beyaz logo.png

Metabolik Sendrom ve Kanser İlişkisi


 

Edanur TEKİN - Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, Fen ve Edebiyat Fakültesi, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi

 

Metabolik Sendrom

Reaven ve Ruderman yirminci yüzyılın sonlarına doğru metabolik sendromun insülin direnci, obezite, hipertansiyon ve kolesterol bozukluğu (dislipidemi) faktörlerinin kesişim kümesinden meydana getirdiğini ortaya koymuşlardır. Obezitenin önlenmesiyle kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır ancak yalnızca çevresel etkilerin ve yaşam şeklinin etkisiyle değil genetik olarak aktarılmasıyla da ortaya çıkabilmektedir[1,2].


Metabolik Sendromun Patofizyolojisi

Metabolik sendrom hastalığına neden olan biyokimyasal, fiziksel veya herhangi bir sürecin anlaşılabilmesi için pek çok süreç ve faktör üzerinde çalışılmıştır ve bu çalışmaların ışığında metabolik sendrom; kanda insülin hormonu seviyesinin yüksek düzeylerde olmasına (Hiperinsülinemi), yağ dokusunda orantısız yağ birikmesine, obeziteye ve hipertansiyona bağlı olduğu görülmüştür[3].


İnsülin hormonu, kan şeker düzeyinin düşmesini sağlamak için karaciğer vasıtasıyla glukozun vücuda salınmasını engelleyici rol üstlenir. Obezite; metabolik sendrom için önemli bir faktördür. Yapılan araştırmalar neticesinde insülin direnci ile serbest yağ asitleri sayısı arasında doğrusal ilişki olduğu anlaşılmıştır. Viseral yağ dokusu, büyük yağ hücrelerinden ileri gelmektedir. Serbest yağ asitleri, Protein kinaz-C sistemi vasıtasıyla insülin direncinin gelişmesine sebebiyet vermektedirler. Dislipidemi; trigliserid düzeyinin orta veya yüksek bir değerde olması, kan dolaşımında kolesterolün az düzeyde dağılımı (LDL) ile vücuttaki dokulardan karaciğere kolesterol taşınmasında görevli olan lipoprotein (HDL) seviyesinin düşük olmasıdır ve metabolik sendrom ile bağlantılı bulunmuştur. Kanda insülin hormonu seviyesi yüksek olduğunda (Hiperinsülinemi) bunu takiben sempatik sinir sisteminin aktivitesinde artış meydana gelmesi ve kan basıncının yüksek değerde olması durumu ise hipertansiyon olarak bilinmektedir[4].


Metabolik Sendromun Önlenmesi, Tanı ve Tedavisi

Genetik yatkınlığı olmayan bireylerde metabolik sendrom hastalığının önlenmesi ve tedavi edilebilmesi için stresten olabildiğince uzak olunmalı, düzenli beslenme alışkanlığı edinilmeli, kilo uygun seviyede tutulmalı ve fiziksel olarak aktif bir hayat sürülmelidir. Tedavi edilmesi için ayrıca ilaç kullanımına da başvurulmaktadır. Metabolik sendrom tedavi edilirken hastalığın altında yatan bütün faktörler birbirinden bağımsız olarak irdelenmelidir[5-7].


Diyabetli bireylere kolesterolün düşmesi için kullanılan Statin grubu ilaçlar en yaygın kullanılan ilaç grubudur. Ayrıca diyabet tedavisinde sülfonilüreler ve metformin de tercih edilebilen ilaçlardandır. Dislipidemi hastalığında kandaki yüksek lipit seviyesinin düşürülmesi amaçlandığından bu hususta etkili olan fibrik asit grubu ilaçlar (gemfibrozil, klofibrat) ve nikotinamid tercih edilmektedir. Bununla birlikte trigliseritlerin ve serbest yağ asitlerin kandaki düzeyini düşüren, kontrol altına alan Tiazolidindionlar da kullanılabilmektedir. Hipertansiyonu olan hastalarda tansiyonun düşürülmesi için genellikle Ramiprilin ilacı kullanılmaktadır. Kan basıncının düşürülmesi gerektiği durumlarda ayrıca Anti-hipertansif ajanlar da tercih edilmektedir. Ramiprilinin, diyabetin gelişmesini önleyici etkiye sahip olduğu da görülmüştür fakat bu iyileştirme sürecinin hangi mekanizmayla gerçekleştiği belirlenememiştir. Kanında yüksek düzeyde insülin hormonu (Hiperinsülinemi) olan hastalarda ise kas ve yağ dokusunda insülin kullanımını düzenleyen Tiazolidindionlar kullanılmaktadır[8,9].


Metabolik Sendrom ve Kanser Arasındaki İlişki

Kolorektal kanser (kalın bağırsak), tüm kanser vakalarının %10.2’si gibi bir oranı oluşturması sebebiyle literatürde en sık görülen üçüncü kanser olarak yer almaktadır. Kore’de metabolik sendrom ile kanser arasındaki ilişkinin var olup olmadığının aydınlatılabilmesi için 2002-2018 yılları arasında çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmaya; 30 yaş altı ve 70 yaş üzeri bireyler, dolaşım sistemini üzerinde doğrudan etkisi olan hastalıklara sahip ve daha önceden kansere yakalanmış bireyler ile metabolik sendrom faktörlerinden herhangi birinin eksik olduğu bireyler dahil edilmemiştir. Dolayısıyla deneye 6,365,409 birey dahil edilebilmiştir. Çalışma neticesinde; erkek bireylerde metabolik sendromun görülme yoğunluğunun 6.0, kolorektal kanserin görülme yoğunluğunun ise 4.2 olduğu anlaşılmıştır. Kadın bireylerde kolorektal kanser için bu yoğunluğun 3.0, metabolik sendrom için ise 4.8 olduğu görülmüştür. Bu veriler ışığında metabolik sendromun kolorektal kanserde tümörün yayılmasını teşvik edici bir faktör olduğu ve ikisi arasında pozitif bağlantı olduğu kanaatine varılmıştır. Metabolik sendromun kolorektal kanserin oluşmasını veya ilerlemesini nasıl bir mekanizmayla teşvik ettiği bilinmese de kanda yüksek düzeyde insülin hormonu (Hiperinsülinemi) saptanması ve insülin benzeri büyüme faktörü 1 ile ilişkili olabileceği görüşü yaygındır[10].


2010 yılında yayınlanmış olan makalede Norveç, İsveç ve Avusturya’da 1974-2005 yılları belirlenen 290.000 kadın ile metabolik sendromun meme kanseri üzerinde bir etkisinin olup olmadığının araştırıldığı bir çalışmanın verileri kullanılmıştır. Bu verilere göre metabolik sendrom, 50 yaşın altındaki vücut ağırlığı yüksek kadınlar için meme kanserine yakalanma riskinin düşük olması; 60 yaşın üstündeki bireyler için ise meme kanserine bağlı olarak meydana gelen ölüm riskini arttırması ile ilişkilendirilmiştir[11].


Metabolik sendrom ile kanser ile arasındaki ilişkinin araştırıldığı çalışmalar metabolik sendromun göğüs (meme) kanseri, kalın bağırsak (kolorektal) kanseri, pankreas kanseri, prostat kanseri, karaciğer kanseri ve rahim (endometrial) kanseri ile ilişkili olduğu; kanserin ortaya çıkması veya kanser evresinin ilerlemesiyle ilişkili olduğu bilgisini ortaya koymaktadır. Metabolik sendromun tedavisi için uygulanan kilo vermenin, fiziksel aktiviteyi arttırmanın, stresten uzak olmanın, sağlıklı ve düzenli beslenme alışkanlığını benimsemenin, diyabetin tedavinde kullanılan metformin ilacının ve metabolik sendrom için belirlenmiş diğer bazı ilaçların kanser riskini azalttığı belirlenmiştir[12].


Sonuç

Dört farklı metabolik risk faktörünün birleşim kümesinde yer alan metabolik sendromun yaygınlığı yaşam standartlarına, çevresel faktörlere, toplumun cinsiyet ve yaş faktörüne, benimsenen beslenme düzeni ve şekline, fiziksel aktivitenin durumuna, ırka, genetik faktörlere bağlı olarak değişmektedir. Ayrıca fiziksel aktivitenin yetersizliği, beslenme düzeninin uygun olmamasına bağlı olarak bölgesel (bel ve kalça bölgesi) kilo almak ve uzun süre yoğun strese maruz kalmak da metabolik sendromun sebepleri arasında yer alabilmektedir.


Metabolik sendrom ile kanser arasındaki ilişkinin incelendiği bu makalede; metabolik sendromun gelişmesine sebebiyet veren birçok faktörün temelde kanserin meydana gelmesine veya ilerlemesine de sebebiyet verdiği, metabolik sendrom için belirlenmiş tedavi yöntemlerinin kanseri önlemede ve tedavi etmede tercih edilen yöntemler arasında yer aldığı açıkça belirtilmektedir. Bu noktada metabolik sendrom ve kanser ve kanser arasında sıkı bir ilişki olduğu anlaşılmaktadır.





Referanslar

  1. Zafar, U., Khaliq, S., Ahmad, H. U., Manzoor, S., & Lone, K. P. (2018). Metabolic syndrome: an update on diagnostic criteria, pathogenesis, and genetic links. Hormones, 17(3), 299-313.

  2. Oda, E. (2012). Metabolic syndrome: its history, mechanisms, and limitations. Acta diabetologica, 49(2), 89-95.

  3. Laclaustra, M., Corella, D., & Ordovas, J. M. (2007). Metabolic syndrome pathophysiology: the role of adipose tissue. Nutrition, metabolism and cardiovascular diseases, 17(2), 125-139.

  4. Özbakkaloğlu, M., & Demirci, C. (2003). Yüzyılın salgını: metabolik sendrom. SSK Tepecik Hast Derg, 13, 121-12.

  5. Practice C. (2019). Retracted: A Comprehensive Review on Metabolic Syndrome. Cardiology research and practice, 2019, 4301528. https://doi.org/10.1155/2019/4301528

  6. Daskalopoulou, S. S., Mikhailidis, D. P., & Elisaf, M. (2004). Prevention and treatment of the metabolic syndrome. Angiology, 55(6), 589-612.

  7. Zieve, F. J. (2004). The metabolic syndrome: diagnosis and treatment. Clinical cornerstone, 6(3), 5-13.

  8. Grundy, S. M. (2006). Does a diagnosis of metabolic syndrome have value in clinical practice? The American journal of clinical nutrition, 83(6), 1248-1251.

  9. Scott, C. L. (2003). Diagnosis, prevention, and intervention for the metabolic syndrome. The American journal of cardiology, 92(1), 35-42.

  10. Kim H., Jeong H., Yoo H. W., Lee J., Lee K.S., Choi M. J., … Han T. W. (2020). The relationship between metabolic syndrome and the incidence of colorectal cancer. Environmental Health and Preventive Medicine, 25(1), 1-14.

  11. Bjørge, T., Lukanova, A., Jonsson, H., Tretli, S., Ulmer, H., Manjer, J., ... & Engeland, A. (2010). Metabolic syndrome and breast cancer in the me-can (metabolic syndrome and cancer) project. Cancer Epidemiology and Prevention Biomarkers, 19(7), 1737-1745.

  12. Uzunlulu, M., Caklili, O. T., & Oguz, A. (2016). Association between metabolic syndrome and cancer. Annals of Nutrition and Metabolism, 68(3), 173-179.

65 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör