Tıpta İnovasyon


Prof. Dr. Melih Bulut


İnovasyon değer katan yenilik, yenilikçilik demek. Tıpta İnovasyon insan sağlığına değer katan her yeniliğe verdiğimiz ad. Bu yazıda daha çok inovasyonda başarılı olmak için yapmamız gerekenleri gözden geçireceğiz.


İnsanlık tarihi bir bakıma buluşlar, keşifler ve yenilikler tarihi. İnsan bir yönüyle muhafazakâr, bir yönüyle de hep değişim arıyor. Özellikle 2007’den itibaren içine girdiğimiz yıkıcı teknolojiler çağında değişim daha da hızlandı. Son yıllarda tıp ve sağlık alanında inovasyonun pek güncel hale gelmesinde Genom projesi gibi, Crispr-CAS gibi pek çok önemli gelişmenin payı var.


İnovasyon deyince hemen akla ABD’deki Silikon Vadisi gelse de inovatif ülkeler sıralamasında İsviçre uzun yıllardır uzak ara birinci. Sonra ABD ve atak yapan Çin var. Türkiye ise orta sıralarda. 10000’den fazla bilim insanı aktif olarak ABD’nin seçkin kurumlarında çalışan Türkiye'nin orta gelir tuzağı gibi orta bilim tuzağından da kurtulması gerekiyor. Bunun için bizim, yarışta önde olan ülkelerden örnek alarak neleri değiştirmemiz gerektiğine kafa yormamız gerekiyor.


2005 yılında Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Başhekimi iken bir TASSA (Turkish American Scientific Association) etkinliği vesilesiyle Philadelphia'daki Drexel Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Banu Onaral'ın bir günlük atölye çalışmasına katılmış ve çok yararlanmıştım. Banu Onaral NIH'in (Ulusal Sağlık Enstitüsü), Amerika'da sağlıkla ilgili araştırmalara fon sağlayarak yönlendiren devlet kurumu) artık insan sağlığı ile doğrudan ilgisi olmayan araştırmalara destek vermediğini söylemişti. Bundan hareketle fakültelerindeki elektrik, makina gibi bölümleri adeta biyoelektrik, biyo-makina mühendisliği şeklinde yeniden organize etmişlerdi. Bu anlayışla yapılan çalışmalar sonucunda ürettikleri birçok cihazın prototipini bize göstermişlerdi. Şimdilerde bu cihazlar veya benzerleri rutin kullanıma girmiş durumda. Bu değişime ilave araştırıcıların üniversite çatısı altında yeni bir çalışmaya girişimci, pazarlamacı ve hukukçularla birlikte başladıkları bilgisi beni çok etkilemişti. Çünkü artık bir buluş yapmak yetmiyor; bunun kullanıma girmesi için sermaye, pazarlama ve hukuki destekle birlikte ilerlemek gerekiyor.


Sağlığa değer katan yenilik üretmek giderek tek bir kişinin, bir disiplinin, bir laboratuvarda çalışmasıyla mümkün olmuyor; o buluşlar çoktan yapıldı. Artık multidisipliner çalışmak şart. Bu yazıyı daha çok okuyacak olan moleküler biyoloji ve genetik bölümü öğrencileri olarak sizler ileride çok önemli buluş ve yeniliklere ancak kendi bölümünüz dışındaki arkadaşlarınızla iş birliği yaparak imza atabileceğinizin farkında olmalısınız.


Son aylarda sağlıkta inovasyona, girişimciliğe ilgim hayli arttı ve bu "ekosistem" ile tanıştım. İki önemli eksik gözlemledim, bunları paylaşmak inovatif ve girişimci gençlere yol gösterebilir. Birincisi bu ekosistem yenilikçi ama içine kapalı. Melek yatırımcılardan start-uplara (yeni girişim- girişim) herkes kendine küçük, dar bir çerçeve oluşturmuş. Belki de bu yüzden Türkiye'deki girişimler bir türlü hak ettiği yatırımlara kavuşamıyor. Sağlık sektörünün bu girişimlerden, inovatif (yenilikçi) gençlerin sektörden haberi yok. Keza bu ekosistemin, herhalde yenilikçi olduğunu bize göstermek için, kendine özgü bir jargonu ve iş yapma biçimi var. Ne var ki bu yaklaşım pek sağlıklı değil, bu insanlarla ilk kez konuştuğunuzda fezadan filan geldiklerini zannediyorsunuz. Sonra ne dediklerini anladıkça yaldızlar dökülüyor. Sonuçta iş yapmak, işi başarmak diye bir olgu var ve bunun temel kuralları binlerce yıldır değişmiyor. En başta siz ne kadar yenilikçi olsanız da içinde bulunduğunuz ülkenin sosyal ortamından, hukuk düzeninden, iş yapma kültüründen kendinizi tamamen soyutlayamazsınız. Eskinin, alışılmışın önünüzü kesmesine engel olmak için yenilikçi iş modellerini de hayata geçirmeniz gerekir. Yeni başlangıçlar tüm bu eksiklikleri gidermek için profesyonel destek almaktan çekinmemelidir.


Sağlık sadece bedensel değil aynı zamanda ruhsal ve sosyal iyilik halidir, insan vücudu da bir bütündür. Tıpta inovasyon yapmaya çalışırken sağlığa insan merkezli ve bütünsel yaklaşım yapmamız gerektiğini hep hatırlamalıyız. Bugün bütün dünya sağlıkta inovasyon yapmaya çalışıyorken pek azının başarılı olabilmesinin sebebi işte bu yalın gerçektir. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi almak için Ayşe Kiraz Bulut ile yazdığımız makaleye göz atabilirsiniz.


http://dergipark.gov.tr/tjph/issue/39061


Sosyal medya iyi kullanıldığında bütünsel yaklaşım için hatırı sayılır kolaylıklar sağlıyor. Kuracağınız ilişkiler (networking) ile ilgi alanınızdaki bilim insanı, kanaat önderi, hasta veya hayvan hakları savunucuları, yerel global bürokrasi ile çok yönlü etkileşim içine girebilirsiniz.


Tıpta inovasyon için de artık global bir vizyon gerekiyor. Sadece Türkiye'ye özgü bir çözüm pek cazip değil. Ancak Nadir Hastalıklar gibi konular yerelden hareketle dünyaya ulaşmada sizler için ideal. Kendi ülkemizde 5-7 milyon Nadir Hastalık hastamız var. Sağlık alanında etkileşim içinde olduğumuz 2 milyar nüfusun bu problemi de bizden çözüm bekliyor. Bu saha genç bilimciler için inanılmaz fırsatlar sunuyor. Özellikle hekim, sosyal bilimci, genetikçi hep birlikte soruna yaklaşım yapar ve çözüm geliştirirse muazzam ve örnek bir iş başarılmış olur.


Yenilikçi iş modellerini kullanarak etkin iş birliği, multidisipliner çalışma, daima insan merkezli ve bütünsel düşünme, global vizyon geliştirme; zannediyorum değişime, yenilikler keşfetmeye doğuştan programlı siz Türk gençlerinin inovasyonda en öne çıkmanızı sağlayacaktır.

0 görüntüleme

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

Bizi Takip Et
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi