Kazanılmış Bağışıklık


Şeyma BULUT - Biyoteknoloji Anabilim Dalı, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Bezmialem Vakıf Üniversitesi

Bağışıklık sistemi, bir organizmayı çeşitli hastalıklardan koruyan, özelleşmiş hücrelerden oluşan ve birçok önemli süreçlerde aktif rol alan sistemdir [1]. Bağışıklık sistemini güçlü tutmak, vücudun sağlıklı kalabilmesi için enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olmaktadır [2]. Bağışıklık sistemi, yaşam boyunca mikroplara maruz bırakıldıkça güçlenmektedir [3].


Kazanılmış bağışıklık sistemi, bağışıklık tepkisi oluşturmak için belirli antijenleri kullanmaktadır. Yalnızca genel tehditlerin tanımlanmasına dayalı olarak doğal bağışıklık sisteminin aksine, kazanılmış bağışıklık, patojenlere maruz bırakılarak etkinleştirilir ve tehdit hakkında bilgi edinmek ve buna göre bağışıklık tepkisini geliştirmek için bir immünolojik hafıza kullanmaktadır. Kazanılmış bağışıklık tepkisi, tehditlere ve enfeksiyonlara yanıt vermede doğal gelen bağışıklık tepkisine göre çok daha yavaştır [4].


Kazanılmış bağışıklık sistemi hücreleri


Doğal bağışıklık sisteminin aksine, kazanılmış bağışıklık sistemi görevlerinin yerine getirilmesi için T ve B hücreleri rol almaktadır [5].


Hem B hücreleri hem de T hücreleri, kemik iliğindeki multipotent hematopoietik kök hücreler olarak adlandırılan belirli kök hücre türlerinden türetilen lenfositlerdir. Kemik iliğinde üretildikten sonra olgunlaşması ve aktive olması gerekmektedir [6].


B hücreleri


Kemik iliğinde üretilen B hücreleri, vücutta dolaşmak için lenf sistemine hareket eder. Lenfatik sistemde, B hücreleri, B hücresi için olgunlaşma sürecini başlatan bir antijenle karşılaşır. B hücrelerinin her biri, organizmanın DNA'sına özgü milyonlarca farklı yüzey antijenine özgü reseptörden birine sahiptir (Şekil 1) [7].


Şekil 1: B hücresi [13].


B hücresi, antikoru ile uyumlu veya bununla eşleşen bir antijenle karşılaştığında, bir hafıza B hücresi veya bir plazma hücresi olarak da adlandırılan bir efektör B hücresi oluşturmak için hızla bölünür. Böylece antikorlar, antijenlere doğrudan bağlanabilmektedir (Şekil 2) [8].



Şekil 2: Antijenlerin antikorlara bağlanması [13].




T hücreleri


Kazanılmış bağışıklık sisteminin hücresel savunmasında rol alan T hücreleri, vücuttaki tüm kan hücrelerinde olduğu gibi kemik iliğindeki kök hücrelerden farklılaşırlar. Kemik iliğinde oluşturulan T progenitör hücreleri, olgunlaşmak ve T hücreleri olmak için timusa göç eder [9]. Timüs bezine giden hücreler ise sitotoksik T hücreleri (CD8+) ve yardımcı T hücreleri (CD4+) olarak iki farklı hücre tipine ayrılır [10].


Antijenlere doğrudan bağlanabilen antikorların aksine, T hücresi reseptörleri yalnızca Major Histocompatibility Complex sınıf 1 (MHCI) ve sınıf 2 (MHCII) olarak adlandırılan belirli reseptör moleküllerine bağlanan antijenleri tanıyabilmektedir (Şekil 3). MHC sınıf-1 proteini tüm çekirdekli hücrelerde bulunurken, MHC sınıf-2 sadece antijen sunucu hücrelerde bulunur. Antijeni tanıyan sitotoksik T hücreleri, enfekte olmuş hücrenin zarında delikler açılmasını sağlayan perforini salgılar. Bir diğer yol olarak da o hücrenin apoptoz mekanizmasını etkinleştirerek ölümünü sağlar [10]. Yardımcı T hücreleri ise diğer immün sistem hücrelerini uyarmak için sitokin salgılar ya da B hücrelerine bağlanıp, o antijene özgül antikor üretmek için plasma hücrelerine dönüşmelerini sağlar. Tüm bu mekanizmalar birleşip patojen hücre içerisine girdikten sonra, son savunma hattı olan hücresel bağışıklığı oluşturur (Şekil 3) [10].

Şekil 3: T hücresi ve MHC II etkileşimi [13]


Sitotoksik T hücreleri ise CD8'in eksprese edilmesi ve patojenlerin ve enfekte konakçı hücrelerin uzaklaştırılmasından sorumludur [11]. Düzenleyici T hücreler, CD4'ü ve CD25 adı verilen başka bir reseptörü ifade eder. T düzenleyici hücreler, kendiliğinden olan ve olmayan molekülleri ayırt etmeye yardımcı olur ve bunu yaparak otoimmün hastalık riskini azaltır (Şekil 4)[12].


Şekil 4: T hücresi çeşitleri [13].

.



Referanslar

1. Castelo-Branco, C. ve Soveral, I. (2014). The immune system and aging: a review. Gynecological Endocrinology, 30(1), 16-22.

2. Janeway Jr, C. A. (2001). How the immune system protects the host from infection. Microbes and infection, 3(13), 1167-1171.

3. Brown, E. M., Sadarangani, M. ve Finlay, B. B. (2013). The role of the immune system in governing host-microbe interactions in the intestine. Nature immunology, 14(7), 660-667.

4. Delves, P. J. ve Roitt, I. M. (2000). The immune system. New England journal of medicine, 343(1), 37-49.

5. Hedrick, S. M. (2004). The acquired immune system: a vantage from beneath. Immunity, 21(5), 607-615.

6. Mitchison, N. A. (2004). T-cell–B-cell cooperation. Nature reviews immunology, 4(4), 308-312.

7. Thomas, M. D., Srivastava, B. ve Allman, D. (2006). Regulation of peripheral B cell maturation. Cellular immunology, 239(2), 92-102.

8. Meffre, E., Casellas, R. ve Nussenzweig, M. C. (2000). Antibody regulation of B cell development. Nature immunology, 1(5), 379-385.

9. Smith-Garvin, J. E., Koretzky, G. A. ve Jordan, M. S. (2009). T cell activation. Annual review of immunology, 27, 591-619.

10. Janeway Jr, C. A., Travers, P., Walport, M. ve Shlomchik, M. J. (2001). The complement system and innate immunity. Immunobiology: The Immune System in Health and Disease 5th edition: Garland Science.

11. Andersen, M. H., Schrama, D., thor Straten, P. ve Becker, J. C. (2006). Cytotoxic T cells. Journal of Investigative Dermatology, 126(1), 32-41.

12. Zhu, J. ve Paul, W. E. (2010). Heterogeneity and plasticity of T helper cells. Cell research, 20(1), 4-12.

13. Khan Academy, Acquired immunty, E.T:9.05.21.