Plasenta ve Yapısı


Begüm Şahin-Acıbadem Üniversitesi


Plasenta, anne ve fetüs arasındaki besleyici maddeler ve gaz değişiminin yapıldığı başlıca yerdir.


Plasentanın 2 elemanı bulunur. Bunlar:

-Koryon kesesinden gelişen fetal kısım

-Endometriyumdan köken alan maternal kısımlardır. Plasenta ve göbek bağı, anne ve fetus arasında madde değişimini sağlayan taşıyıcı bir sistem görevi yapar . Bebeğin doğumundan kısa bir süre sonra plasenta ve fetal zarlar uterstan atılırlar [1].


Desidua


Desidua hamile bir kadında endometriyumun fonksiyonel bir tabakasıdır ve doğumdan sonra geriye kalan uterustan ayrılır. İmplantasyon bölgesiyle ilişkisine göre desidua, üç tabaka halinde isimlendirilir.


Desidua bazalis, gebelik materyallerinin (embriyo) dip kısmındaki anneye ait plasentayı oluşturan desidua tabakasıdır. Lipid ve glikojenden zengin iri desidua hücrelerinden meydana gelmiş yoğun bir tabakadır. Desidual plak olarak da adlandırılan bu tabaka koryona sıkıca bağlıdır.


Deisdua kapsülaris, gebelik materyalini kuşatan desiduanın yüzeysel tabakasıdır. Koriyon boşluğunun büyümesi ile gerilemeye bağlı basınç altında kalan desidua kapsülaris bir süre sonra dejenere olur.


Geriye kalan desidua tabakası olan desidua paryetalis desidua kapsülarisin dejeneresyano sonucu uterus duvarına temas etme imkanı bularak onunla kaynaşır ve uterus lümenini kapatır (Şekil 1) [1,2].


Şekil1. Fetal zarların uterus duvarıyla olan ilişkileri A) 2. Ayın sonu B) 3. Ayın sonu [2]

Trofoblasttaki Değişimler


Plasentanın fetal parçası trofoblast ve ekstraembriyonik mezodermden, maternal parçası da uterusun endometriyumundan (desidua bazalis) köken alır. 2. ayın başında içerdeği çok sayıdaki sekonder ve tersiyer villuslar nedeniyle trofoblastlar ışınsal görünüme sahip olurlar. Villusun gövdesi koryonik plağın mezoderminden sitotrofoblastın kabuğuna doğru uzanır (Şekil 2) [2].


Şekil 2. Gelişimin 2. Ayının başında bir insan embriyosunun şematik görünümü [2]

Villusların orta kısmında gelişmeye başlayan kapiller sistem, kısa bir süre sonra koriyon plağı ve bağlantı sapı içinde gelişen kapillerle birleşir ve böylece ekstraembriyonik vasküler sistem gelişmiş olur.


Anne kanı plasentaya uterusun spiral arterleri vasıtasıyla iletilir. Zamanla bu damarların sitotrafoblastların endovasküler invazyonla aşındırılmasıyla kanın intervillöz boşluklara dolması sağlanır.


Villus gövdelerinin asılı uçlarından ayrılan bu hücreler spiral arterlerin terminal uçlarını istila edip, damar duvarındaki endometriyal hücrelerinin yerini alır ve fetal ve maternal hücrelerinin bir arada bulunduğu hibrid damarları oluştururlar.

Spiral arterlerin sitotrofoblast hücreleri tarafından istila edilmesiyle, küçük çaplı ve yüksek dirençli bu damarlar, intervillöz boşluklara daha fazla anne kanı dolaşabilmesi için daha geniş çaplı ve düşük dirençli damarlar haline gelirler (Şekil 3) [2].


Şekil 3. Gelişimin farklı dönemlerinde villusların yapısı. A) 4. Hafta Ekstraembriyonik mezoderm villusların içine desidual plak yönünde penetre olmuştur. B) 4. Ay küçük villusların birçoğunda kapillerler sinsityumla doğrudan ilişkilidirler [2].

Fetüs kapillerlerindeki bol oksijenli fetal kan, göbek bağına tutunduğu koryon arterlerini izleyen ince duvarlı venlere geçer. Bu venlerde birleşerek umblikal veni oluştururlar. Bu büyük damar da fetüse oksijen ve kan taşır.


Anne kan basıncının fıskiye gibi jet akımı nabız gibi ileriye doğru atar. Gelen kan, villuslar arası aralıktaki kandan daha yüksek basınca sahiptir ve villuslar arası boşluğun tavanını oluşturan koryon plağına hızla çarpar.


Basınç dağılırken koryon villus dalları arasındaki kan akımı yavaşlar ve böylece fetal kan ile maternal kan arasında metabolit ve gazların değişimi mümkün olur.


Sonunda kan, endometriyal venler yoluyla maternal dolaşıma geri döner (Şekil 4) [1].


Şekil 4.Plasentanın enine kesiti [1].

Plasentanın Görevleri


Plasentanın 3 temel işlevi vardır:

-Metabolizma (örn. Glikojen sentezi)

-Gazların ve besleyici maddelerin taşınması

-Endokrin salgılama (örn. hCG)

Gebeliğin devamı ve normal fetus gelişiminin başlayabilmesi bu geniş kapsamlı işlevlere bağlıdır [1].


Plasenta metabolizması:

Plasenta, özellikle erken gebelik döneminde embriyo ve fetüs için besin ve enerji kaynağını oluşturan glikojen, kolesterol ve yağ asitlerini sentezler [1].


Plasental taşınma:

Plasenta ve anne kanı arasında iki yönlü madde taşınması plasenta zarının çok geniş bir yüzey içermesi nedeniyle kolaylaştırılmıştır. Neredeyse tüm maddeler basit difüzyon (yüksek konsantrasyondan düşük konsantrasyona ), kolaylaştırılmış difüzyon ( elektriksel yüklere bağlı), aktif taşınma (konsantrasyon gradiyenti) ve pinositoz (küçük hücreler arası sıvı örnekleri)ile taşınırlar [1].


Gazların taşınımı:

Oksijen, karbon dioksit ve karbon monoksit basit difüzyon yoluyla plasenta zarını geçerler. Plasenta zarı, gaz değişimi için akciğerlerin etkinliği ile yakından ilişkilidir[1].

Besleyici maddeler:

-Su, anne ve fetüs arasında hızlı bir şekilde ve serbestçe basit difüzyonla değiştirilir.


-Anne ve plasenta vasıtasıyla üretilen glukoz, difüzyon yoluyla embriyo ya da fetüse hızlı bir şekide taşınırlar.


-Anneye ait kolestrol, trigliserit veya fosfolipidler çok sınırlı bir şekilde fetüse taşınabilir veya taşınamazlar.


-Amino asitler plasenta zarından aktif bir şekilde taşınırlar ve fetüsün büyümesi için gereklidirler. Fetüsteki amino asit miktarı anneye göre oldukça yüksektir.


-Vitaminler plasenta zarına geçerler ve normal gelişim için gereklidirler. Suda eriyen vitaminler, yağda eriyenlere göre plasenta zarını daha çabuk geçerler [1].


Hormonlar:

Dördüncü ayın sonlarında plasenta, gebeliğin devamını sağlayacak kadar progesteron salgılar. Plasentada hormonlar sinsityal trofoblastlar tarafından üretilir. Plasenta progesterondan başka, başta estriol olmak üzere östrojenik hormonlar salgılar. Bunların miktarı giderek artarak gebeliğin sonuna doğru maksimum düzeye erişir. Yüksek düzeydeki östrojen uterusun büyümesine ve meme bezlerinin gelişmesinde rol oynar.


Plasentadan salgılanan bir başka hormon plasental laktojen olarak bilinen somatomammotropindir. Bu hormon büyüme hormonuna benzer bir etkiye sahip olup fetüsün anne kanındaki glukozu öncelikle kullanmasını sağlar. Bu hormon aynı zamanda memeleri süt üretimine hazırlar [2].


Anneye ait antikorlar:

Bağışıklık sistemlerinin gelişmemesi sebebiyle fetüs, ancak çok az miktarda antikor üretebilir. Anneye ait antikorlar plasentadan geçerek, fetüse bazı pasif bağışıklık ürünleri sunar. IgG sınıfı gamma globilinler kolayca pinositoz yoluyla fetusa 14. haftadan sonra taşınırlar [1].






Kaynakçalar

[1] Keith L. Moore, T.V.N. Persaud. Klinik Yöntemleriyle İnsan Embriyolojisi.8. Basım [2] T.W. Sadler. Langman Medikal Embriyoloji. 13. Baskı

0 görüntüleme

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

Bizi Takip Et
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi