Proust Etkisi: Kokular Neden Anıları Hatırlatır?


Ceyda Sönmez, Gebze Teknik Üniversitesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik


İnsan hafızası, beynin sadece belli bir bölgesinde değil birkaç farklı alanının birbiriyle bağlantılı olarak hareket ettiği bir süreçtir. Modern biyolojik ve psikolojik bilgiler ışığında uzmanlar hafızanın çok karmaşık ve özel bir yapıya sahip olduğuna inanmaktadır. Bu alandaki bazı çalışmalar, hafıza süreçlerinin bazı karmaşıklıklarını göstermeye başlamış ayrıca nörobilim ve psikoloji alanlarında büyük adımlar atılmıştır fakat söz konusu mekanizmaların kesinliğini anlamak için hala çalışmalar yapılmaktadır. Nature Comminication dergisinde yayınlanan yeni bir çalışmaya göre beynimiz, koku ile belli bir zaman ve mekâna ait hatıraları birleştirebilmektedir. Bu çalışma sonucu çok da yabancı olunan bir bulgu değildir çünkü bir koku duyulduğunda aniden bazı anıların canlanmasını çoğu insan yaşamıştır. Peki, nasıl oluyor da kokular, unuttuğumuzu sandığımız anıları canlandırabiliyor? Koku, farkında olunmasa bile en güçlü duyumuzdur ve belki de en savunmasız algımızdır. Diğer duyulardan farklı olan koku duyusu, Proust etkisi olarak da bilinen bazı hatıraları canlandırabilme ve anıları hatırlatabilme etkilerine sahiptir. Koku alma duyusu, evrimsel süreçte havadaki ve sudaki kimyasal maddeleri algılamak için gelişen, bakterilerin bile sahip olduğu ilkel duyulara kadar uzanan en eski duyudur. Görme, işitme ve hatta dokunma duyusundan önce canlıların etraflarındaki kimyasallara tepki verebilmesi için en önce koku duyusu gelişmiştir. Evrimsel ve hatta toplumsal olarak en ciddi ve etkili uyaranlardan biri olarak bilinmektedir. Duyular arasında kokunun özgün bir özelliği ise doğrudan beynin ilgili bölgesine gitmesidir. Diğer duyu sinyalleri örneğin işitme ve görme duyuları gözde ve kulakta yani ilgili organlarda başlar ve beynin ilgili bölgelerine geçmeden önce, aktarma merkezi işlevi gören talamusa yani ara beynin orta bölümüne geçer. Koku sinyalleri ise talamusa uğramadan koku alma soğanına (alfactory bulbs) gider. Böylelikle koku dışındaki duyuların oluşturduğu sinyallerin beyindeki işlem merkezinden daha uzakta olduğunu söyleyebiliriz. Tüm bu bilgiler ışığında kokunun hafızayı harekete geçirme üzerindeki etkisini anlayabilmek için beynimizin anatomisine girmek gerekiyor.


Beyinde duyusal bilgiyi işleyen amigdala ile hafıza oluşumundan ve hafızanın saklanmasından sorumlu olan hipokampus bölgeleri birbirlerine yakın olarak bulunurlar.



Koku sinyallerinin doğrudan iletildiği koku alma soğanı (alfactory bulbs) ise beynin duygu ve hafızadan sorumlu bu iki bölgesiyle bir arada bulunur ve direkt iletişim halindedir.



İlginçtir ki görsel, işitsel ve dokunma sinyallerinin hiçbiri bu bölgelere uğramamaktadır. Dolayısıyla koku almanın diğer duyulara kıyasla daha başarılı bir şekilde hafızayı harekete geçirildiği düşünülüyor.


Bu alanla ilgili Herz ve çalışma arkadaşları Brown Üniversitesi’nde bir deney gerçekleştirdiler. Amaçları, koku tarafından tetiklenmiş hafıza ile amigdala aktivasyonu arasında bir bağlantı olup olmadığını bulmaktı. Katılımcılar bir dizi görsel ve koku uyaranlarına maruz kaldılar. Görsel uyarıcılar, katılımcıların seçmiş olduğu parfüm şişesinin resmini içeriyordu. Koku uyaranı ise yine katılımcıların seçtiği parfüm kokularıydı. Eğer uyaranlardan biri herhangi bir anıyı veya duyguyu tetiklerse, katılımcılardan bunu bildirmeleri istendi. Araştırmacılar, koku uyaranına maruz kalındığında, katılımcıların amigdala ve hipokampus bölgesinin aktivasyonunda ciddi bir artış gözlemlemişlerdir. Koku, katılımcıların anılarını tetiklediği gibi beyindeki duygu ve hafızayla ilgili bölümleri tetiklediği sonucuna varılmıştır. Daha sonraki bazı davranışsal çalışmalar, kokuların duygusal anıları tetiklemede görsel uyaranlardan daha başarılı olduğunu göstermiştir.


Son yıllarda yapılan çalışmalara göre istenmeyen bir koku hafızayı daha güçlü bir şekilde harekete geçiriyor. Kötü bir kokuyla ilişkilendirilen olaylar hafızada daha kalıcı olabiliyor. Yapılan bir araştırmada, katılımcıları öncelikle hangi kokuların rahatsız ettiği saptanmış, sonrasında bir dizi görsel gösterilmeye başlanmıştır. Katılımcılar görsellere bakarken aynı zamanda taktıkları maskeden çeşitli kokular verilmiştir. Sonuç olarak katılımcıların kötü bir kokuyla eşleştirdikleri görselleri daha iyi hatırladıkları ortaya çıkmıştır. Bilim insanlarına göre bu durumun sebebi, tahmin edilemezlik ve sürpriz olgusunun hafızayı güçlendirmesinden kaynaklanıyor olmasıdır. Uzmanlara göre gelecekte kokular kullanılarak duygusal öğrenme ve hafıza süreci çalışmaları yürütülebilir ve hatta karmaşık olan hafıza mekanizmaları çözümlenebilir. Ayrıca koku hafızasını yöneten nöral yolu anlamak için yapılacak çalışmaların, Parkinson ve Alzheimer gibi hafıza kaybı ile ilgili hastalıkların tedavisinde etkili olabileceği düşünülüyor.





Kaynakçalar

1. Herz RS, Eliassen J, Beland S, & Souza T. Neuroimaging evidence for the emotional potency of odor-evoked memory. Neuropsychologia 42 (2004), 371-378.

2. Herz RS & von Clef J. The influence of verbal labeling on the perception of odors: evidence for olfactory illusions? Perception 30 (2001), 381-391.

3. https://human-memory.net/

4. Saive A-L, Royet J-P, & Plailly J. A review on the neural bases of episodic odor memory: from laboratory-based to autobiographical approaches. Frontiers in Behavioral Neuroscience 8 (2014). doi: 10.3389/fnbeh.2014.00240

5. https://www.livescience.com/

6. Arshamian A, Iannilli E, Gerber JC, Willander J, Persson J, Seo H-S, Hummel T, & Larsson M. The functional neuroanatomy of odor evoked autobiographical memories cued by odors and words. Neuropsychologia 51 (2013), 123-131.

0 görüntüleme

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

Bizi Takip Et
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi