top of page
beyaz logo.png

Radyodermatit ile Yaşamak

Güncelleme tarihi: 27 Mar 2023

Nagehan Uzuner - İletişim Bilimleri Doktora Adayı, İstanbul Bilgi Üniversitesi, İletişim Bilimleri Doktora Programı

Kanser hastalıklarıyla mücadele, cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi ve daha holistik yaklaşımla spesifik tedavi planlarını gerektirir. Kanser tedavilerinde atılacak ilk adım, tedavi ve palyatif bakım amaçlarının belirlenmesiyle başlar. Süreç ve yaklaşım insan merkezli olmalıdır. Birincil amaç genellikle kanseri tedavi etmek ve sağ kalım sürecini önemli ölçüde uzatmaktır. Hastanın yaşam kalitesini iyileştirmek de önemli amaçlardan biridir [1].

Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC)’nın yayınladığı 2020 dünya kanser istatistikleri, tüm dünyada tahmini 19,3 milyon yeni kanser vakasının (melanom dışı cilt kanseri hariç 18,1 milyon) ve yaklaşık 10,0 milyon kanser ölümünün (melanom dışı cilt kanseri hariç 9,9 milyon) yaşandığını göstermektedir. 2020'de 19,3 milyon yeni vaka ve 10,0 milyon ölüm şeklinde bildirilen bu kanser oranları, 2018 yılındaki 18,1 milyon vaka ve 9,6 milyon ölüm oranlarıyla kıyaslandığında tüm dünyadaki kanser yükünün arttığı görülmektedir. Bahsi geçen kanser istatistiklerine göre meme kanseri, en sık teşhis edilen kanser olarak akciğer kanserininin önüne geçmiştir. Tahminen edilen rakamlar şu şekilde sıralanmıştır: 2,3 milyon yeni vaka (%11,7), bunu akciğer (%11,4), kolorektal (%10,0), prostat (%7,3) ve mide (%5,6) kanserleri. Akciğer kanseri, 1,8 milyon ölümle (%18) kanser ölümlerinin önde gelen nedeni olmayı sürdürürken, bunu kolorektal (%9,4), karaciğer (%8,3), mide (%7,7) ve meme (%6,9) kanserleri izlemiştir [2].

Gelişen sağlık teknolojileri ve kanser tedavilerine bakıldığında radyoterapinin önemli bir rolü olduğu görülür. Genel olarak radyoterapi çeşitleri eksternal radyoterapi ve internal radyoterapi olarak ayrılır. Radyoterapi teknikleri ise volümetrik ayarlı ark terapi (VMAT), yoğunluk ayarlı radyoterapi (YART-IMRT), 3 boyutlu konformal radyoterapi (3BKRT-3DCRT), görüntü kılavuzluğunda yoğunluk ayarlı radyoterapi, stereotaktik radyocerrahisi (SRC), stereotaktik beden radyoterapisi (SBRT) ve intraoperatif radyoterapi olarak listelenir [1].


Radyoterapiler kanser tedavilerinde olumlu sonuçlar doğursa da bir yandan tedavi süresinde ya da ilerleyen dönemlerde çeşitli yan etkileri de beraberinde getirebilmektedir. Radyoterapi tedavisine bağlı olarak gelişen radyodermatit, hastaların beden imajını ve yaşam kalitesi olumsuz etkileyen önemli sorunlardan biridir. Radyodermatit, radyasyona maruz kalan ciltte ortaya çıkan cilt reaksiyonu yani cilt bozuklukları olarak tanımlanır. Akut radyodermatitler, eritem, kuru deskuamasyon ve yaş deskuamasyon olarak tanımlanırken, geç radyodermatitler ise nekroz, telenjektazi ve fibrozis olarak bilinir [1]. Radyodermatit genellikle ciltte kızarıklık, pigmentasyon, fibroz, ülser, ödem, yanma, ağrı ve kaşıntı ile ilişkilidir. Radyodermatite bağlı olarak yüzeysel bir eritem ile hafif reaksiyonlar ya da epidermisin nemli bir şekilde sıyrılmasına değin daha şiddetli reaksiyonlar görülebilir [1] [3].


Radyodermatit gibi cilt bozukluklarında standart bir tedavi olarak kortikosteroidlerin uzun süreli kullanımı birçok yan etkiye neden olabilir. Ozonlanmış aloe vera yağı, daha az yan etkisi ve yara iyileşme sürecindeki faydaları nedeniyle alternatif olarak kortikosteroidlerin yerini alabileceği ileri sürülmektedir. Dolayısıyla radyodermatit yarasının iyileşmesinde önemli rol oynayan faktörler üzerinde pek çok akademik çalışma yapılmaktadır. Utami ve diğerlerinin 2022’de yayınladıkları çalışmada hematoksilin ve eozin (H&E) boyaması kullanılarak kontrol ve tedavi grupları arasındaki epidermal kalınlık, bir Kruskal-Wallis testi (p = 0.001) ve tek yönlü ANOVA testi (p <0.001) ile değerlendirilmiş ve sonuçları önemli farklılıklar göstermiştir. Ozonlanmış aloe vera yağı verilen gruplarda daha yüksek ortalamada PDGF ekspresyonu varken diğer gruplardan daha kalın epidermisleri olduğu gözlenmiştir. Spearman korelasyon testi, iki değişken arasında güçlü bir pozitif ilişki (p <0.001 ve r = 0.709) göstermiştir. Sonuç olarak, ozonlanmış aloe vera yağının, PDGF ekspresyonunu ve epidermin kalınlığını arttırarak radyodermatit yarasının iyileşmesine katkıda bulunduğu rapor edilmiştir [4].



Resim 1. Baş-boyun radyoterapi tedavisinde epidermde kızarıklık.*



Resim 2. Baş-boyun radyoterapisi sebebiyle gelişen radyodermatit.*


Radyodermatitle Yaşamak


2014 yılı Aralık ayında çürümeye yüz tutan yirmilik dişim sebebiyle peşine düştüğüm -sağ parotiste ne olduğu bilinmez kitleye- yapılan tetkiklerin ve sitopatolojik incelemelerin ardından adenoid kistik karsinoma (ACC) tanısı konuldu. Böylece ACC’nin, tüm kanserlerin sadece % 0.3’ünde görülen nadir bir kanser türü olduğunu öğrenmiş oldum. Bu kanserin tükrük bezlerinde ve vücudun diğer bölgelerinde de gelişebildiği görülmektedir. Nadiren de olsa invaziv bir şekilde lenf düğümleri ve sinir liflerini çevreleyen dokulara sızdığı da kayda geçmiştir. Bu kanser türü, ilk geliştiği yerde tekrarlama eğilimini gösterir ve hastaların yaklaşık %50'sinde, vücuttaki uzak bölgelere, özellikle akciğerlere yayılır ve akabinde yaşamı tehdit eden komplikasyonlarla sonuçlanır. ACC, tipik olarak 40-60 yaş aralığında ortaya çıksa da benim gibi genç erişkinlerde de görülebilir. 1977-1996 arasında takip edilen 160 ACC hastasıyla yapılan bir çalışmada, 5 yıllık sağ kalım oranı %89 iken 15 yıllık sağ kalım oranının %40'tan az olduğu gözlenir. ACC’nin prognozu oldukça yavaş olduğundan, çoğu insan, daha ileri tümör tutulumu durumlarında dahi kanseriyle kronik bir biçimde yaşamını sürdürür. ACC’de her vaka birbirinden farklıdır. Prognozu etkileyebilecek envaiçeşit faktör vardır. ACC’nin geleneksel tedavisinde kemoterapi ajanlarının tek bir tipi veya kombinasyonunun etkili olduğu görülmez. Tedavi yaklaşımında genellikle tümörün konumuna bağlı olarak cerrahi girişimler ve radyoterapiler kullanılır. Hastaların radyolojik kayıtlarına göre perinöral invazyon sebebiyle ACC hücrelerinin bir şekilde vücutta çeşitli alanları atladığı ve primer tümör bölgesinden çok daha uzak alanlardaki sinirlere sızabildikleri izlenmiştir [5].


Yukarıda detaylıca anlattığım üzere benim ACC sürecimde de öncelikle geniş bir cerrahi ile sağ parotiste bulunan tümör sağ kulak önünden boynumu içeren bir alanda eksize edilip, deri grefti ile tamamlandı. Patoloji raporunun işaret ettiği perinöral invazyona istinaden kanser konseyi kararınca baş-boyun radyoterapisi uygulanmasına karar verildi. Tedavinin olası komplikasyonları ve etkililiği hakkında edindiğim etraflı bilgilerden sonra bu tedavinin uygulanmasına onam verdim. Radyoterapi başlamadan önce çeşitli hazırlıklar yapmak gerekliydi. Ağız ve diş sağlığı kliniğine yönlendirildim. Önlem olması bakımından radyoterapi alanına denk gelen dişlerim -sağlıklı olmalarına rağmen- çekildi, diğerlerine dolgular yapıldı. Akabinde radyoterapi fiziği alanında uzman olan fizik mühendisleri benim için baş-boyun radyoterapilerinde kullanılan maskelerden birini hazırladılar. Bu otantik maske haftalar boyu süren radyoterapi serüveninin ayrılmaz parçası haline geldi. Baş ve boynumdaki epidermin ince olması sebebiyle daha ilk radyoterapi seansından itibaren bahsi geçen yan etkilerle yavaş yavaş karşılaşmaya başladık. Yaşadığım yan etkilerden bazıları kulak çınlaması, ağız kuruluğu, damak, yanak ve dilde ortaya çıkan mukozitler ve radyodermatitlerdi. Mukozitler sebebiyle ortaya çıkan beslenme bozuklukları da önemli yan etkilerden biriydi. Kronik ağrıların zaman zaman şiddetli ağrı nöbetlerini devşirdiği de oldu. Ancak her bir yan etki için akut olarak ek tedaviler uygulandı. Kanser camiasının kıymetlileri listesinin başında gelen radyasyon onkolojisi teknikerleri, onkoloji hemşireleri, radyasyon onkologları ve daha pek çok sağlık profesyonelinden oluşan koca bir ekip ile süren 6 haftalık yârenliğimi 7 haftalık nekahet dönemi izledi. Radyoterapinin ilk seanslarından hemen sonra ortaya çıkan ciltteki kızarıklıklar, ilerleyen süreçlerde radyodermatitlere ve yıllar içinde fibrozislere tahavvül etti. Onkolojik yaklaşımlara hakim bir dermatoloji uzmanının reçetelendirdiği ilaç tedavilerinin yanı sıra radyodermatitlerle yaşarken mevsim fark etmeksizin koruyucu ürünler kullanmam gerektiğini öğrendim. Özellikle güneş ışınlarından korunmak için siperliği geniş olan şapkalara ilaveten doğal güneş ışınlardan (UV) ve yüksek enerjili görünür ışınlardan (floresan ışıklar, LED aydınlatmalar, telefon, tablet ve bilgisayarların mavi ekranları gibi GI-mavi/mor ışıklardan) korunmak amacıyla geniş spektrumlu SPF 50+ korumalı ve renklendirilmiş koruyucu içeren ürünler kullanmak işten bile değil. Radyodermatit alanını iyice nemlendirmek, dış faktörlerden mümkün olabildiğince korumak, iyi uyumak ve bol su içmek de cilt sağlığımızı korumak için yapabileceklerimiz arasında.


Yazımı tamamlarken kanser hakkındaki en önemli şeyin kanser farkındalığı olduğunu vurgulamak isterim. Rutin kontrollerinizi aksatmadan, sağlıkla kalmanız dileğimle.





Referanslar

  1. Ören, K. (2019). Onkoloji alanında çalışan hemşirelerin radyodermatit bilgi düzeyi. Lisansüstü Eğitim Enstitüsü.

  2. Küresel Kanser Gözlemevi (2020) Dünya Sağlık Örgütü Kanser Verileri Çevirisi 25 Şubat 2023 tarihinde https://www.losante.com.tr/Content/brosur/DS%C3%96%20Kanser%20Verileri%20Tablo%20%C3%87evirisi.pdf adresinden erişildi.

  3. Naylor, W., & Mallett, J. (2001). Management of acute radiotherapy induced skin reactions: a literature review. European Journal of Oncology Nursing, 5(4), 221-233.

  4. Utami, W. P., Prajoko, Y. W., Hari Nawangsih Prihharsanti, C., Sadhana, U., Susilaningsih, N., Restiwijaya, M., & Nur, M. (2022). HEALING OF RADIATION DERMATITIS WITH OZONATED Aloe vera OIL BY INCREASING PDGF AND EPIDERMAL THICKNESS IN SPRAGUE-DAWLEY RATS. Folia Medica Indonesiana (2355-8393), 58(4).

  5. Salivary Gland Cancer UK (2022) More About Salivary Gland Cancers 25 Şubat 2023 tarihinde https://www.salivaryglandcancer.uk/treatment-options/more-about-salivary-gland-cancers/ adresinden erişildi.


*Resimler Nagehan Uzuner’in kişisel arşivine ait olup tüm hakları saklıdır. Resimlerin bütünü veya bir bölümü izinsiz olarak çoğaltılamaz, yayınlanamaz ve kopyalanamaz.


69 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page