beyaz logo.png

Yeryüzünün Gizli Sahipleri


 

Nurhayat Kayar - Biyoloji Öğretmeni, Baksan Mesleki Eğitim Merkezi

 

Yeryüzünde bir tartışmadır gider ve evrenin sahipliği konusunda afilli sözler söylenir. Ancak insan bu sahipliği abartıp doğanın işleyişini baltaladığında doğanın hiç hesapta olmayan geri bildirimleri ağzımızın tadını kaçırır. İşte böyle zamanlarda insanoğlu evrenin gerçek sahipliğini kimin yaptığı konusunu yeniden sorgulamaya başlar. Böyle durumlarda hemen yanı başımızdaki temel bilimler tek başvuru kaynağı olur. Aslında Biyoloji bilimi bizi yeni araştırmalara götürür. Sadece bu zamanlarda yeniden farkına vardığımız öteki varlıklar insana yaşamın gizli sırlarını öğretir. Ve yeniden bir tartışmadır başlar, insan ve fark ettikleri. Değerler yeniden sorgulanır ve cevapları bulmak için yeniden araştırmalar başlar. Belki de yapılması gereken doğanın gizli sahiplerini keşfettikten sonra doğaya geri dönüş hizmetini hiç unutmamak. Yalnız bu konuda insanın alması gereken çok mesafe var. Sürekli diğer canlılara üstünlük taslayan insan sonunda doğanın bozulmasına yol açıp sonra da düzelmesi için yol arar. Canlıların habitatlarını ve ekolojik nişlerini önemsemeyen çevre politikaları da bu kaosun artmasına yol açar. Öyleyse insanoğlu diğer canlılarda olmayan keşif ve yaratıcılık özelliğini doğayı korumak ve sorguladığı yaşamdaki diğer canlıları tanımak için kullanmalıdır. Bu açıdan bakıldığında şu anda denizlerimizi tehdit eden müsilajı üreten ama gözle göremediğimiz mikro canlılardan gelen sesi duymakla yükümlüyüz. Ne dersiniz evrenin gizli sahipleri bize artık dikkatli ol insanoğlu demedi mi? sizce. O zaman gelin bir de bu gizli sahiplere ve ortaya çıkan örneklere yakından bakalım.


Müsilaj Fenomeni


Son günlerde gündemi kurcalayan müsilaj fenomeni karşımıza yeryüzünün gözle göremediğimiz sakinleri olan fitoplanktonları çıkardı. Ve biraz araştırdığımızda gördük ki bu müsilaj birikmesi olayı batıda yaklaşık 250 yıldır [1] varolan sorunlardan biri. Ancak yapılan çalışmalar gösteriyor ki her ortaya çıktığında turizm, halk sağlığı, balıkçılık gibi bir çok konuda ciddi alarmlara neden olmuş durumda. Örneğin Adriyatik Denizinde meydana gelen müsilaj artışının N/P oranındaki bir değişikliğin neden olmasının bir sonucu gibi görünmektedir. Mikro alglerin bileşiminde ve büyüme hızında son zamanlarda, ilkbaharda organik nitrojen DON/DOP fosfor oranının artmasının müsilaj oluşumu ile birleştiği gösterilmiştir. Ayrıca, fitoplankton üzerinde otçulların otlatma basıncının azalmasıyla bağlantılı alg salgılarının artan üretiminin bir sonucu olarak müsilaj üretildiği öne sürülmüştür[1]. Ayrıca bugüne kadar, Adriyatik denizinde müsilaj salgınlarını tahmin etmek için güvenilir bir hipotez formüle etmek henüz mümkün olmamıştır. Elde edilen veriler, bazı önemli müsilaj olaylarının kökenini etkileyebilecek çevresel faktörler hakkında başka düşünceler ortaya koymuştur. Buna göre 2002–2004 yılının Haziran ayındaki sıcaklık ve tuzluluk değişimleri müsilaj salgını meydana geldiğinde gözlendi. Dikkate alınan kimyasal faktörler arasında DIN/TP (fitoplanktonun azot/fosfor limitasyonu)oranı en önemli olarak bulunmuştur. Müsilajın mevsimsel görünümü sırasında sürekli bir eğilim olarak, tutarsız bir parametre gibi görünen sık zamansal değişkenlik gösteren DIN/DIP (Dinoflagellatların aldıkları zarar verici nitrojen oranı)oranı önemli bir bulgu olarak ilkbahar ve yaz aylarında fitoplanktonun polisakkarit içeriğinin artmasını ve müsilaj artışını getirmiştir[1].


Şekil 1: Eceabat ve Nara bölgelerindeki mercan zengini habitatların sirkalittoral bölgesinde, Çanakkale Boğazı'nda 31 Aralık 2020'de 39-51m derinlikte kaydedilen müsilaj olayı. A-B: Savalia savaglia, C: Paramuricea clavata; D: Eunicella cavolini; E: Polycyathus muellerae; F: Sünger Axinella cannabina ve P. clavata; G: Parazoanthus axinellae; H: P. muellerae [2].


Deniz ortamındaki müsilajın kökeni esas olarak iki ajana atıfta bulunur. Planktonik organizmalar ve bentik filamentli algler gibi. Son zamanlarda, müsilaj sıklıkla en önemli zararlılar arasında ilişkilendirilmiştir. Mercanlar, korallijen(Akdeniz’e özgü su altı habitatı) ve deniz otu gibi deniz bentik toplulukları üzerindeki etkiler örtü fasiyeslerinin birbirine dolanması gibi olumsuz etkileri nedeniyle yataklar ve muhtemelen zamanla anoksiye neden olan fizyolojik süreçleri askıya alır Bu aynı zamanda pelajik balıkçılığı da olumsuz etkilemektedir. Zamanlama olarak müsilaj oluşumu, önceki çalışmalarda olduğu gibi çoğunlukla beklenmedik ve değişkendir. Hem yaz hem de kış aylarında büyük olaylarla ilgili rapor edildi. Belirtilmelidir ki, ekolojik değişimleri anlamak için planktonik bolluğu kötü etkileyen müsilaj olayları sırasında da deniz habitatlarında besin zincirinin daha fazla izlenmesi için çok önemlidir[1].


Yukarıda belirtildiği gibi tarihte bildirilen bir dizi büyük ölçekli müsilaj olayı vardır. Okyanus, deniz ve geniş anlamda, dünyanın kıtasal deniz bölgeleri açısından. Türk denizlerinde ise ilk kez masif müsilaj gözlemi Marmara Denizi'nden rapor edilmiştir. Son bulgular, fenomenin baştan sona ezici bir şekilde etkili olduğunu gösterdi. Marmara Denizi'nden oluşan Türk Boğazları dahil Türkiye kıyıları, İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı kamuoyunun dikkatinde kritik bir artışa neden oluyor. Ve Pelajik balıkçılıkta endişe verici etkiler içinde bulunuyor. Bu oluşumun olumsuz etkileri ve deniz ortamında iklim değişikliği ve ötrofikasyon ile ilişkileri son zamanlarda çok daha fazla araştırma ilgisi alıyorlar. Yapılan bu çalışmada mercan türlerinin gözlemlendiği derinlik karşı akımlarla 30 m derinlikte bile ölçüm yerlerinde oldukça değişken olan 5-14 m derinlikte etkilidir. Çalışılan istasyonlar mevcut 39-51 m arasında sirkalittoral bölgeyi temsil eden boğazın iki yakasında derinlikler, büyük miktarda mercan faunası nedeniyle oldukça önemli yerlerdir, S. savaglia, P. clavata ve P. muellerae gibi. Bir skleractinian mercan türü, P. muellerae, aynı zamanda Çanakkale Boğazı'ndaki en büyük topluluğa sahiptir. Onlar tamamen Eceabat bölgesindeki diğer birçok omurgasız hayvanı barındıran kayalık bölgeleri örten kolonilerin içinde. Bu arada S. savaglia ve P. clavata da bölgedeki deniz biyoçeşitliliğinin değerli bir özelliğidir. Yapılan çalışmalarda aynı istasyonlarda ölçülen deniz suyu sıcaklıklarda anomaliler tespit edildi. 2014 ve 2020 ‘de yapılan ölçümler anormalliklerin son 20 yılda artan müsilaj salgının sebepleri ile ilişkilidir[2].


Müsilaj, yüksek oranda ekzopolimerik bileşiklerden yapılır. Deniz organizmaları tarafından salınan kolloidal özellikler fitoplankton eksüdasyonu dahil olmak üzere fotosentetik olarak türetilen karbonhidratların stresli koşullarda farklı süreçler yoluyla (örneğin , P-sınırlı diatomların ürettiği büyük miktarlarda polisakkaritin ölüm yoluyla ve hücre duvarının kalıntılarının ayrışmasıyla) ve prokaryotların sınırlı hidrolize etme yeteneği ile birleştirilebilir. Bu ekzopolimerler hücre dışı enzimler aracılığıyla büyük moleküllerin salınmasına ve birikmesine yol açar. Bu süreçler prokaryotların ve fitoplanktonların viral enfeksiyonları ve bunun sonucunda hücre lizizi (viral şant) ile ilişkilidir. Bu durum çözünmüş organik maddelerin salınmasına ve birikmesine katkıda bulunur. Nedenleri ne olursa olsun denizde müsilaj oluşumunu tetikleyen bu fenomen sosyoekonomik sonuçları nedeniyle kıyı bölgelerinde artan bir endişe yaratmıştır. Yapılan çalışmalar deniz müsilajının virüsler ve prokaryotlarla ilişkili olduğunu göstermiştir. Deniz müsilajı üzerine yapılan mikroskobik analizler büyük miktarda prokaryot ve viral bolluğun varlığını açıklamıştır. Müsilaj sırasıyla hipoksi durumları tetikleyip yaygın olarak anoksiye neden olabilir. Müsilaj fenomeni artmaya devam ederse sıklığı ve süresi ve kıyı bölgelerine yayılması Akdeniz'in artan sıklığı ve uzantısı bazı deniz hastalıklarının olası sonuçları ile sonuçlanabilir. Geçmişte, “Vibrio cholerae paradigması”müsilajın kademeli etkilerinin ilk önemli örneğini temsil etti. Neden olduğu ekosistem değişikliğinin neden olduğu potansiyel yeni paradigma iklim değişikliğinin sinerjik etkisi ve deniz kaynaklarının kötüye kullanılmasının neden olduğu ekosistem değişikliğinin potansiyel yeni paradigması deniz ekosisteminin doğrudan ve dolaylı antropojenik etkilerinin ve diğer yandan potansiyel olarak genişleyen bir virüs taşıyıcısı bakteriler olan patojenik formlar dahil olmak üzere insan ve deniz organizmalarının sağlığı üzerindeki etkilerinin genişlemesidir[3].


Görüldüğü gibi insan faktörüyle ekosistemin dengesinin değişmesiyle ortaya çıkan fenomen olan müsilaj evrenin öteki sahiplerinin yaşamlarının değişmesiyle ortaya çıkmaktadır. Ancak yine görülmektedir ki ekosistemin dengesinin yeniden dengeye gelmesinde etkili olan faktör yine insandır. O halde küçük bir farkındalık yaratmak olan yazı amacına ulaştığında evrenin diğer sahiplerine olan bakış açısını da daha özgür kılmak mümkün olabilecektir.





Referanslar 1. Fabio Ricci, Nunzio Penna, Samuela Capellacci and Antonella Penna, Potential environmental factors influencing mucilage formation,13 December 2013

2. H. Barış Özalp, First massive mucilage event observed in deep waters of Çanakkale Strait (Dardanelles), Turkey,2021

3. Roberto Danovaro , Serena Fonda Umani,, Antonio Pusceddu, Climate Change and the Potential Spreading of Marine Mucilage and Microbial Pathogens in the Mediterranean Sea,27 July 2009





48 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör