Virüsün Yayılma Mekanizması ve Salgın


Yağmur Kurumuş – İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü


Bildiğimiz gibi yaklaşık 4 ay önce Çin’in Wuhan şehrinde yayılmaya başlayan ve yaklaşık son iki aydır dünya gündemine oturmuş birçok kişiyi enfekte etmekle beraber çok sayıda ölüme sebep olmuş dünyayı alarma geçirip birçok ülkede evden çıkma yasağını getirmeye zorlayan ve karantina süreçlerini başlatan bir virüsle karşı karşıyayız. Bu yazımda virüslerin işleyiş mekanızmasından ve salgından tabiki güncel olan COVID-19 virüsünden bahsedeceğim.


Öncelikle her microorganizma salgın yaratmaz ve çevremizdeki birkaç kişiye bulaşmış olması salgın diyebilmemiz için yeterli kalmamaktadır. Örenk olarak HIV de bulaşabilen bir virüs çeşididir yalnız salgın oluşturmaz. Salgın kelimesine baktığımızda bir microorganizmanın salgın yaratabilmesi için kısa bir zaman içinde canlıya zarar verebilecek bir hastalığı çevresindeki insanların hayvanların yada bitkilerin büyük bir bölümüne bulaştırması gerekmektedir. Yani salgın olarak adlandırabileceğimiz hastalık veya microorganizma bir çok hızlı yayılmalı iki bu kısa zamanda dahi çok insana bulaşabilmelidir. Öldürücü olup olmaması salgın kelimesiyle ilişkilendirilmesi için bir kriter değildir. Ancan salgınlar geçmişten günümüze öldürücü olmuştur veya birçok insana kalıcı zararlar vermiştir.


Mikroplar vaya mikroorganizmalar muhtemlen dünyada barımaya başlayan ilk canlılardan bazılarıdır. Çoğu kendi başına çoğalamadığından genelde konak hücreye ihtiyaç duyarlar. Günümüzde ise her yerdeler çoğu yararlı mikroorganizma olmasına rağmen bazıları vücudumuzdaki hücrelere zarar verir bedenimiz ateş öksürük ishal gibi belirtilerle bu microorganizmalara tepki verir. Bağzıları bağışıklığımızı tamamen olumsuz etkileyip bizi öldürebilir. Salgınlara esasen iki tür mikrop sebep olur bakteriler ve virüsler. Virüsleri bakterilerden daha güçlü yanı ise bir türden başka bir türe yayılmasında çok daha uygun bir yapısının olmasıdır. Çoğu salgın yaratabilecek virüsler hayvanlardan geçmiştir örneğin kuş gribi kuşlardan domuz gribi domuzlarda HIV sempanzelerden ebola yarasalardan ve sivrisneklerden de birçok salgın hastalıkların geçtiği tespit edilmiştir. Virüsler türler arası geçiş yaptığında özellikle insana bulaştığında zoonotik virüs adını alır (3). Bu virüsler hızla mutasyona uğrayabilen virüslerdir dolayısıyla yüzeyini değiştirip immün hücrelerimizin onları tanımasını geciktirir. Birinci dünya savaşı sırasında oluşan bir salgından bahsedecek olursan insanda bulunan mevsimsel grip virüsü ve kuşlardaki kaz tavuk ördek gibi hayvanlara bulaşan kuş gribi bir domuza bulaştı ve zoonotik bir virüs oluşturdu H1N1 virüsü (3). Bu virüs mevsimsel grip virüsünün özelliklerinden dolayı insanlara kolayca bulaşabiliyordu yalnız kuş gribi virüsünün özelliklerinden dolayı immün sistemimizin bu virüsü tanıyıp yok etme mekanizmasını olumsuz etkiliyordu. Savaştan dolayı ve tabiki de teknolojik gelişmelerden ötürü hastaların gemilerle taşınması gibi (3). Geçmişten günümüze birçok hastalığın taşınmasında teknolojinin çok büyük etkisi olmuştur kara veba çiçek hastalığı ve benzeri hastalıklar hızlıca tüm dünyaya yayıldı ve birçok insanın ölümüne sebep oldu. Tabiki tıbbi alandaki gelişmelerle çoğunun aşısı yapıldı ve vücudumuzda hastalık yapmayan antijenlerin enjekte edilmesiyle immün hücrelerimizin uygun antikor üretmesini sağlıyor hastalıkla karşı karşıya gelindiğinde de o hücreleri kolaylıkla tanıyıp yok ediyordu.


Vahşi yaşamda neredeyle 1.6 milyon virüs var ve biz nerdeyse sadece üç bin tanesini biliyoruz belki de çok daha çabuk bulaşan çok daha ölümcül olan binlerce virüs var. Bu virüslerin aslında çoğunun geçişi farklı yollarla olabilir örneğin SARS (2). 2002 de karşımıza Çin’de rastlanan bir virüs olup yine kedi yılan yarasa gibi hayvanlarla beslenilmesi sonucu iinsan bulaşıp zoonotik bir virüs haline geldi. SARS ilk çinde çıktı daha sonra Hong Kong ve Vietnama bulaştı. Hızla yayılan virüs şiddetli akut solunum sendromu olarak adlandırıldı. Virüs bulaştığını fark etmeyen insanlar çeşitli ülkelere uçuş yaptıkları için hastalık hızlıca yayıldı. Belirtikleri ateş öksürük solunum zorluğu olan virüsün ilk belirtileri hafifti ve fark edilmiyordu (2). Virüs ne yazıkki havanın yardımıyla da çok hızlı yayılıyordu ve hastalanan insanların %10’una yakın öldürdü. Beklenmedik bir şekilde aşı ve başka yöntemler denenemeden, belkide havanın ısınması belkide çeşitli çevresel nedenlerden dolayı SARS virüsü ortadan kayboldu.

COVİD-19 ise aralık ayında Çin’in Wuhan şehrinde yarasadan insana geçip zoonotik bir virüs haline gelen insandan insana bulaşmaya başlamasıyla 4 ay içinde tüm dünyayı saran etkileri SARS’a olan benzerliğiyle SARS-CoV-2 olarak adlandırılan bir virüstür. Coronavirüs pozitif polariteli bir RNA virüsüdür. Coronavirus’lar, Coronaviridae ailesi, Orthocoronavirinae alt ailesi içinde yer alırlar (1). Orthocoronovirinaea alt ailesi dört cins ve bu cinslerin altında da çok sayıda alt cins şeklinde sınıflandırılmaktadır: Alfa, Beta, Gama ve Deltacoronavirus cinsleri. Bu cinsler altındaki virüsler insan, yarasa, domuz, kedi, köpek, kemirgen ve kanatlılarda bulunabilmektedir. Belirtileri SARS’a çok yakın olmasıyla birlikte solunum zorluğu ateş kuru öksürük, yeni haberlere göre hastalığın başlarında tat ve koku kaybı görülmektedir. Virüsün vücudumuzda ilerleme mekanızmasına genel olarak bakacak olursak corona RNA barındıran ve proteinden kılıfı olan normalde canlılık özelliği göstermeyen ve konak hücreyi kullanarak canlılık özelliği kazanan bir yapıdır (virüslerin genel yapılarıdır coronaya özel bir şey değildir). Çoğu yüzeyde cansız olarak dayanıp bir konak hücre bulduğunda rahatça kendini çoğaltabilir ve vücudu enfekte edebilir (1). Daha çok yüz bölgesindeki mukozadan içeri giren ve akciğerlere inen virüs tür hedef organları genelde bağırsak dalak ve iç organlardır. Bağışıklık sistemi zayıf herhangi solunum yolu rahatsızlığı olan yada diyabet gibi bünyeyi zayıf hale getiren hastalarda 65 yaş üzeri insanlarda çok daha ciddi etkileri vardır ki ölümlerin çoğu 65 yaş üstü insanlarda gerçekleşmiştir. COVİD-19 akciğer epitel hücrelerindeki spesifik reseptörlere bağlanıp genetik materyalini enjekte eder ve hücreye kendi genetik materyalini kopyalatır. Hücre kritik noktaya geldiğinde ise kendini imha eder ve virüsler diğer hücrelere yayılmaya devam eder (1). Virüslerin en tehlikeli yanlarından bir ise öldürmese bile kalıcı hasara yol açabilecek olmalarıdır. İmmün hücrelerimiz virüsle savaşmaya geldiğinden onların sitokin yapılarını (immün hücrelerinin haberleşmeleri için gereken proteinler) bozarak neutrofillerin ve katil T hücrelerinin kendi sağlıklı vücut hücrelerine bile saldırmasına yol açarlar bu da kalıcı hasarlara hatta ölümlere bile yol açabilir. Çoğu insanın bağışıklık sistemi kontrolü ele alır ve hastalığı hafif semptomlarla atlatıp iyileşmesini sağlar.bunun yanı sıra dikkat edilmediğinde hastalığın kritik noktaya kadar ulaşabilme olanağı da vardır. Bu yüzden bu süreçte uyku düzeni beslenmeye dikkat etmeliyiz bağışıklığımız güçlendirici şeyler yapmalı ve eğer dışarı çıkmak zorundaysak hava şartlarına uygun giyinmeli eldiven takmayı unutmamalıyız. Eğer hafif hastalık belirtileri gösteriyorsar kesinlikle maske takmalıyız ve riski düşürmeliyiz.


Sayısı çok fazla olan ve daha keşfedilmemiş enfeksiyona sebep olabilecek birçok v irüs ve bakteri bulunmaktadır. Hala incelenmemiş ve nelere sebep olabileceğini bilmediğimiz birçok microorganizma vardır bu her ne kadar korkutsa da insanlık tarihinde birçok salgın yaşanmış ve gerekli tedbirlerle hsarlar minimuma indirgenmeye başlanmıştır. Evet teknolojisinin gelişmesiyle virüs ne kadar hızlı yayılsa da aynı zamanda teknolloji sayesinde tüm dünyayla bağlantı halinde kalıyoruz ve yeni gelişmeleri en hızlı şekilde takip edebiliyoruz bunun yanında bilim insanları birçok farklı ilaç üretimine devam etmekteler yakın zamanlarda daha sık yaşanmaya başlayan çeşitli salgınlar neeniyle virüs spesifik aşı yerine tüm virüslere karşı vücudumuzun üreticisi olup gelebilecek virüsleri tanıyabileceği bir mekanızma yaratmaya çalışıyorlar. Giderek bunun önemi ve ciddiyeti artmakta ve salgınların önlenmesi adına gelişmeler devam etmektedir.


Lütfen bu dönemde karantinaya uyum sağlayın ve siz de yayılmaması için üzerinize düşen görevi yapın evden çıkmayın ellerinizi yıkayın ve dikkatli olun bireyselliğin değil toplum olmanın önemini ve sadece kendi hayatınızı değil başkalarının da hayatını çok küçük bir dikkatsizlikle tehlikeye atabileceğinizi fark edin.






Kaynakçalar

1. COVID-19 (SARS-CoV2 ENFEKSİYONU) REHBERİ. (2020). Retrieved 20 March 2020, from https://hsgm.saglik.gov.tr/depo/covid19/rehberler/COVID-19_Rehberi.pdf

2. Two experts explain what other viruses can teach us about COVID-19 – and what they can’t. (2020). Retrieved 20 March 2020, from https://www.weforum.org/agenda/2020/03/coronavirus-covid-19-mers-sars-experts/

3. Tuna, N. (2019). Zoonotik Virüsler. Retrieved 20 March 2020, from https://www.klimik.org.tr/wp-content/uploads/2019/04/Zoonotik-Virusler.pdf

0 görüntüleme

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

Bizi Takip Et
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi