Obsesif Kompulsif Bozukluk


İlkyaz Yarımoğlu – Hitit Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Günlük hayatınızda belli bir fikri düşünmeden edemediğiniz zamanlar oldu değil mi? Takıntılı biri olduğunuzu mu düşündünüz? Peki bu bir hastalık mıdır? Tedavi mi olmak gerekir? Günümüzde aslında sıkça duyduğumuz bir hastalık Obsesif Kompulsif Bozukluk nedir?


Obsesif kompulsif bozukluk; obsesif düşünceler, fikir ve dürtüler ve zorlamalar olarak adlandırılan tekrarlayan davranışlar ve zihinsel eylemlerin, günlük hayatı etkileyen ve günlük aktiviteleri sınırlayan obsesif düşüncelerdir. [1] On dokuzuncu yüzyılın sonlarında Freud Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) hakkında ilk bilimsel hipotezleri ortaya atan kişi olmuştur. Freud hastalık hakkındaki tanımlamasını şöyle yapmıştır: "Hastanın zihni gerçekte kendisini hiç ilgilendirmeyen düşüncelerle doludur ve kendisine yabancı gelen dürtüler hissetmektedir; arada bir karşı duramadığı eylemlere geçmek zorunda kalır. Zihnine takılan bu düşünceler (obsesyonlar) hasta için hiçbir anlam taşımadığı gibi, çoğu kez kendisine de saçma gelir. Bu düşünceler aslında hiçbir zaman eyleme dönüşmezse de hastanın, bu düşünceleri anımsatan durumlardan sürekli kaçmasına neden olurlar. Hastanın kendi istemi dışında yaptığı davranışlar, günlük yaşamın olağan etkinlikleri olan yıkanma gibi eylemlerin abartılmış ve törensel biçimlerinden öteye gitmez; ne var ki, obsesif eylem veya kompulsiyon denilen bu zararsız davranışlar kişinin istemi dışında yapılırlar." Yaptığı bu tanımlama günümüzdeki bilgilerimizle de oldukça örtüşmektedir.[2]


OKB’un yaygınlığı ile ilgili 1980 yıllarında yapılan çalışmalar rahatsızlığın ender görülen (% 005) ve tedaviye dirençli olduğunu bildirmekteydi. Günümüzde daha sık görüldüğü ve tedaviye iyi cevap verdiği bilinmektedir. Güncel epidemiyolojik çalışma bulgularında OKB en sık görülen dördüncü ruhsal hastalık olarak bulunmuştur. Sıralamada fobiler, madde kullanım bozukluğu ve depresyondan sonra dördüncü sırada yer almaktadır. Toplumda görülme sıklığı aşağı yukarı astım ve şeker hastalığının görülme sıklığı kadardır. Ömür boyu prevalansı ülkelere göre farklılıklar göstermektedir. En düşük oranlar Tayvan’da (% 0,5-% 0,9 ) ve Hindistan’da (% 0,6) gözlenmektedir. Erişkin populasyonda yapılan çalışmaların bir kısmı kadın-erkek farkı olmadığını göstermekle birlikte, bazı çalışmalarda bu oran 1.2-1.8 arasında bulunmuştur. Bu sonuca komorbid* olarak bulunan depresyonun neden olabileceğine dikkat çekilmektedir. Hastalığın ortalama başlangıç yaşı 21.9 ile 35.5 arasındadır. Hastaların %65’inde başlangıç 25 yaşından öncedir. %15’lik bir grupta başlangıç yaşı 35’in üstündedir. OKB tanısı kişinin hem obsesyon** hem de kompulsiyonları*** beraber mevcutsa veya obsesyonları ya da kompulsiyonları tek başına mevcutsa ve bu semptomlar kişinin aşırı zamanını alıyor ve/ veya işlevselliğini önemli ölçüde engelliyorsa konmalıdır. OKB tanısı için DSM-IV kriterleri uygulanır.[3]


Etiyolojisi


Genetik faktörlerin OKB oluşumunda etkili olduğuna dair kanıtlar giderek artmaktadır. Aile çalışmalarında, OKB hastalarının 1. derece akrabalarının % 35’inin bu bozuklukla etkilendiği bulunmuştur. Nörotransmitter (nöronlar arasında veya bir nöron ile başka bir hücre arasında iletişimi sağlayan kimyasallar) özelliklerin incelendiği araştırmalarda ise OKB oluşumunda serotonin düzensizliğinin rolü olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, bazı araştırmacılar kolinerjik ve dopaminerjik sistemlerinde OKB etiyolojisinde rol oynadıklarına dikkat çekmektedir. Obsesif kompulsif bozukluğu olan hastalarda beyin görüntüleme çalışmaları, orbitofrontal korteks, kaudat çekirdeği ve talamus arasındaki nöronal bağlantıların aktivitesinde değişiklikler olduğunu göstermiştir. OKB olarak adlandırılan durum, Sigmund Freud tarafından obsesyonel nöroz olarak ele almıştır. Psikodinamik teoriye göre, obsesif kompulsif bozukluğun belirtileri bilinçsiz dürtülerin baskılanması nedeniyle ortaya çıkar. Tekrarlayan ve maksatlı davranış zorlama nedeniyle oluşur ve kompulsif davranış denilen belirli kurallara göre veya eşit olarak uygulanır. En yaygın olanları temizlik ve kontrol ile ilgilidir. Ayrıca OKB hastalarının %15-45 kadarında hastalık gelişmeden önceki dönem obsesif özellikler bulunmuştur. Ama kişilik özellikleri OKB gelişimi için ne gerekli ne de yeterlidir.[3]


Günümüzde OKB'nin çocuklukta ve erişkinlikte benzer belirtilerle ortaya çıktıkları ve olguların yarısına yakının çocuk, ergen döneminde başladığı anlaşılmıştır. Çocuklarda DSM-IV'ün B kriteri her zaman geçerli değildir; yani çocuklar, obsesyon ve kompulsiyonlarının aşırı ve anlamsız olduğunun farkında olmayabilirler. Bunun dışında, tanı koymak için gerekli kriterler erişkin kriterleri ile aynıdır. Erişkin hastaların üçte birinden fazlasında, belirtiler 15 yaşından önce başlar. 5 yaşında başlayan olgular da bildirilmiştir, ancak yapılan araştırmalara göre çocukluk çağında OKB'nin ortalama başlangıç yaşı 7-12 yaş arasındadır.[4]


Serotonin geri alım inhibitörleri (SGİ'ler) ve bilişsel-davranışçı terapiler, OKB'nin ilk basamak tedavileridir. SGİ'ler ile tedavi edilen OKB hastalarının yaklaşık %40'ında tedaviye yeterli yanıt alınamaz ve belirtiler sürer. Tedaviye dirençli OKB'de, atipik antipsikotikler gibi diğer ilaç gruplarıyla yapılan güçlendirme tedavileri, öncelikli olarak tercih edilen etkili tedavi uygulamalarıdır. Şiddetli OKB olgularında, mevcut olan tüm tedavi edici yaklaşımlar denenir ve başarısız olunursa, derin beyin uyarımı ve stereotaktik beyin cerrahisi**** uygulamaları gündeme gelebilir.[5]


Çeşitli obsesyon tipleri olup başlıcaları: Saldırganlık, bulaşma, kuşku, cinsel, simetri ve keskinlik ihtiyacı ile beraber, dinsel, somatik obsesyonlar örnek verilebilir. Obsesyonlara tepki olarak ortaya çıkan ya da belli kurallara göre bazen de tek düze bir biçimde uygulanan, yineleyici ve belirli bir amaca yönelik olan davranışlar kompulsif davranışlar olarak adlandırılır. En sık görülenleri temizlik ve kontrol etmeyle ilgili olanlardır.[6]


Obsesif Kompulsif Bozukluğun DSM-IV’e göre Tanı Kriterleri


A. Obsesif kompulsif bozukluk: Obsesif kompulsif bozukluk aşağıdaki a, b, c ve d ile tanımlanır.


a) Bazen bu hastalıkta istenmeyen bir şekilde ortaya çıkan ve uygunsuz bir şekilde ortaya çıkan ve belirgin anksiyete veya sıkıntıya neden olan tekrarlanan ve kalıcı düşünceler, dürtüler veya fanteziler.


b) Düşünceler, dürtüler veya fanteziler sadece gerçek yaşam sorunları için büyük bir keder değildir.


c) Bir kişi bu düşünceleri, dürtüleri ya da fantezileri görmezden gelmeye ya da bastırmaya ya da başka bir düşünce ya da eylemle etkisiz hale getirmeye çalışır.


d) Kişi obsesif kompulsif bozukluğunu, dürtüsellik veya fantezilerini düşüncelerinin ürünü olarak görür (düşüncelerin girişinden farklı olarak). Kompulsiyonlar aşağıdakilerden 1 ve 2 ile tanımlanır:


1) Bir kişinin takıntıya veya sıkı sıkıya uygulanan kurallara bir yanıt olarak yapmasını engelleyemediği tekrarlayan davranışlar veya zihinsel eylemler.


2) Davranışlar veya zihinsel eylemler, mevcut sıkıntıdan kurtulmayı veya azaltmayı veya korkulu olaylardan veya durumlardan kaçınmayı amaçlamaktadır; bununla birlikte, bu davranışlar veya zihinsel eylemler ya inaktif hale getirilmesi ya da korunması amaçlananlarla gerçekçi bir şekilde ilişkili değildir ya da açıkça aşırıdır.


B. Bu bozukluk sırasında kişi, saplantılarının veya zorlamalarının aşırı veya alakasız olduğunu kabul eder. Not: Bu çocuklar için geçerli değildir.


C. Takıntılar veya zorlamalar önemli ölçüde acı çekmeye, zaman kaybına (günde bir saatten fazla zaman alır) veya bir kişinin olağan günlük çalışmasına, profesyonel (eğitimsel) işlevselliğe veya sıradan sosyal etkinliklere veya ilişkilere neden olur. Büyük bir dereceye kadar.


D. Başka bir Eksen I bozukluğu varsa, saplantı veya kompulsiyonların içeriği bununla sınırlı değildir (örn. Bir yeme bozukluğu durumunda yeme konusunu düşünmek; bir vücut bozukluğu durumunda ortaya çıkmak için; bir madde kullanım bozukluğu durumunda ilaç düşünmek veya majör depresif bozukluk durumunda, suçluluk hakkında kabaca düşünmeyin).


E. Bu bozukluk, maddenin (örn. İlaç kötüye kullanımı) veya genel tıbbi durumun fizyolojik etkileri ile doğrudan ilişkili değildir. [6]


OKB'nin sadece ortaya çıktığı değil, bunun tersi de görülebilir. Bu durumun nedeni tam olarak açıklanmamış olmasına rağmen, bu durum günlük hayatımızın her yerinde olup, çevremizde sıkça karşılaşılabilir, ancak tam olarak açıklanamaz, ancak ilaçlardan SGI'ya kadar çeşitli yöntemler kullanılabilir Tedavi için gel. Bilim hayatımızda ve ilerlememizde gelişmeye devam ettikçe, bilimin nedenlerinin anlaşılacağından ve tedavilerin gelişeceğinden şüphe yoktur.

*Tıpta bir veya daha fazla bozukluk veya hastalığın temel hastalığa veya bozukluğa ek olarak aynı zamanda görülmesi durumu.

**Yineleyici, istem dışı zihne giren ve anksiyete yaratan düşünceler, impulslar ve imgelerdir.

***Kişinin kendisini yapmak zorunda hissettiği yineleyici davranışlar veya mental eylemlerdir.

****Daha küçük bir ameliyat ile incelenmesi istenen dokudparça alınmasıyla tanı ve tedavide kullanılan yöntemdir.






Referanslar

1-https://www.sagligim.gov.tr/ruh-sağlığı/123-takıntı-hastalığı---obsesif-kompulsif-bozukluk. T.C. Sağlık Bakanlığı. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü.

2-Topçuoğlu, V. (2003). Obsesif Kompulsif Bozuklukta Psikanalitik Görüşler. KLİNİK PSİKİYATRİ DERGİSİ, 46-50.

3-Doç. Dr. Reha Bayar, D. M. (•Mart 2008). TÜRKİYE’DE SIK KARŞILAŞILAN PSİKİYATRİK HASTALIKLAR. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri Sempozyum Dizisi No:62, (s. 185-192). İstanbul.

4-Dr. Pınar Öner, D. A. (2001). Çocuk ve Ergenlerde Obsesif Kompulsif Bozukluk. Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi (STED), 10(11), 409-411.

5-TÜKEL, D. R. (2010). Obsesif Kompulsif Bozukluk. Türkiye Klinikleri Psikiyatri-Anksiyete Bozuklukları Özel Sayısı, 70-80.

6-KARAMUSTAFALIOĞLU, D. D. (2016). Obsesif Kompulsif Bozukluk. Turkish Family Physician, 1(1), 1-10.

0 görüntüleme

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

Bizi Takip Et
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi