beyaz logo.png

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB)-I

Ayça İrgit - Moleküler Biyoloji ve Genetik, Fen - Edebiyat Fakültesi, İstanbul Teknik Üniversitesi


Obsesif Kompulsif Bozukluğun Kökeni


Obsesyon: Psikiyatride, “Yanlış olduğunu bildiğimiz halde kafamızdan atamadığımız, mantık ve muhakeme ile uzaklaştırılamayan, arzu edilmeyen saplantı halindeki fikirler.” olarak tanımlanan obsesyon terimi Latince’de tedirgin etmek, sıkıştırmak, rahat vermemek, bunaltmak anlamına gelen “obsidere” sözcüğünden köken almaktadır. Daha geniş tanımıyla, obsesyon, bireyin bilincine istenmeden gelen, uygunsuz olarak yorumlanan, çoğu zaman anlamsız kabul edilen, bireyin kendisine rahatsızlık verdiği ve anksiyete yarattığı halde bilinçli çaba ile bundan kendini kurtaramadığı, yineleyen, ısrarlı, zorlayıcı, benliğe yabancı, düşünce, dürtü, söz veya imgelemlerin tümüdür[1].


Kompulsiyon: Çoğunlukla obsesyonu zihinden uzaklaştırmak için yapılan irade dışı yinelenen hareketlerle (kompulsiyon) karakterize olan ve hastaların takıntılı düşüncelerden kurtulmak için akıllarına başka düşünceleri getirmeleri veya bazı davranışlarda bulunmaları şeklindeki düşüncelerin ve davranışların tamamı kompulsiyon olarak tanımlanmaktadır. Kompulsiyonlar, bir amaca yönelik gerçekleştirilen, kesin kuralları olan, istenç dışı yineleyen davranışlar, zihinsel ya da motor eylemlerin tamamını kapsamaktadır. Ancak kompulsiyonlar kişiye kalıcı yarar sağlayamamakta, obsesyonun neden olduğu anksiyeteyi geçici olarak azaltmakta en sonunda ise kişiyi yorgun düşürmektedir[1].


Obsesif Kompulsif Bozukluk: Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) istek dışı gelen, bireyi tedirgin eden, benliğe yabancı, bilinçli çaba ile zihinden uzaklaştırılamayan, obsesyonlar ve/veya çoğu kez saplantılı düşünceyi zihinden uzaklaştırmak için yapılan irade dışı yinelenen kompulsiyonlarla karakterize bir hastalıktır[1][2]. OKB, psikiyatrik bozukluklar içerisinde fobiler, madde kullanımı ve duygulanım bozukluklarından sonra en sık görülen psikiyatrik rahatsızlıktır. Obsesyon ve kompulsiyonlar ilk olarak 1838 yılında Jean Ettiene Dominique Esquirol tarafından psikiyatrik literatürde tanımlanmış, OKB’nin depresyon ve melankoli sonucunda görüldüğü savunulmuştur. 19. Yüzyılda ise, obsesif-kompulsif bozukluk Fransız klinisyenler tarafından şüphe ve güvensizlik duygularının neden olduğu karar verememe ya da bir algıya güvenememe durumu olarak açıklanmıştır. OKB’yi ilk olarak daha bilişsel bir yaklaşımla ele alan ve patolojiyi, nörolojik yapıların bilişsel temsilleri olan mantıksız düşüncelere dayandıranlar ise Alman klinisyenler olmuştur[1].


Klinik Özellikler


Bireylerde hem obsesyon hem kompulsiyon belirtileri birlikte görülebildiği gibi, OKB’de sadece obsesyonlar ya da sadece kompulsiyonların görüldüğü hastalar da bulunabilmektedir.

Hastalarda en sık görülen obsesyon çeşitlerinden bazıları:


-Bulaşma (kontaminasyon) obsesyonları: En sık görülen obsesyon türü (hastaların yaklaşık %45-55’inde) olan bulaşma obsesyonları; gözle görülmeyen mikrop, kir veya zararlı etkenlerle kişinin kirleneceği, enfekte olacağı şeklinde bir kaygı ile kendini göstermektedir. Olası bulaştırıcı nesnelerden kaçınma ve temizlik kompulsiyonları bu obsesyona sahip bireylerde sıklıkla görülmektedir.

-Kuşku obsesyonları: En sık görülen obsesyon türleri arasında kuşku obsesyonları ikinci sırada (hastaların yaklaşık %23’ünde) gelmektedir. Kontrol etme davranışları ile karakterize olup bir şeyi tekrar tekrar kontrol etme kompulsiyonlarını içerir. Hastalarda obsesyonel kuşku bulunmaktadır, hastalar her zaman bir şeyi unuttukları için huzursuzluk duymakta ve suçluluk hissetmektedirler. Kuşku obsesyonları, bir işi yapıp yapmadığından emin olamama ile ilişkilidir.


-Saldırganlık obsesyonları: Kişinin kendisine veya çevresindeki diğer insanlara zarar verme, öldürme düşünceleri, şiddet içeren korkutucu imgeler, utanılacak bir şeyi yapmaktan korkma, dikkatsizlik nedeniyle başkalarına zarar vermekten korkma ile ilgili obsesyonlar, saldırganlık obsesyonları olarak değerlendirilmektedir.


-Biriktirme obsesyonları: Birçok şeyin gereksinim duyulmamasına rağmen satın alınması, sahip olunan hiçbir şeyi atamama şeklindeki obsesyonlar birktirme obsesyonları olarak tanımlanmaktadır.


-Cinsel obsesyonlar: Cinsel obsesyonlar, yabancı, aileden ya da arkadaşlardan biri ile ilgili istenmeyen cinsel düşüncelere sahip olma, çocukları içeren cinsel düşünceler, eşcinsellik ile ilgili cinsel düşüncelere kapılma ile ilişkili obsesyonlardır.


-Simetri, düzen obsesyonları: Simetri obsesyonları, kişinin her şeyi yerli yerinde düzgün ve sırasında olması gerektiğini düşünme ve hissetme ile karakterize olan obsesyonlar olarak tanımlanmaktadır. Simetri obsesyonlarına; genellikle kontrol, sayma, sıralama ve düzenleme gibi kompulsiyonlar eşlik etmektedir.


-Somatik obsesyonlar: Kişilerin kanser ve AIDS gibi tedavi edilmesi zor olan hastalıklarının bulunduğu ya da bu hastalıklara yakalanma ihtimalini düşünmeleriyle ilgili obsesyonlar somatik obsesyonlar olarak tanımlanmaktadır[1].


Obsesif-Kompulsif Bozuklukların Yaşama Etkisi


OKB aile bağımlı, akademik, meslek ve sosyal işlevselliği olumsuz yönde etkileyen süreğen bir rahatsızlıktır. OKB’ye sahip hastalar günün büyük bölümünü basmakalıp, kalıplaşmış, tekdüze, zorunlu bir nevi törensel (ritual) nitelik kazanmış hareketleri yapmakla geçirmektedirler. Bu durum hastanın başarısını, üreticiliğini, üretimini, uyumunu bozmaktadır. Hasta obsesyonları ya da kompulsiyonları önlemeye çalıştığında ya da dışarıdan zorlandığında kaygı düzeyi (anksiyete) çok yükselir ve yoğun panik duygusu yaşanır. Öyle ki, Rasim Adasal OKB için “öldürmeyen, felâket çektiren ruh kanseri” ifadesini kullanmıştır[1].


ECA (Epidemiological Catchment Area) tarafından OKB’nin yaygınlığı %1,9-3,3 (yaklaşık %2-3 arası) arasında rapor edilmiştir[3].


OKB’ye sahip bireylerde görülen obsesyonların bazı karakteristik özellikleri bulunmaktadır:

  1. Bir düşünce ya da dürtü, kişinin bilincine tekrarlayıcı şekilde, zorla girer. Keyif verici değildirler.

  2. Bu duruma endişe ya da korku hissi eşlik eder ve kişiyi düşünce ya da dürtüye karşı tedbir almaya iter. Bilinçli bir şekilde yerine getirmek zorundadırlar.

  3. Obsesyon ya da kompulsiyonlar kişinin zihnine dışarıdan geliyormuş izlenimi verir yani egoya (Kişinin benliğine) yabancıdırlar.

  4. Obsesyon ya da kompulsiyonları kişi acayip, saçma, mantıksız ve gerçek dışı olarak algılar.

  5. Obsesyon ve kompulsiyonlardan yakınan kişi genellikle onlara direnmeye güçlü bir arzu duyar, direnme çabası içerisindedir, ancak karşı koymak rahatsız edicidir[1].


OKB’li hasta obsesyonunu ortaya çıkaran uyarıcılardan değişik yollarla kaçınarak daha düşük sayıda obsesyon ve anksiyete yaşamaya çalışır. Böylelikle de hasta obsesyonla yüzleşmesini engellemektedir.


Obsesyonlar bir kişinin anksiyetesini artırırlar ve kişi anksiyeteden kurtulmak için kompulsiyonlara yönelir. Bu durumda, kişinin kompulsiyonları uygulamaya direnç göstermesi, anksiyetesini daha da arttırmaktadır. OKB’u olan bir şahıs genellikle, obsesyonların irrasyonelliğini bilir ve kendine yabancı olduğunu hisseder. Obsesyonlar zaman alıcı olabilirler ve şahsın alışılmış sosyal aktivitelerini, arkadaş ve aile ilişkilerini, normal rutin işlerine belirgin bir şekilde müdahale eder, karıştırır. Kişinin yaşam kalitesini bozucu bir yapıya sahiptirler. Kompulsif ısrarların da kişi açısından karakteristik bazı özellikleri bulunmaktadır[1]:

  1. Kişi kendini eyleme götüren nedenlerle kuşatılmış durumdadır

  2. Kişiyi harekete geçmeye zorlarlar, zorlayıcı bir nitelik taşırlar.

  3. Kişi eylemlerin saçma olduğunu bilir.

  4. Obsesyonlara (saplantı ve takıntılara) bağlıdırlar. Ve benliğe tümüyle yabancıdırlar

  5. Eyleme kalkışmadan önce kişi büyük bir direnç gösterse de sonunda yenilip teslim olur[1].


Obsesyonlar ve kompulsiyonlar OKB’ye sahip kişinin zihnini kuşatmış durumdadır. Kişi, bunları bastırmaya ya da bilmezden gelmeye çalışmaktadır. Ancak kişi bu düşüncelerin kendi zihninin ürünü olduğunun da farkındadır. OKB, sıklıkla beraberinde depresyonu da geliştirmektedir (Belirli bir anda %30 -40, hayat boyu ise % 50 -60, bazı verilere göre ise % 70 oranında depresyon gelişir). OKB ile birlikte beraber % 50’ye yakın oranda kişilik bozuklukları da görülmektedir[1][2].





Referanslar:


  1. Yılmaz, B. (2018). Obsesif Kompulsif Bozukluk Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar. Lectio Scientific, 2(1), 21-42.

  2. Ertuğrul, E. Ş. E. L. Obsesif Kompulsif Bozukluğun Biyolojisi.

  3. Karslıoğlu, E. H., & Yüksel, N. (2007). Obsesif Kompulsif Bozukluğun Nörobiyolojisi. Klinik Psikiyatri, 10(3), 3-13.


49 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör