Medyada Cinsel Kimlikler

En son güncellendiği tarih: 19 Ara 2020


Nagehan Uzuner - İletişim Doktora Adayı, İstanbul Bilgi Üniversitesi, İletişim Bilimleri Doktora Programı

İnsanlar, takriben yetmiş bin yıl önce başladığı varsayılan bilişsel devrim ve dilin gelişimi ile birbirleriyle iletişim halindedir.[1] Günümüz iletişim teknolojileriyle medyanın iletişimdeki rolü ve etkisi oldukça büyüktür. Dünyanın her yerinde her saniye medya araçlarıyla toplumlara güzellik, sağlık ve hastalık konuları hakkında tonlarca mesaj iletilmektedir.

Güzellik, tarih boyunca üzerine çokça yazılıp çizilmiş kavramlardan biridir. Güzellik hakkındaki en eski kalıntılara Antik Mısır’da mumyalar ve çizimlerde rastlarken, konu hakkında üretilmiş en eski sözcüklere ise Antik Yunan’da rastlarız. Antik Mısır'da (MÖ 3100-332) ince ve sıska kadınlar güzel olarak kabul edilirken, Antik Yunan’da ise zayıf kadınların yetersiz beslendiği ve bakımsız oldukları düşünülmektedir. Erkeklerin, hem Antik Mısır’da hem de Antik Yunan’da vücutlarının kaslı, yüzlerindeki ifadenin de keskin olması onların tercih edilme ve beğenilme sebeplerindendir.[2]

Güzellik kavramı, coğrafi ve dönemsel olarak farklılıklar gösterir. Antik Yunan’da hoş, büyüleyici ve çekici olan her şeyi tanımlamak için kalón sözcüğü kullanılmaktadır. Güzel ise, kalóndan farklı olarak görme ve işitme duyularını okşayan şeyi tanımlar. Güzelliğin anlamı özgündür ve onu sergileyen sanatlarla bağlantılıdır. Atina'da figüratif sanatların gelişmesiyle estetik kavramı ortaya çıkar. Antik Yunan'da resim ve heykel sanatında kullanılan öznel perspektif teknikleriyle sanat ve sağduyu arasında büyük bir bağ kurulur. Antik Yunan'da soyut bir beden idealize edilmez, aksine canlı bir bedenin biçimsel güzelliğini ruhsal iyilikle sentezlemeyi amaçlar.[3] Antik Yunan heykellerinde vücudun simetrisi mükemmel bir şekilde sergilenir.[4] Buradaki amacın insan formunun bir idealini iletme çabası olduğu varsayılmaktadır. Antik Yunan filozoflarından Platon ilk olarak zevk veren her şeyin güzel olduğunu savunurken son dönem çalışmalarında ise güzelliğin uyum ve oran arasında olduğunu iddia eder.[5] Avrupa’da Rönesans (MS 1300-1700) boyunca gıdaya erişimde yaşanan zorluklar ve kıtlık sebebiyle ideal ve güzel olanın zayıf olmayan olarak yeniden üretildiği görülür. Bu dönemde balıketinde olmak daha sağlıklı ve zenginlik göstergesi olarak kabul edilirken güzellik kavramı da değişmeye ve dönüşmeye başlar.[2]

Modern Toplumlarda Beden İmajı

19. yüzyılın sonlarında Charles Dana Gibson, ideal güzelliğin temsili olarak Gibson Girl (Gibson Kızı) adını verdiği zayıf ancak kadınsı kıvrımlara sahip ve inanılmaz derecede ince belli kurgusal bir kadın karakter yaratır.[6] Modern zamanın güzellik temsili bu karakter, kocasına karşı nazik ve her bakımdan ona bağımlıdır. 20. yüzyılın başlarında kadınların benzer şekilde ince bir bele sahip olmak ve ona benzemek için korse giymeye başlamasıyla Gibson Kızı'nın modern beden imajının sembolü haline geldiği iddia edilmektedir.[2] Böylece Gibson Kızı, modern dünya için yeni güzellik standartlarını belirleyerek Amerikan toplumunda bir süreliğine de olsa sıskalığı öne çıkaran söylemi yaşatır. Birkaç yıl sonra 1920'lerde Coco Chanel, her bakımdan erkeğe bağımlı bu göz alıcı ancak zayıf kadın imajına meydan okuyarak kadınların kendilerini oldukları gibi ve özgür hissetmeleri için bir garçonne (garson; Fransızca'da genç erkek anlamındadır) kadın imajı yaratır.[2] Ortaya çıkan bu yeni kadın imajı Gibson Kızı’ndan tamamen farklı ve tam olarak onun temsil ettiklerinin zıttı, hatta erkeksi bir imajdır. Bu imaj bir bakıma kadın kimliğinin tek tipleşmesini kırar ve kadınları konforsuz korselerden kurtararak özgürleştirir.

20. yüzyılın ilk yarısında Amerika’da hız kazanan fast food (hızlı gıda) endüstrisi ve otomotiv sektörünün artan üretimiyle toplum hareketsiz bir yaşam biçimine doğru yönlenir. Bu yaşam biçimiyle Amerikan toplumu hızla şişmanlamaya başlar. Ortaya çıkan kilolu kadın ve erkekler pek de şaşırtıcı değildir. Tarih boyunca erkeklerin iri olmasının onların daha güçlü olduklarına, kadınlarınsa kilolu olmasının onların daha doğurgan ve güzel oldukları inanışına benzer bir şekilde modern beden imajına göre, bir kez daha kilolu olmak güzel olmak anlamına gelir. Bazı Asya ülkelerinde de daha kilolu kadınların evlenmek için ideal kadınlar oldukları düşünülmektedir.[2]

Kadınlık ve Erkeklik Meselesi

21. yüzyılın başlarında hayatımıza giren sosyal medya, günümüz güzellik ve sağlıklı yaşam normlarını büyük oranda etkiler. Konvansiyonel ve dijital medya platformları elbirliğiyle post-modern güzelliği genç kalma ve formda olma kavramları etrafında şekillendirir. Artık medya yaşlanmanın demode olduğunu ileri süren yaşlanma karşıtı, yaşlanmaya dur diyen, yaşlanmayı geciktiren ürün ve hizmetlerin pazarlanmasına aracılık etmeye başlar.

Türünün devamlılığı esas alınsa da insan, doğadaki her canlı gibi doğar, yaşar ve ölür. Yaşamı boyunca karşılaştığı fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik sorunlar karşısında temel güdüsü olan hayatta kalma güdüsünü gerçekleştirmek için çabalar. Gün geçtikçe uzayan insan yaşamı, pek çok hastalığı ve ölümü ileri yaşlara doğru odaklamaktadır. Devlet, aile, okul, hastane gibi sahip olduğumuz tüm normatif sistemler toplumu belirli kalıplara ve kurallara uymaya tabi kılar. Uzayan insan yaşamıyla beraber birey ve toplumun sağlık ve hastalık arasında kurduğu yeni dengeler ortaya çıkar. Uzayan insan yaşamı sağlık ihtiyaçlarını da önceliklendirmektedir.

Medyada, sinemada, edebiyat eserlerinde ve ders kitaplarında sunulan yaşlılık temsillerinin yaşlılık algısının oluşumundaki etkisi birçok araştırma ile ortaya konmaktadır.[7-9] Yakın zamanda yapılan bir araştırma, kadınların spordan ilham alan sosyal medya gönderilerine baktıktan sonra kendilerini beğenmediklerini, kendilerinden mutsuz olduklarını ve erkeklerin de en iyi olan resimlerini yayınlamadan önce defalarca selfie (özçekim) yaptıklarını göstermektedir.[2] Medya insanların daima genç ve dinamik kalmaları konusunda topluma baskı yaparak insanların ileri yaşlarda statü kaybettiklerini öne süren içerikler üretir. Oysa bir insanın fizyolojik olarak yaş alırken tam olarak hangi eşiği atladığında yaşlandığına dair net bir tanımlama yoktur. Yapılan bir başka araştırma ile yaşlıların ve engellilerin “güvenilir, iyi niyetli ancak yetkin olmadıkları” şeklinde algılandıkları saptanmıştır.[11] Bu tanımlamalardan da anlaşılacağı üzere yaşlanmaya dair sahip olunan bakış açısının sempati duyulan ancak yardıma muhtaç olarak görüldüğü ileri sürülebilir.

Modernizm farklı yaşam alanlarında farklı eşitsizlikler üretilmesine olanak verir. Tüketim kültürünü empoze eden medya, insanları formda olmaya, genç ve güzel kalmaya iterken yaşlanmayı olumsuz olarak kavramsallaştırır. Medya yaşlılık karşıtı vaatler veren içerikler yayınlar.


Zengin’in, 2015 yılındaki çalışmasında pek çok dizide yaşlı erkeklerin otorite kaynağı, yaşlı kadınların ise fedakar ve sevgi dolu kişiler olarak sunuldukları görülür. Dahası dizilerde yaşlı kadın temsillerine daha az yer verildiği vurgulanırken bunun da toplumsal cinsiyet bakımından bir sorun oluşturduğu ileri sürülmektedir.[7] Connell’e göre pozitivist yaklaşımda erkeklik, erkeklerin sahip oldukları özellikler ve davranışları üzerinden tanımlanır, sosyal normlara ve kurallara odaklanan normatif yaklaşımın yanı sıra semiyotik yaklaşıma göre de erkeklik kadınsı olmayan özelliklerin hepsidir.[11] Medyada ağırlıklı olarak ataerkil yapıyı meşru kılan, erkeği üstün, kadını itaatkar olarak konumlandıran hegemonik erkeklik algısı yaratılmaktadır. Burada hedeflenen erkeklerin dayanıklılığını yani fiziksel güçlerini yüceltmektir.

Örneğin saç dökülmesi, hem erkek hem de kadınların vücut fonksiyonlarının doğal süreçlerindendir. Yaşlanmanın bir göstergesi olan saç dökülmesi medya tarafından idealize edilen güzellik imajına uygun görülmediğinden, mutlaka çözülmesi gereken bir müdahale alanı olarak kullanılmaktadır. Tarih boyunca kadınlığı doğurganlık ve güzel olma kavramlarıyla eş tutan yaklaşımlar yaşlanmayla beraber ortaya çıkan doğurganlığın ve güzelliğin yitimini ısrarla kabul etmemektedirler. Dahası doğal bir süreç olan yaşlanma bizzat güç kaybı olarak görüldüğü için genç ve fit olmayanın güzellik sınıfının dışında tutulduğu bir yaklaşımla karşılaşılmaktadır.

Sonuç Niyetine

Toplumsal cinsiyet rollerinin ağırlıklı olarak yaşlı erkeklerin rolleri üzerinden üretildiği görülmektedir.[12] Doğal bir süreç olan andropoz erkekliğin kaybı olarak görüldüğünden, gençlik ve buna paralel olarak sahip olunabilecek eril cinsel kimlik, aktif ve sportif beden imajıyla yeniden oluşturulmaktadır. Dolayısıyla erkekliğin geri kazanımı yaşlanmaya karşı çabaların tümünü kapsar. Bu yaklaşımı popülerleştiren yegane araç da medyadır. Kadın bedeninin tarihsel dönüşümü, tek bir disiplinin tam olarak çözümleyemeyeceği kompleks bir tartışma alanıdır.[13] Bunun yanı sıra erkeklik kavramının fiziksel güç, rasyonel düşünce, rekabet etme gibi daha çok gençlikle örtüştürülen kavramlarla oluşturulduğu görülmektedir. Yaşlanmayla beraber gençliğe atfedilen kavramların azalması erkekliğin kaybıyla eş değer olarak nitelendirilmektedir. Medyada oluşturulan erkeklik ve kadınlık kavramlarının yeniden inşası için yaşlanmaya dur diyen, yaşlanmayı geciktiren hatta öteleyen bu strateji ile toplumdaki makbul erkeklik ve kadınlık standartları belirlenmektedir.



Referanslar

  1. Harari, Y. N. (2014). Sapiens. A Brief History of Humankind/Yuval Noah Harari.

  2. Mara, W. (2018). Body image in the media. ProQuest Ebook Central https://ebookcentral.proquest.com

  3. Eco, U. (2004). Storia della Bellezza. Milano: Bompiani

  4. University of Cambridge, Faculty of Classics , Sounion Kouros, 24 Kasım 2020 tarihinde https://www.classics.cam.ac.uk/museum/collections/museum-highlights/sounion-kouros adresinden erişildi.

  5. Plato, (1997). Plato: Complete Works. J. M. Cooper (Ed), D. S. Hutchinson (Assoc. Ed). Indianapolis: Hackett

  6. Library of Congress, The Gibson Girl’s America: Drawings by Charles Dana Gibson, 24 Kasım 2020 tarihinde https://www.loc.gov/exhibits/gibson-girls-america/ adresinden erişildi.

  7. Zengin, M. O. (2015). Televizyonda Yaşlı Temsilleri ve Yaşçılık. İstanbul: Kriter Yayınevi.

  8. Çolakoğlu, B. E. (2011). Reklamlarda Sosyal Temsil Alanı Olarak Yaşlı Kuşağın Sunumu. Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Reklamcılık Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Doktora Tezi). İzmir.

  9. Boratav, H. B., Fişek, G. O., & Eslen-Ziya, H. (2017). Erkekliğin Türkiye Halleri. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

  10. Cuddy, A. J., & Fiske, S. T. (2002). Doddering but dear: Process, content, and function in stereotyping of older persons. Ageism: Stereotyping and prejudice against older persons, 3(1), 26.

  11. Connell, R. W. (2005). Masculinities University of California Press. Los Angeles.

  12. Boratav, H. B., Fişek, G. O., & Eslen-Ziya, H. (2017). Erkekliğin Türkiye Halleri. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

  13. Mangham, A., & Depledge, G. (Eds.). (2011). The female body in medicine and literature. Oxford University Press.




92 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi