Psikedelik Maddelerin Beyne Etkisi Ve Bağımlılık


Yağmur Kurumuş – İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü


Psikedelik maddelerin ilk ortaya çıkışı ikinci dünya savaşı ortalarında İsviçre’ nin Basel şehrinde Albert Hoffmann’ın ilk LSD deneyini gerçekleştirmesiyle olmuştur. LSD nin yapısal formülüne baktığımızda serotoninin yapısına çok benzemektedir. Daha sonra bilim insanların bu konu hakkındaki araştırmaları devam ettikçe bir çeşit mantarın içinde bulunan psilosibin bir kaktüs çeşidinde bulunan meskalin ve ayahuaska bitkisinde bulunan DMT gibi psikedelik etkileri olan maddeleri keşfetmeye devam etmişlerdir (1). Bütün bu psikedelik maddeler vücutta serotonin reseptörlerine bağlanıp alınan doza ve maddeye göre etkisini 3 ila 12 saat boyunca göstermektedir. Halüsinasyon ve çeşitli beyin aktivitesini etkileyen etkenlerle beraber yan etkileri doz aşımında ölüme dahi yol açmaktadır. Bu maddelerin bulunmasından yaklaşık 15-20 yıl kadar kısa bir süre sonra kullanımı siyasi sebeplerin getirdiği gereklilikle yaklaşık 40 ülkede medikal anlamda kullanımı dahi yasaklandı (1). Bununla beraber psikedelik maddelerin insanlar üzerinde olumlu yada olumsuz tedavi amaçlı dahil olmak üzere incelenmesi de yasaklandı ve çoğu ülkede kullanımı satılması bulundurulması hatta bitki halinin yetiştirilmesi suç sayılmaya başlandı. Yasaklandığı dönemlerde yetersiz araştırma sonuçlarına rağmen bu maddelerin kullanımının engellenmesi için çeşitli olumsuz senaryolar ortaya kondu. Beynin öğrenme ve anı merkezini zedelediği kromozomlara olan olumsuz etkileri doğum kusurları ölümcül hastalıklara sebebiyet verdiği gibi iddalar ortaya atıldı. Bugüne kadar yapılan araştırmalara göre beyni alt üst etmesi toksik etkilere sahip olması fiziksel bağımlılığa sebep olması gibi durumların olmadığı ayrıca kromozom hasarları ve doğum kusurlarına sebebiyet verdiğine dair kesin bir kanıt ve araştırma sonucu bulunmamaktadır (1,2). Riskler o dönemde kullanımı engellemek amaçlı abartılmış olabilir ama her vücuda alınan her kimyasal madde gibi ne kadar bitkisel olsa da vücuda etkileri hiç yok değil. Özellikle günümüzde illegal yollada olsa ulaşılabilir psikedelik maddeler genellikle metamfetamin veya PCP gibi maddelerle karıştırılması ayrıca eğer herhangi bir psikolojik bozukluğa yatkınlığınız var ise bu tür maddelerin kullanımı o maddelerin sebebiyet verdiği gerçek dışı dünyaya inanma gerçek hayatla ilişkiyi koparmak için daha yüksek doz alma bununla birlikte gerçek dışı dünyaya inanan insanların başkalarına ve kendine zarar verme eğiliminde olma oranı yükselir. Bu genelde maddenin vücutta yarattığı kimyasal etkiden ziyade psikolojik bozukluklarının yarattığı etkilerdir. Yapılan yeni araştırmalar göre hayat boyu dozu abartmadan bilinçli ve sağlıklı olan bireylerde bu tür psikedelik madde kullanımı ile şizofreni ve psikopatik hastalıklar arasında kayda değer hiçbir bağlantı kurulamamış olup bazı psikolojik hastalıkların tedavisinde bile kullanılabileceği kanıtlandı. Yapılan araştırmalar ve yeni bulgular ne kadar değişmiş olsa da legal anlamda ülkelerin belirlediği kurallar değişmedi. Kullanımın yasak olması daha da yaygınlaştırıldı. Her ne kadar günümüzde siyasi ve hukuki anlamda izinler zorlaştırılmış olsa da psikedelik maddelerin kimyasal ve laboratuvar ortamında üretilen sentetik uyuşturucularından farklı olmasından dolayı özellikle depresyon anksiyete gibi psikolojik hastalıkların tedavisinde alkol ve sigara bağımlılığının giderilmesinde kullanılmak adına çeşitli deneyler yapılmaktadır. Bu tür maddelerin etkisinin insanın o anki psikolojisi ve psikolojik hastalıklara olan yatkınlıkla direkt ilişkili olduğunu söylemiştik bu tarz ilaçların tedavi amaçlı kullanılmasında en büyük etkisi de hastanın iyileşmeye olan bakış açısıdır (1,2). Çünkü bu tarz maddeler beyin aktivitesini yüksek oranda etkilemekle beraber beynin bölgelerinin birbiri arasındaki bağlantılarını artırıp hatta yeni bağlantı yollarının kurulmasını sağlamaktadır. Yani hasta plasebo etkisinde görüldüğü gibi bir psikoloji ile ilaca yaklaşırsa yani ilacın tedavisi için gerekli ve işe yarar bir yöntem olduğuna inanırsa plasebo etkisinden çok daha hızlı ve geçerli bir tedavi haline gelebiliyor çünkü yüksek oranda beyin aktivitesinde artış ve bununla beraber vücudumuz kimyasal anlamda (nörotransmitter ve hormon salınımı) yüksek aktivite göstermektedir (1,2). Bağımlılık faktörüne baktığımızda bağımlılık fiziksel ve psikolojik bağımlılık olarak değişmektedir genelde psikolojik bağımlılığın ardından fiziksel bağımlılık görülebilir ikisi arasındaki en bariz fark fiziksel bağımlılıkta bağımlılık faktörünün ortadan kaldırılmasıyla fiziksel anlamda yoksunluk hissinin olması ve fiziksel anlamda etkisini gösteren krizlerin olmasıdır. Bağımlılık genelde benin ödül merkezinin uyarılmasıyla ortaya çıkar özellikle ağır strese maruz kalan insanlar ödül mekanizmalarını uyaran ve biraz olsun vücudun ve beynin stres seviyesini düşüren maddelere bağımlılık oluşturabilirler (2). Genelde bağımlılık yapan maddeler dopamin ve dopaminerjik sistemle ilişkilendirilmektedir bunun yanı sıra psikedelik maddelerin genelde serotonin reseptörlerine bağlanması ve dopaminerjik sisteme etkilerinin neredeyse yok sayılacak kadar az olması bağımlılığa sebep olmamasını hatta alkol ve sigara bağımlılığı tedavisinde kullanılması amaçlanan araştırmalarda kullanılmıştır.

Baktığımızda günümüzde madde kullanımı madde bağımlılığı yaygın olmakla birlikte ağır hastalıklar geçiren insanların savaş yada askerlikte ağır travmalarla boğuşan insanların ciddi psikolojik korkuları ve anksiyete gibi normal yaşamı etkileyen hastalıkların bu tarz psikedelik maddelerin yardımıyla doktorlar gözetiminde doğru doz yer ve zamanda uygulanmasıyla olumlu sonuçların artacağına inanılıyor çalışmalar ve araştırmalar hala yetersiz ve devam etmektedir. Ama bu yöntemlerin ileride antidepresanların yarattığı yan etkilerden koruyup bazı önemli psikolojik hastalıkların tedavisi için uygun hale gelebilecekmiş gibi gözüküyor.






Kaynakçalar

1. HOROZCU, Ü. (2013). PSİKODELİG İLAÇLAR VE MİSTİK DENEYİM: MİSTİK DENEYİMİN KISA YOLU. Retrieved 23 January 2020, from https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/10288

2. UZBAY, T. (2020). BEYİN NASIL BAĞIMLI OLUYOR? Retrieved 23 January 2020, from

http://www.eczaakademi.org/images/upld2/ecza_akademi/makale/20110325100047beyin _nasil_bagimli_oluyor.pdf


0 görüntüleme

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

Bizi Takip Et
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi