Nabza Göre Şerbet Vermek : Akut Hipogliseminin Hormonal Regülasyonu


Onur Erbey - Acıbadem Sağlık Grubu, Tıbbi Hizmetler Direktörlüğü

İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Biyokimya ABD, Doktora Öğrencisi

Deyimlerin anlamı eğitim hayatımızın en başında öğretilen bilgilerdendir. Her birinin çok derin anlamları olmasına rağmen , bu anlamı bilmeyene çok saçma gelecek cümlelerdir: Bir etek neden zil çalar ki? Elin kulağında olması ile bir işin gerçekleşmeye yakın olmasının arasındaki ilişki nerden hareketle kurulmuş olabilir? Tencere yuvarlanarak gerçekten kapağını bulabilir mi? Eğer genel kabul görmüş anlamlarını bilmez isek saçma sapan cümleler olarak göreceğimiz binlerce ifade kültürümüzde mevcuttur sizlerin de bildiği üzere. Peki geçmişten günümüze toplumun önemli bir parçasını oluşturan tıp dünyasındaki pratiklerden türeyerek kültürümüze yerleşmiş deyimler var mıdır acaba?


“Nabza (veya nabzına) göre şerbet vermek” deyimi birinin hoşuna gidecek, gururunu okşayacak yolda davranmak manasına gelen sık duyduğumuz bir ifadedir. [1] Ben size bu deyimin ilk çıkış noktasının orta çağda kullanılan bir teşhis ve tedavi pratiğinden çıkmış olabileceğini söylesem şaşırır mısınız?

Kendi çağının tıp geleneğinde önemli bir noktayı temsil eden ve kendinden sonra gelen tıp dünyasını da etkilemiş olan İbn-i Sina (MS 980-1037) El-Kanun fit-Tığ (The Canon of Medicine) birinci kitabında hastalığın teşhisi ile alakalı nabız muayenesinden ve ne kadar önemli olabileceğinden söz etmektedir. Bu konuda Galen tıbbındaki bazı teknikleri bir adım daha ileri götürdüğünü bile söyleyebiliriz. [2]


Nabız Hızı İle Hipoglisemi Arasında Bir İlişki Olabilir Mi?


Normal şartlarda kan glikoz değerinin 70 mg/dl aşağısında olması haline hipoglisemi denir. Bu değerlerin ne kadar altında olduğuna bağlı olarak bazı semptomlar görülür. Gliseminin 52-56 mg/dl altına düştüğü durumlar ciddi hipoglisemi olarak tanımlanmaktadır. Bu noktadan sonra düşmeye devam ederse koma ve ölüme kadar gidebilen hayati bir olaydır. [3]


Hipogliseminin doğal olarak temeldeki sebebi glikoz kaynaklarının yetersiz gelmesidir. Bu kaynaklar: Sindirim sisteminden emilim, karaciğer depo glikojeninin kana verilmesi (glukojenoliz) ve karaciğerdeki glukoneojenez (Karbonhidrat dışındaki maddelerden glikoz sentezi). [4]


Bağırsaklardan glikozun emilimi, karaciğerdeki glukojenoliz ve glukoneojenez insülin ve kontrinsüler sistem ile dengede tutulurlar. İnsülin polipeptit yapılı pankreastaki beta hücrelerinden salgılanan kan glikoz düzeyini düşürücü etki yapan bir hormondur. Kontrinsüler sistem ise kan şekerini yükseltici etki yapar. İnsülin ve kontrinsüler sistemden hangisinin ne oranda aktif olacağını belirleyen temel unsur kan glikoz düzeyidir. [5]

Kontrinsüler sistem dört adet hormondan meydana gelir: Glukagon, kortizol, epinefrin ve büyüme hormonu. Gliseminin yükselişini kontrinsüler sistemin sağladığını yukarıda söylemiştik. Hipoglisemiye karşı kontrinsüler hormonların her birinin yanıtları farklı özellikler gösterse de bu sistemdeki hormonların özellikle glukojenoliz üzerine etkili oldukları söylenebilir. [3]


Hipoglisemi durumunda temel dengeleyici faktör glukagon hormonudur. Akut hipoglisemide glukojenolizi en çok glukagon uyarır. Kortizol esas glukojenolizi ilave olarak ise glukoneojenezi uyarır. Büyüme hormonu ise kronikleşmiş hipoglisemide daha geç olarak devreye girer. Bu sistemdeki hormonlar aynı zamanda lipoliz (yağların daha ufak alt birimlere parçalanması) ve proteolizi (proteinlerin daha ufak alt birimlere parçalanması) de uyarırlar. [3]


Hipoglisemi vakalarında görülen bazı adrenerjik belirtiler vardır: Ateş basması, sinirlilik, solukluk, titreme ve taşikardi. Taşikardi kalbin normalden daha hızlı atması yani daha yüksek nabız değeri demektir. Bu tip adrenerjik belirtiler ve taşikardiden sorumlu hormon epinefrindir. Epinefrin kontrinsüler sistemin dört hormonundan bir tanesidir ve akut hipoglisemilerde devreye ilk giren hormondur. [5] Yani hipoglisemi durumuna girmiş bir hastayı teşhis etmek için bir orta çağ hekimi kolayca radial veya karotis arterinden nabız ölçerek tanıya katkı sağlayabilir. Bu durum hipoglisemik bir hastanın nabzı yüksek değerlerde iken glisemi yükseldikçe nabzının normalleştiğini takip edebileceği anlamına gelir.


Hipoglisemi hemen müdahale edilmesi gereken kritik bir acil vakadır. İlk yapılması gereken müdahale ise hastaya intravenöz şeker vermektir. Bunun için %50 oranında dekstroz (Çok sayıda glikoz molekülünün birbirine bağlanması ile oluşur) isimli karbonhidrat içeren sıvılar parenteral olarak uygulanır. [6]

Bir içecekten bir yudum aldığımızda eğer damak tadımıza çok tatlı gelirse “Şerbet gibi” dememizin sebebi boşuna değildir. Şerbet bol miktarda şeker içeren sıvılardır.


Hekimler veya şifacılar orta çağ şartlarında hipoglisemi olduğunu düşündüğü hastalara bol şeker içeren şerbetler verirmiş. İçirdiği şerbetin hastanın kan şekerini normale dönüştürdüğünü anlamak için nabzını kontrol edermiş. Eğer nabız hala hızlı hissediliyorsa biraz daha şerbet verirmiş, eğer taşikardik ritimlere rastlanmaz ise tedaviyi sonlandırırmış. Bugün bile hafif hipoglisemilerde hastaya bol karbonhidrat içeren bir bardak meyve suyu içirmek kullanılan bir pratiktir. Ayrıca taşikardik nabız hipogliseminin ciddi ayırıcı tanılarından biridir çünkü sempatik denervasyon durumunda bile hipoglisemiye cevap olarak taşikardi görülmüştür. [6]


İşte günümüzde sıkça kullandığımız bu deyimin kökeninde canlı organizmaların en temel biyokimyasal hemostaz mekanizmalarından biri yatıyor olabilir. [7] Sırf bu durum bile insan vücudunda her gün hissettiğimiz ama tam olarak mekanizmasını bilmediğimiz (veya şahsen daha henüz öğrenemediğim) olaylar hakkında yoğun bir şekilde çalışma iştahımızı kabartmaktadır.


Referanslar

1Kollektif, Türk Dil Kurumu Yayınevi, (2016). Türk Dil Kurumu Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü. 23.08.2020 tarihinde adresinden https://sozluk.tdk.gov.tr/ erişildi.

2.Sajjad Sadeghi, Farzaneh Ghaffari, Ghazaleh Heydarirad, Mehdi Alizadeh (2020). Galen’s place in Avicenna’s The Canon of Medicine: Respect, confirmation and criticism. Journal of Integrative Medicine 18 , 21–25

3.David S. Oyer (2013). The Science of Hypoglycemia in Patients with Diabetes. Current Diabetes Reviews, 9, 195-208

4.David A. Bender, PhD (2009). Overview of Metabolism & the Provision of Metabolic Fuels, Harper’s Illustrated Biochemistry Twenty-Eighth Edition (s. 131 – 142). New York: McGraw-Hill.

5.Philip E. Cryer (2005). Mechanisms of Hypoglycemia-Associated Autonomic

Failure and Its Component Syndromes in Diabetes. Diabetes 54:3592–3601, 2005

6.Fauci, Hauser, Jameson, Kasper, Longo, Loscalzo (Ed.) (2011). Harrison İç Hastalıkları Cep Kitabı (Uzm. Dr. Bulut Demirel , Doç. Dr. Aydın Çifci , Dr. Öğr. Üyesi Sema Avcı , Doç. Dr. Şadiye Visal Buturak, Çev.) Ankara: Nobel Tıp Kitabevleri

7.Can Ayşe, Akev Nuriye (2016) Eczacılık Fakültesi Öğrencileri İçin Biyokimya Dersleri. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınları

218 görüntüleme0 yorum