clinical Observations. The AAPS Journal.

7. Greeson, J., Sanford, B., & Monti, D. (2001). St. John’s wort (Hypericum perforatum):a review of the current pharmacological, toxicological, and clinical literature. Psychopharmacology, 402-414.

8. (2004). Treatment of Depression: A Systematic Review. Swedish Council on Health Technology Assessment (SBU).

155 görüntüleme0 yorum

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi