beyaz logo.png

Kastrasyon Nedir?

Nagehan Uzuner - İletişim Bilimleri Doktora Adayı, İstanbul Bilgi Üniversitesi, İletişim Bilimleri Doktora Programı


Erkeklik İnşası

Lacan özneyi, imgesel, simgesel ve gerçek olmak üzere üç düzeye yerleştirir. Lacan’ın psikozunda öznenin yapılanışına göre özne; haz-hoşnutsuzluk, yaşam-ölüm, bilinç-bilinçdışı gibi dikotomilerin arasında bölünmektedir. Çocuk, babasının yasasına yani evrensel ensest yasasına tabidir. Bahsi geçen evrensel ensest yasağına tabi olan öznenin imkânsız zevkin sonucunda arzulanan zevki, parçalı bir şekilde haz olarak giderilmektedir. İmgesel düzeyde bedenin aynada tutarlı bir benliğinin olması, simgesel düzeyde öznenin simgesel olan dilin bir ürünü ve dilin alanında var olması, gerçek düzeyde ise ölümün bedenin gerçeği olarak anlama ve temsile direnç gösteren doğum gibi simgeselin ve imgeselin çok daha ötesinde olması söz konusudur. Freud’un psikoz bakış açısında nevrozlarda bastırma, psikozlarda ise inkâr mekanizmalarından bahsedilmektedir. Lacan da bu bakış açısına hukuk alanından ödünç aldığı Hesaptan Düşme kavramını psikanaliz alanına ilave etmiştir. Hesaptan düşme ile kastedilenin kastrasyon deneyiminin baskı altında tutulması çeşitli düzensizliklere yol açmaktadır. Kastrasyonun temsiliyeti ise çocuğun cinsiyetini üstüne giymesi ve sınırlılıklarını keşfetmesine imkân tanıyacaktır. Freud’da kastrasyon; “herkesin hatta annemin de penisi vardır” mitik zamanı ile “penik eksikliğinin algılanması”na geçiş olarak tanımlanmaktadır. Çocuğun -burada bahsi geçen erkek çocuktur- öncelikle herkeste kendisindeki gibi bir penis olduğu inancından annesinde kendisininki gibi bir penisin olmadığını öğrenmesiyle zorlayıcı bir süreç yaşar. Bu öğreti kendi penisinin de tehdit altında olduğunu düşündürmektedir. Böylece babanın evrensel ensest yasağına boyun eğilmektedir. Tüm bu süreçlerin ardından çocuğun sınırlılıklarını öğrenerek cinsiyetini üstüne giydiği iddia edilmektedir [1].

Erkekliğin Türkiye Halleri adlı eserde de ortaya konulduğu gibi erkeklik çeşitli süreçlerin ardından er bireyin cinsiyetini üstüne giydiği bir durumdur. Erkeklik, biyolojik bir kimlikten ziyade bireyin yaşamı boyunca çeşitli eylemlerle inşa ettiği bir süreçtir. Kavram, mahallede kavgaya tutuşmak, sünnet olmak, futbol oynamak, maça gitmek, küfür etmek, ilk kez karşı cins ile cinsel bir deneyim yaşamak, askere gitmek, evlenmek, eve ekmek getirmek, baba olmak gibi eylemlerle kazanılıp, güçlendirilen bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır [2]. Erkekliğin inşasında önemli bir yeri olan cinsellik kavramı ise bu süreçteki en önemli yapı taşlarından biridir. Mümkün olan en erken yaştan en ileri yaşa dek yaşanan cinsel deneyimlerin etrafında şekillendirilen ve güçlendirilen erkeklik kavramı, bu deneyimlerin değişimi ve dönüşümü söz konusu olduğunda hezeyan içinde yaşanabilmektedir. Çeşitli sebeplerle üreme ve cinsel faaliyette bulunabilme yetisinin azalması yahut yok olması erk kaybı ve dahası erkekliğin kaybı olarak görülebilmektedir.

Kastrasyon: Hadım Etme

Kastrasyon, memelilerin erkeklerinde genital organlarının kısmen ya da tamamen alınmasıyla üreme ve cinsel faaliyette bulunabilme yetisinin ortadan kaldırılmasıdır. Kastrasyon, tarih boyunca öncelikle hayvanlarda daha sonraları ise insanlarda çeşitli sebeplerle uygulanagelmiştir. Orta Çağ'ın sonunda başlayıp Modern dünyanın yükselişinde kültürel olarak bir yeniden doğuşa işaret olan Rönesans döneminde, özellikle on altıncı yüzyılın sonlarında kiliselerde kadın sesinin yasaklanmasıyla soprano ses ihtiyacını gidermek için erkek çocuklar kastre yani hadım edilmiştir. Seksüel olgunluğa ulaşılmadan, erginlik öncesi olarak tanımlanan prepubertal dönemde kastre edilmesi yoluyla erkek çocukların ses ahenkleri muhafaza edilebilmiştir. Kastrato olarak adlandırılan ve İtalya’da ortaya çıkan bu ses sanatçılarına verilebilecek güzel bir örnek ise on sekizinci yüzyılın önemli ve oldukça meşhur kastratosu olan Farinelli’dir. Farinelli ağabeyinin onayıyla hadım edildikten sonra güçlü sesiyle çok büyük bir üne kavuşmuştur. Tarihte Kral V. Philip’in depresyonunun tedavisine Kral’a güçlü sesiyle büyük katkılar sağlamıştır. Kastratoların her ne sebeple olursa olsun toplumsal, sanatsal, ekonomik ve dini gerekçelerle beden bütünlüklerinin zarar görmesi, insanın metalaştırılması ve araçsallaştırılması olarak görülmektedir. Kastratolar üzerinde kurulan bu tahakküm psikososyal sınırlamalara sebep olurken tarih boyunca pek çok bakımdan da tartışmalara konu olan kastratoluk, etik ve sosyokültürel boyutlarıyla günümüzde de hala tartışılmaya devam edilmektedir [3].

Kastrasyondan yani hadım etme konusundan bahsederken Yunan mitolojisinden esinlenildiği öne sürülen iki önemli kuramdan da söz etmek yerinde olacaktır. Bu kuramlar, günümüzde cinsel kimlik oluşumunu anlamada hala geçerliliklerini korumaktadırlar. Bunlardan ilki Oedipus Kompleksi’yken ikincisi ise Elektra Kompleksi’dir. Oedipus Kompleksi’nde erkek çocuk annesine olan aşkından dolayı babasını kıskanır ve babasını genel olarak rakibi olarak görmektedir. Elektra Kompleksi’ndeyse kız çocuğu babasına tutkundur ve annesini kendisine rakip görerek annesini babasından kıskanmaktadır. Freud’un cinsiyet ve cinselliğin gelişimi üzerine ileri sürdüğü kuramlardan biri olan Oedipus Kompleksi’nin kaynağı Sophokles’in Kral Oedipus adlı mitolojik eserdir. Bu esere göre Laios ve İokaste’nin oğlu olan Oedipus, bilmeden babasını öldürür ve yine bilmeden de bir şekilde annesiyle evlenir. Psikoloji biliminin en önemli isimlerinden biri olan Freud’un öğrencisi C.G. Jung ise Freud’un kuramına atıfta bulunarak Elektra Kompleksi adını verdiği başka bir kuram ile konuyu başka bir boyuta taşımıştır. Elektra Kompleksi adını verdiği bu kuramda ise kız çocuğunun anne-babasıyla ilişkisinin, tıpkı Oedipus Kompleksi’nde erkek çocuğununkinin bir benzeri şekilde olduğunu iddia etmiş, ancak bu iddiası Freud tarafından kabul görmemiştir. Jung’un ortaya attığı Elektra Kompleksi teorisinde de yine Yunan mitolojisinden esinlenilmiştir. Kumandan Agamemnon’un hikayesinin Elektra Kompleksi’nin esin kaynağı olduğu söylenmektedir [4].


Erkek ve kadınların anatomik farklılıkları psikolojik sonuçları da beraberinde getirir. Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı’nın Konuşulmayan Erkeklik adlı kitabında da belirttiği gibi erkek yaşamı boyunca hadım edilme korkusu ile yaşar. Filmlerde erkek karakterlerin komadan uyandıklarında ilk kontrol ettikleri şeyin cinsel organlarının yerinde olup olmadığı sahnelenirken [4], bazı prodüksiyonlarda hadım etme hikayesi oldukça çarpıcı bir şekilde seyirciyle buluşturulmaktadır. George R.R. Martin’in fantezi serisi olan Buz ve Ateş’ten uyarlanan ve ilk kez 2011 yılında HBO’da yayınlanan Game of Thrones dizisinde [5], Theon Greyjoy adlı karakterin hadım edilme sahnesi dizinin bir Orta Çağ kurgusu olarak tasarlandığı düşünüldüğünde şiddetin meşrulaştırılarak hemen her bölümde normal bir eylemmiş gibi sergilenmesinin tipik bir örneğidir. Sinsi ve acımasız bir karakter olarak tasvir edilen Theon’un Ramsay Bolton tarafından cezalandırıldığı sahneler izleyiciyi oldukça zorlayacak niteliktedir. Dizinin birkaç bölümü boyunca süren fiziksel ve psikolojik işkence sahneleri serisinin en çarpıcı olanı cinselliğine düşkün olan Theon’un hadım edilme sahnesidir. Hayatının geri kalanını kastrato ve dönüştüğü acınası Reek karakterinde yaşayan Theon’un hadım edilmesi seyircinin de sınırlarını zorlayacak niteliktedir. Eskiçorapçı’nın da altını çizdiği gibi Theon’un ağlayarak yalvardığı bu sahne “Erkekliğim olmadan yaşamanın ne anlamı var?” anlamına gelen ifadelerle doludur [4]. Edebiyatta ve sanatta insan bedenine kurulan tahakkümün bir göstergesi olarak defalarca yeniden üretilen kastrasyon Giorgio Faletti’nin Appunti di Venditore di Donne adlı polisiye romanı ve aynı isimden uyarlanan Fabio Resinaro’nun yönettiği Bir Pezevengin Notları [6] adındaki filmin ana karakterinin hadım edilmiş olmasında cinsel organ yitimini insana verilecek en büyük ceza ve insanın başına gelebilecek en büyük lanet olarak görmek mümkündür. Öyle ki erkeklerin cinsellikleri üzerinden erkekliklerine yükledikleri anlamın bizzat erk ve otorite sahibi ve olmakla ilişkili olduğu görülmektedir.


Her ne kadar kastrasyonun tam olarak ilk ne zaman ve nerede uygulandığı bilinmese de cerrahi hadım, her iki testisin ameliyatla çıkarılması (bilateral orkidektomi) yöntemiyle yapılırken, ilaçlarla yapılan kimyasal hadım ise testisleri fonksiyonsuz bırakmak amacıyla çeşitli tıbbi maddelerin kullanılmasıyla gerçekleştirilmektedir [4]. Game of Thrones dizisinde de görüldüğü üzere savaş zaferinin bir sembolü, nişanesi olarak ve psikolojik bir üstünlük sağlamak amacıyla esirlerin cinsel organları invaziv bir şekilde kastre edilmektedir.


Tarihin tozlu yapraklarında M.Ö. 2.000’lerde Meopotamya’da öjenik bir yaklaşımla nüfus planlaması adına cılız erkek çocuklarının soylarının devam etmemesi için hadım edildikleri, böylece daha dayanıklı bir neslin devamının amaçlandığı bilinmektedir. Yine tarih boyunca erkeklerin cinsel fonksiyonlarının durdurulmasıyla haremdeki kadınlarla cinsellik yüzünden herhangi bir problem yaşamamaları hedeflenerek hadım kişiler harem ağası olarak görevlendirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nda harem ağalarının hadım erkeklerden seçilmeleri gerekirdi ve bu kişiler ergin olmadan hadım alınan kölelerden oluşurdu. Kimsesiz olan bu harem ağalarının padişaha yakın ve sadık olacağı, haremdeki kadınlarla herhangi bir cinsel münasebeti olmayacağı için güvenilir olacağına inanılırdı. Erken tarihsel dönemlerdeki hadım etme yöntemleri, cerrahi olarak penis dahil tüm cinsel organların çıkarılması olarak tanımlanırken antibiyotik ve hijyenik önlemlerin bulunmadığı bu dönemlerde kanama veya enfeksiyon nedeniyle pek çok kişi yaşamını yitirmekteydi. İlerleyen dönemlerde ise penisin çıkarılmadığı, emaskülasyon yönteminde sadece testislerin çıkarıldığı hadım etme tekniği de tercih edilmeye başlanmıştır [4].


Modern tıpta prostat kanseri tedavisinde hormon baskılamak amacıyla uygulanan kimyasal hadım yöntemi, Batı dünyasında cinsel istismar ve cinsel saldırı suçlarında bir ceza yöntemi olarak da kullanılmaktadır. Ancak hukuk ve etik bakımından disiplinler arası bir yaklaşımla alan uzmanları tarafından hala bolca tartışılan konuların başında gelmeyi sürdürmektedir.




Referanslar

  1. Nural, U. Y. (2013). Freud’dan Lacan’a Psikozun Psikanalizi.

  2. Boratav, H. B., Fişek, G. O., & Eslen-Ziya, H. (2017). Erkekliğin Türkiye Halleri. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

  3. Halidi, G. (2017). Farinelli Örneğinde Kastrasyon. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Lokman Hekim Tıp Tarihi ve Folklorik Tıp Dergisi, 7(3), 215-231.

  4. Eskiçorapçı, S. (2021). Sorulamayan Sorular ve Bozulamayan Ezberlerle Konuşulmayan Erkeklik. Epsilon

  5. Taylor, A. vd. (Yönetmen). (2011). Game of Thrones [Dizi]. Home Box Office (HBO)

  6. Resinaro, F. (Yönetmen). (2021). Appunti di un venditore di donne [Film] Casanova Multimedia

33 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör