beyaz logo.png

Pisagor Neden Bakla Yemezdi?


 

İrem Ece Vahap-Moleküler Biyoloji ve Genetik, Fen Edebiyat Fakültesi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi

 

Ünlü Yunan matematikçi ve filozof Pisagor, 5. yüzyılda yaşadığı dönemde, bakla yemenin tehlikeli ve ölümcül olduğunu öne sürdü ve çevresindeki insanları bu konuda uyardı. Pisagor’un bakla ile ilgili düşünceleri yanlış değildi; ama bu düşünce, dünya genelinde yüksek görülme sıklığı olan genetik bir hastalığa sahip insanlar için doğruydu[1]. İlk defa 1956 yılında tanımlanan Glukoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6PD) eksikliği, X kromozomuna bağlı kalıtsal ve dünya genelinde 400 milyondan fazla insanı etkileyen genetik bir hastalıktır. Bu eksikliğe sahip bazı insanlarda bakla tüketilince favizm adı verilen bir reaksiyon görülebilmektedir. Pisagor’un da içinde bulunduğu G6PD eksikliğinin bir formu olan favizm hastaları, vücutlarında bakla sindirildiği takdirde akut hemolitik anemi ile karşı karşıya kalabilirler. Çoğu insan, favizm hastası olduğunu deneyimlemeden öğrenememektedir[1-3].

Bakla bitkisi, Vicia faba, dünyada ehlileştirilen ilk bitki türlerinden biridir. Asya ve Orta Doğu ülkelerinde sıklıkla tüketilen bakla, içerdiği yüksek oranda protein ile dünya genelinde de tüketilmektedir. G6PD genindeki mutasyonlar sonucu, G6PD eksikliği bulunan insanlarda favizm ortaya çıkabilmektedir. Favizm hastası insanlar bakla tükettiklerinde, özellikle taze baklanın içerisinde yüksek konsantrasyonda bulunan visin ve konvisin adlı iki pirimidin β-glukozid, sindirim sistemi tarafından sindirilir. Bu sindirim ile beraber, visin ve konvisin bakla tanelerinde ve sindirim yolunda bulunan glukosidaz enzimlerinin hidrolizine uğrar. Hidroliz sonucunda iki aglikon ortaya çıkar: divisin ve izouramil. Bu iki aglikon da Reaktif Oksijen Türlerinin hücresel ortamda yüksek oranda bulunmasına yol açar. Hücrelerdeki hasar sonucunda intravasküler ve ekstravasküler hemoliz görülebilmektedir. Ekstravasküler hemoliz ile genellikle dalak büyümesi ve intravasküler hemoliz ile beraber de hemoglobinüri görülebilmektedir[1,4,5].

G6PD enzimi, önemli bir indirgen olan NADPH molekülünün sentezlendiği pentoz fosfat yolağının ilk basamağını katalizleyen enzimdir. Glukoz-6-fosfat molekülünü glukoz-6-fosfoglukonolaktona katalizler ve eş zamanlı olarak Nikotinamit adenin dinükleotit fosfat (NADP⁺) molekülünü NADPH molekülüne indirger. NADPH molekülü, hücrelerde bulunan süperoksit serbest radikalleri ve hidrojen peroksit gibi Reaktif Oksijen Türlerini etkisiz hale getirir. Bu metabolik reaktif oksidanlar, bakla tüketildiği zaman divisin ve izouramil nedeniyle hücrede bulunur ve G6PD enzim eksikliği nedeniyle hiç üretilmeyen veya az üretilen NADPH bu reaktif oksidanları hücrede etkisiz hale getiremez. Aynı zamanda, pentoz fosfat yolağında rol oynayan glutatyon redüktaz enzimi, NADPH molekülünü NADP⁺ molekülüne yükseltirken eş zamanlı olarak yükseltgenmiş glutatyonu (GSSG) indirger. İndirgenmiş glutatyon (GSH), hücredeki reaktif oksidanların detoksifikasyonu için gereklidir. G6PD eksikliği nedeniyle kırmızı kan hücrelerindeki NADPH üretimi azalır, GSH seviyesi baskılanır ve sonuç olarak hücreler Reaktif Oksijen Türlerinin oluşturduğu oksidatif hasardan yeteri kadar korunamaz. Bu hasar, kırmızı kan hücrelerinin parçalanmasına ve hemolize yol açar. Şiddetli favizm nöbetlerinde bu durum akut hemolitik anemiye de yol açabilmektedir[1,3].


Şekil 1: Bakla tüketildiğinde G6PD-eksik (B) kırmızı kan hücrelerinin tahribatı ve G6PD-normal (A) kırmızı kan hücreleri[1].


Favizmin en sık görülen semptomları olan yorgunluk, ateş, titreme, koyulaşmış idrar, karın ağrısı ve bulantı bakla tükettikten 6-24 saat sonra görülebilmektedir. Şiddetli favizm nöbetlerinin ardından akut hemolitik anemi devam edebilir, akut hemolitik anemi kişinin bakla tükettikten sonra karşılaştığı en şiddetli sonuçlardan biridir[4,5]. Favizm nöbeti sonrası tedavi altına alınan insanlarda, şiddetli nöbet görüldükten sonra gerekli durumlarda aralıklarla kan transfüzyonu yapılır ve hemoglobin seviyesi takibe alınır[1]. G6PD eksikliğinde tanı, enzimatik aktivite üzerine testler ile konulabilir ve mutasyonun tespiti için genin kodlandığı bölge moleküler analizler ile incelenebilir, kadınlarda homozigot veya heterozigot tanısı için de sekanslama gibi moleküler analizler de yapılmaktadır[2].

Kalıtsal olarak X kromozomunda q28 lokusunda taşınan G6PD geni, mutasyon ile eksikliği görüldüğünde erkeklerde kadınlardan daha sık rastlanmaktadır. Afrika kökenli erkek bireylerde G6PD eksikliği görülme sıklığı da göz ardı edilemeyecek kadar yüksektir (%11). Aynı zamanda sağlık durumu ve yaş gibi faktörler de favizmin şiddetinde etkilidir. Çocuklarda yetişkinlerden daha sık görülmektedir. G6PD eksikliğinde polimorfizm görülmesi nedeni ile mutasyona sahip her insanın baklaya hassasiyet göstermesi beklenmemelidir. Çeşitli varyantlar sınıflandırıldığında, en yaygın varyantlar arasında Akdeniz varyantları bulunmaktadır[2,5].

Bu hastalığa sahip insanların bazı ilaçların kullanımı üzerine dikkat etmeleri gerekmektedir, Rasburikaz, Dapson ve sıtma hastalığının tedavisinde kullanılan Primakin gibi ilaçları hemolizde artışa, hemolitik anemiye ve methemoglobinemiye neden olabildikleri için G6PD eksikliği olan hastalar tarafından kullanılmamalıdır. İlaçların bu hastalar tarafından kullanımı üzerine uyarı olarak Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA)-onaylı etiketleme yapılmaktadır[2].

İnsanlardaki G6PD eksikliği yalnızca favizm ile değil, yenidoğan sarılığı ve hiperbilirubinemi, ilaç veya enfeksiyon kaynaklı hemolitik anemi ve kronik sferositik olmayan anemi gibi farklı klinik bulgularla da kendini gösterebilir[1,3,6]. 2008 yılında Türkiye’deki kırmızı kan hücreleri G6PD eksikliği üzerine yapılan bir çalışmada, bu eksikliğin ülkemizde nadir olmadığı, çeşitli varyantlarının bulunduğu belirtilmiştir[6]. Yapılan başka bir araştırma ile de Türkiye’deki G6PD eksikliğinin en sık bulunduğu bölgenin Akdeniz Bölgesi olduğu ve Çukurova’nın en yüksek orana sahip olduğu belirtilmiştir[7].

Favizm, G6PD eksikliği ile görülen bir genetik hastalıktır ve tedavisi şu anda bulunmamaktadır, dünyada ve ülkemizde yaygın olarak görülmektedir. Dünya genelinde heterojen bir dağılım gösteren G6PD varyantları popülasyonlarda polimorfiktir ve favizm ile ilişkilendirilen varyantlar çeşitli araştırmalar ile günümüzde hala araştırılmaktadır. Global olarak görülme sıklığı göz önüne alındığında favizm hastalığında uygun diyet ile ve G6PD eksikliğinde kullanımı sorun yaratmayan ilaçlar dikkate alındığında, nöbet tetikleyici faktörlerden uzak kalınabilir.






Referanslar

1. Luzzatto, L., & Arese, P. (2018). Favism and Glucose-6-Phosphate Dehydrogenase Deficiency. The New England journal of medicine, 378(1), 60–71. https://doi.org/10.1056/nejmra1708111

2. Belfield, K. D., & Tichy, E. M. (2018). Review and drug therapy implications of glucose-6-phosphate dehydrogenase deficiency. American journal of health-system pharmacy: AJHP: official journal of the American Society of Health-System Pharmacists, 75(3), 97–104. https://doi.org/10.2146/ajhp160961

3. Gómez-Manzo, S., Marcial-Quino, J., Vanoye-Carlo, A., Serrano-Posada, H., Ortega-Cuellar, D., González-Valdez, A., Castillo-Rodríguez, R. A., Hernández-Ochoa, B., Sierra-Palacios, E., Rodríguez-Bustamante, E., & Arreguin-Espinosa, R. (2016). Glucose-6-Phosphate Dehydrogenase: Update and Analysis of New Mutations around the World. International journal of molecular sciences, 17(12), 2069. https://doi.org/10.3390/ijms17122069

4. Köksal, H., & Saldamlı, İlbilge. (1991). Favizm. Beslenme Ve Diyet Dergisi, 20(1), 117-123. Erişim adresi: https://beslenmevediyetdergisi.org/index.php/bdd/article/view/677 (Erişim: 19.04.2021).

5. La Vieille, S., Lefebvre, D. E., Khalid, A. F., Decan, M. R., & Godefroy, S. (2019). Dietary restrictions for people with glucose-6-phosphate dehydrogenase deficiency. Nutrition reviews, 77(2), 96–106. https://doi.org/10.1093/nutrit/nuy053

6. Altay, Ç., & Gümrük, F. (2008). Red cell glucose-6-phosphate dehydrogenase deficiency in Turkey. Türkiye'de eritrosit glukoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6PD) enzim eksikliği. Turkish journal of haematology: official journal of Turkish Society of Haematology, 25(1), 1–7.

7. Albayrak, C., & Albayrak, D. (2015). Red cell glucose 6-phosphate dehydrogenase deficiency in the northern region of Turkey: is G6PD deficiency exclusively a male disease?. Pediatric hematology and oncology, 32(2), 85–91. https://doi.org/10.3109/08880018.2014.940074






293 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör