beyaz logo.png

Kolorektal Kanser


 

Kemal YILMAZ - İzmir Bakırçay Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Hemşirelik Esasları Bilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi, Ege Üniversitesi Hastanesi Acil Tıp Hemşiresi

 

Kolorektal kanser, dünya genelinde prognozu yüksek olan ve kadınlarda daha sık rastlanan bir maling tümör çeşididir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ülkemizde kolorektal kanser sık rastlanan kanser türleri içerisinde ikinci sırada gelmektedir. Erkeklerde akciğer kanseri ve prostat kanserinden sonra en sık rastlanan tür iken, kadınlarda meme kanseri ve tiroid kanserinden sonra en sık rastlanan kanser türüdür. Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) 2020 yılında en sık görülen kanserler sıralamasında %9,39’luk oranla üçüncü sırada kolorektal kanseri göstermiştir. Yine aynı merkezin yaptığı çalışmada insan yaşamının sonlanmasına neden olan kanserler sıralamasında %18 ile akciğer kanseri ilk başı çekerken, ikinci sırada %9,4’lük oranla kolorektal kanser gelmektedir[1,3].


Kolon altı bölümden oluşmaktadır. Bunlar; çekum, çıkan kolon, transvers kolon, inen kolon, sigmoid kolon ve rektumdur. Kolonun büyük kısmı intraperitoneal iken, üçte birlik kısmı retroperitonealdir. Kolonda beslenme mezenterika süperior ve mezenterika inferiordan çıkan dallar vasıtasıyla rektum ve anal kanala olan dolaşımla sağlanır. Arter ve venlerin birbirleri arasındaki bağlarda anastomozlar bulunmaktadır. Bu bağlar arasındaki elektriksel aktivite yani innervasyon sistemi sempatik ve parasempatik otonom sinir ağlarıyla kontrol edilir. Anal kanala inen kısımlarda ise motor ve duyu sinirlerinin aktive olduğu görülür. Kolon sisteminde yapılacak olan cerrahi girişimlerdeki başarı oranını bu bölgenin anatomisinin iyi bilinmesine bağlı olduğu yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur[4].


Kolon kuşkusuz sindirim sisteminin önemli bir parçasıdır. Kolon vücudun sindirim artıklarının depo ve atımında görevlidir. Ancak bunun dışında önemli bir diğer görevi ise sıvı elektrolitlerin geri emilimini sağlamasıdır. Günlük ortalama olarak 1400-1600 ml arasında sıvı ince bağırsaklardan kolona geçmektedir. Kolonun görevi olan sıvı absorbsiyonu ile geri emilen sıvı miktarından sonra yaklaşık olarak 100 ml kadar sıvı gaita ile atılır. Kolorektal kansere yol açan birçok faktör bulunmaktadır. Bunlar; genetik faktörler, kolon polipleri, ailesel kolorektal kanser sendromları, inflamatuar barsak hastalıkları, beslenme, sigara, alkol, obezite, diyabetes mellitus ve çevresel faktörler başlıca sebepleri arasındadır[5].


Hemşirelikte bilimsel bilginin hasta bakımına aktarılması için bazı modeller uygulanmaktadır. Kanser gibi hayatı olumsuz etkileyen ve yaşam sürecini değiştiren hastalıklarda roy adaptasyon uyum modeli sık uygulanan bir bakım modelidir. Kolerektal kanserlerde tümörlerin cerrahi müdahale ile alınmasında sonra kolonun görevinin tekrar yapılabilmesi için hastalara ileostomi açılmaktadır. İleostomiye uyum ile yaşamı devam ettirmek zorunda kalan hastalarda hemşirelik bakımın etkin sürekli hale getirilebilmesi için roy adaptasyon modeli uygulanır. Bu modelle, bireylerin sosyal, fiziksel ve duygusal tepkileri ölçülerek var olan ileostomiye uyumuna destek sağlanır. Kalıcı veya geçici olarak bağırsağın ağızlaştırılması olarak tanımlana stomalarda vücut imajı değişmekte ve hastaların uyum sürecini etkilemektedir. Kolorektal kanser tanısı alan ve ileostomi veya kolostomi ameliyatı geçiren yetişkinler, sadece kanser tanısına değil, aynı zamanda ileostominin veya kolostominin kendisine de uyum sağlamak durumundadır. Yaşanan bu süreçte kişiler fizyolojik, psikolojik ve sosyal yönden yaşamını etkileyen sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Bu durumda hemşireler hastanın bakımını sistematik ve bütüncül olarak ele almakla görevli kuşkusuz en profesyonel sağlık çalışanlarıdır. Roy adaptasyon modeliyle hemşire kanıta dayalı bilimsel bilgileri ortaya koyarak hasta bireyin yaşam beklentisini arttırmaktadır. Hemşire roy adaptasyon modeliyle kolostomili veya ileostomili bireyde adaptif davranışların geliştirilmesi, adaptif olmayan davranışlara uyumu sağlamada etkin rol almaktadır[6].





Referanslar

  1. Siegel RL, Miller KD, Jemal A. Cancer statistics, 2018 CA Cancer. J Clin 2018;68:7

  2. Globocan 2020 DataBase. https://gco.iarc.fr/

  3. Jeong YH, Kim KO, Park CS, Kim SB, Lee SH, Jang BI. Risk Factors of Advanced Adenoma in Small and Diminutive Colorectal Polyp. J Korean Med Sci 2016; 31: 1426-1430

  4. Uzunköy A. Colorectal Anatomy. Turkiye Klinikleri J Gen Surg-Special Topics. 2009;2(3):1-7

  5. Candar C. Kolorektal kanser tanısı olan hastalarda vitamin d replasmanın prognoz üzerine etkisi. Başkent Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanlık Tezi. Ankara. 2018

  6. Şahin, G., Başak, T., ve Sezgünsay, E. (2021). Sigmoid kolon kanseri tanısı ile ileostomi açılan hastanın Roy Adaptasyon Modeli’ne göre hemşirelik bakımı: Olgu sunumu. SBÜ Hemşirelik Dergisi, 3(1), 45-52


42 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör