Yabancı Bir Yerde Uyumakta Neden Zorlanırız?


Stajyer Dr. Merve Karaal - SANKO Üniversitesi, Tıp Fakültesi

Saatlerce çalışılan günün sonunda eve döndüğünüzde bazen aklınızda olan tek şey uyku olur. Erken vakitlerde hemen uyumak için yatağınıza döndüğünüzde, normal uyku vaktinizde olmayan trafik sesleri, kahkahalar atarak dolaşan insanlar veya hala açık olan dükkanların rengarenk ve ışıltılı tabelaları bir türlü uyumanıza izin vermez. Her ne kadar yorgun olsanız dahi sürekli yatağınızda dönüp durursunuz. Kimi zaman yorgun olmasanız dahi normalde uyumaya alışkın olduğunuz bir yer dışında uyumanız gerekiyorsa, örneğin tatile gittiğiniz o konforlu oteldeki ilk geceniz veya yatılı kaldığınız arkadaşınızın evi, yine aynı şekilde uyumakta zorlandığınız olmuştur. Peki neler oluyor da o kadar uyku ihtiyacının içinde veya konforlu bir yatakta uyumakta zorlanıyoruz?


En temel fizyolojik işlevlerden olan uyku, zihinsel ve bedensel olarak yenilenmemizi sağlayan bir zaman dilimidir. Uyku, genlerden ve hücre içi mekanizmalardan, otonomik işlevleri, davranışı ve bilişsel işlevleri kontrol eden sinir ağlarına kadar biyolojik yapının her düzeyinde kontrol edilen ve biyolojik yapıyı her düzeyde etkileyen bir durumdur. (1) Yeterli olmadığı veya verimsiz olduğu anlarda kişinin mesleki performansının bozulmasına, iş yerinde kaza riskinin artmasına, sosyal hayata karşı uyum sorularının yanı sıra hayat kalitesinde azalma meydana gelir. Aynı zamanda; ciddi tıbbi, nörolojik ve psikiyatrik sorunların ortaya çıkışını kolaylaştırabilir ya da var olan semptomlarını şiddetlendirebilirler.


Uykunun başlatılması ve sürdürülmesinde “kortikal ve subkortikal” beyin alanları rol oynar. Uykuyu beyindeki ventrolateral preoptik çekirdek, hipotalamustan gelen kimyasal uyarılar doğrultusunda başlatır. Uyku, REM (Rapid Eye Movement-Hızlı göz hareketleri) ve NREM (NonRapid Eye Movement- REM olmayan) olmak üzere iki evreden oluşur. Bu evreler beyin sapındaki mezopontin çekirdekler tarafından kontrol edilir. Toplam uyku süresinin yüzde 80’ini oluşturan NREM döneminde 3 evre bulunur. Göz hareketleri yoktur ve yavaş beyin dalgalarının oluşmasıyla uyku derinleşir. Yaklaşık 90-110 dakika sürer ve ardından REM dönemine geçilir. REM döneminde girildiğinde göz bebekleri genişler ve hızlı olarak hareket etmeye başlar. Kalp ve solunum hızlarının artmasının yanı sıra sinirsel aktivite (beyin dalgaları) uyanık bir insandaki (alfa dalgaları) gibidir. Beyin dalgaları yüksek frekansta olmasına rağmen kişinin bu evredeyken uyandırılması güçtür. Yaklaşık 90-120 dakikalık NREM aralıklarıyla gece boyunca toplam 3-5 REM oluşur. Beyin dalgaları uyanıklık haline benzer ancak kaslarda atoni (herhangi bir vücut bölgesinde uyarılma yeteneğinin azalması, uyarıya karşı tepkinin zayıflaması) görülür. Bu sebeple %80’i REM döneminde gerçekleşen rüyalar sırasında vücudun hareket etmesi engellenmiş olur.


Yenidoğanda günlük 16-18 saate kadar çıkan uyku süresi yetişkinler için ortalama 4-11 saat arasında sürmektedir. Bu süreler kişiden kişiye değişmekle birlikte aynı yaş gruplarında ve tek yumurta ikizlerinde benzemesi ile de genetiğin işin içinde olduğunu göstermektedir. Halk arasında “gece kuşu” olarak adlandırılan bireylerin ise, geç saatlere kadar uyanık kaldıkları ve sabahları erken kalmakta zorlandıkları görülmektedir. Bu kişilerin günlük ortalama uyku süresi ortalamadan daha az olur. Buna tıp dünyasında “gecikmiş uyku fazı bozukluğu” (Delayed sleep phase disorder-DSPD) denmektedir. 2017 yılında Cell dergisinde yayınlanan bir araştırmada, bir gen mutasyonun buna sebep olduğu görülmüştür. Sirkadiyen ritmimizi (vücudun biyolojik saati) düzenlemekten sorumlu olan ve bir nevi uyku vaktimizi ayarlayan CYR-1 geninde meydana gelen mutasyon “gece kuşlarının” gününün daha yavaş geçmesine benzer etki oluşturur ve gen mutasyonu olmayanlara göre biyolojik saatleri 2-2,5 saat geriden gelir. Bu sebeple geç saatlere kadar uyanık kalırlar ancak gündüzleri uyanmakta zorluk çekerler. Bu şekilde bir bozukluğu olmayan insanlar için bir gece dahi uyuyamamak ertesi günlerini çekilmez kılabiliyorken ortada herhangi bir sorun yokken neden yeni bir yerde uyuyamıyoruz?


Uyku bozukluklarının araştırıldığı laboratuvarlarda (polisomnografi laboratuvarı) yapılan testler, kişinin alışık olduğundan daha farklı bir çevrede gerçekleştiği için ilk seferde kötü bir uyku geçirmesine sebep olur ve araştırmacıların hiçbir veri toplayamamasıyla sonuçlanır. Bu durum “First Night Effect (FNE)” olarak adlandırılmaktadır. FNE; uyku başlangıcının gecikmesi, düşük uyku verimi, azalmış ve gecikmiş REM, artmış alfa dalgaları ile tanımlanır. Brown Üniversitesi bilişsel, dilsel ve psikolojik bilimler profesörü Yuka Sasaki ve ekibi FNE’ye neyin sebep olduğunu merak ettiler ve araştırmalara başladılar. Araştırma sonucunda, alışık olunmayan bir ortamda uyunduğunda beynin yalnızca bir yarım küresinin (hemisfer) sağlam uyku uyuduğunu, diğer yarım kürenin ise bir savunma mekanizması olarak uyanık kaldığını keşfettiler. İnterhemisferik (beyin yarım küreleri arası) asimetrik uyku olarak tanımlanan bu durumun bazı denizde yaşayan memelilerde ve kuşlarda görülmesi ve bir nevi savunma mekanizması olarak çalışması, araştırmacılara bu durumun insanlarda ne gibi etkileri olduğunu düşündürdü. Beynin hangi tarafının genellikle uyanık kaldığını anlamak için düzenlenen ve 35 kişinin katıldığı deneyde, FNE etkisi altındaki kişiler sırayla sağ ve sol kulaklarına ses verilerek uyandırıldılar. Sağ kulağa yakın ses verildiğinde kişilerin daha hızlı uyandığını kaydettiler. Sağ kulak, sol beyin ile bağlantılı olduğu için sol tarafın uyanık kaldığını ve uyarı anında hızlıca kişiyi uyanması için uyardığını düşündüler. Yapılan bir diğer deneyde, uyku derinliğini gösteren yavaş beyin dalgalarının sağ tarafta daha fazla olması, sol beynin kişiyi tehlike durumlarından korumak için yeni bir ortamdayken uyanık kaldığını ve bu sayede beklenmeyen bir uyaran olduğunda kişiyi hızlıca uyandırmaya çalıştığını kanıtladı.


Yeni bir ortamda uyunan gecenin sabahı uyandığınızda hafif bir yorgunluk hissediyor olmanız da yalnızca beyninizin bir yarım küresinin uykusunu almış olmasındandır. İkinci gün aynı yerde uyuduğunuzda ise beyin artık ortamı tehdit olarak algılamadığı için yarım küreler arasındaki yavaş dalga farkı tamamen kayboluyor ve daha güzel bir uyku uyumanızı sağlıyor.






Kaynakçalar

1. Ertuğrul A, Rezaki M. Uykunun Nörobiyolojisi ve Bellek Üzerine Etkileri. Türk Psikiyatri Dergisi 2004; 15(4):300-308

2. Patke A, Murphy PJ, Onat OE, Krieger AC, Özçelik T, Campbell SS, Young MW. (2017) Mutation of the Human Circadian Clock Gene CRY1 in Familial Delayed Sleep Phase Disorder. Cell. 2017 Apr 6;169(2):203-215.e13

3. Tamaki M, Won Bang J, Watanabe T, Sasaki Y. Night watch in one brain hemisphere during sleep associated with the first-night effect in humans. Curr Biol. 2016 May 9; 26(9): 1190–1194

4. Byun JH, Kim KT, Moon HJ, Motamedi GK, Cho YW. The first night effect during polysomnography, and patients’ estimates of sleep quality. Psychiatry Research 274 (2019) 27–29

0 görüntüleme

Türkiye'nin Tek Popüler Genetik Bilim Dergisi

Bezelye Dergi ISSN: 2587-0173

Bizi Takip Et
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Instagram Simge
  • White Twitter Icon
  • Icon-gmail
  • kisspng-white-logo-brand-pattern-three-d
  • images
  • medium
  • Dergilik
  • YouTube

© 2019 by Bezelye Dergi