beyaz logo.png

Yeniliğin Kalbinde İnsan


 

Nagehan Uzuner - İletişim Doktora Adayı, İstanbul Bilgi Üniversitesi, İletişim Bilimleri Doktora Programı

 

Bağlı cihazlar (connected devices) ve nesnelerin interneti (internet of the things: IoT) hızla hayatımızın her alanına giriyor ve aynı hızla alışkanlıklarımızı dönüştürüyor. Aralık 2019’dan bu yana tüm dünyayı etkisi altına alan Covid19 salgını sonucunda yakın gelecekte, bağlı cihazların küresel birer norm haline gelmeleri muhtemeldir. Bağlı cihazlar sağlık, ulaşım, ticaret, enerji, çevre, eğlence, yaşam alanları, endüstriyel alanlar gibi yaşamımızdaki pek çok kavramı dijitalleştirerek etkisi altına almıştır. Yaşam alanları, endüstriyel alanlar ve kamusal alanlarda kullanılan acil çıkış ve aydınlatma yönetimi ürünleri, ev otomasyonu ve enerji tüketim sistemleri gibi pek çok alandaki nesne, internet üzerinden izlenmekte ve yönetilmektedir. Zamanla diğer cihazlarla iletişim kuramayan, kendilerine iletilen bilgilere göre hareket edemeyen ve uzaktan çalıştırılamayan ürünlerin kullanımları azalacak ve bunlar istisna ürünler olarak kalacaklardır. Bu cihazların gelişimi arttıkça ve binalardan geçen veri akışı daha da karmaşık hale geldikçe, yapıların da dijitalleşen dünyaya adaptasyonları gerekmektedir. Cisco’ya göre 2014 yılında tüm dünyada 14 milyardan daha az sayıda bağlı cihaz varken 2020 yılı itibariyle bu sayının 50 milyarın üzerinde olacağı ve yapı sektöründeki nesnelerin interneti pazarının 2020 yılı itibariyle %20’den fazla büyüyeceği öngörülmektedir. Web sözlüğüne göre internet bağlantılarıyla; işlev, bilgi, kullanım veya çevreleriyle etkileşim açısından katma değer sağlanan nesnelere, bağlı cihazlar ya da nesnelerin interneti adı verilmektedir[1]. Böylece internet çağında çalışma prensipleri doğrultusunda artık nesneler de insanlar gibi akıllı olarak tanımlanmaktadır.


Giyilebilir Teknolojiler Dünyası

Günümüz dijital dünyasında "giyilebilir" teriminin yeni bir anlamı daha ortaya çıkmıştır. Giyilebilir kavramı artık yalnızca doğada sert koşullarda bir dağcının ya da sualtı sporlarıyla ilgilenen bir sporcunun çeşitli özellikleri sebebiyle giyebildiği kıyafetler bağlamından uzak bir anlamda kullanılıyor. Bunun yerine bugün giyilebilir kavramı, bir iş insanının bileğindeki akıllı bir saat, konsol oyunlarına düşkün bir oyuncu tarafından başına takılan bir sanal gerçeklik destekli gözlük (Virtual Reality glasses: VR glasses), bisikletçi ya da motosikletçi kaskındaki bir sensör veya bir atletin koşu takibi için kullandığı akıllı bir giysi gibi çeşitli aksesuarların görüntülerini gündeme getiriyor. Son yıllarda, akıllı teknolojilerle giyim sektörü de geleneksel modayı işlevselliği de kapsayacak şekilde genişledi. Bu işlevsellik, ister bir e-postanın kontrol edilmesi, ister bir konsol oyuncusunun dünyanın bir ucundaki başka bir oyuncu tarafından eşzamanlı olarak kovalandığı bir hedefe koşması ya da antrenörün atletin koşusunu izlemesi olsun, tüm bunlar mobil bilgi işleme olarak tanımlanmaktadır. Günümüz giyilebilir teknolojilerle donatılmış giysi ve aksesuarlar, fiziksel özelliklere, zevklere ve tarza bağlı olarak kişinin ihtiyaçlarına ve duruma özgü olarak kişiselleştirilip özelleştirilebilmektedir. Giyilebilir teknolojiler kişiselleştirilerek yapılandırılabilir. Kısacası giyilebilir teknolojiler; bilgisayar oyunları, sağlıklı yaşam, kamu güvenliği, eğlence, sağlık hizmetleri gibi pek çok alandaki mobil bilgi işleme imkanı ile hayatlarımızı dönüştürüyor[2].


İnsan cildi

Çeşitli sensör ve giyilebilir teknoloji türleri yeni olsa da insanlık tarihi boyunca en başından bu yana varlığını kesintisiz bir biçimde sürdüren bir "algılama" teknolojisi var: insan cildi. Cilt, insanın nihai sensörüdür. İnsan vücudunun en büyük organı olarak cilt, yalnızca insanı dış etkenlerden koruyan fiziksel bir bariyer olmakla kalmaz, aynı zamanda sıcaklığı, korku, keyif ve acı veren çeşitli - hem dış hem de iç - uyaranları algılar, bunlara uyum sağlar ve tepki verir. Temelde beş duyuyu oluşturan dokunma, görme, işitme, koku ve tat alma duyusuna yanıt verme konusunda kendine özgü benzersiz bir yeteneğe sahiptir. Fiziksel olarak insan cildi yumuşak, pürüzsüz, esnek ve oldukça güçlüdür. Cilt, fiziksel ihtiyaçlar da dahil olmak üzere bireyin değişen ihtiyaçlarını karşılamak için içinde bulunduğu koşullara göre gelişir ve değişir. Yaralandığında, zamanla iyileşir ve çoğu durumda kodlandığı biçimde "orijinal" durumuna geri döner. Bu durumda insan cildi, bilgi işlem paradigmasında, uyarıcıyı algılayan ve beyne ileten bir girdi-çıktı cihazıdır ve cildin tepkisine yansıyan yorum ve eylemi bulmak amacıyla beynin bilgisinden yani işlem gücünden yararlanır. Dolayısıyla insan cildi, doğanın tasarladığı bir bilgi işlem sistemindeki bir I/O kodlamasıyla çalışan bir aygıta benzeyen güçlü ve çok yönlü bir sensördür[2].


Giyilebilir Teknolojilerin Özellikleri

Sensör, "enerjiyi veya maddeyi algılamak, bulmak veya ölçmek için kullanılan ve cihazın yanıt verdiği fiziksel veya kimyasal bir özelliğin algılanması için sinyal veren bir cihaz" olarak tanımlanır[3]. Tüm sensörlerin giyilebilir olması gerekli değildir, ancak tüm giyilebilir cihazların çeşitli algılama becerilerine sahip olması ve konforlu olması gereklidir. Kullanım konforu açısından giyilebilir cihazların olabildiğince hafif ve kullanıcının vücuduyla uyumlu olacak şekilde değişken olması beklenir. Örneğin bir sağlık merkezinde yoğun bakımda yatmakta olan bir hastanın yaşamsal belirtilerini izlemek amacıyla kullanılan giyilebilir bir cihazın fiziksel özellikleri, hastanın düzgün bir şekilde yatmasını engelliyorsa, önemli sağlık sorunlarına yol açabilir. Benzer bir şekilde bir sporcunun kullandığı giyilebilir bir cihaz eğer fiziksel formu sebebiyle sergileyeceği performansına engel olursa, bu giyilebilir teknolojinin benimsenme veya kullanılma olasılığı da o kadar düşük olacaktır.


Bir yandan ergonomik özelliklerin yanı sıra estetik ve tasarım özellikleri de giyilebilir bir cihaz veya teknolojinin kabulü ve kullanımında önemli rol oynar. Antik Yunan’da figüratif sanatların gelişmesiyle ortaya çıkan estetik kavramı, özellikle giyilebilir cihazın başkaları tarafından da görüldüğü durumlarda öne çıkan en önemli özelliğidir[4]. Bu sebeple, bir kullanıcının üzerindeki giyilebilir bir cihazın başkaları tarafından görülme olasılığı yüksekse, cihazdan estetik olarak göze hitap etmesinin yanı sıra işlevselliği karşılayıp bir yandan da modaya hizmet etmesi beklenir. Aslında, giyilebilir cihazların günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle, giyilebilir cihazların kabul edilmesinin sosyolojik yönleri, araştırma için heyecan verici yollar açıyor. Giyilebilir teknolojilerde ideal olan, cihazın kullanıcının kıyafetinin veya aksesuarlarının ayrılmaz bir parçası haline gelmesidir. Giyilebilir cihazlardan bireyin doğal bir uzantısı haline gelerek amaçları doğrultusunda hizmet etmeleri beklenir. Arzu edilen ideal kullanıma uyması için fonksiyonel ve esnek olması; kısacası insan cildi gibi davranması hedeflenmektedir[3].


Giyilebilir teknolojiler kullanım ihtiyaçlarına göre işlevsel ve kolayca yapılandırılabilir olmaları amacıyla tasarlanmaktadır. Örneğin sadece adım sayan ya da kalp atış hızını ölçen tek işlevli giyilebilir cihazlar amaçları doğrultusunda oldukça kullanışlıdır. Ancak pek çok durumda anlamlı ve kapsayıcı bir analiz yapabilmek için tek bir veri analizi yerine birden fazla parametre izlenmektedir. Dolayısıyla farklı işlev veya veri akışları için birden fazla giyilebilir cihaza sahip olmak, bireyin bir cyborg gibi görünmesine yol açabilir. Her ne kadar farklı cihazlar birden çok veri akışı için etkili olsa bile kullanım konforu bakımından caydırıcı olacaktır. Giyilebilir teknolojilerin duyarlılıkları, gerçek zamanlı veri toplama ve etkileşim derecesini etkinleştirmek için yeterli veri bant genişliğine sahip olmalıdır. Bu nedenle, giyilebilir cihazların tasarımında bu nitelikler dikkate alınmaktadır.


Teknoloji üretimimizi ve tüketimimizi ölçmek, izlemek ve yönetmek açısından bize çeşitli olanaklar sunar. Giyilebilir teknolojiler ise bireyi post-modern dünyanın -üretici ve tüketici sözcüklerinin portmantosu olan- prosumerları yani ihtiyaç duyduğu hizmeti eş zamanlı olarak üretirken bir yandan da bu hizmeti kendisinin tükettiği tüketen üreticileri olarak melezleştirir. Geleneksel olarak hasta bakımında hastayı gözetlemek için bizzat odasında ya da yakınında bulunmak gerekirken, geliştirilen giyilebilir teknolojiler yardımıyla hastanın bileğine takılan bir akıllı bileklik ile onu uzaktan izlemek mümkün olabilmektedir. Bu yaklaşım da bir bakıma nüfusu ekonomik bir kaynak olarak gören ve insan bedenini de bir şekilde siyasete araç eden biyo-politika ve biyo-iktidar tartışmalarını beraberinde getirmektedir[5].






Referanslar

  1. La Dynamique d’Innovation de L’Internet Des Objets Legrand. Dossier Press Eliot. Erişim Tarihi: 24.04.2021 https://www.legrandgroup.com/sites/default/files/fck/News/groupe/Dossier-Presse-Eliot-FR.pdf

  2. Park, S., & Jayaraman, S. (2021). Wearables: Fundamentals, advancements, and a roadmap for the future. In Wearable sensors (pp. 3-27). Academic Press.

  3. Kress-Rogers, E. (1997). Biosensors and electronic noses for practical applications. Handbook of Biosensors and Electronic Noses, Medicine, Food, and the Environment, 3-39.

  4. Mara, W. (2018). Body image in the media. ProQuest Ebook Central https://ebookcentral.proquest.com

  5. Lemke, T. (2013). Biyopolitika, çev. U. Özmakas, İstanbul: İletişim Yayınları.




45 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör