Pnömoni


Kemal YILMAZ - İzmir Bakırçay Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Hemşirelik Esasları Bilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi, Ege Üniversitesi Hastanesi Acil Tıp Hemşiresi

Pnömoni, genellikle bir enfeksiyöz ajanın neden olduğu ve akciğerlerden birinin veya her ikisinin dokularının iltihaplanmasına neden olan bir alt solunum yolu hastalığıdır. Pnömoni, nozokomiyal enfeksiyonlar içinde mortalite yönünden en yüksek orana sahip enfeksiyondur. Hem hastane yatış endikasyonu gerektirmesi hem de hastaların bakım ve tedavi yükünün ağır olması sebebiyle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ciddi derecede önemlidir. Amerika Birleşik Devletleri’nde alt solunum yolu enfeksiyonlarına yıl boyunca rastlanır. Ancak mevsimsel olarak sonbahar döneminde ve kış aylarında insanların kapalı ortamlarda daha çok vakit geçirmesinden kaynaklı enfeksiyonun yayılış ve artış hızında ciddi derecede yükselme görülür. Özellikle çocuklarda çok fazla dış etmen hastalığa yakalanma oranını etkiler. Bunlar arasında, kreş, okul ve evlerdeki kalabalık ortamlar, pasif dumana maruz kalma, yetersiz bağışıklamalar, astım, kalp yetmezliği, nöromusküler hastalıklar, yetersiz beslenme, orak hücre anemisi, kistik fibrozis ve ergenlerde aşırı alkol kullanımı risk faktörleri arasındadır[1]. Hastane ortamında ortaya çıkan nozokomiyal pnömoni enfeksiyonlarının risk grupları arasında, endotrakeal entübasyon olan hastalar, invaziv mekanik ventilatöre bağlanan hastalar ve büyük çoğunluk olarak yoğun bakım servislerinde yatan hastalar risk yönünden en önde gelen gruplardır. Pnömoninin dünyadaki insidansına bakıldığında tüm hastane enfeksiyonlarına oranı yaklaşık olarak %15’dir. Ülkemizde ise bu oran yapılan çalışmalarla ortalama %11-30 arasında bildirilmiştir. Ayrıca yoğun bakım kliniklerinde ortaya çıkan hastane enfeksiyonlarının %46.9’unu pnömoniler oluşturmaktadır ve genelde ventilatör ilişkili pnömoniler başta gelmektedir. Pnömoni vakalarının morbidite ve mortalite oranlarının yüksek olmasının yanında, hastalarda fonksiyonel işlev bozukluklarına, özbakım yetersizliğine, yaşam kalitesinin olumsuz etkilenmesine ve anksiyete bozukluklarına sebep olmaktadır[2,3].

İnsanlarda alt solunum yolu mikrobiyolojisi, polimeraz zincir reaksiyonlarıyla, bakteriyel 16S ribozomal RNA genlerinin dizilimi ve metagenomiklerin kullanılmasıyla gelişti. Hem sağlıklı insanlarda hem de deneysel hayvan modellerinde yakın zamanda yapılan çalışmada, solunum yollarının ve alveollerin bağışıklık tonusünun akciğer mikrobiyotasını oluşturan bakteriler tarafından kalibre edildiği görülmektedir. Virülans kavramları da zaman içinde değişti; virülans, "bir mikroorganizmanın bir konağa zarar verme nispi kapasitesi" olarak tanımlanırken, enfeksiyon sadece bakteriyel replikasyonun veya bakteriyel gen ürünlerinin bir sonucu olmadığı, aynı zamanda konakçı tepkisinin ve ortaya çıkan iltihaplanmanın ve doku hasarının bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır[4].


Virüsler akut solunum yolu enfeksiyonlarının en sık nedenidir ve alt solunum yolu enfeksiyonuna neden olan etkenler hastanın yaşı ve bağışıklığına göre değişiklik göstermektedir. Viral pnömonilerde bronşiyal duvar kalınlaşması ile birlikte havayolu merkezli bir hastalık paterni görülür. Adenovirüs kaynaklı enfeksiyon ise, multifokal konsolidasyon veya buzlu cam görüntüsü olarak bilgisayarlı tomografide karşımıza çıkar. Buzlu cam görüntüsü adenovirüs pnömonisi olan hastalarda diğer viral enfeksiyonlara veya bakteriyel enfeksiyonlara oranla daha sık fark edilebilmektedir[5].


İnsanlarda dokuların yaşlanmasıyla birlikte oral-motor reflekslerin çalışma yapılarında zayıflık ve yavaşlama görülür. Reflekslerin yavaşlaması anatomik olarak yutma işlevinde bozulmaya neden olur. Yutma reflekslerindeki yavaşlama veya bozulmayla glotis kapak işlevinin zayıflaması yaşlılarda aspirasyon pnömonisi riskini doğurur. Yaşlılarda tekrarlayan pnömonilerin altta yatan nedenleri arasında ilk akla getirilmesi gereken aspirasyon pnömonisidir. Bunun için hastanede nütrisyon ile beslenen hastalarda taburculuk dönemleri göz önünde bulundurularak koruyucu yutma rehabilitasyon tedavisi önerilmektedir. Ayrıca interdisipliner olarak hastalarda bakım protokolleri oluşturulmalı ve hemşire-hekim işbirliği ile taburculuk ve evde bakım hizmeti etkin sürdürülmelidir[6].




Referanslar

  1. Mani C.S. Acute Pneumonia and Its Complications. Principles and Practice of Pediatric Infectious Diseases. (2018) 238–249.e4.

  2. Toksöz V., Yılmaz M. Ventilatör İlişkili Pnömoni Hastalarından İzole Edilen Mikroorganizmaların Antimikrobiyal Duyarlılıkları. Dicle Med J (2019) 46 (4) : 641 – 647

  3. Alankaya N., Karadakovan A., Uran B.N., Bayram H. Nurses’ Knowledge of Evidence-Based Practices Regarding The Prevention of Ventilator-Associated Pneumonia: The Case of Izmir. Journal of Ankara Health Sciences (2019) 2146-328.

  4. Mandell L.A., Niederman M.S. Aspiration Pneumonia. N Engl J Med 2019;380:651-63.

  5. Koo H.J., Lim S., Choe J., Sung H. Radiographic and CT Features of Viral Pneumonia. RadioGraphics 2018; 38:719–739

  6. Bulguroğlu M., Serel Arslan S., Demir N., Bulguroğlu H.İ., Karaduman A. Relationship Between Pneumonia and Swallowing Function in Elderly. Turk J Physiother Rehabil. 2020;31(3):270-277.



44 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör