beyaz logo.png

Venöz Tromboembolizm

Güncelleme tarihi: 13 Nis 2021


 

Kemal YILMAZ - İzmir Bakırçay Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Hemşirelik Esasları Bilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi, Ege Üniversitesi Hastanesi Acil Tıp Hemşiresi

 

Venöz tromboembolizm, kendi içinde derin ven trombozu ve pulmoner emboli olarak incelenir. Derin ven trombozu genelde asemptomatik olarak klinik seyir gösterirken, pulmoner emboli mortalitesi yüksek olarak ciddi klinik belirtilerle kendini gösterir. Venöz tromboembolizmi önemli bir sağlık problemi olarak ortaya çıkaran en büyük etken ameliyat dönemlerinde morbidite ve mortalite oranlarının yüksek görülmesidir. Cerrahi müdahalelerden sonra hastanede yatarak tedavi gördükten sonra, venöz tromboembolizm tanısıyla tekrar hastaneye başvuru sayısının ameliyat olmayanlara göre 70 kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir[1]. Venöz tromboembolizm tanısı aldıktan sonra hastane yatışlarının diğer komorbid hastalıklardan olan kalp yetmezliği, meme kanseri, serebrovasküler olayların neden olduğu yatışlardan daha uzun olduğu, hastane maliyetlerinin fazla olduğu ve tüm hastane kaynaklı ölümlerin %10’nunda venöz tromboembolizmin neden olduğu görülmektedir. Ayrıca yapılması planlanan majör cerrahi operasyonlardan venöz tromboembolizmin tek başına risk kaynağı oluşturduğu bilinmektedir. Hastalığın gerçek oranda insidansı tam olarak bilinmemekle birlikte, hastanede cerrahi operasyon geçiren hastaların yaklaşık %25’inde cerrahi işlem sonrasında venöz tromboembolizmden etkilendiği yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur[1,2]. Ortopedinin kalça, büyük kemik ve kanser ameliyatlarından sonra venöz tromboembolizmin daha sık görüldüğü ancak klinik olarak asemptomatik ilerlediğinden dolayı tespit edilmesi güçleşmekte ve insidans oranı tam belirlenememektedir. Ayrıca operasyon sonrası ortaya çıkan ağrı, yara iyileşmesi, günlük aktivite toleransı gibi etkenlerin daha ön planda tutulmasıyla venöz tromboembolizm tanı testleri ve belirtileri göz ardı edilebilmektedir[3,4].

Venöz tromboembolizmde arteriyel tromboembolizme oranla sistem tam olarak netlik kazanmamıştır. Fakat venöz tromboembolizmin ven içinde oluşturduğu trombozun oluşum aşamaları ve büyüme seyri bilinmektedir. Venöz trombüsler vücutta arter akımının yüksek seyretmesiyle trombositlerin kümeleşmesi ve venöz akımın yavaş seyir göstermesiyle eritrosit ve fibrinojenlerin kümeleşmesi olarak görülmektedir (Görsel 1). Trombüslerin ven içinde büyüyüp gelişmesinde trombosit nötrofil karışımlarının oluşturduğu zahn çizgileri etkin rol alır[3].


Şekil 1: Derin ven trombozunun eklem bölgesindeki oluşumunun şematik çizimi [3].

Venöz tromboembolizmin en büyük etkeni alt ekstremitelerde görülen derin venlerdeki pulsatif akım kaynaklı oluşan trombüslerdir. Derin venlerde oluşan bu trombüsler tutunduğu damar çeperinden koparak dolaşım yoluyla akciğere ulaşıp pulmoner emboliye yol açarlar. Oluşan pulmoner embolilerin tanı tespiti genel olarak acil servislerde konulmaktadır. Çünkü pulmoner embolizmde klinik seyir olgudan olguya farklılık göstererek semptomların ayırt edilmesini güç hale getirir. Genel tabloya bakıldığında hastalar acil servislere senkop, şok veya kardiyak arrest ön tanılarıyla getirirler. Oluşan kardiyopulmoner arrestlerin ise büyük çoğunluğunun nedeni pulmoner venöz tromboembolizm olarak ortaya çıkmaktadır. Damar bütünlüğünün bozulmasıyla doku harabiyetlerinin ortaya çıkması ve oluşan hasarın doku faktörleriyle onarılmaya çalışılması aşamasında trombüs oluşumu görülür. Oluşan bu trombüslerin pulmoner arterlerde yüksek akıma neden olmasıyla ani basınç yükseklikleri görülerek dolaşım kollapsı meydane gelir ve hastalarda mortalite oranı artar. Venöz tromboembolizm vakalarında akut olarak tedavi yöntemi hastaya kısa zamanda trombolitik tedavi verilmesidir. Trombolitik tedavide ilaç içerisinde bulunan fibronejen yapılarıyla oluşan trombüs eritilerek dolaşıma katılması amaçlanır. Ayrıca trombolitik tedavi yöntemi ile pulmoner venöz tromboembolizmin kalpte sağ ventrikülde oluşturduğu basınç yüksekliğinin neden olduğu sağ yetmezliğin azaltılmasına ve ölüm oranların düşülmesine büyük katkısı olduğu bilinmektedir[5-8].





Referanslar

  1. Sweetland S., Green J., Liu B., Canonico M., Reeves G., Beral V. Million Women Study collaborators. Duration and magnitude of the postoperative risk of venous thromboembolism in middle aged women: prospective cohort study. BMJ 2009. 339, b4583.

  2. Gordon R.J., Lombard F.W. Perioperative venous thromboembolism: A review. Anest Analg 2017;125(2):403-12.

  3. Şener E.E., Daldal İ. Definition and pathophysiology of venous thromboembolism. TOTBİD Dergisi 2019;18:469–472.

  4. Koçyiğit A., Atilla B. Evaluation of the risk factors of venous thromboembolism. TOTBİD Dergisi 2019;18:473–481.

  5. Alizoroğlu D., Erbaycu A.E., Çimen P. Thrombolytic Use in Massive Pulmonary Embolism: Revival of Two Patients. Turkish Journal of Intensive Care 2019;3:1-4.

  6. Karalezli A. Pulmonary Embolism. Güncel Göğüs Hastalıkları Serisi 2018; 6 (2): 16-35.

  7. Özkaynak B., Kayalar N., Polat A., ve ark. Thrombolytic Treatment of Massive Pulmonary Embolism as a Complication of Varicose Vein Surgery. Journal of Academic Research in Medicine 2011; 1: 26-7.

  8. Şen Ö., Mısırlıoğlu G., Aydın N., Gür E.K. Postoperatif Beklenmeyen Bilateral Masif Pulmoner Emboli Otuz Yaşında Kadın Hasta: Olgu Sunumu. Med Bull Haseki 2015;53:313-6.

  9. Şekil 1: Şener E.E., Daldal İ. Definition and pathophysiology of venous thromboembolism. TOTBİD Dergisi 2019;18:469–472.


199 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör