beyaz logo.png

Kral Egeus’un Endemik Güneşi (Rhaponticoides mykelea)

Zeynep SALGIN – Biyoloji, Yüksek Lisans, Fen Bilimleri Enstitüsü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi


Ülkemiz, tarihsel geçmişiyle süregelen ve sahip olduğu benzersiz coğrafik, iklimsel, jeolojik, bitki ve hayvan çeşitliliği ile dünyanın önemli biyolojik çeşitlilik bulunduran bölgelerinden birisidir. Türkiye’nin jeolojik ve bitki örtüsü zenginliğini göz önüne aldığımızda ilgi çekici olmaması elde değildir[1].


Ülkemizin coğrafik anlamdaki bulunduğu konumun oluşturduğu farklılıkla yüksek seviyede endemik türlere ve genetik çeşitliliğe ev sahipliği yaptığını görmekteyiz. Bunun yanı sıra ekolojik anlamdaki etmenler, makro ölçekte ve mikro ölçekte iklimsel değişimler de Türkiye için çok sayıda bitki cinslerinin farklı türlerini kapsayarak gen çeşitliliğini de bizlere sunmaktadır. Coğrafik olarak Avrupa kıtası içerisinde var olan türlerin yaklaşık 12.000 ve bu türlerin içerisindeki 2750 tanesini de endemik kabul edildiğini düşünürsek eğer ülkemizdeki tayin edilmiş ve kabul görmüş 9222 tane bitki türü varlığı diğer parametrelere göre bizler için yüksek verimlilikte endemik türümüzün bulunduğunu göstermektedir[2].


Şekil 1: ‘’R. mykelea’’ olgun tür görüntüsü[1].


Endemik bitkiler diğer bitkilere göre daha hassas ve yaşadığı ortam bakımından daha spesifik ölçütler istemektedir. Belirli bölgelerde yayılım sağlayan ve diğer bölgelere ise uyum sağlayamadığı için yaşama olasılığı düşük olan bitki çeşitleridir. Bu nedenden dolayı endemik bitki türlerinde çeşitliliklerini ve varlıklarını sürdürebildikleri doğal yaşam alanlarındaki değişimlere oldukça duyarlı canlı türleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Dünya üzerinde var olan tüm canlı ekosistemlerini gelişen sanayi ve yapılanmalar ile insanlar tarafından büyük bir tehlike altına girmektedir. Dünya üzerinde hızlı bir nüfus artışı ve kullanılabilir kaynakların yüksek seviyede tüketilmesiyle beraber, küresel ısınmaya da sebebiyet veren insanlar, canlı ekosistemleri içinde birincil tehdit unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Global olarak bu tehditlerin yaşanması ile beraber ülkemizde de hızlı bir nüfus artış oranları, kentleşmelerin yanlış yayılışı, yer altı ve yer üstü kaynakların bilinçsiz şekilde tüketilmesi, sanayileşme süreçlerinin hızlanması ve kontrolsüz şekilde çevreye duyarsız oluşları, sürdürülebilirliği olmayan üretimlerin ve tüketimlerin var olması, yanlış politik atılımlar ve ekonomik adımlar vb. gibi birçok faktör doğal kaynakları ve canlı türlerine karşı tehdit oluşturmaktadır. Diğer yandan tarımsal alandaki faaliyetler içerisinde mera alanlarının tarımsal amaçla sürülmesi, aşırı şekilde otlatma yapılması, anızların yakılması, bilinçsiz şekilde tarımsal ilaçların ve gübrelemelerin yapılması, şehirleşmelerin artması, yüksek seviyede doğadan bitki toplama, sökülmesi, orman kesilmeleri, yakılması, turizm sektörünün bu yönde adım atmaları gibi nedenlerde bitki florası için ve türlerin yok olmasına sebep olan nedenler arasında yer almaktadırlar[3].

Tehdit unsurlarının bu kadar farklı çeşitlilik sağlaması ve son yıllarda yüksek seviyelerde seyretmesi, biyo-çeşitlilik için her geçen gün daha da tehlikeye atmaktadır. Bu nedenle de bu tehdit unsurlarını ortadan kaldırmaya çalışılmalı ve bu yönde ciddi anlamda adımlar atılmalıdır. Çevremizin ve ekolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik ülkemizinde içinde bulunduğu ulusal ve ulusla arası sözleşmeler bulunmaktadır. Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) tarafından yayınlanan analiz çalışmalarında belirtilen sayılar gerçekten ürkütücü derecede yüksek ve durum bu halde kontrol altına alınmazsa gelecek yüzyılın ortalarında yaklaşık 60.000 yüksek bitki türlerinin yok olacağını tahmin etmektedirler[4].


‘’Rhaponticoides mykalea’’ (Aydın Gaşağı) Genel Özellikleri


‘’Rhaponticoides’’ ismi ilk başta Vaillant (1754) tarafından 29-30 tür gibi bir yoğunluk gösteren bitki grubunu tanımlamak için kullanılmış olsa da uzun süre kabul görmemiştir. Bunun en belirgin özelliği de monofiletik özellik gösterdiği düşünülen ‘’Centaurea’’ cinsi bitkinin ‘’ Centaurium’’ seksiyonu adı altında sınıflandırılmasından kaynaklanmıştır. Son yıllardaki bilim dünyasında aydınlatıcı bir yol izleyen anatomik, morfolojik ve moleküler belirteçler kullanılarak sistematik çalışmalar neticesinde ‘’Asteraceae’’ familyası detaylıca incelenmiştir. Bu çalışmalar sonucunda ise özellikle moleküler çalışmaların yoğunluğu arttırılarak ‘’Centaurea’’ cinsi bitkilerin monofiletik değil polifiletik olduğu görülmüş ve neticede ‘’Centaurea’’ cinsine ait olan ‘’Cyanus’’ Miller, ‘’Psephellus Cassini’’ ve ‘’Rhaponticoides’’ Vaillant cinsleri bu sınıftan ayrılmıştır.

‘’Rhaponticoides’’ cinsi bireylerin rizomları kalın yapılıdır ve geofit formdadırlar. Yapraklarının kenarları ise dişli yapıdadır ve yoğunlukla boyuna çizgiler gösterir, oluklu gövdelere sahiptir. Fillarileri ise yarı dairesel şekilde yahut geniş yapılı yumurtamsı olarak gözükür ve uç bölgesinde kör, boyuna damarlara sahiptir. Diğer belirgin fenotip ve genotip özelliği ise asimetrik akenlere sahip olmaları ve fazla sayıda serili, pappusları da aken boyutlarıyla eşdeğer uzunluğa sahip oluşuyla ‘’Centairium’’ tipi polenlere ve 15 adet kromozom sayısına sahip oluşuyla karakterize edilmektedir[5].


Türün Taksonomisi


Aydın Gaşağı (Rhaponticoides mykalea), Tülüşah (Rhaponticoides) , cinsi ve ilaveten Papatyagiller ( Asteraceae) ailesi arasında yer almaktadır. Taksonomik olarak ise;

Alem (Regnum) : Bitkiler (Plantae)

Bölüm (Divisio) : Damarlı Bitkiler (Tracheophyta)

Altbölüm (Subdivisio) : Tohumlu Bitkiler (Spermatophytina)

Sınıf (Class) : Çiftçenekliler (Magnoliopsida)

Üsttakım (Superordo) : Asteranae

Takım (Ordo) : Asterales

Aile (Familia) : Asteraceae

Alt aile (Subfamilia) : Carduoideae

Oymak (Tribus) : Cardueae

Alt oymak (Subtribus) : Centaureinae

Cins (Genus) : Rhaponticoides Vaill.

Tür (Species) : R. mykelea (Hub.- Mor.) M.V. Agab.&Greuter

Nomenkulatür referans : Wildenowia 33:60.2003.

Basionim : Centaurea mykalea Hub.-Mor.

Homotipik sinonim : Centaurea mykalea Hub.-Mor.


2004 yılında yapılan bir araştırmada (Hellwig), bu cinsin dünya üzerinde yaklaşık 32 türünün var olduğunu ve ‘’Rhaponticoides’’ cinsinin batı da Portekiz ve ilaveten Fas’tan, doğuda ise yayılışının Moğolistan’a kadar uzandığını bildirmiştir. Bu cinse ait türlerin ise bilindikleri kadarıyla büyük bir kısmı endemik tür olarak karşımıza çıkmaktadır. İçlerinden bazıları ise ‘’Rhaponticoides’’ gibi nadir olmakla birlikte sıçramalı bir yayılışa sahiptir. Yine bu araştırmada dile getirilen bir diğer bulgu ise 32 adet türe son yıllarda ek olarak 4 yeni tür ve 6 yeni kombinasyon çeşitleri de eklenerek ‘’Rhaponticoides’’ cins sayısı toplamda 42’ye yükselmiştir[6].


Şekil 2: Aydın Gaşağı genel görüntüsü[1].


Ülkemizdeki Yayılışı


Ülkemizde ‘’Rhaponticoides’’ cinsi bilindik literatür araştırmaları ve yapılan çalışmalara göre 9 tür ile var olduğu bildirilmiştir. Fakat 1975 yılında yayımlanan ve yazarlığını Davis’in yaptığı Türkiye ve Doğu Ege Adaları’nın Florası’’ adlı eserinde bu belirtilen grubun ülkemizde sadece bir tek türü olduğunu (bilindik adıyla ‘’Rhaponticoides amasiensis’’ (Bornm) M.V. Agab. (Amasya tülüşahı) , bildirmiş ve bu da eserinde ‘’Centaura amasiensis’’ diye yer almıştır. Yine aynı eserde Wagenitz’in dile getirdiği, C. Phytiae Azn.& Bornm, türünden, ‘’C. amasiensis’’ türünün sinonimi olarak görüldüğünü söylemiştir.

Fakat bu yaklaşım ileriki yıllarda araştırmacılar tarafından kabul edilmeyip ‘’C. phytiae’’ türünün ‘’C. amesiensis’’ den farklı özelliklere sahip olduğu, sinonimi olmadığı ve başka bir tür olarak rapor edilişiyle bu durum aydınlatılmıştır[7].


Tehditler Ve Sınırlayıcı Faktörler


Yapılan araştırmalar ve çalışmalar neticesinde endemik bitkinin karşılaştığı popülâsyonun sayılarında ve birey sayılarında her geçen gün azalmalar görülmektedir. Özellikle Aydın ili Kuşadası bölgesinde bu bitkinin önceki yıllarda çok daha yayılış gösterdiğini, son yıllarda şehirleşmenin ve yapılanmaların artmasıyla beraber tehdide uğramış, birey sayılarında azalmalarını yöre halkı da keşfetmiş ve gözlemlemiştir. Otlatmanın, tarla ve yol açma çalışmalarının, doğal tehditlerin, etkileri yüksek seviyede iken doğadan toplamanın orta düzeyde tehdit unsuru oluşturduğunu Tür Eylem Planı kapsamında görmekteyiz. Yine aynı şekilde çöplerin ve çevre kirliliğin etkilerini de düşük miktarda tehdit olarak endemik bitki algılamaktadır. Küresel iklim değişikliğinin ve yaban hayvanlarının etkileri ise yine yapılması beklenen çalışmalarla ve istatistik verilerle desteklenmesi gerekmektedir[8].





Referanslar:


  1. Planı, T. E. (2018). Aydın Gaşağı.

  2. Emek, Y., & Erdag, B. (2013). In vitro propagation of critically endangered endemic Rhaponticoides mykalea (Hub.-Mor.) by axillary shoot proliferation. Current Progress in Biological Research.

  3. Şehirali, S., Erdem, T., Erdem, Y., & Kenar, D. (2005). Damla Sulama Yöntemi İle Sulanan Fasulyenin Phaseolus Vulgaris L. Su Kullanım Özellikleri. Journal Of Agricultural Sciences, 11(02), 212-216.

  4. Aytepe, H. A., & Varol, Ö. (2019). Rhaponticoides Mykalea’nın Muğla Populasyonu Üzerine Gözlemler. Biyolojik Çeşitlilik Ve Koruma, 12(1), 21-26.

  5. Candan, F., Uysal, T., Tugay, O., Bozkurt, M., ERTUĞRUL, K., & Demirelma, H. (2016). The Examinations Of Achene Ultrastructural Features Of Section Acrolophus (Centaurea, Asteraceae) Via Scanning Electron Microscopy. Turkish Journal Of Botany, 40(2), 147-163.

  6. Joharchı, R. (2015). A Revision Of Rhaponticoides (Asteraceae, Cardueae–Centaureinae) From Iran. Phytotaxa, 213(2), 087-101.

  7. Bancheva, S., Kaya, Z., & Binzet, R. (2014). Centaurea Aytugiana (Asteraceae), A New Species From North Anatolia, Turkey. Novon: A Journal For Botanical Nomenclature, 23(2), 133-138.

  8. Eren, Ö. (2007). The Genus Rhaponticoides Vaill.(Asteraceae) İn Turkey: A New Species And First Key. Plant Systematics And Evolution, 267(1), 13-23.

15 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Ağrı