Jinekolojik Kanserlerden Yumurtalık Kanseri

En son güncellendiği tarih: 21 Nis 2019


İ.Yağmur ABAOĞLU-Yeditepe Üniversitesi, Moleküler Tıp Yüksek Lisans Öğrencisi

Yumurtalık kanseri, her yıl küresel olarak yaklaşık bir milyon kadının dörtte birinde teşhis edilmektedir. Kadınlar arasında yedinci önde gelen kanser ölüm nedeni olan ve her yıl yaklaşık 140.000 ölümden sorumlu olan yumurtalık kanseri kadınlarda sekizinci en yaygın kanser türüdür. Bütün jinekolojik kanserler arasında en yüksek ölüm oranına sahiptir [1].


Yumurtalık kanserine sahip hastalar için özellikle de hastalık ileri safhada teşhis edildiğinde prognozu kötüdür [2].


Semptomlar belirsizdir ve çoğu kez yanlış tanı konulur, dolayısıyla hastaların çoğu sadece hastalığın ileri evrelerinde teşhis edilir [3,4].


Yumurtalık kanseri bu yüzden çoğu kez ‘Sessiz Öldürücü’ olarak adlandırılır. Yumurtalık kanseri için mevcut tedavi standardı olan cerrahi ve kemoterapi yıllar boyunca değişmeden kalmıştır ve ABD’ de beş yıllık sağkalım oranı 1975’ten beri sadece % 9 yükselmiştir [5].


İstatistiklere göre yumurtalık kanserli kadınların yalnızca %45’i, meme kanserli kadınların % 89'u kadarına kıyasla beş yıla kadar hayatta kalma şansı daha yüksektir [6,7].


Bir çok durumda ön tedavi (cerrahi ve kemoterapi ile) hastalığın nüksetmesini durdurmaz. İleri yumurtalık kanserine sahip olan kadınların çoğunda ilk tedaviden sonra, genellikle ilk tanı konulmasından sonraki 15 ay içinde hastalık nüksetmiş olacaktır [8].


Yumurtalık kanserine sahip kadınlar için daha etkili, yeni tedavi seçeneklerine ciddi anlamda ihtiyaç vardır.


Roche firmasının kılavuzu; yumurtalık kanserinin insidansı, risk faktörleri, semptomları, tanı ve tedavi seçenekleri dahil olmak üzere hastalığa genel bir bakış sağlar bu sebeple detaylı okuma için Roche firmasının kılavuzuna bakılabilir [9].


Daha öncelerde yumurtalık kanserinin sadece overlerde (yumurtalıklarda) başlayacağına inanılıyordu. Fakat son kanıtlar aslında yumurtalık kanserinin fallopi tüplerinin sonundan uzak (distal) hücrelerde başlayabileceğini göstermektedir.


Yumutalıklar (Overler), yalnızca kadınlarda bulunan üreme bezleridir. Overler üreme için yumurta (ova) üretir. Yumurtalar, döllemiş yumurtanın yerleştiği ve fetüsün geliştiği uterusa (rahim) fallopi tüpleri aracılığıyla overlerden yolculuk eder. Overler aynı zamanda dişi hormonlarından östrojen ve progesteronun ana kaynağıdır. Over, sağ ve sol over olmak üzere uterusun her iki yanında bulunur.


Şekil- Yukarıda dişi üreme organının anatomisi görülmektedir [10].


Overler başlıca üç çeşit hücreden oluşmaktadır. Her hücre tipi farklı tipteki tümörler haline gelebilir.

Epitelyal tümörler, overin dış yüzeyini örten hücrelerden köken alır. Pek çok over tümörleri epitelyal hücre tümörleridir.


Germ hücre tümörleri yumurtaların (ova) üretildiği hücrelerden köken alır.


Stromal tümörler, yumurtalığa tutunan ve aynı zamanda dişi hormonları olan östrojen ve progesteron üreten yapısal doku hücrelerinden köken alır.


Bu tümörlerin bazıları iyi huyludur (kanserli olmayan) ve hiçbir şekilde yumurtalığın dışına yayılmaz.

Malign (kanserli) veya borderline (düşük malign potansiyelli) over tümörleri vücudun diğer kısımlarına yayılabilir (metastaz) ve öldürücü olabilir [10].


Amerikan Kanser Derneği’nin ABD’de 2019 yılı için yumurtalık kanserine yönelik yaptığı tahminlere göre;


22,530 civarinda kadın yumurtalık kanseri tanısı alacaktır.


13,980 civarında kadın yumurtalık kanserinden hayatını kaybedecektir.


Yumurtalık kanseri, kadınlar arasında kanser kaynaklı ölümlerde beşinci sırada yer alır ve herhangi bir dişi üreme sistemi kanserinden kaynaklı ölümlerde daha fazla görülür. Bir kadının yaşamı boyunca yumurtalık kanseri olma riski 78’de 1’dir. Yaşamı boyunca yumurtalık kanserinden ölme şansı 108’de 1’dir. Bu istatistikler, düşük malign potansiyeli olan over tümörlerini hesaba katmaz.


Yumurtalık kanseri teşhis edilmiş kadınların oranı geçtiğimiz 20 yılda yavaş yavaş düşmektedir.

Çoğunlukla, yumurtalık kanseri daha yaşlı kadınlarda gelişir. Yumurtalık kanseri tanısı konulmuş kadınların yaklaşık yarısı 63 yaş ve üstüdür. Bu durum beyaz kadınlarda Afrikalı-Amerikalı kadınlardan daha yaygındır.


Daha fazla istatistiki bilgi için https://cancerstatisticscenter.cancer.org/#!/ web sitesine bakılabilir [11].


Evreleme, kanserin ne kadar ilerlemiş olduğunu ve vücudun diğer bölgelerine yayılıp yayılmadığını belirler. Hasta için en uygun tedavi seçeneklerini belirlemeye yardımcı olur.


Evreleme, FIGO (Uluslararası Jinekoloji ve Obstetrik Federasyonu) sistemi tarafından tanımlanmaktadır. Bu sınıflandırma aşağıdaki gibidir:



[12]

Yumurtalık kanserinin risk faktörlerine bakılacak olursa;

Risk faktörü kanser gibi bir hastalığa yakalanma şansınızı değiştiren her şeydir. Farklı kanserler farklı risk faktörlerine sahiptir. Sigara kullanımı gibi bazı risk faktörleri değiştirilebilirken bir insanın yaşı veya aile öyküsü gibi diğer faktörler değiştirilemez.


Fakat bir risk faktörüne, hatta birçoğuna sahip olmak hastalığa yakalanacağınız anlamına gelmez.

Araştırmacılar, bir kadının epitelyal yumurtalık kanseri geliştirme şansını arttırabilecek risk faktörleri keşfetti.


Bu risk faktörleri germ hücreli tümörler ve stromal tümörler gibi daha az yaygın olan yumurtalık kanseri tipleri ile ilgili değildir.


Yumurtalık kanser riskini arttıran faktörler:

-Yaşlanma

-Fazla kilolu veya obez olmak

-Geç çocuk sahibi olmak veya asla zamanında hamile olmamak

-Üreme tedavisi görmek

-Menopoz sonrası hormon tedavisi almak

-Ailede yumurtalık kanseri, meme kanseri veya kolorektal kanser öyküsü olan

-Meme kanseri olmuş olmak

-Ailesel kanser sendromu

-Kalıtsal meme ve yumurtalık kanseri sendromu

-Kalıtsal polipoz olmayan kolon kanseri

-PTEN tümör hamartom sendromu