Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik

© 2019 by Bezelye Dergi

Kanımızdaki Kanser


İlkyaz Yarımoğlu - Hitit Üniversitesi, Tıp Fakültesi Dönem 3 öğrencisi


Lösemi. Bazılarımız bu kelimeyi LÖSEV reklamlarında duymuştur, bazılarımız uzaktan tanık olmuş ya da bizzat kendisi yaşamıştır, yaşıyordur. Özellikle çocukluk çağında (2-5 yaşlarında artar) sık görülen tipleri bulunan, her yaş grubundan insanı da etkileyebilen lösemi geçmiş zamanlardan beri içimizde olsa da tıp camiasının onu tanıması çok eski değildir.


Lösemi Yunanca bir kelime olup beyaz anlamındaki “leukos” ve kan anlamındaki “haima” sözcüklerinden oluşur. Diğer ismi “kan kanseri” olan lösemi; kemik iliğinde anormal üretilen hücrelerin burada çoğalıp kemik iliğini işlevsiz hale getirmesi ve çevreye yayılması ile oluşan bir hastalıktır. Tıp alanında tanımlanması 19.yy’ı bulmaktadır. Splenomegali ve kanlarında renk değişikliği saptanan hastalarda, başlarda bu durumun iltihap olduğu düşünülmüştür, 1845 yılında John Hughes Bennet tarafından Edingburg Medical and Surgical Journal Dergisi’nde yayınlanan “Case of Hypertrophy of The Spleen and Liver in which Death Took Place from Suppuration of The Blood” isimli makale ile iltihap ve enflamasyondan farklı bir durum olduğu belirtilmiştir. Makalesinde kandaki tüm hücrelerin etkilenmiş olduğunu, hücrelerin değişik boylarda olduğunu, asetik asit uyguladığında ise çekirdeklerinin (nukleus) ayrıştığını belirtti. Olgularda belirtilen klinik bulgulara (splenomegali, hepatomegali, halsizlik, ateş) bakıldığında ve kandaki değişik hücre oluşumları, lökosit artışı gibi bilgiler değerlendirildiğinde tarif edilen hastalığın bugün kronik myelositik lösemi olduğu görülmektedir. Bu hastalığı ilk gözlemleyen Alfred Donne olmakla birlikte (olguların ölümünden sonra kanlarını incelemiştir, böylece mikroskop ilk kez klinikte kullanılmıştır.) bulgularını 1855’e kadar yayınlamaması sebebi ile Bennet’in makalesi lösemi hakkında ilk tıbbi makale olmuştur. Yaşayan hastada löseminin mikroskobik tanısı ise, ilk kez Henry Fuller tarafından 1846’da gerçekleştirildi. Rudolf Ludwig Virchow ise 1847’de benzer bir olgu yayınlamış ve bu yeni hastalığı tanımlamada “leukemia” terimini kullanmıştır. Bennet ise “leucocythaemia” terimini tercih etmiştir. Daha sonraları Virchow, Bennet ve Ernst Neumann tarafından kanın lenfatik glandlar ya da dalaktan kaynaklandığı düşüncesi sorgulanmaya başlanmıştır. Neumann 1870 yılında kemik iliğinin kan hücreleri yapımında önemli bir yeri olduğunu ve löseminin kemik iliğindeki değişikliklerden kaynaklandığını göstermiştir. Paul Ehrlich’in 1877’de kan hücreleri arasındaki farklılaşmayı gösteren boyama yöntemini bulması tıpta yeni bir çağ başlatmıştır. Beyaz kan hücrelerinin üç farklı granülosit tipi (eozinofil, bazofil, nötrofil) olduğunu göstermiştir. Bu yeni bulgu ile kronik lösemide kemik iliğinin hastalığa tutulan hücre dizisinin tipine göre, lenfoid ve myeloid olarak sınıflandırılmasını kolaylaştırdı.


Peki lösemi kaç çeşittir?


Akut kronik ve doğuştan (konjenital) olarak sınıflandırılır. Akut ve kronik terimleri hastalığın doğal seyrindeki relatif süreyi yansıtır. Bununla beraber akut lösemide olgunlaşmamış (immatür) hematopoetik veya lenfoid öncü hücreleri, kronik lösemide ise matür Kİ elemanları hakimdir. Konjenital lösemi ise hayatın ilk 4 haftası içinde ortaya çıkan hastalığı tanımlamaktadır. Hücre cinsine göre ALL (Akut Lenfoblastik Lösemi) ve AML (Akut Myeloblastik Lösemi) olmak üzere 2 ana gruba ayrılır. Lenfoid seride oluşan bozukluk ALL’ye, myeloid kök hücrelerde oluşan bozukluk ise AML’ye neden olur. Akut lösemilerde kök hücrelerin olgunlaşmasında (matürasyonunda) sorun vardır ve kök hücrelerin üreme süresi kısalmıştır. Dolayısı ile kemik iliğinde olgunluğa erişmemiş immatür hücreler (blastlar) birikir ve fonksiyonel son hücreye dönüşemezler ve bu anormal blast birikimi ile normal kemik iliğinde hücre üretimi baskılanır. Bu durumda pansitopeni (normal olan kırmızı kan hücreleri (eritrosit), beyaz kan hücreleri (lökosit) ve trombositlerin kandaki seviyelerinin azalması) görülür. Hastalarda eritosit serinin baskılanmasına bağlı anemi dolayısı ile aşırı ve çabuk yorulma, beyaz kan hücrelerinin azalmasına bağlı sık enfeksiyon geçirme ve trombositlerin azalmasına bağlı da anormal kanama görülür. Kemik iliği blastlarda genişlediği için kemik ağrıları mevcuttur. Ayrıca lenfodenapatiler, hepatomegaliler ve splenomagalilere rastlanır (daha sık ALL’de). Akut lösemiler ani başlangıçlıdır. Kronik lösemilerde ise akut lösemilerin aksine kök hücrelerin matürasyonunda bir engel yoktur dolayısı ile kanda artmış eritrosit, lökosit veya trombositler mevcuttur. Klinik başlangıcı yavaştır. Ayrıca KML (kronik myeloid lösemi) hastalarının %90’ınından fazlasında Philedelphia kromozomuna (t(9;22)) rastlanır.


Lösemi septomları önceki cümlelerde nedenleri ile belirtildiği gibi genelde asemptomatik olarak iştahsızlık, kansızlık, zayıflama, kemik ağrıları, ateş, cilt altı kanamaları, burun ve diş eti kanamaları olarak kendini gösterir ayrıca baş ağrısı, kusma ve paraliziler görülebilir.


Tedavisi ve Gelişmeler


Lösemi tedavisinde şimdiki zamana kadar çeşitli metotlar denenmiştir. Splenoktomi ameliyatları, arsenik tedavileri, radyoterapi, kan transfüzyonu, kemoterapi ve kemik iliği nakilleri. Günümüzde ise tedavi öncelikle genel durumun düzeltilmesi yöntemleri ile başlar. Bu safhada kan veya kanın içindeki özel hücrelerini donörlerden (gönüllü kan verici kişi) alınarak lösemili hastaya verilmesi, enfeksiyon mevcutsa gerekli mücadelelerin yapılması, böbreklerin, karaciğer ve kalbin kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinden korunma önlemlerinin alınması çok önemlidir.


Ayrıca hastaların ve ailelerin hastalık hakkında bilgilendirilmesi, löseminin umutsuz değil, tersine iyi bir tedavi ve moral desteği ile lösemide %85'lere varan oranda iyileşmenin sağlandığının açıklanması tedavinin ikinci basamağıdır. İlk tedavi kemoterapi ilaç programının uygulanmasıdır. Burada amaç, blast adı verilen kötü huylu ana hücrelerin yok edilmesidir ancak bu kemoterapi ilaçları, maalesef yalnızca kötü hücreleri etkilememekte, vücudumuzun faydalı hücrelerini de yok etmektedir. Bu nedenle, saç dökülmeleri, ağız bağırsaklarda yara oluşumları, halsizlikler görülür. Yine, vücudumuzu enfeksiyonlara karşı koruyan savunma hücreleri de ilaçlarla yok edildiğinden bağışıklık sistemi yıkılmakta, en ufak bir mikrop, hastalık etkeni dahi tüm vücuda yayılıp ağır ateşli enfeksiyonlara neden olmaktadır.


Lösemi nedenleri henüz tam olarak aydınlatılmamıştır. Sitogenetik ve moleküler tekniklerdeki yeni gelişmelerle genetik yatkınlıklar, radyasyon, benzen ve türevleri (bali, vs.), böcek ilaçları gibi kimyasal maddeler, bazı kalıtsal hastalıklar ve bazı viral hastalıkların hep birlikte lösemiye neden oldukları çalışmalarla gösterilmiştir.


Gelecekte Lösemi Tedavisi Hedefleri


Lösemi ile ilgili gelecek tedavi hedeflerinden bahsetmek gerekirse önemli bir isim karşımıza çıkar. Columbia Üniversitesi Myelodisplastik Sendromlar merkezi direktörü Dr. Azra Raza. Raza kariyerine AML tanı ve tedavi çalışmaları ile başlamıştır. Bu süreç zarfında AML'nin çok karmaşık olduğu, çok hızlı geliştiği sorunla başa çıkmanın en hızlı yolunun, onu en erken evresinde bulmak ve son aşama canavarlıklarına girmesini önlemekte olduğunu fark etmiştir. Bu yüzden dikkatini MDS’ye (myelodisplastik sendromların üçte biri AML’ye evrilir) çeviren Raza çalışmaları için 1984’te hastalarından kan ve kemik iliği örnekleri toplamaya başlar. Şu an 60.000'den fazla örneği bulunmakta ve Amerika’daki en büyük ve eski doku bankası olarak anılmaktadır. Raza lösemi tedavisinde en önemli adımın son hücreyi yok etmeye çalışmaktansa ilk hücreyi, ilk kanser belirteci hücresini, bulmayı hedeflemek gerektiğine inanmaktadır ve bu gaye doğrultusunda çalışmalar yapmaktadır.


Lösemi yazmakla bitmeyecek kadar uzun ve çözülmeyi bekleyen karmaşık bir bulmaca olsa da yazımı burada noktalamam gerekiyor. Gelecekte ilk hücreyi bulabilmek dileğiyle.






Kaynakçalar

  1. Atıcı, E. (2007). Cancer and leukemia in the history of medicine. TURKISH JOURNAL OF ONCOLOGY. Cahalan, S. (2019, Ekim 26). Here’s why we’re losing the war on cancer, according to this doctor. New York Post.

  2. Haznedaroğlu, İ. C. (tarih yok). KRONİK MİYELOİD LÖSEMİ(KML). Ankara: Hacettepe Üniversitesi Tıp

  3. Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Hematoloji Ünitesi.

  4. Kutanis, A. (2005). ÇOCUKLUK ÇAĞI AKUT LÖSEMİ VAKALARININ RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ. İstanbul: İstanbul Bakırköy Doğumevi Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi.

  5. LÖSEV. (2018). Lösemi nedir? www.losev.org.tr/v6/sayfa/losemi-nedir-31: LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR VAKFI.

  6. Raza, A. (2019). The First Cell: And the Human Costs of Pursuing Cancer to the Last. New York: Basic Books.


76 görüntüleme